Filmde, Saygın ve varlıklı bir mimar, tesadüfen yolu düştüğü bir Çingene obasında yaşayan genç ve güzel Nazlı ile tanışır. Farklı dünyalara ait olmalarına rağmen, aralarında kısa sürede güçlü bir duygusal bağ oluşur. Ancak bu ilişki, daha en başından itibaren hem mimarın ait olduğu varlıklı ve modern çevrenin hem de Nazlı’nın bağlı olduğu geleneksel oba düzeninin tepkisiyle karşılaşır. İki genç, sınıf farklılıkları ve toplumsal önyargılar nedeniyle kendilerini zorlu bir mücadelenin içinde bulurlar. Aşkları büyüdükçe, çevrelerindeki insanların baskıları ve kendi dünyalarının kuralları onları giderek daha fazla sıkıştırır. Nazlı’nın özgür ruhu ile mimarın toplum içindeki konumu arasında oluşan uçurum, ilişkilerini sürekli olarak sınar. Film boyunca, iki farklı yaşam biçiminin ve kültürel değerlerin çatışması, karakterlerin duygusal dünyalarına da yansır. Öte yandan hikâye, yalnızca bir aşk anlatısı olmaktan çıkarak aile bağları, geçmişte yaşanan kırgınlıklar ve özlem duygusu üzerine de yoğunlaşır. Geçmişten gelen sırlar ve aile içi hesaplaşmalar, karakterlerin hayatlarını derinden etkilerken, aşk ile toplum baskısı arasındaki mücadele filmin dramatik yapısını oluşturur. Film, sınıfsal farklılıklar, aidiyet duygusu ve imkânsız aşk temalarını duygusal bir Yeşilçam melodramı içinde işler.