Ortalama puan
4,0
329 Puanlama
5
8 Eleştiri
4
27 Eleştiri
3
8 Eleştiri
2
1 Eleştiri
1
3 Eleştiri
0
2 Eleştiri
Sırala
Filtrele:
Hepsi
Fİlmin bu kadar kötü olacağını zannetmemiştim.Gereksiz yere çok uzatılmış bir film.Film belli bi yerden sonra çok sıkıcı bir hal alıyoe
Çok samimi iyi bir film.. hemde çok uzun bir çalışma olmasına rağmen fazla sıkmadan....
samimi, içten, seyirciyi kucaklayan bir film. kesinlikle tavsiye ederim. eğlenceli bir 2 saat geçireceksiniz.
fılm cok hostu fılm bıttıkten sonra dusundum baya ıyı dı ama yaa
Son zamanlarda izlediğim en samimi ve en sempatik filmdi.Özellikle Türk Sineması’nda seyirci ile iletişimi güçlü filmleri bulmak çok zor.'Korkuyorum Anne' gerçekten çok içten bir film olmuş.Ben izlerken çok keyifli dakikalar geçirdim.Öyle aman aman komik ya da çok dramatik bir film değil ama müthiş sıcak bir film.Kesinlikle tavsiye ediyorum...8/10
filmi "insanlar ikiye ayrılır" diye başlayan sahnesinden itibaren büyük bir zevkle izledim. türk sinemasının iyi örneklerinden olduğunu düşünüyorum..
türk sinemasının başarılı bir örneği.gerçekten de komedi ve dram iyi harmanlanmış.komedi derken bu komedi son dönem mehmet ali erbil filmlerindeki ucuz esprilerle alakası olmayan,kaliteli komedidir.filmin pek çok yerinde farkında olmadan bir tebessüm beliriyor,dudaklarınızın ucu böyle kıvrılıyo falan:)hoş bi türk filmi izlemek isteyenlere öneririm.
Reha Erdem'in "Beş vakit" filmini izlemiştim.Bu filmi daha sonra izleme fırsatı buldum."Korkuyorum anne" daha iyi bir film.Bana "Amelie" filmini de hatırlattı.Bu filme yerli Amelie diyebiliriz.Filmi izleyeli bir kaç gün geçmesine rağmen hâlâ bazı sahneleri aklıma geliyor.Korkuyoruuum anneeeee
şahane bir türk filmi, renkler, oyunculuklar müthiş. insanın içini ısıtan sıcacık bir film. mutlaka izleyin.
müziklerin filmle uyuşmaması dışında oldukça içten,sevecen,uzun bir film....
film bittiğinde insan keşke biraz daha sürseydi diyor.10/10
filmin bitmesini bekleyene kadar nefes al, nefes ver dedim kendi kendime..aynı ve basit şeylerin bu kadar tekrar edilmesi, bazı espirilerin anlamamız(?) için sanırım dört beş defa arka arkaya söylenmesi, filmin girişindeki başarılı bölüme rağmen devamında bu kadar hayalkırıklığı yaratması, oyuncuların ses tonlarının bile rahatsız edici olması benim için bu filmi kötü yapanlardan...2 saatlik bir cehennem gibi. bu kadar beğenillmesini ve bu kadar ödül almasını bütün film boyunca anlamaya çalıştım.
izleyen çoğu insanın filmin içinden rahatlıkla kendilerine dair bir şey çıkarabileceği hayat ve insan dolu güzel film.
Filme haksızlık etmek istemem çünkü sonuçta birçok gereksiz Türk filminin arasından sıyrılmayı başarıyor diyebiliriz.Ama filmin mükemmel olduğunu söylemek de abartı olur.Filmin farklı bir anlatımı var fakat film insanı fazla güldürmüyor.Üstelik çok farklı konular etrafında görünse de aslında tek bir konuyu dallanıp budaklandırmışlar.İlla izleyin denecek bir film değil ve bence yönetmenin de 'süper' yetenekli olduğu sonucu çıkmıyor bu filmden ama vaktiniz varsa seyredebileceğiniz bir film.
herşeye ama herşeye rağmen ilk akla gelen, ilk aranan, ilk söylenen ve ilk sızlatandır anne... seyircinin dünyasına girmeye çalışan değil, kendi dünyasına seyirciyi sokan filmlerden bu film ben çokca amelie yi anımsadım mutlu oldum... insanı düşerken koltuklarının altından yakalayıp tutan film: - sevgilin mi? - sevdiğim... birde bu film, 'insan nedir ki?' sorusunun cevabini merak etmis ve bulmuş. çok da güzel ve derinlikli ve incelikli ve samimiyetli bir şekilde bulmuş. ben de 'bu film niye yillarca vizyona giremedi, girince de neden ilgi görmedi?' sorusunun cevabını merak ettim. belki söyle cevapları olabilir: - içinde, magazin programlarının salyalarını ıakıtan türde malzemeler olmadığı için. - yönetmeni orada burda çıkıp da 'ben şöyleyim ve böyleyim ve süperliyim!' demediği için. - gazetelerde 'bu filme şu kadar para harcandı, çekimler sırasında, falan ile filan büyük ask yasadı!' yazmadığı için. - hiçbir oyuncu 'yönetmen benim sahnemi kırpmış, ben daha çok görünmeliydim!' yahut 'afiste benim adım büyük yazmamışlar, çok kırıldım!' diye ana haber bültenlerinde boy göstermediği için. - çesitli mankenlerin transparan elbiselerle geldigi bir gala gecesi yapmadığı için... bu filmi çok sevdim sıcak doğal samimi bir havası olduğu için,ali düşenkalkarın gizli kalmış sıcak doğal oyunculuğunu gözöününe getirdiği için, ışıl yücesoy un köpeğinin gidişine, gelişine ağlayışının bir insan ölümü ardından bir ağlayış gibi gerçek olmasıyla beni gulümseten, nerdeyse ağlattığı için herşeyden öte insanın ne olduğunu anlattığı için... tüm roller itinayla hazırlanmış, en kuçuk roller bile özenle bezenmiş. takdir edilesi... bir de telesekreterde 'alo alo ordasın biliyorum' seslerni duyup yüzünü merak ettiğim kişi reha erdem miş... küçük çetin’in röntgen filmini köpeğe doğru sallayıp filmdeki kemik görüntüsüyle hayvanı kandırmaya çalıştığı sahneye hala gülüyorum.. sonra neriman gelir yanına çetin ona sorar: 'neriman teyze köpekler bizi neden ısırır,içimizde kemik olduğu içinmi?' neriman cevaplar: 'hayır içimizde kalp olmadığı için...'
- En son Beyazperde eleştirileri
- En İyi Filmler
- Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler