Yorumları okuyorum da hala bazı kalıplaşmış düşüncelerden kurtulamadığımızı bunlardan sıyrılamadığımızı görüyorum.Akıllarda gönüllerde bir perde var söz konusu Amerikan sineması olunca.Müthiş filmler,yönetmenler,oyuncular,şartların en da evet bu doğru.Fakat her yaptıkları işte mükemmel etiketini yapıştırmak neden? Üstelik hak etmedikleri halde? Az önce yazdığım gibi büyülü bir perde çekmişiz de ondan,bazı insanların aşık oldukları kişinin hatalarını görememesi gibi.Bu filmin ne anlatmak istediğini herkes kendi açısından yorumlayabilir ona kimsenin itirazı olamaz.Bir filmin 8 dalda Oscar adayı olması da, aday olduğu dallardan bazılarında ödül alması da,bu filmin hak etmediği bir değer kazandığını yada hak ettiği değeri aldığını düşünenlerin fikirlerinde fazla etki etmez.Tıpkı Javier Bardem in aldığı ödülü kazanmasının yaratığı durum gibi.Film başlarken de biterken de aynı maskeyi yüzünden hiç çıkarmayan,sinirlenmeyen,endişelenmeyen,canı yanmayan,merak etmeyen dümdüz bir yüz ifadesi ve aynı oyunculuk.Düz bir çizgi gibi.Bir psikopat da olsa etten kemikten duygudan yoksunmuş gibi.Acaba oscar oyunculuğa mı yoksa Allah vergisi sahip olduğu o yüz hatlarına bakışlara mı gitti? 2 milyon doların yada prensiplerinin peşindeki bir psikopatın hali bu mudur? Tartışılabilir..Az önce yorum yazdığım Kabadayı filmindeki Kenan İmirzalıoğlu aklıma geldi.Devran daki hırsı,tutkuyu,kibirliği,umursamazlığı,öfkeyi,aldatılmanın verdiği duyguyu kısacası Devran karakterinin hislerini,duygularını bu kadar iyi ştaya koyan bir oyunculuk.Bir tarafta bir İspanyolun dümdüz oyunculuğu ve kucakladığı oscar,diğer tarafta bence döktüren bir İmirzalıoğlu.Umarım birgün bizim oyuncularımız,yönetmenlerimizde daha cesur,daha azimli,kendilerine güvenleri artmış bir noktaya gelerek dünya sinemasında başarıyı yakalarlar.Dünyada dağıtılan prestijli ödülleri alan senarist,oyuncu,yönetmenleri gördükçe 'Bunlar yapabiliyorsa bizde yapabiliriz ' dediklerini yada artık demeye başladıklarını umuyorum