Prestij
Ortalama puan
4,6
7146 Puanlama

895 Kullanıcı yorumları

5
432 Eleştiri
4
348 Eleştiri
3
32 Eleştiri
2
61 Eleştiri
1
9 Eleştiri
0
13 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
dikkat-virusumm
dikkat-virusumm

95 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
7 Mart 2007 tarihinde eklendi
hersey super oyunculuk seneryo harıka sadece tek dalda oscara aday olması cok kotu en fılm kazanan fılmden kat ve kat guzel...
kezz91
kezz91

2 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
7 Mart 2007 tarihinde eklendi
cidden dikkat etmiyoruz herkez o sona yakın bişeyler bekkliyordu ama o sonu beklemiyordu ama işin etkişeyici kısmı bir hırsın neler yaptırabileceğii .. aynı kadını aynı elbiseler,i ilizyon içinb aynı puanı paylaşmak......
nuri-arda
nuri-arda

8 değerlendirmeler Takip Et!

2,0
5 Mart 2007 tarihinde eklendi
herşey önceden bu kadar mı belli olur bir filmde...bence çok basit bir sonla bağlanmış ...sıkıcılğını bir kenera atıyorum sonu beni tatmin etmedi....benim için vakit kaybı oldu......
teo-17
teo-17

Takipçi 288 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
5 Mart 2007 tarihinde eklendi
Son 1 senede izlediğim tüm filmleri düşünüp, harcadığım zamana yanmama neden olan müthiş bir film.10/10
2-boyut
2-boyut

8 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
5 Mart 2007 tarihinde eklendi
Harika bir filmdi. Son zamanlarda izlediğim en iyi film ve arşivimin nadide parçası olan Olağan Şüpheliler'in yanına koydum. 10/10 veriyorum.
promethe-2
promethe-2

Takipçi 34 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
5 Mart 2007 tarihinde eklendi
gerçek her zaman gözümüzün önünde duruyor bize kalan sadece bakmak...bir wolwerine hayranı olarak rollerin farklı olmasını dilerdim sadece
fightclub89
fightclub89

14 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
4 Mart 2007 tarihinde eklendi
Su ana kadar geLmiş geçmiş en iyi 10 fiLmden biri... İnşaLLah bir gün biz türkLerde böyLe bir fiLm yapabiLiriz...
ilkerekleme
ilkerekleme

Takipçi 413 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
4 Mart 2007 tarihinde eklendi
The prestige

Öncelikle bir iki film çeken christopher nolan bu işe, daha yedi yaşında, donu sidikli bebe iken başlamış bu işe. Daha sonraları, üniversite öğrencisi olduktan sonra işe kendisini kaptırmış ve, çektiği kısa filmlerin arkasından, 'doodlebug' ve 'following' filmlerini çekmiş, ve de hepimizin bildiği, sıkıcı gibi görünse de, ilginç konusu ve de süper kurgusu ile insanı mıhlayan 'memento' filmiyle de voliyi vurmuştu..
İşte ardından bir yabancı filmin yeniden çevrimi olan 'insomnia'yı pek de kendi normlarının üstüne çıkmadan, belki de kafaya çakma olmayan senaryosunu fazla, dallandırıp, budaklandırmadan anlatmıştı Nolan; Al Pacino, ve de Robin Williams gibi iki büyük aktörü buluşturarak. Sonra da, 'olur mu, olmaz mı?' lar arasında, 'acaba, tim burton'ın mirasına nasıl sahip çıkacak?' gibi septik düşünceler arasında çektiği, 'Batman begins' filmi ile, 'gotik' yapıya yeni bir bakış açısı getirdi; belki de her zamankinden daha bir 'kara şovalye' portresi çizdi. Christian Bale gibi, milletçe 'empire of the Sun' filminden kısa donlu halleri bilinen, süper bir aktörü yeniden göz önüne de getirdi.

İşte bu filmlerden sonra da, yaklaşık 10 senedir süre gelen, 'yeni çağın en iyi yönetmenlerinden birisi' olma ünvanını sürdürmesi için, belki de yine iyi bir film çekmesi, kendisine has diliyle, yalın kamera çekimlerine döşediği, süper kurgusu ile bezemesi gerekiyordu..

Ve de, bomba gibi bir kadroyla, 'hollywood'un yeni karizmaları'ndan iki tanesinin başına, 'İngiliz babası' bir sağlam aktörü koyarak yola yeniden başladı. Filmin adı da, bildiğimiz kadarıyla 'The Prestige' idi.. Hugh Jackman, Christian Bale, aksanı ile bile insanı etkilemeye yeten, yetebilen bir Michael Caine, bonus olabilecek nitelikte bir Scarlett Johansson, ve de, şarkılarını pek bir beğenmesem de, 'under pressure' parçasından dolayı sempati ile baktığım, yine de, 'nikola tesla' rolünde David Bowie, onun sadık yardımcısı rolünde de, göründüğü yerlerde rolünün hakkını fazlasıyla verebilen bir 'gollum' Serkis..

İşte böyle malzemeyi eline almış olan, Nolan hepsini iyi yoğurmuş, her şeyi iyi bağlamış, o yılların görüntüsünü iyi vermiş; şimdilerde biraz ön plana çıkabilen 'ilüzyon' olaylarına bağlanan filmlere iyisini eklemiş, belki de ' önümüzdeki yıllarda kült olabilecek' bir filme, hatta 2006 senesinin en iyi filmlerinden birisine imza atmış.

Senaryosu ile konuşmak için, belki de tek tek ayrıntılar incelendiğinde, sayfalar dolusu şeyler yazmak lazım ama, bence film esnasında büyük ayrıntılar beklemeye gerek yok, ya da 'öküz altında buzağı arama'ya.. Ki bence bu filmin esasında, aralarında gerçekten de husumet bulunan, ve de 20. yy. a damgasını vuran, iki başarılı bilim adamı olan, Edison ve de, Tesla'nın hikayesine de başka bir gözle bakılmış. Ayrıca, gerçekte var olan olayları, daha çok Tesla'nın gözünden anlatan, belki de, yine gerçekte de, Tesla'nın var olan haklılığını yine onun yüzünden, bakış açısından, perspektifinden anlatarak çok iyi bir iş çıkarmış.. bir de zannımca, filmin diğer bir noktası da, ilüzyon olayından çok, 'klon' olayına da genel bir bakış.. bu 'sihirbazlık' numaralarının altında belki de, birçok numara daha aranabilir, ama Nolan elinde bulunan bütün bu motifleri ince ince, sağlam bir kurguyla işlemiş..

Filmin sonu gerçekten de, pek bir beklenmedik şekilde bitiyor. Şimdi film çok övülmesine rağmen, ara sıra, filmi izlerken 'bunun burada olması belki milletin ilgisi çekilsin diye burada böyle yapılmış, ama çok saçma, ya da birbirleri ile bu sahneler bağdaştırılmamış' denilebiliyor.

Filmi izledikten sonra, insan gerçekten de kendi kendisine bir sürü soru yöneltebiliyor;

- filmin içeriği ile bilgiler içerebilir-
örneğin, ilk aklıma gelenlerden birisi, Angier, Tesla'dan bu makineyi aldıktan sonra, tiyatro sahibine gösterirken, makinenin içine girip, yok oluyor başka bir yerden çıkıyor. Gerçek sahnede iken, klonunu oluşturabiliyor. Peki bu makine böyle iki yönlü bir makine miydi? Tesla ilk bu makineyi verirken, sadece klon olayını ortaya çıkardı. Öteki tarafı niye gösterilmedi, ya da angier bunu tiyatroda gösterirken, niye ilkin yok olup da başka bir yerden çıktı..
- sonra, filmin sonunda, borden'ın yanında iken, 'lord' olarak gelince, önce bir şaşırdım. Daha önce öldüğünü gösteren kişi de, hugh jackman'dı. Peki bu eleman klonu ise, bir insanın klonu yine insanla aynı şeyleri yapmak zorunda değil midir. İnsanın bir kopyası, ya da onun bir yanılsaması ise, nasıl olur da, birisi yaşarken diğeri yaşar, ya da bu ölen kişi, klon değil de, angier numara yaparken bulunan 'sarhoş eleman mıydı'. Burası da muallak brnim için.. sonra eğer de, sarhoş eleman değilse, bu adama noldu.
- bir de şu olay var. Belki bu filmin ana hatlarından birisi de, ' iki iflah olmaz sihirbaz' arasındaki rant kavgası, prestij yarışı, ya da angier'in bitmek bilmeyen öfkesi. Peki borden gerçekten de, nasıl düğüm attığını ikizinin bilmiyorsa, daha sonradan, angier, borden'a ya da, ikizine denk geldiyse, - tamam hadi bilmiyordu- nasıl oldu da, borden, kağıda 'tesla yazdığında, gitti kendisi angier'in yanına, ikizini göndermedi..
- aynı zamanda, düğümün atılıp, angier'in karısının öldüğünü sahnede, olaylar neredeyse, bir dakika içinde gerçekleşiyor. Bu kadar zaman içinde, normal bir insanın nefesini tutamaması zor bir olay. Bir de, bu kadın bu fanusun içine girerken, ki kapağı kocaman, bu kapak kapandı mı, oraya o kadar hava dolar, bu kadar hava, bu kadar boğulma süresinden kurtulmak için yeterli değil mi..
- son sahnede de, angier öldü diyelim. Tam sonda gösterilen, fanus içindeki olayı anlamadım. Öldüğü yere daha önceden kimse gelmedi mi, ya da onu kimse görmedi mi, onu niye oraya koydu.

işte böyle ufak ayrıntılar, ya da kendimi kaptırmam sonucu anlayamadığım birkaç ufak noktası dışında, bende 'harika bir filmmiş' intibası uyandırdı. 'Edward Norton'ın oynadığı 'The Ilusionist' filmi de belki iyiydi, o da lezizdi ama, bu filmde, bana göre sırıtan birkaç nokta dışında, hemen hemen hata yok gibiydi.
Dediğim gibi, kurgusuyla, hikayesiyle, vermek istedikleriyle, görüntü kalitesi, özellikle parmak ısırtan oyunculukları ile kendisini izlettiren, bir yerden sonra kolay kolay bırakamadığınız, 'acaba ne kıllık çıkacak dur bakalım' lara sevk ettiren, kimi zaman, 'bu fallon'da var bir durum, ama dur bakalım' dedirten süper bir filmmiş.. eğer hala izlemeyenler varsa, gerçekten de, şiddetle tavsiye olunur. Yakın zamanda dvd'si çıkınca, edinmeyi düşünüyorum.. 10/9
anadolu721
anadolu721

7 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
3 Mart 2007 tarihinde eklendi
filmin başında sıkıcı bi film olcagı izlenimi vardı.ama süreç ilerledikçe basit bir ilizyonun kişiler arasındaki çekişmeye dönüşebilieceğini gözler önüne sermesi acısından gayet başarılı olmuş.oyunculuklarda çok ii,scarlett de cok ii:)) tavsiye ederim.verdiğinz paranıza değer en önemlisi..
alfylp
alfylp

