En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Şamil Ö.
Takipçi
171 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
30 Nisan 2017 tarihinde eklendi
Braveheart ülkemizde onbinlerce kez izlenmiş ve belki de yerli sinemaseverlerimizin en fazla bildiği yabancı filmler listesinde ilk üçe girebilecek bir film. Türk sinemaseverlerin Braveheart'a gösterdiği bu ilginin en büyük sebebi bence bizler gibi bağımsızlığını kazanabilmek için çok kanı dökülmüş bir millet olan İskoçların bağımsızlığını anlatması ve İskoç halkının bağımsızlık mücadelesi ile bizim Zaman'ında verdiğimiz mücadeleyi benzetmesi. Braveheart'ın dünya çapında neden bu kadar izlendiği faktörüne gelecek olursak ise tarihsel bir olayın, kişiliğin başarılı bir şekilde anlatımı, dolgun bir senaryo, başarılı bir prodüksiyon ve usta oyuncular diyebiliriz. Filmin yönetmen koltuğunda sinemaseverlerin yakından tanıdığı bir isim olan Mel Gibson oturuyor, sanatçı aynı Zaman'da başrolde de William Wallace karakterine etkileyici bir şekilde can veriyor. Murron rolündeki Catherine McCurmock ise filmde çok az görünmesine rağmen saf ve temiz güzelliğiyle izleyicinin aklında yerini alıyor ve Murrona, Williams gözüyle baktırıyor. Son olarak bütün bu faktörler Braveheart'ı 10 dalda Oscar'a aday gösterilmiş ve En İyi Film dalında 1996 yılının Oscar'ını almış kült bir eser yapıyor.
Ne güzel bir icattır şu SİNEMA.Başka bir anlamıyla bilmediğimiz bir çok şeyi farklı bir yoldan ifade edebilme,öğretme akımı.Yüzyılın en büyük buluşlarından biri.(biz TÜRK'lere göre cep telefonu ve inter netten sonra gelir nedense)Elbetteki sinemada yanlışı ve doğruyu ayırmak biz izleyicilere kalmış tabiki.Sinemada tam anlamıyla yeniden doğuş dediğimiz, TÜRK sineması akımına çok az kala,gösterime girmiş,bu neden den dolayı şanslı bir film olarak akım başlamadan yırtmış,belki de TÜRK izleyicisi tarafından en çok sevilen,en çok seyredilen ve TÜRKİYE'de peş peşe gösterime giren bir filmdir BRAVEHEART.Mel gibson'un 2.film yönet menliği olan bu film öyle bir filmdir ki;bir çok büyük filmi hayran kitle siyle geride bırakmış nadide eserlerden biri.Her ne kadar kurgusundaki hatalı tarihsel yanlışlıkları,tarihçiler tarafından eleştirilsede,bu za mana kadar hala bir çok insanın en özel filmlerinden birisi sanırsam CESUR YÜREK.Filmin ne kadar sevildiğine farklı bir örnek vermek gerekir se,bugün recep ivedik filmine gitmek için bilet bulamıyorsanız ki bu kapalı gişeden kaynaklanır,zamanında kapalı gişe oynadığı için bilet bulamadığınız tek yabancı film budur.
Uzun bir kurguya rağmen,Mel gibson'un yorumlamasıyla seyri lezzetli bir film çıkıyor karşımıza.Yönetmenin kurgusuyla 177 dakikalık bu film,kendisi kadar uzun bir çok filme nazaran,izlerken seyirciyi sıkma yan özelliğe sahip.Filmin oldukça fazla artıları olduğunu söyleyebilirim. Bunlardan ilki,görüntü yönetmenliği,muhteşem derecede muazzam görüntüler için,görüntü yönetmeni john TOLL doğru şeçim olmuş ki,bu filmle en iyi görüntü yönetmeni katogorisinde oskar almıştır.İkinci olarak müzikleri, TITANIC filmini sonrasında besteleyen james HORNER'in müzikleride sanırsam yüzyıl dahi olsa hafızalardan hiç çıkmayacak.Üçüncü olarak ise oyuncular,kendi adıma filmde kral 1. edward'ı oynayan, eskilerin oyuncusu olanPatrick MCGOOHAN filmdeki en iyi performanstı,yada hamish rolünde oynayan brendan GLEESON.Aslen neyse onu söylüyorum,tabiki filmin yönetmeni mel GİBSON;çok kaliteli bir yönetmenlik deneyimi.GİBSON film üzerinde o kadar derinden uğraşmışki en ince ayrıntısına kadar,bu da kendisine en iyi YÖNETMEN oskarını getirmiş haliyle.Ayriyetten makyaj ve ses çok iyi derece yapılmış.Savaş sahneleri için fazlasıyla uğraşılmış,buda ne kadar kaliteli bir film olduğunu koyuyor ortaya.
Kendi adıma çok beğendiğim CESUR YÜREK için sinemanın tarihsel bir lütfu diyebilirim.Dünya izleyicisine daha çok hitap eden,1995 oskar ödül töreninde en iyi film dahil beş oskar almış olan BRAVEHEART final sahnesinde ki ''özgürlük''kelimesiylede, bir çok insanın hafızasında unutulmazlar arasına çoktan girmiş bir film veya her anıyla akıllardan çıkmayacak bir yapım.Ama gerçek şudur ki bizim açımızdan william WALLACE'ın tarihini destansı bir şekilde perdede görmek çok umursadığımız bir şey değil,kendi tarihimizide bu kadar destansı anlatmak isterdik.1453 filminin bütçesi 17 milyon dolarmış,BRAVEHEART filminin bütçesi 70 milyon dolarmış,sorun bütçe değil,sorun iyi aktarabilmeyi bilmemekten geçiyor,sinemaya ticari açıdan baktığımızdandır.1453 kendi bütçesiyle daha iyi ellerde daha iyi bir filme dönüşebilirdi.Biz kendi sinemamızda belden aşağı filmler veya avrupa için daha çok sanat filmleri yapmaya devam edersek hep yerimizde sayıcaz maalesef.Sonuç olarak filme tekrar dönersek,''Camdan Kalp''filminin yönetmeni Fehmi Yasar'ın evrensel bir felaket diye yorumladığı film,aslen evrensel bir başyapıt ve gerçek olan şuki; evrensel bir izleyici tarafından en iyilerin arasında bulunduğu aşikar ve hiç unutulmayan tadından yenilmeyen bir film
Filmin gerek müziği gerekse konusu ve bu konunun işlenişi bakımından oldukça başarılı. Ve tabi ki de Mel Gibson'un göstermiş olduğu performans hafızalardan silinmeyecek nitelikte. Tüm bunlar kaliteyi arttırsa da bir filmde sadece tek bir karakterin performansı ile başyapıt olmak oldukça zordur. En azından benim açımdan 5 yıldız almaya ramak kalmıştı ki dur bir dakika dedim Mel Gibson'dan başka ön plana çıkan bir yan oyuncu var mıydı filmde? Kanaatimce yoktu bu yönüyle diğer tüm oyuncular vasat performans göstererek benim film arşivimde elit seviyeye girememişlerdir. Sonuç olarak bütün her şeyi bir kenara bırakın ve bu muhteşem filmi izleyin...
belkide buradaki en kötü yorumu ben yapacam malesef beklediğim gibi olmadı çok uzun ve sıkıcı geldi beni derinden etkileyemedi filmi beğenmedim belkide günümde değildim
Sinemaseverlerin büyük bir çoğunluğunun başyapıt olarak göreceği filmlerden biridir. Herşey güzel bu filmde. Bu filmi izlememek sinemaya saygısızlıktır :)
bu film de başyapıt değilse hangi film olabilir;şahsen savaş filmlerini sevmem ama duygusal ve tarihsel yanı daha ağır basan,inandırıcılığı yüksek oyunculuklar ve atmosferi(çevre,kostüm,replik vb)olan türünde ilk sıralarda yer alan bir başyapıt
gerçekten harika bir yapım birçok kez izledim gene izlerim özgürlük aşkını ve ingilizlerin ne kadar vahşet olduklarını gözler önüne seren bir film ve tabi ki aşk...
Her izledigimde hayranlik duydugum gerçek klasik diyebilecegimiz filmlerden . Içinde teknik hatalar barindirsa bile sinema olgusunun en üst noktalarindan.
Hayatım filmi defalarca izlemişimdir...filmin mükemmeliğine söyleyecek laf yok her şeyiyle kusursuz...bin küsür yorumun çogu eminim bunun üzerinedir...benim değinmek istediğim bazı tarihsel hatalar... 1-Stirling savaşı: Stirling savası aslında tam olarak bir meydan savaşı değildi iskoçların bu savaşı almalarının nedeni akıllarını kullanıp ingiliz ordusunu stirling köprüsüne çekip onları burda sıkıstırmaları ve köprünün daha sonra yıkılıp kalan ingilizleride telef etmesidir. 2-Fransız prensesini Wallace la olan ilişkisi:o sıralarda prenses daha cocuk yastaydı ve bir ilişkinin olması söz konusu değildi ve uzun bacaklı Edward Wallace idam edildikten cok daha sonra ölmüş olması 3-Kilt: tarihcilere göre iskoç kilti o yıllarda yoktu kilt yıllar sonra ortaya cıkmıstır... 4-William Wallace ın kılıcı:su anda yanlıs hatırlamıyorsam iskoçyadaki bir müzededir,ve filmdeki kılıçta buna göre yapılmıstır,ancak arastırmalar müzedeki kılıcın,William Wallacadan cok daha sonra yapılmıs oldugunu ve Wallace zamanının teknolojisini yansıtmadıgını söylemektedir. amacım filmi kötülemek değil dediğim gibi hayatımın filmi sadece farklı bir acıdan yaklasmak... FİLMLE İLGİLİ KÜÇÜK NOTLAR: 1-şimdiye kadar cekilen cogu filmde asker sayısı biilgisayarla arttırılmıstır ama bu filmde askerlerin hepsi gercektir ve bu sayıyı saglamak için irlanda ordusundan askerler kullanılmıstır 2- proje Mel Gibson a ilk kez götürüldüğünde,sadece yönetmenliği kabul etmiştir oynamayı red etmiştir ancak yapımcılar eger oynamayacaksan yönetemezsinde demişlerdir 3-filmde sonra iskoçyaya Mel Gibson'un William Wallace heykeli yapılmıstır 4-İskoçyada cocuklara verilen en yaygın isim William'dır. 5-Mel Gibson a tarihsel hataları sordukları zaman biz insanların istediği filmi cektik demiştir... aklıma gelenler bunlar...dediğim gibi amacım kesinlikle filmi kötülemek değil sadece değişik bir acıdan yaklastım... İÇİMİZDEKİ İRLANDALI: bu ingiliz atasözü irlandalıların Falkirk sa
Gerçekten tarihi savaş filmleri arasında tartışmasız en iyisi , 12 yıl boyunca acaba ikincisi çekirimi diye beklediğim bir film ,belki William Wallace babasının ölümünden sonra amcası yanına almıştı onu yetiştirmişti belki bunu anlatan mükkemmel bir filim olablilr=)
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.