En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
KaliteTAKİP
Takipçi
899 değerlendirmeler
Takip Et!
5,0
7 Ocak 2009 tarihinde eklendi
cagan ırmak ısı bılıyo dıyorum baska bısey demıyorum bır fılm 5sn once aglatıp 5 sanıye sonra guldurebılıyosa ve bu senkronu tutturabılıyosa fılm dıye buna derım ınanılmaz oyunculukk sergılenmıs tam arsıvlık turk fılmı dıyebılırım sıddetle tavsıye edıyorum 10/10
guzel bir senaryo yetenekli bir yonetmenin ellerinde, muhtesem oyuncu performanslariyla bir araya gelince ortaya ancak böyle bir saheser cikabilirdi. hiç tereddutsuz bugune kadar cekilmiş en iyi turk filmlerinden biri oldugunu söyleyebilirim, tek basina bile yeterince dokunakli olan sahnelerde isin icine muzik de girdiginde gozyaslariniza hakim olmak imkansizlasiyor. zaman zaman da gozlerinizde yaslar, gulerken buluyorsunuz kendinizi. mukemmmel reji, mukemmel oyunculuk... sinema koltugunu sarsacak boyutta hıckırıklara gomulmekten vakit buldugum anlarda araladıgım gozlerım yine bambaska seyler gordu perdede. bu kadar doğal, bu kadar içten, bu kadar çocuk gozlerle mi çekilir bir film; bir baba bu kadar parçalayasıya mı suclayabılır kendini, bir çocuk öylesine içinden mi kanayabilir dusunememıstım hıc aklım almazdı bu kadarını. yakışıklı deniz ellerıne aldıgında kamerayı ve guzel sonları cekeceğim bununla dediğinde yine çağan ırmak hatırlattı kendını. ve gozyaslarının arasında çemberimde gül oya’dan sonra yine, yenıden tesekkur aldı tum ızleyenlerden. son olarak iyi ki dogmussun deniz, hep guzel sonlar senın olsun... sadece darbe, insanlardan çalinan hayatlari, mutluluklari, türk insaninin naifligi,güzel kalbi,baba ogul iliskileri üzerine bir film degildi babam ve oglum:annenin geldikleri gece serdigi yer yatagindaki örtü’nün çocuklugumdakinin aynisi olmasi,annenin ellerinin üzerindeki kahverengi lekeler, üzerine yastik konmus salincak, okula kaç gün kaldiginin sayilmasi, hastane yatagindaki baba, agizlikli sigara, yer yatagi, yerdeki kilimler, babanin çocuklugunu merak etmek, dedenin sapkasi, girilmemesi gereken odalar, 'atlarin ayaklari acimaz mi?' sorusu, anne’nin hem avutan sesi hem dolan gözleri, ve 'evlatlar babalarini hep hatirlamak istedikleri gibi hatirlarlar, dimi sadik' sorusu... söyleyecek söz bulamadim, gözyaslarima karisti akti hersey. kendi kendime bi kere daha düsündüm 'insan büyüdükçe hayalleri de küçülüyor dimi?' diye...bana göre bu film hakkında daha yazılacak okadr fazla şey varki...bir kere kesinlikle duygu sömürü olarak çıkartılmamşış bir film bu düşünülerek çekilmiş olsaydı eğer en acıklı olacağı düşünülen sadık ın ölüm anı veya gömülüşü de ekrana yansırdı... bir insanın tüm duygularını yerle bir edebilecek kadar güçlü bir film. o kadar güçlü ki; film akıp giderken en ince detayı bile kaçırmamak için gözünüzden akan yaşlara aldırış etmeden kendinizi toparlamaya çalışıyor, etrafınızda hıçkırarak hatta böğürerek ağlayan bi dünya insan olmasına rağmen kendi hüznünüzün içinde kaybolup gidebiliyorsunuz. film