En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
miroozkan87
Takipçi
254 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
25 Aralık 2005 tarihinde eklendi
yapılan yorumlarda filmi doğrulayan birkaç yorum yakaladım yani olay ne bekleyip ne bulmada bağlı...yılmaz erdoğanın stilini cok bilen biri olarak ben beklediğimi aldım ewet fazla speküle edilen bir filmdi ama ben böyle olacağını bekliyordum...şahsım adına konuşursam çok beğendim konu güzeldi espiriler çok anlamlı yerinde ve kömikti arkadaşlar nasıl espiri bekliyorladı bilmiyorum ama espiri anlayışlarımız belliki hiç uyuşmuyor...istanbul'u harika anlatan bir film özelliğini de taşıyor tüm güzellikler dolu dolu kullanılmış arka fonda gezinen muhteşem soundtracklarda cabası...benim acımdan yılmaz erdoğan senaryosuyla olsun oyuncu kadrosunun kaliteli oyunuyla olsun film konuşmuş.Yurt dışında da türkiyeyi çok iyi temsil edebilcek bir film...başarı kazanmaz ama istanbulu göğe çıkartır.bir de şunu söylemek istiorum yılmaz erdoğan ile tolga çevik'in bir konuşma sahnesinden sonra çalan müzik harikaydı:türkü ile jazz emprovizasyonunun karışımı harikaydı bayıldım..!
Bütünlüğüne baktığımızda iyi bir hikayesi olmayan ve sinemanın görsel anlatımı bakımından zayıf kalmış bi organize iş var karşımızda. Ama yukarda Allah var Cem Yılmaz yine almış götürmüşbe kardeşim. Bi rol böyle mi güzel çıkartılır.
Cem Yılmaz'ın olduu sahneler çok komik. Tüm sinemayı kahkaha baabında katarsisin şahikasına çıkardığını söyleyebiliriz:
-Şimdi siz hepiniz ağzınızı açın bakiim. (golf sopasıyla vuracak) Açın uleenn. (kadro zorla ağzını açar) Götüne güvenen varsa başka bi yerini açsın!
Diyalog üstadı olduğunu düşündüüm Yılmaz baba da bu babda iiydi. Filme o kadar da haksızlık etmemek lazım.
- Senin neyini seviyorum biliyor musun? - Bilmiyorsun abi.. - Yooook biliyorum! Sen temizsin oolm. Biz kirliyiz ama temizlik kiri gösterir. Bizler göstermeyiz!
Ama filmin hikayesi sağlam diildi. Örovizyon şarkı yarışması İstanbul görüntülerine bi çuval parayı gömdükleri çok belliydi. Bahadır Baruter'in bi karikatürü var ya adamlar bu film bi milyon dolara maloldu diyorda filmin afişinde başrol oyuncusu bi çanta dolusu parayı yakıyor.. işte o hesap.
Şimdi filmin temeli olan dolandırıcılık konusuna benzer filmlerden yola çıkarak bakalım. Küçük hırsızların büyük hırsızlardan aldığı intikamı konu edinen: The Sting (1973) -Paul Newman Robert Redford- filmi.
Ben de bu filmde en azından küçük hırsız büyük hırsızdan çok zekice intikam alır diye umdum. Buna dair çok zekice bi finali olabilirdi.
Zengin kadınların dolandıran bi çeteyi anlatan Steve Martin komedisi: Kirli Çürük ve Adi . Dolandırıcılıkla çok iyi durum komedileri yapılabileceğini gösteren bi abide gibi. Ve benim en beğendiğim dolandırıcılık filmi: David Mamet'in House of Games (1987) http://www.imdb.com/title/tt0093223/ Yılmaz Erdoğan'ın filminde olduğu gibi bufilmde de bi yazar dolandırılıyor.Ama ne dolandırmak. Çok zekice yazılmış bi senaryosu var Oyun Evi'nin (House of Games) Bu filmde pinpon topuyla kapı açma türüdünü bi keşif olarak görüyorum. Bilmiyorum zekice bişii var mıydı. Hatırlamıyorum. Yılmaz Erdoğan'ın kaderi buymuş. Onun filmi şimdi Çağan Irmağın filmiyle yarışacak. Ve mukayese edilecek. Ben olayı biraz baştan almak ve Perihan Mağden'in bi yazısıyla kurgulamak istiyorum. "Ahmet Hakan, Hürriyet'teki taze köşesinde, "Ben çok sıkıldım, bunaldım; aman siz sıkılıp bunalmayın, şu deli açması Türk filmlerine sakın gitmeyin" yazayazmış. Vay! sen misin bu Solidiatos Les Mokambos'a dil uzatan! Halen de 16 yaşındayken başrolünü oynadığı 'Küheylan' temsiliyle övünmekte olan ve bu tarz filmlerin aranılan g-string'i, pardon oyuncusu olan Mehmet Ali Erbil; açmış ağzını, yummuş gözünü." Neyse daha sonra Kelebek eki bunları fotoğraflarla seviştirmiş. Bu kısım hele bizi hiç ilgilendirmiyor. Konuyla alakasına gelmeden önce Organize İşler filminin gösteriminden önce M.A.E'in deli saçması bi iki filminin fragmanı oynadı. Halka filmine gönderme yapıyorlar. "Etek giyeceksen etek traşı ol" gibi kötü bi espri kafaya kafaya kakılıyor. Perihan Mağden "Biraz Özen" başlığı altındaki yazısında bunlara iyi bi cevap yapıştırıyor.Bunların sanatına laf sokmayalım "kimsenin jip parasıyla da oynamalım" diyor. Ama Ahmet Hakan bin bir ricayla barıştırılmalarına rağmen uslanmıyor ve Perihan Mağden'ide dinlemeyip Babam ve Oğlum filmi için: "Demek ki Memet Ali Erbil olmayınca güzel bi film olabiliyormuş" diye bi kelamda bulunuyor Yılmaz Erdoğan'da Ahmet Hakan'ın bu yazısına alınmış: Perihan Mağden'in yazısından devam edelim: "Büyük Üstat Yılmaz Erdoğan da birden Ahmet Hakan'a cevap şaklatmak ihtiyacıyla yanıp tutuşmuşlar. Büyük Beyinler'in cevabı da extra large oluyor tabii ki. 'Verelim 5 milyonunu da, konuşmasın,' buyurmuşlar. Ben epey zamandır sinemalarda 5 milyona film izlemiş değilim; belki Üstadın filmleri dampingli oynatılıyordur ve fakat o çok kazanan, 'cip ağası' konumlanmasında bir şahsiyet olarak, kaç adet film varsa Ahmet Hakan'ın hoşnut kalmadığı, çıkarıp hepsi için beşer milyon eski Türk Lirası'nı takdim edecek." Evet ben bu filmin çıkışımda paramı alabileceğim bi makam aramadım ama çok da memnun ayrılmadım işin doğrusu. Biraz da sebebi Çağan Irmak'ın son filminin güzelliğiydi. Çağan'ın filmi de hiç iyi başlamıyor gerçi. O hamile hanım kızımız o kadar kötü bi oyunculuk performansı çıkarıyor ki. Filmin ilerleyen sahnelerinde hiçkokvari tekrar önümüze çıkacaklar diye çok koktum. Ama Çağan seyirciyi o kadar güzel avucuna almasını bilmiş pata küte öyle güzel dövüyor ki ne desek boş.. Bazı otoriteler tiyatroyu üç sınıfta inceler. Yazar tiyatrosu. Yönetmen tiyatrosu ve oyuncu tiyatrosu. Çağan Irmak bize bi yönetmen sineması nasıl olur gösterdi. Zamanla cesurca oynayabildi. Slowmotion'unu Yılmaz gibi klişe bi yerde kullanmadı. Yer yer Felliniye gönderme yaptı. Kullandığı ve kopyalanan filmlerin kalitesi daha iyi olabilirdi ama elinden geleni yaptı.. Ne de olsa "evim olacağına bi filmim olsun
bence çok güzel. müzikleriyle replikleriyle dilimiz dolanan bir film oldu. bye bye hepiniz, organiz işler bunlar müzikleri. cem yılmazın plazma espirisi, bacımsın espirisi .aklımızda bu denli yer eden bir filmin puanı neden bu kadar düşük. kamera çekimleri de oldukça iyiydi ama senaryo basit kaldığından kurtaramıyor sanırım. sahne sahne ele alacaksak bence çok iyi bir film.
insanın içini ısıtan bir film.bu soğuk kış günlerinde gitmek ve istanbulun o dünyanın hiçbir köşesinde bulunmayan manzarasını izlemek çok keyifli oldu. yılmaz erdoğan inanılmaz bir oyuncu ve senarist olduğunu bir kez daha kanıtladı.tolga çevik ve özgü namalda çok başarılı.keyif alınarak izlenebilecek bir film.herkese tavsiye ederim..
Senaryo oldukça zayıf . Konuya ne zaman giriliyor film nasıl sonuç bölümüne giriyor hepsi içiçe geçmiş..Konu ise ( Kapkaççılık , İstanbul Çeteleri )çok yüzeysel işlenmiş olsa da Yılmaz Erdoğan yine karakter yaratmaktaki başarısını sürdürmüş. Çete ve Süpermen ve Cem Yılmaz 'ın oynadığı karakter nevi şahsına münhasır. Tarantinovari diyalogları çok beğendiğimi söylemeliyim.İstanbul Görüntüleri çok güzel çekilmiş olsa da filmle bağlantısı biraz havada kalmış.Filmin finali ise tamamen inandırıcılıktan uzak tam bir facia olmuş.Filmin sonundaki Nil Karaibrahimgil 'in müziği ve şarkı sözleri ise tam oturmuş.
SPOİLER : Süpermen in kendini anlatırken - "tabut hikayesini" kastederek "Abi , ben nerde bir cenaze görsem hemen yardıma koşarım . ben böyleyim işte " demesine bittim valla ...
açıkçası büyük bir merakla bekledim filmi..ve bügün izledim..tamam bir film yapılmış,para harcanmış emek verilmiş ama ne bileyim,sanki filmde bi eksik var..çok iyi olmuş diyemicem..
Türk sineması adına böyle başarılı filmleri görmek gerçekten güzel.Yılmaz Erdoğan Cem Yılmaz gibi seyircinin nabzını çok iyi tutuyor.Kahkaha tufanı yaratan bir konusu var diyemem ama çok harika ve diilerden uzun süre düşmeyen espileri ve kaliteli replikleri var.C.Yılmaz için rolün kısa olmasından dolayı eleştriler vardı ama Karekterlere baktığımızda "müslüm" den başka kendisine uygun bir karakter yokmuş gibi görünüyor. BKM oyuncularının kalitesi zaten tartışılamayacak kadar mükemmel.Fakat bence aynı karakterlerin bulunduğu bu tarz projelerde ben; aralara yeni yüzlerin de serpiştirilmesinden yanayım.
bütün iyi niyetimle konuşursam bulabileceğim en hafif laf filmin baştansavma yapıldığıdır.Yılmaz Erdoğan'dan hiç beklenmeyecek derecede kötü bir senaryo.hatta bence bir senaryo yok.sadece bir konu var ve bu konu senaryoya hiç dönüştürülmemiş.bu temeli eksik binanın görünen yanları olan oyunculuklar ve filmin İstanbul'la bezenmiş makyajı iyi.hatta bu İstanbul görüntüleri filmden çok daha güzel ve eğlendirici.ama filmin temeli olan senaryo yoksa hiçbir şeyin önemi yok.hiçbir şey edinmediğiniz , gülmediğiniz , hüzünlenmediğiniz , ders çıkarmadığınız , heyecanlanmadığınız yani neredeyse kişide hiçbir şey uyandırmayan bir film.Cem Yılmaz olan sahneleri ayrı tutmak lazım tabii.Cem'in olduğu her sahne kahkaha fırtınası ama o sahnelerde ya 3 tane ya da 4.filmi izledikten sonra akılda kalan şeyler sadece İstanbul'un eşsiz manzaraları ve birkaç Cem Yılmaz espirisi.
şu yüzdelik ortalamayı düşürenlere anlam veremiyorum.. nasıl bir film bekliyorlar oyunculuk mükemmel senaryo Türkiye'nin gerçekleriyle dolu.. gerçekleri filme yansıtma süper.. ee..?! çok eğlenceli güzel bir film izledim sinemaya gitmeye değdi bir çok arkadaşında değindiği gibi İstanbul manzarası yeter.. iyi seyirler../9
Ya ytr ama ya.Komik,komik,komik.Başka bişi bilmez misiniz kardeşim siz.Yani sizin yorumlarınızdan şöyle bir yargı çıkıor ortaya:Komik olmayan film kötüdür.Yeter ya.Artık bunu komediden başka bişi yapmayan türk sinemasına söylüyorum.Artık biraz aşın ya.Bir sene içerisinde yapılan türk filmlerine bakın.Belki de gizli saklı kalmış dramatik yapıda filmlerin sayısı komedi filmlerini geçer ama o tüm filmlerin toplam seyircisi,düşük insan zekasına hitap eden hababam sınıfı gibi (yeniler) filmlerden bir tanesinin seyirci sayısına ulaşamıyor (babam ve oğlum istisna).Tamam belki çok komik bi film olacak denilmiştir ama komik olmadıysa da filmi yermek neden'Bence daha fazla aşırıya kaçılıpta filmin cıvıklaştırılmaması yerinde olmuş.Filmde sadece geniş kadronun getirmiş olduğu bir eksi war.Ama çoğu yönden bahstmiş olduğum anaokulu seviyesi filmlerden kilometrelerce ilerde.Ben gün geçtikçe Türk sinemasına yabancılaşıorm fakat bu film ii bişeyler olacağı konusunda bana fikir verdi
Yılmaz Erdoğan’dan hayalkırıklığına uğradığım bir film.Senaryosu üzerinde pek düşünülmemiş, baştan savma bir iş çıkmış ortaya.Birçok karakterin öylesine yazıldıgını,filmin manyetiğine hiç bir etki etmediğini de belirtmeliyim.Yılmaz Erdoğan’ın niyetini,anlatmak istediğini anlıyorsunuz ama o anlatabildiği için değil,kendi birikimlerinizle.İstanbul’da sosyal ortamlardaki temel sorunları,eşitsizlikleri,insanların kaybedişleri üzerine eleştirileri üstünkörü,anlaması zor,kopuk kopuk ve de silik.Vizontele’lerdeki anlatım zenginliğini,müthiş karakter çalışmasını,eleştiri yeteneğini bu filmde göremiyoruz.Sonuçta seyirciyi içine alacak bitirilmemiş bir hikaye ve derinlerde bogulan anlatımı ile beraber senaryoda ara ara güzellikler içerse de yönetmenin sosyal eleştiri hevesi bunca yıkıcı unsurların arasında buhar olup uçuveriyor...olmamış!
Filmi izledikten sonra aklınızda tekrar ne olup bitti diye düşününce bir skçeler topluluğu geliyor.Bir bütünlük eksikliği var gibi.Espriler gayet güzel ,, özellikle Cem Yılmaz harika oynamış yine..Çok çok iyi olmasa da keyifli bir film.7/10
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.