bende filmi çok beğendim.hem düşündüren hem de güldüren mizah yönü ağır olan bir türk filmi.hacivatla karagöz neden öldürüldü sorusunun kesin yanıtı bu filmde film sizi tam 14.yüzyıla götürüyor.mekanlar çok iyi kostümler de çok iyi oyunculuklar da keza aynı.yalnız birkaç kusuru söylemeden geçemiycem en önemlisi filmde konuşulan dil neyse çok zor anlaşılıyor.bazı yerlerde nerdeseyde hiç anlamıyorsunuz.bu da bir kusur.film baya da komikti onu da söyliyim 2.kusur da orhan gaziyi canlandıran adam hiç oturmamış daha ciddi daha güzel birini koymalılardı.sonuçta keloğlan dan çok daha güzel bir film haluk bilginer’in oyuculuğu da süper.9/10 saygılar
Birlikte yazdıkları hikayeden Levent Kazak ile beraber uyarlayarak kaleme alan Ezel Akay'ın yönetmen koltuğunda oturmakta olduğu "Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?"; tarihi bir bakış açısıyla rivayet edilen bir komedi olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Oldukça geniş ve profesyonel bir oyuncu kadrosuyla...
Çekimleri Bursa'da gerçekleştirilirken...
Yine bu mecrada kapsamlı bir yorumunu da paylaştığımız...
"Neredesin Firuze"nin (2004) yanında...
Üstelik de...
Bol kepçeyle saçılıp savrulan pek çok ödülü de almış olmasına rağmen...
Özellikle de "özgün senaryo" bağlamında nal topladığına tanıklık ettiğimiz bu filme biraz daha yakından bakalım...
***
Film...
"14. yüzyıl, Anadolu...
'Doğu Roma' topraklarına...
'Rum diyarı' dendiği zamanlar...
Tatarlar Anadolu'yu işgal etmiş...
Bizans'ın ve Selçuklu'nun hükmü kalmamış...
Türkmen beyleri ve Bizans tekfurları...
Yeni, güçlü bir devlet peşinde...
Orhan Gazi (Ragıp Savaş)...
Bursa'yı yeni fethetmiş...
Umutla bu ışığa koşmakta herkes...
Hristiyanlar, Museviler, Müslümanlar ve tabii şamanlar..."
Şeklindeki bir bilgilendirmeyle başlarken...
***
Göçer konar...
Cinci Kam Ana (Ayşen Gruda) ve oğlu Karagöz'ün (Haluk Bilginer) yanı sıra...
Kadı Pervane'ye (Güven Kıraç)...
Antalya Hisarı'ndan Tekelioğlu'nun mektubunu getiren...
Postacı Hacivat Çelebi (Beyazıt Öztürk) ile de tanışırız...
***
Ki hemen ardından da...
Beyşehir'deki...
Selçuklu'ya bağlı Eşrefoğlu Beyliği'nin başındaki Süleyman Han'ı (Ezel Akay)...
Elindeki...
"Kafinur" adlı koskocaman bir elması...
Anadolu'daki hemen herkesi haraca bağlayan işgalci Tatarlara...
Bir ulak aracılığıyla götürülerek verilmek üzere...
Kadı Pervane'ye teslim ederken görürüz...
***
Elbette bu ulak...
Pervane'nin konağındaki cariyelere sarkıntılık ediyor olması nedeniyle...
Zindana atılan Hacivat'tan başkası olmayacak...
***
Ve bir mücevherat kutusu içindeki söz konusu elması...
Heybesine koyduğunu zannettiği atı ile birlikte Hacivat...
Yola koyuluverirken...
***
Halbuki...
Gerçek Kafinur'a...
Hacivat'a sağlam bir ders verdirmeyi kendine gaye edinen Kadı el koymuş...
***
Bununla da yetinmemiş...
Yolda gece verdiği mola da uyurken...
Demirtaş'a iletilmek üzere yanına verilen...
Hürmet içerikli mektup gizlice...
Ağır hakaretlerle dolu bir başkasıyla değiştirilmiş...
***
Böylelikle de Hacivat...
Doğrudan ölüme gönderilmiş...
***
Ama...
Anadolu Tatar Valisi Demirtaş'ın...
Adilcevaz'daki Karargahı'na varıldığında...
İşler hiç de...
Pervane'nin düşündüğü biçimde gelişmemiş...
***
Umulanın aksine...
Hacivat bir kese dolusu gümüş para ile ödüllendirilirken...
Demirtaş'ta bütün bunların acısını...
Üstlerine saldırarak kılıçtan geçireceği...
Selçuklu Beyliklerinden çıkartmış...
***
Ve çok da geçmeden...
1330 yılında...
Hacivat ile Karagöz'ün yolları...
Kadı Pervane'nin de çıkıp geleceği...
Orhan Gazi'nin bir cami inşa ettirmekte olduğu Bursa'da kesişmiştir...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalayacağız...
Dakika 30...
***
Finalinde Hacivat ile Karagöz'ün...
Boyunları vurularak idam edilecekleri filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; onları bu sona hazırlayan nedenlerin gözler önüne serildiği, sıkılmadan seyredeceklerini tahmin ettiğimiz...
