En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
nonself
Takipçi
27 değerlendirmeler
Takip Et!
2,5
4 Haziran 2008 tarihinde eklendi
Ahlaksızlıkta aşırıya kaçanları?! öldürme içgüdüsü üzerine yapılmış, kısmen başarılı sayabileceğim bir film. Senarist Bruce Evans kahramanlarına etrafta sıkça görülebilecek Mr. Brooks, Mr. Smith gibi isimler vererek, aslında öldürmeye yönelik psikopatinin bir çok insanın içinde gizlenmiş olabileceğini ve bunun yanında, etrafta kol gezen Mr. Smith gibi sayısız yavşağa bir gönderme yapmaktadır. Yalnız, öldürme içgüdüsü başlı başına ele alınacak olursa Mr. Brooks sadece ahlaksızlıkta aşırıya kaçanlara karşı bir öldürme güdüsü taşıyor ve nihayetinde bu hastalığından pişmanlık duyuyor olmasıyla izleyicinin hatırında kalan seri katillerden ayrı bir yerde durur. Örneğin, Henry (Henry:Portrait of a Serial Killer) için bütün insanlık öldürülesidir. Çocukluğunda annesinin ahlaksızlığına şahit olması ve bu yüzden yaşadığı travma nedeniyle özellikle kadınlar işkenceyle öldürülmeyi hak ederler ve eylemlerini gerçekleştiren Henry sadece yakalanmayacak kadar zekice tasarlama kaygısı taşımaktadır. Hunhardır, ürperti verir, en ufak bir pişmanlık belirtisi göstermez. Dr. Hannibal Lechter ( The Silence of the Lamb, 1991) insan beyni yerken işi felsefeye ve yapılan eylemin sanatsal değerine taşıyan ürperti verici bir hastadır. Öte yandan Francais Dolarhyde (Manhuter, 1986 ? Red Dragon, 2002) değişmekte olduğunu söyleyen takıntılı, baskın bir kişiliktir ve o da yaptıklarından pişman olmaz. Seven'dan (1995) hatırladığımız John Doe yedi ölümcül günahı işleyenleri vahşice öldürürken fiillerinde işkencenin dibine vurur. Mr. Brooks ise yapacağı eylemleri zekice tasarlayan, her şeyi ilmek ilmek işleyen son derece akıllı bir beyefendidir. Ahlaksızlıkta aşırıya kaçanları kendisine ait bir stil ile öldürür. Aslında bunu yapmak istememektedir. Ama öteki kişiliğine, iç güdülerine, egosuna engel olamaz. Böylece izleyici naifliği altında piskopatisini gizleyebilen ve neredeyse hoş görünen bir seri katil izler. Onun bu özelliği filme realitesini kaybettirir ve izleyiciyi duygulandıran romantik bir drama dönüşür Mr. Brooks.
Filmde anlatılan hikayelerden bi çoğu havada kalmış yani sonuçlanmıyor özellikle mr brooks un kızı,demi moore a karizmatik,babasının dikkatini çekmek için polis olan hırslı polis rolü yakışmış,kevin kostner da başarılı ama yinede eksikliklerle dolu bir filmdi bence.
ne iyi ne de kötü bir film olmuş... costner ve hurt çok güzel uyum sağlamışlar... moore her zamanki gibi silik bi karakter... ve dane cook başarılı bir performans sergilemiş, bu oyuncunun geleceği parlak... bence burada bırakma niyetinde değiller, bir devam filminin gelmesi muhtemeldir...
Film fena değil ama kesinlikle bir American Psycho değil bence,yan karakterler bana sıkıcı ve saçma geldi.Daha iyi olabilirdi.Kevin Costner'ın hiçbir filmde ortalamanın üstünde ve etkileyici bir performans verdiğini görmedim.Daha iyi bir aktörle daha iyisi yapılabilirdi.
filmdeki tek artı kevin costner’ın oyunculuğuydu diyebilirim.. onun dışında senaryo bize alışıldığın dışında bir şey vermiyor.. seri cinayet filmlerindeki klasik senaryo, hadi dedim izliyeyim belki değişik birşey vardır, ama yokmuş.. izlemeseniz de bir şey kaybetmessiniz..
açıkcası izleyene kadar önyargılı olduğum bir filmdi hem amerikada özelliklede türkiye de izlenmeyen bir film ama izledikten sonra izlemeyenlere şunu söylşebilirim kevin costner ın son 10 yılda oynadığı en iyi film durgun olmasına rağmen çok iyi bir seri katil filmi sıkılmadan izleyebilirsiniz
Dexter ı izledikten sonra bu film sıktı. Dexter dizi olmasına rağmen Brooks u solda sıfır bırakır. Kevin abiye de yakışmamış. Hele Dublaj Ağlıyor. Bi de nedir hocam bu ya dövüş kulübünden sonra herkes iki kişilikli karakterler yazmaya başladı. İyi ki tuttu.
filmin senaryosu güzel ilk başta ilgi çekici geliyor ama kevin costner ı pek sevmediğim için midir bilmem filme ısınamadım pek.Ama kendisini seviyorsanız oldukça beğeneceğinize eminim.
arkadaşlar film fena değil.. ama ne deyim hareket biraz daha bol olabilirdi bazen harbiden sıkıcı oluyor...filmi izlerken bunaldığım anlar olmadı değil...genel itibariyle şu an 3.cüsü oynayan filmden daha iyi diyebilirm...
90lı yıllarda yaşasaydık çok güçlü bi ikili olurdu Moore ve Costner ama unutmamak lazım ki onlar Roberts ve Hanks değiller yeterli etki yaratmazlar umarım güzel film olur
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.