bittiğinde size layık gördüğü tek duygu ise boşluk... o boşluk o kadar derin ki; haykırmak isteseniz bile boğazınıza düğümlenen betimlenmesi zor bir acı yüzünden haykıramıyor, haykırmayı başarsanız bile kendi sesinizin yankısını kimseye duyuramıyorsunuz... bir şeyler yarım kalınca boğazda bir yumruk oluşur ya hani, adem elması sanki gerçeklik kazanır ve konuşamaz insan. sevdiğini kaybeden bir insan, hayalini gerçekleştirmeyen biri ya da hayatın acı gerçeklerinin hayalleri sille tokat dövmesi gibi işte bu filmde bunların hepsinden birer parça vardı. filmden çıkınca herkeste bir yarım kalmışlık vardı filmde ailenin kaybettiği herşeyi sanki seyirci de kaybetmişti... bu filmde türkiye’nin çok acıtan,kapanmayacak yaralar açmış geçmişinde yok olup giden hayatlar;babalar-oğullar,başka tarafından da bakabilmiş,herkesin acısını hafifletebilmiş biraz 'deliler',bunları çizgilerdeki kahramanlarıyla karıştırmayı başarabilmiş ama zor taşıyabilmiş çocuk 'deniz'ler ve filmin en vurucu diğer yanı olan gözyaşıyla kahkahanın karışıp gittiği dakikalar var.teşekkürler çağan ırmak,çetin tekindor,fikret kuşkan,hümeyra ve tüm emeği geçenler.bu üstü kapatılmaya çalışan ya da unutulmaya yüz tutmuş geçmişi;gerçekçi,unutulamayacak şekilde içlerimize işleyen,suratımıza çarpan kusursuz filminiz için...
Çağan Irmak'ın popülaritesinin artmasının kaynağı olan bir yapım. Fikret Kuşkan ve Çetin Tekindor gibi karakter oyuncularının izleyiciyi oyunculuklarıyla etkisi altında bırakması yönetmenin en büyük kozu. Diğer oyuncuları beğenmedim. Çocuk oyuncu Ege Tanman iyi düşünülmüş fakat hayal görme sahneleri çok cılız ve gereksizdi. Yinede kaliteli bir yapım.
Filmin ege kültürünü yansıtması ve buram buram ege agengiyle süslenmesi beni etkiledi. Bir egeli olarak, filmi en iyi benim anlayacağımı düşündüm ve iyi ki yanıldım. Yüz binlerce kişi ile aynı duyguyu paylaşmanın sevinci içerisindeyim. Tebrikler Çağan Irmak sonsuz teşekkürler...
Türk sinema sektörüne farklı bir soluk getiren filmlerden birisi. "Açaydım kanatlarımı" diyaloğuyla devam eden replik ile birlikte Babam ve Oğlum filmi akıllara kazındı. Nedendir bilmiyorum ama beni çok sarmayan bir filmdi. Yapmacık gelen çok şey vardı. İzlerken çok sıkıldım...
Zamanında çalıştığım sinemada,çıkışında mendil dağıtmamızla medyada yer almışdık..sanırım 5-6 kere izlediğim ama her izlediğimde ağlamakdan boğulduğum,boğulurken güldüğüm..aynı anda tüm duyguları yaşatabilen,ince işlenmiş,çok başarılı bir film...hep aynı yorumu yapmışlar,abartılıyor? pardon da insanlar neyi abartıyor,ne olur onu açıklayın,aynı anda ağlarken bir anda gülebildiğin bir film daha var mı Türkiyede çekilen?????????
ben pek turk fılmlerın gıtmedıgım halde bu fılme bayıldım dıyebilirim gerek oyuncular gerek konusu ve işleyiş harıka olmuş humeyra ve ozellıkle cetın tekindor ınanılmaz performana sergilemişler bu filmi mutlaka gorun bu kadar guzel bir dram fılmı hıc ızlememiştim ama selpaksız gıtmeyın...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.