105 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Filmi henüz izleme fırsatım oldu. Vizyonda olduğu dönemde izlemeyi çok istemiş ama gidememiştim. Doğrusu filmi büyük zevkle izledim. Son anına kadar keyif aldım. Ama filmdeki bir takım aksaklıklarda göze açrpıyor maalesef. Öncelikle filmin süresini çok uzun buldum. Şahs fikrim olarak o süreyi kaldıracak bir konusu yoktu filmin. Bence gereksiz yere uzatılmış. Bu uzunluk beni yer yer sıktı. Biraz kısaltılarak bu sorun aşılabilirdi diye düşünüyorum. Filmde kullanılan dil bence çok cesurca ve orjinal olmuş ama maalesef zaman zaman dilden dolayı yaşanılan sıkıntılar var. Oyuncular tüm iyi niyetlerine rağmen dil konusunda bir takım sorunlar yaşamış. Oyuncuara gelince Haluk Bilginer’in ülkemizde kesinlikle hak ettiği övgüyü almadığını düşünüyorum. Her rolde parlayan müthiş bir oyuncu. Beyaz ise tabiki bir Haluk Bilginer değil ama kendini geliştirmiş olduğunu görüyorum. Her ne kadar bazı sahnelerde Beyaz Show’daki skeçlerinden bölümler izliyormuş hissine kapıldıysamda yinede başarılı buldum. Sözü çok uzatmadan filmin iyi bir film olduğunu, izlenesi bir film olduğunu söylemek istiyorum. İzlememiş olanlara tavsiye ediyorum.
Çeşitli nedenlerden -ki ses ile ilgili olanlar çok haklı-hakettiği ilgiyi sinemada göremesede gün geçtikçe değerini bulmaya başlayan sinemamızın önemli yapıtlarından biri
...aslinda anlattigi hikaye yonunden sinemamiz icinde onemli bir yeri olmasi gerekir "Hacivat Karagoz Neden Olduruldu?"nun. Ancak yonetmen Ezel Akay, her ne kadar kendisini anlatici olarak tanimlasa ve Ezop adini kullansa da oykusunu anlatmayi beceremiyor. Filmin en buyuk dezavantaji 135 dakikalik suresi boyunca yorucu bir seyirlik vaat etmesi. Ezel Akay hikayesini aktarmak icin cabaliyor ancak yonetmenlik namina ortaya birsey koyamiyor. Son derece kotu bir kurguya sahip olan yapimda planlar ardarda bir skec toplamasi gibi kurgulanmis. Filmin en buyuk artisi diyebilecegim kostum calismasi gayet basarili olurken dekorlar tarihi bir film icin oldukca zayif kalmis, cin efektlerinin ise sinemamiz icerisinde bu konuda gorulmus en basarili calisma oldugunu rahatlikla soyleyebilirim. Oyuncu kadrosunda H. Bilginer tam anlamiyla bir Karagoz olarak gozumuzde canlanirken Beyazit Ozturk, Hacivat olmak icin cabaliyor ancak Beyaz ile Hacivat arasinda kalmis bir goruntu sergiliyor. Orhan Gazi rolunde Ragip Savas siritiyor, Nilufer Hatun rolundeki Ayse Tolga ise $ivesini oturtmak icin cok cabalamis, cabaladikca da kaba bir performans sergilemis. Ayrica donemin Turkcesinin kullanildigi filmde Karagoz- Hacivat atismalari ses calismasinin kotu olmasi nedeniyle gume gidiyor, ne denildigi tam olarak algilanamiyor. Kisacasi proje olarak goz doldurmasina ragmen sonucta yeterince tatmin edemiyor film seyircisini. Bir de Karagoz- Hacivat izlemeye gelmissiniz, dogal olarak insanin yuzunde ufak da olsa bir tebessumle sinemadan cikmasi gerekir ancak tam tersi karamsar bir film izleyip asIk suratla salondan ayrilma olasiliginiz cok yuksek...(4/10)
Ben ilk önce filmde kesinlikle gülünmüyor eleştirilerine katılmıyorum, kişilere göre değişir, ancak ben filmde bayağa güldüm ve oldukça eğlendim. Film çok başarılı, zaten Ezel Akay’ın yaptığı filmler az ama çok başarılı oluyor, yani çoğu yönetmenler gibi çok film ama vasat olan filmler yapmıyor. Beyaz mükemmel oynuyor olağanüstü, Haluk Bilginer deseniz tecrübesiyle zaten Karagöz’ü mükemmel oynamış, Güven Kıraç’tan tutun da Ayşe Tolga’ya kadar herkes çok başarılı. Müthiş bir dönem filmi var karşımızda, en önemlisi iki hafta kadar önce vizyona giren 'Keloğlan Kara Prens’e Karşı' fiyaskosu ile kıyas bile edilemez. Tekrar bilet alıp seyretmeyi bile düşünüyorum.
filmi dün akşam izledim.tv programlarında ve ilgili dergi ile gazetelerde yazan çok komik değil yorumlarını göz önünde bulundurarak gittim.fazla bir beklentim,abartıyor olabilirim ama uykumun geleceğini de hiç sanmıyordum.yani her açıdan güzeldi:o animasyon cinler gruda ve beyazıtın oyunculukları,bazı sahneler ancak bana boş geldi.belki de karagözle hacivatın neden öldürüldüğünü merak etmediğimden kaynaklanıyordur.sonuçta eğlenmek maksatlı gitmiştim ve hiç de memnun olmadım.tarihçiyseniz ve bu olayın neden yaşandığını merak ediyorsanız bence gidin yalnız amacınız bununm dışındaysa hiç gitmeyin daha iyi...
neden bizim yonetmenLerimiz, yazarLarimiz daha dogrusu sanatLa mesguL oLan turk we turk asiLLi yurdum insaninin cogu tarihi saptirmaya bu kadar merakLi oLurLar....
başları bir hayli sıkıcıydı bu arada espriler kötüymüş diyenlere katılmıyorum ben film güzeldi oyunculuklara gelirsek ragıp savaş haricindekiler iyi ezel akay ileride daha iyi işler yapacak
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.