En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
potasyum
Takipçi
531 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
30 Ocak 2012 tarihinde eklendi
Koca adamlara çizgi film.İzlerken tüylerimi diken diken yaptı,tehlikenin uyutulup adım adım nasıl büyüdüğünü bize anlatan didaktik bir film.Üzerine V for Vendetta çok iyi gider.
Animasyon açısından çok başarılı buldum.. Küçük kızın anlatış tarzı ve anılarının yeryer komik unsurlar barındırması çekici kılıyor..İran devrimini anlatırken oldukça taraflı olunduğu kesin.. Müslümanlığa bir çok taş atılıyor ve bu hoşuma gitmedi.. 10/8..
Kesinlikle çok başarılı bir animasyon.. Öncelikle taraflı bir animasyon diyen arkadaşlara kesinlikle katılmıyorum çünkü hem Avrupanın hem İranın kötülüklerini yansıtan bir animasyon.. Her türlü duyguyu içinde barındıran bir animasyon şiddetle tavsiye ediyorum! :D
mutlaka izlenmesi gereken harika bir film. animasyon olmasinda anlam var, siyah beyaz olmasinda anlam var. sadece bir kadin hayati degil, bir ulkenin, bir toplumun, bir ailenin, bir kitanin hayati, tarihini iki saate sigdirmis bir film.
Yürek dağlayan bir animasyon. Gelecek kaygılarımızı depreştirdi. Ayrıyetten bir dostun motto edindiği ve şahsımın son derece mantıksız bulduğu: 'bir devrim bir de savaş gördüm ama basmakalıp bir aşk hikayesi beni dağıttı.' gibi bir cümle de bu animasyonda geçmektedir.
mükemmel bi film olmuş..gerek animasyon tekniği gerekse belgesel tadındaki konusu çizgi olmasına rağmen insanı derinden etkiliyor..Atatürk'ün filmin bir sahnesinde ki önemli bir sahnesinde vurgusunun yapılması ise insanı hem düşündürüyor hem de gururlandırıyor..
Filme önyargı gözüyle bakanlar da gitsin shrek'i izlesinler hem "önyargısız" hem de beyinlerini zorlamalarına gerek yok..
Hayatımda seyrettiğim en büyüleyici,en güzel animasyon filmi desem yanılmış sayılmam.İran devriminde ve o zor koşullarda 12 yaşında bir kız ve ailesinin epey ilginç hikayesi--içinde barındırdığı küfürler de bunun bir çocuk filmi olmadığını kanıtlıyor.Seyredin,mutlaka,kaçırmayın.Bu arada,Persepolis 2 adlı devam-çizgi romanından uyarlanan bir devam filmi kapıda dedikoduları dolaşıyor.Neyse,yazıyı filmden bir diyalogla bitiriyorum:Kadın:(şehit olmuş kocasının cenazesinde tabuta sarılan kalabalığa)Yeter!Durun,durun artık!Kalabalıktan bir adam: Ne var ne oldu?Kadın: Durun diyorum!Adam: Siz de kimsiniz?Kadın: Ölenin karısıyım.Adam: Yoksa kral yanlısı mısınız?Kadın:Hayır yahu,benim kocam kanserden öldü:)
Puanı cok düsük filmin yani bir beyazperde klasiği ne filmler var 8.5 alıyor ama bunun gibi enfes bir hesaplasma filmi 7 küsürlerde kalmıs.Filmi cok begendim besir le vals a yer yer cok benziyordu tavsiye ederim 8/10
Persepolis'in filmekimi galasındaki gösteriminden çıkarken bundan 10 yıl önce İstanbul Film Festivalinde ilk izlediğim İran filmi Ayneh 'Ayna' (1997) aynı duyguları taşıyordum. Yine bir kız çoğuyla özdeşleşip dünyayı, yaşamı sorguladım. La öptürtmeyin 'Lö Fransız İhtilalinizi', dünya tarihinin gördüğü en büyük devrim aslında 'İran Devrimidir' gibi bişii demiş Cengiz Çandar. Halbuki dünyadaki tüm sol aydınlar; kasım ayında kutladıkları! Lenin'in "Ekim Devriminin" hastasıdır.. Ankara'da Ekim Devrimini kutlayan Türk sol aydınlarına sormak lazım 'Gerçek bi ekim devrimi var mı?' diye. Ve cevabını vermek lazım, 'evet!.. 29 Ekim tarihli Atatürk'ün Cumhuriyeti ilan ettiği bi devrim var'...
Persepolis, İran Devrimi ve sonrasını anlatıyor, hemi de Atatürk devrimine küçük bir övgüyle Filmi izlerken gurur duyduğum bir andır. Gölge Oyunu tarzında Şah "Atatürk gibi bir cumhuriyet kurmak istiyorum" der. İngiliz Subay Hacivat gibi kafasını çeler: "N'apacaksın Cumhuriyeti, gel sen Şah ol. Ülke sonsuza kadar senin olsun. Petrolünü de bize sat. Biz sana yardımcı olucaz."
Filmde batı eleştirisi güzel, Batının doğuya bakış eleştirisi fena diil.
Bunun dışında kızın hayal dünyası, bazı kavramları getirdiği tanımlamalar ve yaşadıkları animasyonu gayet neşeli izlememizi sağlıyor. Bruce Lee hayranlığına büyükannenin "ya bu Japonlar ya Godzillayla dövüşüyorlar ya da kendileriyle sıkılmadın mı" demesi komik.
Zaten Büyükanne başlıbaşına şirin ötesi ve güzel nasihatleri var: "Kendine dürüst ol"
Filmde en çok güldüğüm anlarsa: Güzel sanatlar akademisine giden Marji'nin yaşadıkları: Floransa'da orjinalinin karşısında uzun bi süre güldüğüm Botticelli'nin Venüs Doğuşu tablosu bir kere daha beni bu filmde koparttı. Derste gösterilen tablonun yarısından çoğu karalanarak sansürlenmiş. İnsan anatomisi çalıştıkları atölyede çıplak bir kadın yerine kara çarşaflı bi hatun koymaları ve Marji'nin: "Ne bu yaa sadece burnuna odaklanabiliyoruz" gibin bi eleştiri getirmesi.
Marjinin hayali arkadaşı Allah ve Mark arasındaki diyaloglar da insanı güldürüyor. Allah göz süzerek "Püh .. Hıh hı tabi ki devrim" falan diyor. Kılavuzkarga yani dtcihangir
Evet tadi benim de damagimda kaldi...Film hem batiya hem de doguya agir elestiriler getiren bir film,o yuzden batinin doguya olan bilindik bakis acisi olarak degerlendirmekten cok,batinin doguda gecmiste yasanmis olaylari kendi ifadesiyle yorumlamasi olarak bakmaliyiz.Sonucta anlatilanlar gercek,kimse savasin hakli bir sebebini,yararli bir sonucunu tartisamaz...Arada hayatlari kayan,kaynayan insanlari tum acikligiyla cizmis.Bunun disinda insan kendine Turkiye’de neden boyle elestirel filmlerin pek cekilmedigini soruyor,Turkiye’nin de gecmisinde ders cikarilacak,elestirilecek ve yorumlanacak olaylar var.Hani yuksek teknoloji urunu bir film de degil,demek ki dusunce kitligi yasiyoruz.ozellikle su anda rekor sayida izlenen filmlere bakinca,neredeydik,neredeyiz ve nerede olmaliydik sorusu insani kamciliyor
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.