Üzerinden tam 20 yıl geçmiş bugün bile izlediğimizde aynı etkiyi yaratıyor yönetmen alex proyas'ı kutlamak gerekir yarattığı gotik ve karanlık atmosfer iliklerinize kadar size işliyor ki normalde gündüz çekilen tek bir sahnesi bile olmayan filmler soğuk gelmiştir bana ama the crow öyle değildi ve tabiki Brandon lee onun performansı ve beklenmedik ölümüyle birlikte kült mertebesine erişmiştir film,müthiş bir performans sergilemiş gerçekten ve hazin ölümü herkes gibi beni de derinden yaraladı,geleceği olan bir oyuncuymuş eğer hayatta olsaymış çok farklı yerlerde olabilirmiş demeden geçemiyor insan...
En güzel intikam filmlerinden biri bence...Çok kaliteli ve izleyiciyi hiç sıkmayacağına inanıyorum ben izledim ve çok beğendim...Gerilim, aksiyon ve dram iyi işlenmiş...
Karga serisinin en güzeli.Filmin o kendine has havası bile filmi izlemek için yeter bir sebepti.Brandon Lee’nin ise bu filmin çekimleri sırasında talihsizce ölmeside ayrı bir trajedi tabi.
belki çoğumuz bu filmi Brandon Lee'nin hazin sonu olarak biliyoruz ama türünün en iyi öreneklerinden birisi..hem fantastik hem gerilim hemde romantik bir anlatımı vardı filmin..ama tabii ki en önemli özelliklerinden biriside Alex Proyas'ın çizmiş olduğu gizemli vede karanlık şehir kompozisyonu...bence izlenilmesi gereken filmlerden birisi...
Eğer sevdiğimiz kişiler bizden çalınırsa onları uzun yaşatmanın yolu onları sevmekten asla vazgeçmemektir.Binalar yanar , insanlar ölür ama gerçek AŞK ölümsüzdür... Film genel itibariyle harikaydı ancak filmdeki müzik uyumu ayrı bi güzeldi... 10/8.5
Aksiyon,gerilim,fantastik,çizgi roman değil sadece ölümsüz bir aşk hikayesi ayrıca.Sevenleri taeafından çoktan kült mertebesine ulaşmış bu filmi beyazperdede görmek çok keyifli.Alex Proyas ın ilk büyük çalışması da diyebiliriz.
Yaklaşık 10 yıl önce falan izlemiştim. Arşivimde duruyordu, bu gece çıkarıp tekrar izledim. Müthiş bir çizgi roman tarzı kara film. Herkesin seveceği tarzda bir film değil ama. Öyle ailecek falan izlenemez, sıkabilir. Ama gothic metali de çok seven biri olarak ben bu filmi seviyorum.
filmler gerçek dünyadan kaçışı simgeler çoğu kez insanlar için. bir gün bir film izlersinz. bir anti-ütopyada, omuzunda kargası, beyaza boyalı yüzü, acı dolu ama ironik replikleriyle kurşunun zarar vermediği bir ölüm meleğinin; 'katillerin katili' olarak kendisini ve sevdiği kadını öldüren bir grup kötüyü cezalandırdığı görürsünüz. o iki saat için gerçekler farklı oluvermiştir birden. zorbalık ve haksızlıkla, salt kötülükle mücadelenin başarılı olacağına, adaletin bir gün, bir şekilde yerini bulacağına dair inancınız artar. ancak adalet yerini bulsa, katiller hakkettikleri cehennemi yaşasa da iki gencecik insan hiç uğruna ölmüş, birlikte geçirebilecekleri bir ömürden olmuşlardır. her ne kadar filmin sonunda shelly ve eric’in yeniden birlikte olduklarını görsek de, insanlar ölse, gerçek aşk sonsuza dek sürse de, bu yönüyle içimi hep hüzünle dolduran bir filmdir the crow. bir intikam hikayesini anlatmakla birlikte kanımca aşk ve sevgi üzerine çekilmiş en güzel filmlerden biridir, romantizmin doruklarında gezinir. yan karakterlerin sağlamlığı, çekimleri, atmosferi, karanlık ve gotik yapısı, diyalogları, vermek istediği mesajları gözümüze gözümüze sokmayışı ile her zaman kalbimde ayrı bir yeri olacaktır. trajik bir raslantıyla brandon lee’nin filmin çekimlerinde ölmesi, sarah’nın 'real love is forever' demesinin ardından perdede beliren 'for brandon and eliza'yazısı da filmin sahip olduğu duygusal derinliği artıran bir yürek burgusudur...
Aşk ve intikam .. Genelde neden ve sonuç bellidir..Ama bir Karganın gözünden her şey farklı olabilir..Etkileyici müzikler ve derin diyaloglar .. Her sahnesine oldukça özen gösterilmiş temiz bir film..10/8,5..
alex proyas'ın dark city'den sonraki en iyi filmi. sonraki devam filmlerinin hiçbirisi aynı başarının yanına bile yaklaşamadı. sinema tarihinde yer edinmesi gereken bir film!
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.