Hikâye, genç bir kadının uzun yıllardır kuzenine karşı içinde büyüttüğü gizli aşkı saklamasıyla başlar. Kuzeninden aldığı davet, onun için büyük bir umut olur; çünkü genç kadın, sonunda sevdiği adamdan bir evlilik teklifi alacağını düşünmektedir. Ancak gerçekleşen buluşma, hayallerinin tam tersine büyük bir hayal kırıklığına dönüşür. Genç adam, ona aşkını ilan etmek yerine başka bir kadına âşık olduğunu söyler ve bu ilişkiyi gerçekleştirebilmek için kendisinden yardım ister. Sevdiği adamın mutluluğu için kendi duygularını bir kenara bırakan genç kadın, arabuluculuk yapmayı kabul eder. Fakat genç adamın aşkı karşılık bulmaz; sevdiği kadın, başka biriyle evlenmeye karar verir. Bu ağır reddediliş, genç adamı derin bir bunalıma sürükler. Hayata olan bağlılığını kaybeden adam, acısını unutabilmek için kendisini içkiye ve umutsuzluğa bırakır. Onun bu yıkımını izlemek zorunda kalan genç kadın ise, yıllardır içinde taşıdığı sevgiyi ve çektiği acıyı daha fazla gizleyemez. Sonunda, tüm duygularını ve yaşadığı hayal kırıklığını anlattığı bir veda mektubu bırakarak hayatından çıkar. Genç adam, bu mektubu okuduğunda gerçek sevginin aslında hep yanında olduğunu fark eder. Ancak bu farkındalık çok geç gelir; çünkü genç kadın artık kendi yolunu seçmiş, geride ise pişmanlık ve kavuşamayan bir aşkın hüznü kalmıştır.