En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
meltem A.
2 değerlendirmeler
Takip Et!
5,0
10 Kasım 2014 tarihinde eklendi
son zamanlarda izlediğim en iyi film.hatta matrixten sonra izlediğim bilim-kurgu dalında en iyi film.başlarda karakterlerin anlatımıyla film sıkıcı gibi gözükse de ilerleyen sahnelerde inanılmaz derecede merak uyandırıyor ve içine çekiyor.konusu itibarıyla hiç işlenmemiş bir konu,dolayısıyla da çok orjinal.uzay-zaman-astrofizik konularına meraklıysanız çok ilginizi çekecektir.sinemaya yeni bir bakış açısı getirmiş,sıradan filmlerden bıkanlar için bulunmaz bir nimet olarak görüyorum.sadece dünyanın neden yokolacağına dair çok fazla açıklama yapılmamış,havada kalmış.bunun dışında izleyenler bilirler,filmin son sahnelerinde(5. boyuta geçtiği sahne) pilot cooper,robot tars'a diyor ki onlar diye birşey yok,aslında bunların hepsini yapan biziz dedi ama 2-3 dakika sonra da onlar beni değil aslında murphyi(kızı) seçmişler dedi.bu da bir çelişkiydi bana göre.ama bu kadar kusur olur.sonuçta türünün ilk örneği olan böyle bir film tamamen çok yenilikçi ve görülmemiş bu anlamda öncü bir film.sinema sektörüne farklı bir kapı açmış,bunun devamı da gelir bana göre.kesinlikle izlenmesi gereken muhteşem bir film.
Öncelikle şunu söyleyeyim;muazzam bir film olmuş.Film,çok sağlam temellere dayanıyor.Inception'un verdiği hazzı hissettim neredeyse....Matthew McConaughey gerçekten müthiş bir oyunculuk çıkarmış...Söz konusu Christopher Nolan'sa zaten fazla konuşmaya gerek yok.10/10
Bilim-kurgu, aşk, öfke, dram hepsi var. Nolan kardeşler müthiş bir film yapmışlar. Oskar kazanan Gravity (2013) den daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Film süresi 160 dk. ama bana kısa bile geldi...Matthew McConaughey çok iyi iş çıkarmış...Hayalgücünüze güveniyorsanız bu film müthiş...
İnterstellar'ı ilk gün boş salonlarda izleyip filmden zevk alan ve ''ahaa şurda hata buldum'' diye böbürlenmeyen kitlenin yanında, İkinci gün methini duyup giden ve kendini fizik dehası olarak göstermek için hata uydurmaya çalışan kitlenin, yurtdışında ''spagetification''dan dem vurma çabalarının yanında Türk izleyicisinin ''uzay gemisinde garının saçı havalanmıyordu'' yorumunu getirebilmesi beni benden aldı:) 2001 space odyssey i sonuna kadar izleyememiş olmasına ve Kubrick'in sayısız mantık hatasına rağmen izleyen birinden duyduğu için''baba bence gelmiş geçmiş en iyi bilim kurgu filmi Space Odyssey'' diyen kitlenin ''interstellar'' a bok atma lisansı olmamalı bence. İnception gibi fantazi bir filmin mantığına laf etmeyip ''interstellar''da şu hata beni filmden soğuttu bence inception daha iyiydi yorumunu yapan arkadaşları boğaz köprüsünden atlamaya teşvik ediyorum! İnception'u daha çok beğenebilirsiniz amenna ama şu yorumla gelmeyin, ''mantık hatası'' kelimesini kullanırken insan bir utanır yemin ediyorum! NOT:Yorumumda 2001 Space Odyssey'i İnterstellar ile kıyaslamak gibi bir öküzlük yapmıyorum yanlış anlaşılmasın, eleştirim bunu yapanlara;)
Sinemanın bir sanat olduğunu kanıtlayan daha doğrusu bize tekrar hatırlatan bir başyapıt . Senaryo oyunculuklar ve yönetmenlik muhteşem ...Sanat izlemek isteyenlere şiddetle tavsiye edilir ...
Arkadaşlar şimdi size birkaç husustan bahsetmek istiyorum,filmin afişi sizi birnevi bol aksiyon ve macera dolu filme gireceğiniz hissini doğurabilir , evet filmde macera var fakat size filmin anlatmak istediği başka şeylerde var eğer siz uzay hakkında, solucan deliği hakkında, üç boyut iki boyut beş boyut hakkında yer çekimi hakkında birşeyler bilmiyorsanız bu film yerine başka film seçin . Ben kendi çapımda uzay aşığıyım ve filmde anlatılmak isteneni tam olarak aldım ve film beni mest etti, ama baktım ki diğer izleyiciler uzaya o kadar yabancı ki içinde yaşamalarına rağmen pek çözememişler ne olup ne bittiğini. Bazı eleştirilerim var, eleştirilerimin hepside uzay bilgisi olmayan izleyiciye bazı bilgileri anlatmak için zoraki bilgi veriliyormuşçasına yapılan şeyler hani bilirsiniz bunu önceden radyo dinletilerinde arkası yarınlarda vardı biz göremediğimiz için gereksiz ama bizim tam olarak anlayabilmemiz için zaruri betimlemeleri işte onun gibi diğer astronotun coopere solucan deliğini tarif etmesi gibi, cooper solucan değiliğini bilmiyorsa nasanın önünden geçmesin ama asıl mevzu bize anlatmaktı ama onu bile anlamayanlar illaki vardı, donmuş bulutu anlatmak için illaki çarpmaya gerek yok gelişmiş bir uzay aracının birşeyleri çarpmadanda anlaması gerekir , Dahası var fakat anlayışla karşılıyorum bunları çünkü uzayla arası olmayan izleyiciye ipuçları vermek lazım ama diğer taraftanda diyorum ki adamın uzayla alakası yoksa sen ne kadar ipucu verirsen ver yine meselenin aslını çözemeyecektir. Neyse film güzel filmdi ve meseleyi anlayanlar için hakkını sonuna kadar veriyor. Filmi uzayla alakası olmayanlara tavsiye etmiyorum gitsinlen başka filmlere baksınlar sonra gelip burada bir yıldız felan veripte filmin hakkına girmesinler.
Bu filme çok güzel demek haksızlık olur,gerçekten müthiş.Filmde bilim kurgu,uzay,heyecan,sevgi,acı,bekleyiş,yani herşey var,oyuncular süper,filmde hiçbir şey aceleye gelmemiş.dakika geçtikçe daha da güzelleşti,zekice yapılmış.Oyuncular o anki duyguları fazlasıyla size aktarabiliyor,kesinlikle sıradan bir uzay filmi değil.Favorilerim arasına giren bir film oldu.
Christopher Nolan deyince kuşkusuz söze nerden başlanılacağı kestirilemiyor. Günümüzde çok fazla sevilen hatta bir kısım tarafından taparcasına hayranlık duyulan bir yönetmenden bahsediyoruz. Tabii bir taraftan da bu abartılı sevgiye sürekli tacizde bulunan bir karşıt grup da var. Nolan'a en ufak bir ilgiyi bile sinemaya saygısızlık falan görüyorlar sanırım. Ne yazık ki Nolan'ın her filmine başyapıt damgasını daha afişi belli olur olmaz yapıştıranların yanı sıra Nolan'ı dışlayanlar da antipatik olduklarını fark edemiyorlar. The Dark Knight enfes bir film iken The Dark Knight Rises pek çok yönden kusurluydu. The Prestige her sahnesinde harikalar yaratırken Following filmi beklentinin altında kalıyordu. Kendi jenerasyonunun en iyi yönetmenlerinden biri kuşkusuz Nolan. Filmden spoiler vermeksizin bahsetmek çok güç. Filmin temelinde uzay-zaman kavramları üzerinden bilimsel çıkarımlar yapılıyor. Ve senaryo da bu temeller üzerine inşa edilmiş. Yalnız filmin karakterleri son derece klişeye bulanmış. Aslında söylenecek olan itirazların pek çoğu senaryo ve yönetmen üzerine şekillenmeli bence. Senaryo gereği olarak tipik klasik klişe karakterler üzerine kurulu. Klasik kahraman amerikalılar bu sefer ana karakter rolünde, muhteşem bir mühendis, harika bir çiftçi ve on numara bir baba. Kahraman yani! Diğer karakterlerse onun kadar şanslı değil. Filmde tam değinilmediği gibi olayın tamamını ana karakter üzerinden keşfe çıkıyoruz. Filmin müzikleri enfesti. Görsel/ses efektleri muazzam ötesiydi. Uzay sahneleri, inilen gezegenler, aksiyon dolu bir iki sahne son derece iyi kotarılmış, hakkı verilmiş sahnelerdi. Özellikle ilham verici güzellikte görüntü yönetmenliğinin hakkı verilmiş. Filmin hem yazarı hem de yönetmeni konumunda olan Nolan ise türündeki diğer filmlerden artı olarak dram, bilim, kurgu, bilim-kurgu, felsefe ve mesaj kaygısına fazlasıyla giriyor. Yönetmen olarak Nolan'ı eleştirdiğim noktalardan biride iyiden iyiye Steven Spielberg'leşmesi. Ağlamalı sahneler çoğaltılmış, aile üzerinden acıtasyonu Spielberg bile yapamazdı bu kadar. Ve de alt metinde sürekli gözetilen "bizi sevgi kurtaracak" şeklindeki mesajlar filmin ruhunu zedelemiş. Film zaten Spielberg'in 5 senedir takip ettiği bir filmdi. Nolan'a uygun olarak tasarlattı. Ama Nolan'ın da kalkıp onun izinden gitmesine gerek yoktu. Film içinde bu kadar duygusal sahnelere, kahramanların gaza gelmelerine, aile kurumunun kutsanmasına gerek yoktu. Bunlar daha ziyade tipik hollywood filmlerinde ve amerikan milliyetçiliğine bulanan Spielberg sinemasında rastladığımız şeyler, Nolan sinemasında asla olmamalı. Memento ve Prestij filmleri unutulmamalı. Filmin yönetmenlik açısından son derece iyi kotarılan sahnelerinin yanında ben bilhassa Nolan'ın en sevdiği film olan efsane usta Stanley Kubrick'in 2001 a Space Odyssey filmine pek çok açıdan cevap verdiğini ve ondan alıntı yaparak ilham aldığını düşünüyorum. Gerçi 2001 filmi gerek felsefi ağırlığı (düşünmeye sorgulamaya iten) gerekse pek çok soruyu ve cevabı seyirciye tartışmaya açan, sanatsal kaygıyı daha ön planda tutmuş bir başyapıttı ancak bu filmin de ondan çok geride olduğunu söyleyemeyiz. Zira kurguda zekici bir iş çıkartılıyor. Sadece 2001 değil, Contact'taki gizem ruhu ve Gravity'deki muhteşem atmosfer bu filmde adeta görelilik kuramı ile teknolojili bir fizik bilim kurgu yapıtına dönüşüyor. Nolan'ın filminde mantık hatası elbette olur ancak bu sefer birkaç detay rahatsız edecek cinsten dikkatsizce işlenmiş. Aldırmamak en güzeli olacak sanırım. Kurgusu zaten yaklaşık 3 saatin nasıl geçtiğini bize anlatamadığından akıp geçiyor film. Oyunculuklarda Matthew Mcconaughey haricinde göz alıcı bir isim yok. O da zaten çok temiz ve kusursuz bir oyunculuk sergilemiş. Jessica Chastain, Anne Hathaway, Michael Caine bunlar sevdiğim oyunculardır ama Matthew filmi tek başına almış götürmüş. Bir de tabii Matt Damon'ın temiz bir performans gösterdiğini söylemek lazım. Film içindeki sahnelere ek olarak belirtmek gerekirse kara deliği ve solucan deliğini muhtemelen olabilecek en doğru şekilde görselleştirmiş olmasından dolayı bile iki dakikalık saygı duruşunu hak ettiğini söylemek lazım. En basitinden ünlü astrofizikçi Kip Thorne'un ilgisini çekmiş. Filme akıtılan paranın bilime somut bir katkısı olmuş yani bu da artıdır. Özete gelecek olursak Nolan sağlam bir yönetmenlik, ortalama bir senaryo, kurguda toparlamış bir film ortaya koymuş. İzlenir mi, izlenmeli. Ama beklenti de çok yüksek olmamalı. Bir Stanley Kubrick başyapıtı, bir kült olmayacak ama hafızalarda kesinlikle yer edinecek bir film. İyi seyirler. 8/10
Şimdi öncelikle bu filmin yönetmeni ve yazarı Christopher Nolan'ı çoğumuz tanıyoruz değil mi? Bu yönetmen ilk önce adını Batman Başlıyor ve Prestij gibi beklenmedik başarılar gösteren filmler ile adını duyurdu. Ardından yönetmenlik camiasında Kara Şövalye ile müthiş bir yükseliş yaparak gönüllerimize taht kurdu. Ve bunu da ayrıca 2010'da vizyona giren yeni filmi Başlangıç ile de yeniden kanıtlamış oldu. 2012'de ise Kara Şövalye Yükseliyor ile karşımıza çıktı bu yönetmen ve karışık eleştiriler aldı. Ama genelde iyiydi. Şimdi kısaca bu yönetmenin her filminde çıtasını, yapabileceklerini bir tık hep daha ileriye atarak ortaya bir şaheser çıkarıyor. Peki bu şaheserleri de bir tık ötesine gidilebilir mi? İşte cevabı Nolan'ın son filmi Yıldızlararası'nda ve şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki ortaya tam bir şaheser çıkmış. Ayrıca büyük bir ihtimalle de bu yılın en iyi filmi.
Aslında bu eleştiriyi ayrıntılı yazmak isterdim ama film hakkında bir sürü spoiler (sürpriz bozan) var. Bu yüzden öncelikle bu film hakkında bildiklerimizden gidelim. "Dünya'da artık yiyecek kaynakları tükenmiştir ve tozlar daha da artmıştır. Yani Dünya yavaş yavaş yaşanamaz bir hale gelmiştir. Bu sırada Cooper (Matthew McConaughey) şans eseri dünyayı kurtarmak amaçlı bir göreve seçilir ve bu iş uzayda, yeni ve yaşanabilir bir gezegen bulmak amaçlıdır. Ama bu yolda onu, ailesi ve aynı görevde olan diğerleri için zorlu bir yolculuk olacaktır." Tamam, tamam. Bence film hakkında bu kadar ana bilgi yeter de artar bile. Gerisini izleyip kendiniz görün bence, kesinlikle buna değecek.
Şimdi filmin başarılarına gelelim; Görsel efektler, son zamanlardaki en yaratıcı ve en başarılı örneklerinden birisi adeta. Oyunculuklar, oldukça başarılıydı. McConaughey ve Anne Hathaway bunlardan bazıları. Bu arada filmdeki Matt Damon ise başka bir sürprizdi. Senaryo oldukça yaratıcı ve son zamanlardaki diğer Hollywood filmlerinden daha iyi. Yani diğer filmlerde efekt oldu mu patlatalım düşüncesi varken bu filmde ise bu şeyleri bilim için kullanıyor. Ya da mesela filmdeki robotlar cool dursun diye değil de o dünyanın gereksinimlerinden biri de oldukça normal bir şeymiş gibi gözüküyor. Ayrıca filmin 169 dakikalık bir süresi de var ama lütfen ön yargılı olmayın bu konuda çünkü filmi izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Bunun dışında ekibin keşfettiği yerler bile çok yaratıcıydı. Dağ boyutunda dalgaların olduğu, bulutların bile donmuş olduğu bambaşka gezegenler veya solucan delikleri ile karadelikleri keşfetmek gibi. Yani onlar keşfederken sanki biz de oradaymışız hissini çok iyi veriyorlar.
Aslında film bizi olayların en başından bizi bir amaç için kullanıyor ama filmin sonlarına doğru niçin kullandığını müthiş bir derecede açıklıyor. Bu son kısmı çok yaratıcıydı.
Film, kısaca Nolan'ın yeni bir şaheseri ve üstelik çıta olabildiğinden daha yüksekte. (acaba Nolan'ın sonrakı filmi nasıl olacak?) Film bir yandan gelecekte bu tür olayların gerçekten de olabileceğini gösterirken bir yandan da Nolan'ın yaratıcı hayal gücüne tanık oluyoruz. Bunun dışında filmin sonu elbette bir yere varıyor ve bu vardığı yer kimilerine saçma, kimilerine başarısız vb. gelebilir. Ama beni tatmin etti ve bence herkes de bunu başarılı bulacaktır. Bu filmi kısaca mutlaka sinemada, mümkünse IMAX'de izlemeniz gereken, bu yılın en iyi filmi olmuş diyebilirim rahatça. Nolan, oyuncular ve filmin kendisi adeta bir başyapıt. Mutlaka izleyin! 5/5
Eğer sıkı bir bilim-kurgu hayranı iseniz kesinlikle kaçırmamanız gereken bir film. En başta konu gayet basit ve net gibi duruyor ama filmin sonlarına doğru olaylar bir anda o kadar karışıyor ve beklenmeyen olaylar/gelişmeler oluyor ki konunun en son nereye ve nasıl bir şekilde bağlanacağını tahmin edemiyorsunuz. Bu nedenle filmin final kısmını inanılmaz bir şekilde bağlamışlar, anlaşılan Christopher Nolan filmi yaparken bu boyut işine kafayı baya yormuş. İnanın siz de şaşıracaksınız. Her şeyin açıklaması bu muydu yani diyeceksiniz ve öylece kala kalacaksınız.
Seyrettiğim en iyi filmlerden bir tanesi, bilimkurgu öğeleri, fizik, espriler, akış çok başarılı. Film 169 dakika ancak çok hızlı geçiyor, zamanla kült filmler arasında bile yer alabilir. Herkese içtenlikle tavsiye edebilirim. Oyuncular muzikler, adrenalin muhteşem. Filmi 6 Kasımda özel gösterimde seyrettim bir daha gitmeyi düşünüyorum.
Belki de bu yılın filmi olmaya aday, Christopher Nolan’ın yeni filmi Interstellar, yarın gösterime giriyor. Warner Bros basın özel gösteriminde IMAX versiyonunu izlediğim filmin senaryosunu 2008’de Chris Nolan’ın kardeşi Jonathan Nolan’ın yazdığı senaryo, 2014’de Christopher Nolan’nın yeniden dokunuşları ile hayat bulmuş. Uzun süresi başta sıkıcı gelebilir, ancak özellikle IMAX edisyonunu tercih ederseniz kadrajın dışında kalan bir çok detaya da odaklanabilirsiniz.
Başyapıt ne demektir nasıl olur diye soranlar varsa bu filmi izlesin. Nolan bizi şaşırtmaya, hayran bırakmaya ve zihinlerimizi yormaya devam ediyor. Bu adam kesinlikle bir dahi. Şimdiden bir sonraki filmi merak etmeye başladım ama önce Interstellar'ın tadını çıkarmak lazım. Film karışık konular içermesine rağmen inanılmaz bir bütünlük sergiliyor. İnsanlığın geleceği ve fizik bilimi hakkında yapılanların en iyisi diyebilirim. Oyunculuklardan bahsetmeye bile gerek yok tek kelimeyle muhteşem. Yalnız Nolan'ın Michael Caine hastalığı devam ediyor. Verilebilecek tüm spoilerlar zaten verildi. Bence izlemeseniz çok şey kaçırmış olursunuz. Ancak çok az da olsa kara delik, yer çekimi gibi konularda bilgi sahibi olmak gerekiyor.
BAŞYAPIT Interstellar benim açımdan 2014 yılının tartışmasız şekilde en iyi filmi. Hatta belki de son yıllarda izleyip izleyebileceğiniz en iyi bilim kurgu yapımı. Eğer Fizik alanında doktora yapmış ya da yapmayı isteyen bir insansanız, hikayedeki bazı noktalar size saçma gelecek bundan eminim ama anlatılan hikayenin gerçek değil de kurgu olduğu gerçeğini algılayabilirseniz fikriniz değişecektir diye düşünüyorum. Zaten kaç kişi olaya bu şekilde bakabilir bilemiyorum. Yine de hakkında fazlasıyla tartışılacak ve hikayelere kurgu değil de belgesel izler gibi bakmaya çalışan bazı kişiler Interstellar’ı kötülemeye çalışacak. Ne zaman büyük bir bilim kurgu filmi ortaya çıksa olan şey bu değil mi zaten?
Yazılan yabancı kaynaklı inceleme ve eleştiri yazılarında düşük puanlar alması filmden beklentilerimi bir hayli etkilemişken, neyle karşılaşacağımı dahi bilmeden gittiğim Interstellar, 169 dakika boyunca yeri geldi nefesimi kesti, yeri geldi gözlerimi doldurdu. Ortada müthiş bir hikaye var ve bunun için Jonathan Nolan’ın önünde saygıyla eğilmek gerek. Müthiş yazılan hikaye Christopher Nolan’ın elinde harika bir bilim kurgu – dram türüne dönüşmüş ve bu da izlerken insanda tüm hisleri harekete geçiren bir yapımın ortaya çıkmasına yol açmış.
Filmi sizlere belki de saatlerce övebilirim. Her saniyesinden size saatlerce bahsedebilirim. öncelikle film, görsel olarak tam bir şölen. özellikle solucan deliği sahnesi, kara delik sahnesi ve yüzeyi suyla kaplı gezegen sahnesini izleyip etkilenmemek zor. Fakat bunun yerine sizlere yalnızca mutlaka ama mutlaka izlemeniz gereken bir film olduğunu söylemek istiyorum. Nolan kardeşlerin 2000′li yıllara damgasını vuracak bir yapıma imza attığı ortada. Evet, Interstellar’ı izlemeniz hayata olan bakış açınızı değiştirmeyecek (belki de değiştirebilir bilemiyorum.) ama hayatınızın sonuna kadar unutamayacağınız ve bundan 10 yıl sonra genç nüfus arasında “Sen Interstellar’ı izlemedin mi? Yok artık.” tadında tartışmalara şahit olacağınız bir yapım olduğunu bilmenizi istiyorum. 9.1/10
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.