Ortalama puan
2,2
8 Puanlama
5
0 Eleştiri
4
0 Eleştiri
3
1 Eleştiri
2
1 Eleştiri
1
1 Eleştiri
0
4 Eleştiri
Sırala
Filtrele:
Hepsi
Mertin sinemada beni korkutugunu ama seneryo konusunda destek almasi gerektigini soyleyebilirim akil vermek gibi olacak ama kucuk kardes kısır olmayacakti fatma buyuk abiden Hamile kalacak Asenaysa çocuğun kendi eşinden olduğunu ogrenip kadinı oldurecekti Oğuzhan da muzeyene gitikten sonra abisini ve yengesini oldurecekti bu sayede hem anlaşılır hemde daha mantıklı olurdu
Filmin senaryosunu kızılcık şerbetinin senaristiylemi yazdınız hayatımda kızılcık şerbeti de dahil bu kadar iğrenç hikaye bilmiyorum düpedüz Müslüman Türk ahlakını bozmaya yönelik yeşilçam vari bir hikaye.İnanç ve ibadetle bu kadar ahlaksızlığı nasıl da her yerde birleştiriyorsunuz Müslüman olmayanların içinde hiç mi kötü insan yok veya bütün müslümanlar kötü mü hangi amaca hizmet etmeye çalıştınız. film 90 tl olduğu için kalabalık salonda gereksiz konuşmalar eşliğinde film izlemek de kötüydü.aa 90 liraya film varmış diyen bütün vaktini nerede değerlendireceğini bilmeyenler salondaydı,sinema salonunda arkadaşınızla aşkınızı milletin gözü önünde nasıl yaşayabiliyorsunuz oyunculuklara bir şey diyemem onlar iyiydi amatörce çekilmiş bir film değildi.
Filmde en kaliteli oyunculuk kaynana hanımın Müzeyyen hanım abartıldığı kadar iyi bir oyunculuk göşta mantıklıydı sonra saçmaladı konusu iğrenç tavsiye etmiyorum.
Tecrübeli korku yönetmeni Mert Uzunmehmet'in yeni filmi Üç Harfliler: Mühür, 25 Eylül itibarıyla vizyona girdi.
Hakkında söylenecek oldukça fazla şey olan bir korku filmi...
Ve ben önce filmin beğendiğim taraflarından başlamak istiyorum.
Film, genel anlamda sinematografik açıdan oldukça kaliteli bir iş. Çekim açıları, müzik, ses tasarımı, oyunculuklar ve kurgu bir bütün olarak çok başarılı. Emeği geçen herkesin eline sağlık.
Özellikle filmde kullanılan mekanlar benim çok hoşuma gitti. Önceki filmlerden farklı olarak bu yapımda farklı mekanlar tercih edilmiş, sanat açısından da güzel işler ortaya konulmuş.
Zaten atmosfer konusunda Mert Uzunmehmet'in artık belli bir standardı olduğunu düşünüyorum. Film boyunca oluşturulan atmosfer, rakip Türk korku filmleri arasında dikkat çekici bir seviyede.
Bu standardın korunması da ister istemez insanı umutlandırıyor. Keşke diğer korku filmlerinde de benzer bir teknik ve görsel kaliteyi daha sık görebilsek...
Korku filmlerinin olmazsa olmazı meşhur jumpscare (ani irkilme sahneleri) başarılı bulduğum bir diğer nokta. Son dönemde izlediğim birçok korku filminde ani irkiltme sahnelerinin beklenen etkiyi yaratmadığını düşünüyorum. Ama bu filmde farklıydı bir şeyler.
Jumpscare zamanlamaları oldukça başarılıydı. Bazı sahnelerde koltuktan zıplatmayı başardı :)
Bunda da görüntü, ses tasarımı ve zamanlamanın birlikte kullanılması çok önemli...
Filmde olağanüstü varlıkların doğrudan gösterilmesi yerine, karakterin bulunduğu ortamda gizemli şekilde hareket etmeleri daha ilgi çekici olmuştu.
Örneğin bir varlığın karakterin arkasından bir anda geçmesi ya da bulunduğu odanın içerisinde gizemli şekilde dolaşması, bana doğrudan gösterilmesinden çok daha korkutucu geliyor.
Genellikle Amerikan korku sinemasında gördüğümüz bu yaklaşımın filmde kullanılması da özellikle hoşuma gitti.
Filmdeki sahneler arası geçişler kontrollüydü. Durup dururken siyaha düşen ve atmosferi kesen geçişlerin fazla kullanılmaması filmi daha bütünlüklü hissettirmiş. Üç Harfliler serisinde bu yenilikleri görmek mutlu etti. Olayların ve mekanların birbirinden kopuk ilerlememesi; film kendi atmosferini koruyarak devam etmesi hoşuma gitti.
Gelelim filmin en önemli kısmına: senaryo. Filmi izlerken onlarca kez "keşke böyle olmasaydı" dediğim şeydi senaryo...
Hikâyenin bağlandığı yer bana oldukça absürt geldi. Hatta filmin en büyük probleminin finali olduğunu düşünüyorum. Çünkü o son, bir anda tüm filme bakış açınızı değiştiriyor.
Elbette senaryo yazarlarının, anlatılan olayların Falcı Müzeyyen'in aktardıkları doğrultusunda kaleme alındığını ve bu nedenle yaşananları “olduğu gibi aktardıklarını” söyleyerek kendilerini savunabilecekleri bir taraf var. Sonuçta gerçek hayatta yaşandığı iddia edilen olaylardan yola çıkıldığı söylenebilir. Buna bir şey söyleyemem.
Fakat bu film özelinde, hikâyenin böyle bir sonla bağlanmasını keşke görmeseydik.
Filmden bir puan kıracak olsam, yalnızca bu noktadan kırardım. Keşke böyle bitmeseydi...
Film teknik açıdan, atmosfer açısından ve korku unsurlarının kullanımı bakımından beğendiğim bir film oldu.
Özellikle Mert Uzunmehmet'in bu alanda ortaya koyduğu standardı koruduğunu, hatta bazı noktalarda üzerine koyduğunu düşünüyorum.
Emeği geçen herkesin eline sağlık. Türk korku sinemasında teknik anlamda daha iyi işler görmeye devam etmek dileğiyle...
Hakkında söylenecek oldukça fazla şey olan bir korku filmi...
Ve ben önce filmin beğendiğim taraflarından başlamak istiyorum.
Film, genel anlamda sinematografik açıdan oldukça kaliteli bir iş. Çekim açıları, müzik, ses tasarımı, oyunculuklar ve kurgu bir bütün olarak çok başarılı. Emeği geçen herkesin eline sağlık.
Özellikle filmde kullanılan mekanlar benim çok hoşuma gitti. Önceki filmlerden farklı olarak bu yapımda farklı mekanlar tercih edilmiş, sanat açısından da güzel işler ortaya konulmuş.
Zaten atmosfer konusunda Mert Uzunmehmet'in artık belli bir standardı olduğunu düşünüyorum. Film boyunca oluşturulan atmosfer, rakip Türk korku filmleri arasında dikkat çekici bir seviyede.
Bu standardın korunması da ister istemez insanı umutlandırıyor. Keşke diğer korku filmlerinde de benzer bir teknik ve görsel kaliteyi daha sık görebilsek...
Korku filmlerinin olmazsa olmazı meşhur jumpscare (ani irkilme sahneleri) başarılı bulduğum bir diğer nokta. Son dönemde izlediğim birçok korku filminde ani irkiltme sahnelerinin beklenen etkiyi yaratmadığını düşünüyorum. Ama bu filmde farklıydı bir şeyler.
Jumpscare zamanlamaları oldukça başarılıydı. Bazı sahnelerde koltuktan zıplatmayı başardı :)
Bunda da görüntü, ses tasarımı ve zamanlamanın birlikte kullanılması çok önemli...
Filmde olağanüstü varlıkların doğrudan gösterilmesi yerine, karakterin bulunduğu ortamda gizemli şekilde hareket etmeleri daha ilgi çekici olmuştu.
Örneğin bir varlığın karakterin arkasından bir anda geçmesi ya da bulunduğu odanın içerisinde gizemli şekilde dolaşması, bana doğrudan gösterilmesinden çok daha korkutucu geliyor.
Genellikle Amerikan korku sinemasında gördüğümüz bu yaklaşımın filmde kullanılması da özellikle hoşuma gitti.
Filmdeki sahneler arası geçişler kontrollüydü. Durup dururken siyaha düşen ve atmosferi kesen geçişlerin fazla kullanılmaması filmi daha bütünlüklü hissettirmiş. Üç Harfliler serisinde bu yenilikleri görmek mutlu etti. Olayların ve mekanların birbirinden kopuk ilerlememesi; film kendi atmosferini koruyarak devam etmesi hoşuma gitti.
Gelelim filmin en önemli kısmına: senaryo. Filmi izlerken onlarca kez "keşke böyle olmasaydı" dediğim şeydi senaryo...
Hikâyenin bağlandığı yer bana oldukça absürt geldi. Hatta filmin en büyük probleminin finali olduğunu düşünüyorum. Çünkü o son, bir anda tüm filme bakış açınızı değiştiriyor.
Elbette senaryo yazarlarının, anlatılan olayların Falcı Müzeyyen'in aktardıkları doğrultusunda kaleme alındığını ve bu nedenle yaşananları “olduğu gibi aktardıklarını” söyleyerek kendilerini savunabilecekleri bir taraf var. Sonuçta gerçek hayatta yaşandığı iddia edilen olaylardan yola çıkıldığı söylenebilir. Buna bir şey söyleyemem.
Fakat bu film özelinde, hikâyenin böyle bir sonla bağlanmasını keşke görmeseydik.
Filmden bir puan kıracak olsam, yalnızca bu noktadan kırardım. Keşke böyle bitmeseydi...
Film teknik açıdan, atmosfer açısından ve korku unsurlarının kullanımı bakımından beğendiğim bir film oldu.
Özellikle Mert Uzunmehmet'in bu alanda ortaya koyduğu standardı koruduğunu, hatta bazı noktalarda üzerine koyduğunu düşünüyorum.
Emeği geçen herkesin eline sağlık. Türk korku sinemasında teknik anlamda daha iyi işler görmeye devam etmek dileğiyle...
çok komik bir filmdi umarım devamı gelmez, edit yapıp kendi korku filmimi yapsam daha korkunç olurdu umarım devamı gelmez.
Cin filmi mi muge anli mi izledim belli degil. Muge anlinin acilen buraya el atmasi lazim saglam malzeme cikar.
Hayatımda daha kötü az korku filmi izledim keşke niloya izleseymişim gerçekten asena keskinci gelip benim istedigim şeyleri yaparsa belki ozmn kabul edilebilir bi durum olur yani okadar bedava bile izlemeyin zaman kaybı.
- En son Beyazperde eleştirileri
- En İyi Filmler
- Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler