Filim güzel, çok sürükleyici ve heyecan verici, Konu inanmadığım bir konu, diyelim ki geleceğe veya geçmişe gidebileceğimizin teorilerini yapan bilim adamlarımız doğru söylüyor filimde Nasa nın insanları uyutması için uyguladığı farklı bir strateji bilinç altına yerleşmesi için çekilen bir filim. Bu dünyada o zaman kim olduğumuz gayet net bir şekilde belli, sadece daha önce yaşanmış bir kayıttan ibaretiz. Geleceğe gidebiliyorsan, onun yaşanmış olması gerekir. Yani dünya aslında kendini durmadan tekrar eden bir cisim diyebiliriz. Bir kaseti ileri sarmak yada geri sarmak gibi bir şey. Eğer geleceğe yada geçmişe gidebileceğimizi idda ediyorsan bir gün mutlaka bu gerçekleşecek te diyorsan. Bir kayıt olduğumuzu da kabul etmelisin ki yaşanmamış bir geleceğe gitmek imkansızdır. Bu dünyada kaçıncı tekrar olduğumuzu bilmiyorum ama bir gücün güzel bir oyuncağı olduğuma eminim.
Genel olarak uzay filmlerinin çoğu benzer senaryolarla karşımıza çıkıyor ve bu filmde senaryo olarak diğerlerinden pek farklı değil.dünyanın sonuyla ilgili pek çok teori var,yönetmen ve senarist Nolan bunu kendi yorumuyla beyazperdeye aktarmaya çalışmış ama bence mükammel bir film çıkmamış ortaya çok kötüde değil.bana göre filmin en olumsuz tarafı süresinin gereğinden fazla uzatılmış olması.bu filmin maksimum süresi 120 dakika olmalıydı(hatta o bile fazla).bir süre sonra film beni sıkmaya başladı buna rağmen sonuna kadar izledim.uzay sahneleri ilginç ve enteresandı.filmde ayrıca duygusallığada (baba kız sevgisi)yer verilmiş bu yüzden filmin sonu buna bağlanmış.filmi çok dikkatli hatta 2 defa izlemek lazım çünkü bilimsel konulara değinilmiş.oyunculuklar ise fena değildi.sonuç olarak süresi hariç güzeldi.10/6
Tartışmasız olarak 2014 yılının en çok konuşulan filmi. Ben filmi övüldüğü kadar başarılı bulmasam da mutlaka izlenilmesi gerektiğini düşünüyorum.Çünkü sinema sanatına yeni bir şeyler katmışlar ,gerçek anlamda izleyenlerin ufkunu açacak ve bazı göndermelerde bulundukları a space odyssey gibi yıllar sonra bile saygıyla anılacak bir film yapmışlar.
Film uzun zamandır seyrettiğim en yaratıcı filmdi. Ancak kurgusu fizik bilen kişiler için saçma bulunabilir. Özellikle final sahnesi bilinen kara delik kurallarına aykırı. 5 boyutlu varlıkları açıklaması eksik kaldığından Dünyadan uzaya gitme konusundaki koordinatları alma, solucan deliğinin birden çıkması konuları belirsizliğini korumuş. Dünyadaki insanları başka gezegene götürerek kurtarmaya çalışan kurgunun dünyanın kurtulmasıyla sonlandırılması ve bunun havada bırakılması finali tamamen saçma haline getirmiş. Film kurgu bilim olmuş...
Belgesel niteliğine de ara sıra bürünen, çoğu kişiyi sıkabilecek nitelikte fizik ve hatta kuantum fiziği bilgisi kullanılan ancak bunun yanında eşsiz bir film olduğu da tartışma götürmez bir yapım. "Bu filmi ancak Christopher Nolan çekebilirdi" diyebiliriz çünkü bu kadar bütçeyle böyle riskli film çekmek her kişinin karı değildir. Ufuk açıcı ve orijinal bir film. 120 IQ'nun altına gitmelerini tavsiye etmem :)
Anlaşılması zor bir film. Uzay bilimi üzerine özellikle de yer çekimi ve zaman kavramı ağırlıklı diyalogları anlamak zor. Evrende kara delik açabilen ve filmde Onlar diye adlandırılan güç nedense Dünyayı küf toz bulutundan kurtaramamış. Film,şaşırtıcı gelişmeler ve final içeriyor. Uzun süresine rağmen sıkmayan tam olarak değerlendirebilmek için bir kez daha izlemenin gerektiği, çok zor bir bilimsel mantığın ya da mantıksızlığın olabildiğince sinemasal aktarımı.
Imdb 9,0 mümkün değil. Filmin yazarı ve yönetmeninin Batman serisinden gelmesi gayet açıklayıcı çünkü filmin hem diyalogları hem de olay örgüsü bunun biraz daha cilalısı. Diyalogların zayıflığından oyunculara hareket sahası kalmamış, o yüzden oyunculuk zayıf demeyeceğim. Yine de McConaughey'in oyunculukla dikkat çektiği bir film hatırlamıyorum. Burada da depresif ama cin fikirli Amerikan kahramanından öte bir rolü yok. Anne Hathaway içinse tatlı ve kırılgan bayanı oynamaktan rol yapmaya sıra gelmiyor. Oysa çok daha iyi perfermansları olan bir oyuncu. Filmde olay örgüsü pek çok ilgisiz ve bağlantısız detayla yürüyor. Buna rağmen filmin ortasında sonunu tahmin ettim çünkü film klişelerle gidiyor. Efektler konusuna gelince, anladık artık, parasını yatırınca her tür görüntü bilgisayardan çıkıyor ve bu artık ilginç değil. Bilimsel konulara değinmesi bir artı olarak belirtiliyor ancak bunlar yeni bir şey söylemeyen sığ bilgiler. Sadece olayların bağlandığı sondaki sahne hariç, uzay-zaman sürekliliğiyle ve tasavvufla ilgilenenler için o gerçekten güzel bir görselleştirme olmuş. Bana göre Promethues ve Yerçekimi'nden sonra Yıldızlararası, alakasız puana sahip üçüncü uzay filmi. Gene de kötü bir film değil, hızlı temposuyla imdb 7,5 puanlık çizgi-roman tadında bir filme 3 saatini yatırmak isteyenler için uygun.
Film, yok olmak üzere olan bildiğimiz dünyanın yerine, içine edilecek başka bir dünya arayan bir grup ABD'li bilim insanı ve astronotu anlatıyor. Cristopher Nolan IMAX kalitesinin kaymağını yemeye devam ediyor,Görsel şölen haricinde film tırt...
Qantum tarafı güzeldi, zamanın bukulmesi solucan deliği harika, karadeligin sonu bilinmiyor oraya kendi yorumunu katmış oda süper. Ama yeni gezegenlerdeki olaylar biraz sacma, yercekimi dunyadan daha yuksek olan bir gezegenden nasil gemi ile ucak kullanır gibi uzaya gidebildi, oksijen olmayan gezegende motorlari nasil ateşledi, iki gezegene inip kalkmak icin gerekli yakıt nerede depolandi, filan. Ayrica ateist olsam filmin sonu tam bana göre olmuş derdim.
Christopher Nolan deyince kuşkusuz söze nerden başlanılacağı kestirilemiyor. Günümüzde çok fazla sevilen hatta bir kısım tarafından taparcasına hayranlık duyulan bir yönetmenden bahsediyoruz. Tabii bir taraftan da bu abartılı sevgiye sürekli tacizde bulunan bir karşıt grup da var. Nolan'a en ufak bir ilgiyi bile sinemaya saygısızlık falan görüyorlar sanırım. Ne yazık ki Nolan'ın her filmine başyapıt damgasını daha afişi belli olur olmaz yapıştıranların yanı sıra Nolan'ı dışlayanlar da antipatik olduklarını fark edemiyorlar. The Dark Knight enfes bir film iken The Dark Knight Rises pek çok yönden kusurluydu. The Prestige her sahnesinde harikalar yaratırken Following filmi beklentinin altında kalıyordu. Kendi jenerasyonunun en iyi yönetmenlerinden biri kuşkusuz Nolan. Filmden spoiler vermeksizin bahsetmek çok güç. Filmin temelinde uzay-zaman kavramları üzerinden bilimsel çıkarımlar yapılıyor. Ve senaryo da bu temeller üzerine inşa edilmiş. Yalnız filmin karakterleri son derece klişeye bulanmış. Aslında söylenecek olan itirazların pek çoğu senaryo ve yönetmen üzerine şekillenmeli bence. Senaryo gereği olarak tipik klasik klişe karakterler üzerine kurulu. Klasik kahraman amerikalılar bu sefer ana karakter rolünde, muhteşem bir mühendis, harika bir çiftçi ve on numara bir baba. Kahraman yani! Diğer karakterlerse onun kadar şanslı değil. Filmde tam değinilmediği gibi olayın tamamını ana karakter üzerinden keşfe çıkıyoruz. Filmin müzikleri enfesti. Görsel/ses efektleri muazzam ötesiydi. Uzay sahneleri, inilen gezegenler, aksiyon dolu bir iki sahne son derece iyi kotarılmış, hakkı verilmiş sahnelerdi. Özellikle ilham verici güzellikte görüntü yönetmenliğinin hakkı verilmiş. Filmin hem yazarı hem de yönetmeni konumunda olan Nolan ise türündeki diğer filmlerden artı olarak dram, bilim, kurgu, bilim-kurgu, felsefe ve mesaj kaygısına fazlasıyla giriyor. Yönetmen olarak Nolan'ı eleştirdiğim noktalardan biride iyiden iyiye Steven Spielberg'leşmesi. Ağlamalı sahneler çoğaltılmış, aile üzerinden acıtasyonu Spielberg bile yapamazdı bu kadar. Ve de alt metinde sürekli gözetilen "bizi sevgi kurtaracak" şeklindeki mesajlar filmin ruhunu zedelemiş. Film zaten Spielberg'in 5 senedir takip ettiği bir filmdi. Nolan'a uygun olarak tasarlattı. Ama Nolan'ın da kalkıp onun izinden gitmesine gerek yoktu. Film içinde bu kadar duygusal sahnelere, kahramanların gaza gelmelerine, aile kurumunun kutsanmasına gerek yoktu. Bunlar daha ziyade tipik hollywood filmlerinde ve amerikan milliyetçiliğine bulanan Spielberg sinemasında rastladığımız şeyler, Nolan sinemasında asla olmamalı. Memento ve Prestij filmleri unutulmamalı. Filmin yönetmenlik açısından son derece iyi kotarılan sahnelerinin yanında ben bilhassa Nolan'ın en sevdiği film olan efsane usta Stanley Kubrick'in 2001 a Space Odyssey filmine pek çok açıdan cevap verdiğini ve ondan alıntı yaparak ilham aldığını düşünüyorum. Gerçi 2001 filmi gerek felsefi ağırlığı (düşünmeye sorgulamaya iten) gerekse pek çok soruyu ve cevabı seyirciye tartışmaya açan, sanatsal kaygıyı daha ön planda tutmuş bir başyapıttı ancak bu filmin de ondan çok geride olduğunu söyleyemeyiz. Zira kurguda zekici bir iş çıkartılıyor. Sadece 2001 değil, Contact'taki gizem ruhu ve Gravity'deki muhteşem atmosfer bu filmde adeta görelilik kuramı ile teknolojili bir fizik bilim kurgu yapıtına dönüşüyor. Nolan'ın filminde mantık hatası elbette olur ancak bu sefer birkaç detay rahatsız edecek cinsten dikkatsizce işlenmiş. Aldırmamak en güzeli olacak sanırım. Kurgusu zaten yaklaşık 3 saatin nasıl geçtiğini bize anlatamadığından akıp geçiyor film. Oyunculuklarda Matthew Mcconaughey haricinde göz alıcı bir isim yok. O da zaten çok temiz ve kusursuz bir oyunculuk sergilemiş. Jessica Chastain, Anne Hathaway, Michael Caine bunlar sevdiğim oyunculardır ama Matthew filmi tek başına almış götürmüş. Bir de tabii Matt Damon'ın temiz bir performans gösterdiğini söylemek lazım. Film içindeki sahnelere ek olarak belirtmek gerekirse kara deliği ve solucan deliğini muhtemelen olabilecek en doğru şekilde görselleştirmiş olmasından dolayı bile iki dakikalık saygı duruşunu hak ettiğini söylemek lazım. En basitinden ünlü astrofizikçi Kip Thorne'un ilgisini çekmiş. Filme akıtılan paranın bilime somut bir katkısı olmuş yani bu da artıdır. Özete gelecek olursak Nolan sağlam bir yönetmenlik, ortalama bir senaryo, kurguda toparlamış bir film ortaya koymuş. İzlenir mi, izlenmeli. Ama beklenti de çok yüksek olmamalı. Bir Stanley Kubrick başyapıtı, bir kült olmayacak ama hafızalarda kesinlikle yer edinecek bir film. İyi seyirler. 8/10
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.