Filmde, Bestekâr Asım, eşi ölümcül bir hastalıkla mücadele ederken oğlu Kenan ile birlikte büyük bir yoksulluk içinde yaşamaktadır. Yaşadığı çaresizlikler ve eşinin ölümü, Asım’ı derin bir kedere sürükler. Oğlunun daha iyi bir hayat kurabilmesi için Kenan’ı yatılı okula gönderen Asım, yaşamının son döneminde “yalnızlar” için büyük bir beste yapmaya başlar; ancak bu eserini tamamlayamadan hayata veda eder. Yıllar sonra eğitimini tamamlayan Kenan, hayatta yapayalnız kalır ve geçimini sağlamak için meyhanelerde şarkı söylemeye başlar. Babasının anılarıyla yüzleşmek ve onun yarım kalan hayalini gerçekleştirmek isteyen Kenan, çocukluğunun geçtiği eski köşke geri döner. Bu dönüş, hem geçmişin acılarını yeniden yaşamasına hem de babasının tamamlayamadığı besteyi bitirme arzusunun güçlenmesine neden olur. Bu süreçte Kenan, çocukluk aşkı Nalan ile yeniden karşılaşır ve aralarındaki eski duygular tekrar canlanır. Kenan’ın müzikteki başarısı onu kısa sürede şöhrete ulaştırırken, ün ve çevresindeki entrikalar aşklarını zorlamaya başlar. Yaşanan trajik olaylar sonucunda Nalan’ın engelli kalması ise hem Kenan’ın hayatını hem de aşklarını derinden etkiler. Film, bir yandan şöhretin bedelini, diğer yandan yalnızlık, fedakârlık ve yarım kalan hayallerin insan hayatındaki yerini duygusal bir Yeşilçam melodramı olarak anlatır.