19 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
3 Mart 2007 tarihinde eklendi
Film izlemek ve yorum yapmak zor bir iş değil... Film incelemeleri üzerinde duran, filmler hakkında medyada yorum yapan insanları uzun zamandır takip ediyorum. Hepsinin üzerinde durduğu konu; sektörün tıkanıklığı, yapımcıların kendini tekrar eden filmlerdeki inatları... Bu aslında önemli bir konuya temas eden, doğru bir teşhis ancak; yanlış olan, yorumcuların hala izlemedikleri filmleri görmezden gelmeleri ve yanılgılarını genel üzerinden kurmaları. 5 yıl önce gerçekten artık film izlemek eğlence değil, işkence haline gelmişti. Kendini tekrar eden, aynı konuları versiyon halinde önümüze koyan, kurgu hataları ve gerçekliğe kör filmler soğutmuştu, vizyondan beni... Fragmanını gördüğüm bir film dikkatimi çekti, filmin adı "Memento"...Filmin başında son sahneyle giriş yapılması serseme çevirmişti. Git gide en başa doğru film ilerledi. Her zaman kitapların ve filmlerin sonunu gördüğümüzde veya bildiğimizde okumak, izlemek sıkıcı gelir ya... İlginç bir şekilde filmin sonunu görmüş olmama rağmen, kilitlenip kalmıştım... O zamanlar yorumcular film için yorum bile yapamamıştı. Çünkü onlar için önemli olan; aksiyon, filmin magazin yönü(Titanic, Eyes wide shut vb... filmler) sevdikleri; eski tip film çeken yönetmenlerdi. Şu an Prestij için de aynı tip bir durum söz konusu, Cristopher Nolan kendine düşeni fazlasıyla yerine getirmiş; Huge Jackman, Michael Caine gibi sürekli çalıştığı isimlerle de güzel bir başarı yakalamıştı(Ama Academy üyeleri için film bence fazla karışık, zekâ düzeyleri için yeterli derece sade değil.) İşin özü Hıncal Uluç, bu seneki Oscar ödül törenin de hiç iyi film olmadığını söyleyince oldukça şaşırdım. Nasıl Prestij gibi bir filmi izlemez ve izlediyse de ayrıntı olarak göstermez diye... Kısacası son 5 senedir (Memento'dan beri) izlediğim en iyi filmdi. Yapımcılarına gerçekten hayranım, iki filmin de. Kurguları benzerlik taşıyor ama kendine has bir özelliği var. Christopher Nolan ve iki filminde senaryosunu yazan dahi adam; Jonathan Nolan, takip etmeye değer filmlere imza attılar. Biraz daha bilgi sahibi, sinema'dan anlayan insanlar Türkiye'de yorum yaparlarsa gerçekten sinemaseverler olarak mutlu olacağız. Atilla Dorsay gibi insanlar hala TV'ye çıkıp ahkâm keserlerken, Türkiye'de film yorumu izlemek bile işkenceye dönüşüyor. Million Dolar Baby'ye hayatımı değiştiren film demişti.))))))Gerçekten gülüyorum halimize, ülkede bize sinema dâhisi denen adam, böyleyse ve bu filmden etkilenmişse hiç sözüm yok. Ukalalık yapmak istemem ama bizler harcanıyoruz, paşa soyundan gelmediğimiz için, böyle adamlar yorum yaparak para kazanıyor. Prestij hayat değiştiren filmlerdendir, Tesla; unutulan ustayı hatırlattığı için bir ilktir ve asla zeki olmayan insanın izlememesi gereken bir filmdir.
Şapka sahnesi filmin büyüsünü anlatmaya yetiyor, sinema'dan anlayan izleyiciler için..."Are you watching closely" Yeterli derece de etkileyici, çünkü her sahne de dikkat sınırlarımızı zorluyor. Yazı hakkında yorum yapılırsa özel mesaj olarak bana atılırsa sevinirim. Bu film'den önce mutlaka izlemeyenler "Memento" filmini izlesinler kurgu hakkında bilgi sahibi olsunlar. Christopher Nolan arşivim vardır, herkesle paylaşabilirim.
kurtulus-esen
kurtulus-esen

12 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
3 Mart 2007 tarihinde eklendi
10 üzerinden 8 lik bir film... tavsiyemdir...
sdufizik
sdufizik

Takipçi 14 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
2 Mart 2007 tarihinde eklendi
bu senenin bence en iyi filmi kaçırmayın.
acisekerr
acisekerr

Takipçi 36 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
2 Mart 2007 tarihinde eklendi
vavvv be bu nasıl bı fılmdı bolee?hayretler ıcınde ızledım.mukemmel bır fınal olmus.9dan asagısı kurtarmaz
arz-elm
arz-elm

18 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
1 Mart 2007 tarihinde eklendi
çok hoş güzel bir film ama kurgulara o kadar alıştıkki sonu başında verilen her senaryo gibi etkiliyor ama etkisi kısa sürüyor ...ama ne dersek diyelim izlenmesi gerekilenlerden
zdguldiken
zdguldiken

7 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
1 Mart 2007 tarihinde eklendi
David Bowie ,o 1.sınıf bir aktor
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler