Tabutta Rövaşata
Ortalama puan
4,1
433 Puanlama

68 Kullanıcı yorumları

5
16 Eleştiri
4
31 Eleştiri
3
7 Eleştiri
2
8 Eleştiri
1
3 Eleştiri
0
3 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
AKIN ŞENEL
AKIN ŞENEL

Takipçi 22 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
20 Aralık 2024 tarihinde eklendi
Derviş Zaim’in 1996 tarihli Tabutta Rövaşata filmi, Türk sinemasında minimalizmin, kent yaşamının ve toplumsal eleştirinin etkileyici bir sentezidir. Mahsun’un hikayesi, yalnızca bireysel bir mücadeleyi değil, aynı zamanda toplumun görünmeyen yüzünü yansıtarak derin bir alt metin sunar. Film, Türk sinemasının diğer yapıtlarıyla karşılaştırıldığında hem benzersizlik hem de akrabalık taşır. Detaylı bir bakışla filmin konusunu, olay örgüsünü, alt metinlerini ve diğer Türk filmleriyle ilişkisini inceleyelim.

Kentin Karanlık Sokaklarında Bir Yabancı
Tabutta Rövaşata, minimalist bir anlatım benimsemiş bir film olarak, bu sadeliği oyunculuklarına da yansıtır. Ahmet Uğurlu, Mahsun karakterine öylesine doğal bir şekilde hayat verir ki, izleyici Mahsun’u bir film karakteri değil, gerçek bir insan olarak hisseder. Uğurlu’nun performansı, abartıdan uzak, derin bir incelikle bezenmiştir. Mahsun’un çaresizliği, hayal kırıklıkları ve bazen komik olabilecek küçük zaferleri, Uğurlu’nun jest ve mimiklerinde bir bütünlük kazanır.
Mahsun’un gözlerindeki hüzün ve yalnızlık, diyaloglardan çok Uğurlu’nun bakışlarında ve duruşunda hayat bulur. Uğurlu’nun oyunculuğu, minimal bir metni alıp ona güçlü bir duygusal derinlik katmanın en güzel örneklerinden biridir. Mahsun’un her hareketi, onun iç dünyasındaki karmaşayı ve kırılganlığı yansıtır. Özellikle Mahsun’un kuşlarla kurduğu ilişki, Uğurlu’nun performansındaki empatiyi ve insaniliği daha da belirginleştirir.

Sosyolojik Perspektif: Kentsel Yoksulluğun Sessiz Çığlığı
Tabutta Rövaşata, şehir yaşamının arka yüzünü gösteren bir mercek sunar. İstanbul’un ihtişamlı silueti ve hareketli caddelerinin hemen ardında, Mahsun’un temsil ettiği görünmez bir sınıf yaşar. Mahsun, modern kentin parlak yüzeyinin altında kalan derin çatlaklarda varlığını sürdürmeye çalışan bir figürdür. Film, bir bireyin hikayesi gibi görünse de, aslında kentsel yoksulluğun acımasız ve sessiz çığlığını anlatır.

Mahsun’un sokaklarda sürdürdüğü yaşam, kentsel yoksulluğun bir birey üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne serer. Sokaklar onun evi, parklar ise yalnızlığını sakladığı limandır. Ancak bu liman, onu dışlayan bir toplumun yarattığı zorunlu bir sınırdır. Mahsun, kentin kıyısında bir hayalet gibidir; insanların görmezden geldiği, varlığıyla yokluğu arasında sıkışıp kalmış biridir. Bu durum, modern toplumun yoksullukla kurduğu mesafeli ilişkiye dair sert bir eleştiridir. Yoksulluk, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir dışlanmayı da beraberinde getirir.

Kentin Çeperlerinde Görünmezlik
Film, Mahsun’un gündelik yaşamından sahnelerle, yoksulluğun insan ruhunda bıraktığı izleri sergiler. Mahsun’un toplumsal normların dışına itilmişliği, onu bir “hiç kimse” yapar. Modern kent, bireylerin statüleri üzerinden işleyen bir makine gibidir; bu makine Mahsun gibi “işe yaramaz” unsurları sistematik olarak dışarı atar. Mahsun’un toplumdan dışlanması, onun görünmez bir sınıfa dönüşmesine yol açar. İnsanlar onu fark etmez, ihtiyaçlarını görmezden gelir ve varlığını kabul etmez. Böylece yoksulluk, sadece bir ekonomik sorun değil, aynı zamanda bir varoluş krizi haline gelir.

Metropol ve Yoksulluk İlişkisi
Tabutta Rövaşata, modern metropollerin yarattığı eşitsizliklere dair derin bir alegori sunar. İstanbul, filmin hem mekânı hem de bir karakteri olarak karşımıza çıkar. Şehir, görkemli yüzüyle bir cazibe merkezi gibi görünse de, Mahsun’un hikayesi bu cazibenin ardındaki sert gerçekleri açığa çıkarır. Lüks arabalar, gökdelenler ve ışıklarla süslenmiş sokaklar, yoksulluğun yarattığı karanlığı örtmekte başarısızdır. Mahsun’un çaldığı arabalar, yalnızca birer ulaşım aracı değil, aynı zamanda toplumsal statünün sembolleridir. Onun bu araçları çalması, aslında bir isyanın ifadesi gibidir: Modern toplumun maddi değerlerine yönelik sessiz bir başkaldırı.

Toplumsal Dışlanma ve Yalnızlık
Mahsun’un yalnızlığı, yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal bir yalnızlıktır. Onu dışlayan toplum, aynı zamanda onun varoluşunu hiçe sayar. Film, bu dışlanmışlık duygusunu şehrin soğuk atmosferiyle pekiştirir. Mahsun’un kuşlara olan sevgisi, onun dünyasında hala bir aidiyet arayışının sembolüdür. Kuşları beslemek, Mahsun’un insani yönünü koruma çabasıdır. Bu küçük ritüel, modern hayatın onu köreltmeye çalıştığı duygularına bir dirençtir.
Tabutta Rövaşata, izleyiciye yoksulluğun yalnızca bireysel bir sorun olmadığını, aksine toplumsal yapıların bir ürünü olduğunu fısıldar. Film, açık bir ajitasyon yapmadan, büyük bir dramatizme düşmeden bu eleştiriyi sunar. Mahsun’un hikayesi, bireysel bir trajediden ziyade, modern dünyanın yoksulluğa ve eşitsizliğe olan kayıtsızlığını sorgular.

Mahsun’un Hikayesi, Toplumun Aynası
Tabutta Rövaşata, Türk sinemasında hem toplumsal hem de bireysel anlatılar açısından eşsiz bir yere sahiptir. Film, Mahsun’un bireysel mücadelesini anlatırken, toplumu sarsan derin çatlakları ustalıkla gözler önüne serer. Derviş Zaim’in minimal anlatımı, Mahsun’un hikayesini melodram tuzağına düşmeden ele alır. Film, yalnızca bir bireyin yaşam mücadelesini değil, modern kentlerin dışlayıcı yapısını da resmeder. İstanbul’un sokaklarında sıkışıp kalan Mahsun, bir karakter olmaktan çıkar; modern toplumun unutulmuş insanlarının sembolü haline gelir.

Bu film, sessiz bir çığlık gibi izleyicinin vicdanına dokunur. Zaim, karakterin yalnızlığını abartısız bir şekilde sunarak, izleyiciyi duygusal bir manipülasyona zorlamaz. Filmdeki belirsiz son, hayatta bir kapanışın değil, sürekli bir döngünün var olduğunu vurgular. Mahsun’un hikayesi, tekil bir insanın dramı olmaktan çıkar ve sistemin içinde yok olan hayatlara bir ağıt haline gelir. Film, izleyiciyi konfor alanından çıkararak, bireyin sorumluluğunu ve toplumun sessiz ortaklığını sorgulamasına olanak tanır.
Yıl Al
Yıl Al

1 değerlendirme Takip Et!

5,0
30 Mayıs 2024 tarihinde eklendi
Bu filmi beğenmeniz için sinemaya sanat gözüyle bakmanız gerekir. Vurdu kırdı, aksiyon beklerseniz bazı yorumlardaki gibi beğenmeyebilirsiniz. Bana göre iyi bir film, süper bir oyunculuk
Turan T.
Turan T.

2 değerlendirmeler Takip Et!

1,5
2 Ekim 2023 tarihinde eklendi
Olumlu yorumların tamamını okudum ama filmin kötü olduğuna dair yorumun değişmedi. Oyunculuklar; başrol ve Tuncel Kurtiz harici çok kötü. Diğer karakterler oyuncu bile değil bence.
Filmin çekilme sırasındaki zorlukları da göz önünde bulundurmak gerekiyor ama kötü oyunculuk kötü oyunculuktur ya da kötü film kötü filmdir. Bütçesi düşük olup çok daha iyi olan fazla sayıda film izledim.
Senaryoyu ve diyalogları da beğendiğimi söyleyemem. "Arkadaşlar iyidir." diyor bir diyalogda ve bu çok kullanıldı mesela. Adam dümdüz "Arkadaşlar iyidir." diyor, bunu bu kadar beğenip storylerde falan paylaşacak ne vardı.
Uzun lafın kısası iyi bir film olduğunu düşünmüyorum.
Can Eyüp
Can Eyüp

84 değerlendirmeler Takip Et!

2,5
2 Ocak 2024 tarihinde eklendi
Daha geniş bir pencereden bakarsak iyi bir film ile kötü bir filmi ayırmak o kadar da kolay değil. Nihayetinde çok fazla parametre var ve bu parametreler kişiden kişiye hatta aynı kişiye göre zamandan zamana bile değişebiliyor. Bu tarz filmlerin toplumu tam ortadan ikiye ayırabilen filmler olmasının sebebi de budur. Görsellikten arındırılmış, hatta diyaloglardan bile arındırılmış, arındırılan kısımların ise bir nevi olgularla doldurulması amaçlanmış yapımlar diyebiliriz. Yakın zamanda Nuri Bilge Ceylan'dan Uzak filmini izlemiş biri olarak benzer nitelikte filmler olduğunu söyleyebilirim.

Şimdi benim penceremden bakılırsa; Tabutta Rövaşata bir film değil, daha ziyade belgeseldir. Üzerinde çok düşünülmüş bir hikayesi var demek için sokaklardan çok uzakta bir çocukluk yaşamış olmak gerekir. Her şeyin olağan ve gerçekçi olduğu bir film için belgesel demek daha doğru olacaktır. İşsiz ve evsiz bir adamın hayatını konu alan bir belgesel...

Uzak filmi de öyleydi, köyden iş aramak için şehre gelmiş olan bir genç ile bu gence evini ne kadar istekli olmasa da açmış olan bir adamın hikayesi. Yine çok farklı bir hikaye yoktu ortada, kafanızı sokaklara çevirdiğiniz zaman denk gelmesi muhtemel senaryolar bunlar. O halde film demektense belgesel demek kanaatindeyim.

Diğer bir soru da şu; bir film senaryo olarak mutlaka özgün bir hikayeye sahip olmalı mı? Sokaklarda yaşayan bir adamın bile hayatından mutlaka dikkate çeker kesitler sunulmalı mı, yoksa düpedüz sadeliğiyle mi yansıtılmalı? Bence, belgesel ile film arasındaki ince çizgi de tam olarak buradan çekilebilir. Bir belgeselde de gayet arka plana fon müzik koyup, birkaç kamera efekti ile bu filmin havası verilebilir. O hâlde en azından 1 saat 15 dakika ayırmak için farklı bir şeyler olmalı mı gerçekten kafa karıştırıcı bir soru.

Ancak olaya düşük hatta bütçesi olmayan film gözü ile bakarsak filme olan bakış açısı doğal olarak değişiyor. Bunca zorluğa rağmen ortaya konan proje yine de saygıyı sonuna kadar hak ediyor. Benim filme dair en beğendiğim detay başrol oyuncusunun performansıydı. Ne Ahmet Uğurlu ne de yönetmen aşırıya kaçan bir başrol amaçlamamış, ilk kez belki bu kadar "Ben buradayım" kompleksinden uzak, oynaması gerekeni oynayan bir başrol izledik. Benim adıma filmin en takdire şayan kısmı burasıydı.

Daha derin diyaloglar ve özellikle de arka plan müzikleri ile bambaşka bir yapım olabilirdi. Filmin bence eksik kalır yanı buydu. Ancak bunu da başrol oyuncusunun kendi içine kapanık hatta halk tabiriyle anormal birey olmasına bağlıyorum. Doğal olarak kendi dünyasında kaybolmuş bir adamı izledik. Dediğim gibi baktığınız pencere değiştikçe, filme verdiğiniz not da değişiyor. Muhtemelen daha iyi bir fon müzik yelpazesi ile vereceğim puanın en az 1 puan artacağı bir film olabilirdi.
Alternative Arts
Alternative Arts

35 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
17 Kasım 2022 tarihinde eklendi
Derviş Zaim'den bir baş yapıt. İstanbul'un kayıp insanlarını bu kadar doğal anlatan başka bir film yoktur. Defalarca izleseniz de her seferinde tekrar izlemek istiyorsunuz...Ahmet Uğurlu muhteşem oyunculuğu ile filmi zirveye taşımış. Aldığı ödüllerin hepsini sonuna kadar hak ediyor.
ZEPLIN_A
ZEPLIN_A

1 değerlendirme Takip Et!

3,5
14 Mayıs 2022 tarihinde eklendi
Mahsun'un hayvan sevgisine rağmen o çok sevdigi tavus kuşunu kesip yemeye çalışması izleyicide tokat etkisi yaratırken sevdiği kadının gerçeğini kabullenememesi ve arkadaşları tarafından dışlanması da Mahsunda bu etkiyi yaratmıştır. Bencesi..
Yusuf Doğan Eren
Yusuf Doğan Eren

Takipçi 32 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
16 Haziran 2020 tarihinde eklendi
Fakirliği ve yokluğu hisettirecek güzel bir film. Bazı sahnelerde gerçekten duygulanıyorsunuz. Tuncel Kurtiz'i izlemek de ayrı bir keyif. İzlemeye değer.
by mahmut
by mahmut

1 değerlendirme Takip Et!

2,5
15 Aralık 2019 tarihinde eklendi
henüz izlemedim inşallah güzeldir...Normalde izlemezdim böyle filmler hoşuma gitmiyor fakat ödev ne yapalım
Amir Han
Amir Han

Takipçi 452 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
22 Kasım 2014 tarihinde eklendi
"Halimize şükürler olsun"

Herhalde yönetmen Derviş Zaim'in bizlere söylettirmek istediği şey bu. Bir kaybedenler hikayesi. Barınma, ısınma,açlık, yokluk ve uyuşturucu bataklığı. Kaderin en alt kategoride yollarını çizdiği insanların hikayesi. Mahsun Süpertitiz aslında o yıllarda yaşayan Dursun adında birinin hayat hikayesinden esinlenip ardından D. Zaim tarafından kurgulanarak yapılmış bir yapım. Filmin yapım aşamasıda filmin kendisi kadar mütevazi. Yönetmen annesinden aldığı bir miktar borç para ile bu işe koyulmuş. Üretimi durdurulmuş Agfa filmlerden 60 adet alarak bu işe koyulur. Film oyuncuları hiç para almaz bu işten. Toplamda 200 bin dolara mal olan film belki de 2 milyon dolara mal olan filmlerin yakalayamayacağı bir etki bıraktı izleyicilerin üstünde. Bu filmde emeği geçen herkese teşekkürler.
Dikkatimi çekti A. Uğurlu o yıllarda Tuna Orhan'ı andırıyor sima olarak. Memleket Meselesi filminde beraber oynamalarıda ilginç
Ayşen Aydemir(uyuşturucu müptelası kız) filmin çekimleri sırasında kolon kanseri tedavisi görüp, filmden yaklaşık 1, 2 yıl sonra ölmesi insanı ayrı bir hüzünlendiriyor. G.Saray Lisesi, Boğaziçi Üniversitesi ve Amerika'da master yapan böyle değerli bir insanı erken kaybetmek ülke adına kayıp.
Filmin en can alıcı iki sahnesi ise; milli maç sevinci sırasında Mahsun'un çorbasını kaşıklamaya devam ederek açlığını bastırmaya çalışması ve yine açlığını bastırabilmek için Tavus kuşunu çalıp yemeye çalışması. İbretlik daha çok hikayeyi içinde barındıran bu filmi mutlaka ama mutlaka seyretmeli.
Seyretmek isteyenler 10 aralık 2014 akşamı TV 2 'de seyredebilir.
kemerlee
kemerlee

Takipçi 693 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
15 Temmuz 2012 tarihinde eklendi
Ahmet Uğurlunun üst düzey performansıyla acıklı bir kaybedenler öyküsü, açıkçası yıllardır namını duyarım izlemeden önce bir başyapıt bulacağımı düşünmüştüm, bellkide bu yüzden biraz hayal kırıklığına uğradım.Kesinlikle iyi bir film ama 90'larda ne şahaserler izledik bu filmin hala bu kadar namının olmasının nedeni belkide çok nadiren anlatılan evsiz hikayelerinden olması
10/7
velnmt
velnmt

Takipçi 45 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
8 Mayıs 2011 tarihinde eklendi
Derviş Zaimim güzel filmlerinden.
Sert bir gerçeklik var filmde.
Müzikler de güzel olmuş.
Uğurlu rolünde başarılı.
İzlenmeli..
throughout
throughout

Takipçi 367 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
15 Mart 2011 tarihinde eklendi
Etkisi zaman zaman düşen zaman zaman tavan yapan bir film.. bazı tuhaf ve gereksiz sahneler nedeniyle filmin etkili atmosferi birkaç kez bozuluyor.. mesela polisin adamdan bezginlikle bahsederken söyledikleri ve konuşma tarzı çok basitti, hatta amatörce bir sahne gibiydi.. yine başka bir sahnede 2 polisin konuşmaları çok yavandı.. ayrıca mezarın içkiyle sulanması çok garipti yani ne gerek var böyle tuhaf ve filmin atmosferini bozacak bir sahneye ? üstelik 1 değil 2 kez tekrarlanıyor bu.. olumsuz yanlarının dışında etkili bir film olduğu da çok açık.. insanın çaresizlikten her şeyi yapabileceğini gösteriyor yönetmen.. ve bir insanın koskoca dünyada her yere ve herkese fazla gelebileceğini.. ve film müzikleri muhteşemdi.. derviş zaim filmlerinden cenneti beklerkene göre etki anlamında daha güçlü, görsel anlamda daha zayıf bir film tabutta rövaşata.. elbette etki daha önemli bence.. sonuç olarak abartıldığı kadar süper bir film değil ama kalburüstü ve zaman zaman fazlasıyla etkileyen bir film.. 8/10
gogola
gogola

Takipçi 176 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
1 Şubat 2011 tarihinde eklendi
Kurtiz ve Uğurlu süper oynamış, senaryo güzel ama çekimler çok aceleye getirilmiş ve basite indirgenmiş, film de kalite düşük, daha iyi çekilse çok yüksek puanlara çıkabilirdi. diğer oyuncular çok sıradan oynuyor. Senaryo güzel olduğu ve anlatmak istediği konular anlamlı. 6 puan
budamibasimagelecekidi
budamibasimagelecekidi

42 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
27 Ağustos 2010 tarihinde eklendi
hayatta kalmaya çabalayan vazgeçmiş(ler)in trajikomik hikayesi... gülüyoruz ağlanacak halimize.
VcdSamimiyeti
VcdSamimiyeti

Takipçi 283 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
23 Ağustos 2010 tarihinde eklendi
Çok yavaş bir anlatımı var filmin..Konu çok farklı fakat her şey çok yavaş gelişiyor,izlerken anlam veremediğiniz yerler mutlaka olacaktır.Sonunda toparlamasaydı anlamsız bir film olacaktı benim için..ama evet sonu gerçekten her şeyi açıklıyor...Eklemek lazım;gösterilen mekanlar gerçekten harikaydı,izlerken istanbulun hiç değişmediğini farkettim.Ahmet Uğurlu ve Tuncel Kurtiz dışındaki tüm oyuncular gerçekten rezil bir performans gösterip filmin kalitesini düşürmüş.Final Sahnesiyle toparlayan bir film.7/10
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler