En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
kemerlee
Takipçi
693 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
7 Temmuz 2012 tarihinde eklendi
Geçmişi hatta adı bile bilinmeyen lakabı kirpi olan hafiften delimtırak genç bir kızın ölümünü araştıran polisler mahallenin altı sakinini çapraz sorguya alılarki dört dörtlük oyuncu performansları, zeki replikler eşliğinde mahallenin ve sıradan görünen bu insanların tüm kirli sırları ortaya serilir.Polis olaylar istediği sonucu tam olarak alamayıncada her zamanki gibi baskı ve şiddete başvurmaya başlar.Açıkçası katilin kim olduğunu söylemicekler diye korkmuştum ama Ümit Ünal zekice bir hamleyle kızın kolyesi üzerinden asıl katilin kim olduğunu söylüyor, arkadaşlar nasıl anlamamışlar yada konduramamışlar anlamadım. 10/7,5
Harika bir senaryo,muhteşem bir kara mizah.Filmdeki her cümle,her kelime çok ustaca yazılmış.Anlatmak istenenler direk ve sert bir şekilde aktarılmış.İzlemeyen arkadaşlara derhal öneririm 8/10
Enfes enfes enfes Türk sinemasının haşarı senaristlerinden Ümit Ünal'ın yönetmenliğe terfi ettiği film. Muazzam senaryosu , eşsiz müzikleri(Zen) , döktüren oyuncularıyla bir başyapıt. Fikret Kuşkan'ın mahallenin oğlanı kompozisyonu şu anki gençliğin bir resmi , Rafa Radomisli ve Serra Yılmaz'ın belli etmeden 'oynadığı' ve alkışı ayrı hakettiğini düşünürsek bu filmin başyapıt olduğunu belirtmek de abes olmaz. Böyle filmler üretildikçe türk sineması çağ atlar
ali poyrazoğlu kirpinin kolyesini sorgu odasının kapısında değil, mahallesindeki apartmanda buldu sanıyorum...hem zaten kirpinin de orda sorgulanmış olduğu fikri biraz uçuk kaçmıyor mu?
bence 9'un anlamı kapıdaki 6'nın düşüp 9 olmasıyla ilgili..yani amerikan filmlerindeki klasik yanlış anlama sebebi..bu filmde de yanlış kişinin suçlandığına dair bir işaret oluyor bence..
aslında bu kadroyla çok daha iyi bir film çıkardı ortaya.tabii filme kötü demiyorum.bence hakettiğinden çok daha az konuşuldu ,çizildi.emeği geçen herkesin eline sağlık.
9 : Veya günlük yaşantımızda ortaya çıkan faşizmin öyküsü*:(DİKKAT) filmi izlememiş olanlar bu yazıyı okumasınlar. *Evet bu tümce festival kitapçığında filmin tanıtımının olduğu bölümün son kısmı. Gerçekte de filmi izlerken bunu görüyor ve ilerleyen olay örgüsünde son kısımlarındaki masumyetsizlik duygusunu iliklerimize kadar hissediyoruz Biliyorsunuz film bir sorgulama salonunda tanıkların itirafnameleri ve mevzubahis mahalleden bize kesitler sunan bir amatör kameranın kısa çekimlerinden oluşuyor. Klostrofobi yaratan mavi bir sorgu salonunda başlayan olaylarda gördüğümüz masum tiplerin maskelerinin ardındaki çirkin yüzleri filmin sonlarına doğru göründükçe hayret verici gerçeklerle yüzgöz oldukça filmin değeri artıyor ve final sahnesinde hissettiğim belirsizlikle çizmeye hazırlandığım film bir anda aklımda beliriveriyor ve Ünal'ın asıl sonunu çözdüğümde de bir hayranlık ve bir kutlamayla ayrılıyorum Beyoğlu Sinemasının alıştığım salonundan. Evet filmin sonunu burada yazmayı heyecanla beklerken bir yazarın da bu sonucu bulduğunu görerek yalnız olmadığımın farkına varsam da bu buraya yeni bir hevesle yazmama engel olamadı.Filmde katil arada bir beyaz gömleklerini gördüğümüz fakat Ünal'ın ısrarla yüzlerini bize göstermekten çekindiği kişiler. Kaya değil Tunç değil katil filmin yasaklanmasına sebep olan imgeleri tanıklara yaşatanlar. Bunu bulmak beni her ne kadar filmin bitimi babından heyecanlandırsa da filmin bütünün seyir esnasında yaşattığı sinemasal lezzeti daha çok anlatmak isterim: Filmi izlerken karakterler daha ilk oturuşlarında kendilerinin ilk yüzlerini tanıtarak oturuyorlar.Mesela Salim mutlu rahat bir kişi Saliha disiplinli önyargılı tavizsiz ve ?Anaç? bir kişi ve Firuz hiçbirşeye bulaşmamış olan korkak aile babası bir fotoğrafçı vs. Bu duruma alışmak üzere ilk dakikaları seyrederken o anlarda Ünal'ın sorgu mahali ve mahalle görüntülerini muhteşem harmanlayan yine muhteşem kurgusuyla da filme ısınıyor benimsiyoruz. Ortalara doğru hala bir şey ortaya çıkmamışken artık kanıksıyoruz ki karakterler böyle.Hatta hatta çoğu geyik Hollywood gizli katil filmlerinde olduğu gibi katili tahmin etme gibi yarışlara girenler de itiraf ediyorlar? Sonra bir kıvılcım sıçrıyor ki sorgu salonuna ortalık karmakarışık?Vay Salim vay Saliha vay Tunç meğer sizler neymişsiniz derken bir aldanmışlık hissetsek te bu bizi filme daha çok bağlıyor. Amerikalının söyledikleri ve teslim ettiği video ise olayı oldukça aydınlatıyor ve ?aydınlanıyoruz?. Mahallenin ?sır'ları mahalleyi ağızları açık bırakacak bir ?sır'a dönüştürüyor. Film bitiyor ve ?çok güzeldi ama?? sözcük öbeği de aklımıza yere edinmiş bir kılkurdu misali kıvrandırıyor bulamıyoruz kendimizi kandırıyoruz.?Katil Kaya!?:::::Hiç Kirpiden bahsetmedik: Deli kadının teki.Kafayı yemiş bir gavur kızı.Rivayete göre eskiden zenginmiş uyuşturucu onu bu hallere sokmuş.Falan filan. Sonra öldürmüşler. Şu veya bu şekilde? Peki son sahneyi hatırlayın.Firuz yalpalayarak 6 numaralı salondan çıkarken ne buluyor? Bir sahne daha var film de çok yeni olmadığı için Mementodan alıntı diyemeyeceğim.Neyse sahneyi gören hatırlayacaktır ?sorgu odasındaki kirpi portresi!? Görmemiş olabilirsiniz ikinciye izlerseniz aklınızda bulunsun (Mementodaki mevzubahis sahne: Sammy Jenkis Akıl hastanesinde otururken bir an ama sadece bir an orada oturanın Sammy Jenkis değil de Leonard olduğunu görüyoruz.) Evet 8 kişinin sorgusunu izledik 9. kim? 9. kişi işte deli gavur kızı! Kaya'ya kanıyla itirafname imzalatan ve filmin yasaklanmasına sebep olan sahnelerin başrol oyuncularının bir şekilde ölümüne neden oldukları kaçık. Neyse olay çözüldüğüne göre serbestiz 6 numardan masum olmayan herkes gibi biz de dışarı çıkıyoruz. Film gerçekten son yıllardaki en iyi Türk filmi e tabii ki tarzı anlatısı ve başrollerinde Cem Yılmaz ve Yılmaz Erdoğan olmaması gibi sebeplerden dolayı sınırlı bir izleyici kitlesine ulaşacak. Ümit Ünal kendi siyasi düşüncesini beyazperdeye çok mükemmel bir biçimde yansıtarak düşüncelerini paylaşmasam da muhteşem bir klasiğe imza atmış. Gerek görüntü yönetimi,kurgusu gerek oyuncuların performansları ve gerek akıl almaz güzellikteki senaryosuyla en iyi film.Bu yazıyı izleyenler okuduğuna göre söyleyebileceğim şey.İkinciye de gidilebileceğini hatırlatmak olacak Bol sinemalı günleeeeer
Filmi seyretmekte geçiktiğimi itiraf etmeliyim. Değişik tatlar bırakan bir film.Öncelikle hikaye, kurgu, senaryo iyi.Saliha Hanım, yani Serra Yılmaz çok başarılı. S. Yılmazın sesi, duruşu, oyunculuğu çok farklı, kendine has bir havası var. Harem Süarede de çok beğenmiştim. Kitapçı Salim, Tunç ve Firuz da iyi oynamış.Filmin ritmi çok tutarlı ilerliyor. Olaylar, insanlar, olgular vs. insanların gözüyle, bakışıyla şekilleniyor, anlatılıyor. Zekice kurgulanmış bir film. Şaşırtıcı.Kısaca, Dokuz filmi, farklı anlatım tarzı, başarılı oyunculukları, güçlü, karmaşık, zekice senaryosu ile başarılı bir yapım olmuş. 8.5/10
Derin filmdir dogrusu, en kuvvetli mesaji ise ''hiçbir sey göründügü gibi degildir''. melegin seytana dönüstügü, yalanlarin asil gerçekler oldugu, masumiyetin ise saf nifak oldugu bir düzeni izlemekteyiz filmde.
filmin son sahnesindeki sorgu mekaninin numarasi olan 6 nin kitapçi salim'in küçük bir omuz darbesiyle 9'a dönmesi de bu duruma bir göndermeydi. genelleme yapmak gerekirse içinde yasadigimiz günümüz sisteminde de tipki mahalledeki önemsiz figuranlarda oldugu gibi hiç bir sey göründügü gibi degil, fakat çogumuz hala hersey açikmis ve açiklanabilirmis gibi yasamaktayiz hayatimizi...
franz kafka'nin ceza sömürgesi isimli hikayesindeki alinti bosuna yapilmamistir:
''... ama çit çikmiyordu, en küçük bir ugultu bile duyulmuyordu. Makine böylesine sessiz çalistigi için dikkatinizi çekmiyordu.''
bir gün; çarklarinda yontuldugumuz dev makinayla en azindan kirilan kemiklerimizin çitirtilarini duymamiz dilegiyle...
diğer yorumlara katılıyorum film gerçekten kaliteli bir yerli yapım olmuş.öncelikle oyunculuklar çok güzel fikret kuşkan oynadığı için filmi izledim fakat diğer oyuncular da çok güzel.f,kret kuşkan bu filmde de yerini çok güzel bulmuş rolü çok yakışmış.film gerçekten insanı şaşırtan bir yapıya sahip film ilerledikçe yeni şeyler sunuluyor ve aynı seyirde devam etmeyerek sıkıcı bir film olmaktan uzaklaşıyor.filmin sonunda ben kızı kimin öldürdüğünü söyler diye bekledim ama bu bir sır zaten filmde de bunun hiç bir önemi yok ve bu sonucu hiç etkilemeyecektir.film başka bir filmi de çağrıştırdı bana.pardon filminin atmosferiyle aynı olmuş.filmin ismiylede alakası yoktu belki de 9un yönetmenin hayatında farklı bir anısı var kim bilir.türk sinemasını ileriye götürücek bir film.10/9
Mumya Firarda filmi bence çok feyk bir film.Çünkü hiç bir dizide oynamamış bir kişiye başröl oynatan bir filmin ne kadar ciddi olacağını düşünemiyorum.
seven filmiyle karşılaştırabilecek bir başyapıt... ve türk sinemasında dahaönce yapılmamış olanı yapmasıyla öne çıkan bir film en iyi yabancı film oscarında ilk beşe gözü kapalı girerdi aslında hatta oscarıda alırdı. ama türk düşmanı ABD'li Akademi Üyeleri filmi ilk beşe almadı.Hiç Şaşırmadım.
ARKadaşlat seyretmeyenler okumasın filmin sonu hakkında bilgi veriyorum..
Katilin kim olduğunu anladım.. :)
Senarist ve yönetmen Ümit Ünal ın zekasına hayran kaldım.. Yorumlardan okudugum üzere kimse katili anlayamamıs yakalayamamış.. tüm hikayeyi anlatacagım şimdi size..
oyunculuk mükemmel.. Ali poyrazoglu nun gercek hayatta gay oldugu bilinmektedir.. böyle bir rol vermek ona aldırabilmek basarıdır.. fikret kuskan mukemmel bir secim acıkcası uzun süredir bukadar keyifli bir film izlememiştim tadı damagımda kaldı.. :)
şimdi gelelim filmin SONuna;
Arkadaslar filmin adının 9 olma sebebi filmin sonunda kapıya carpılıp 6nın düşüp 9 olmasıyla aynı sebeptendir.. yani bazen işler tamamen farklı görünse de aslında öyle olmadıgı vurgulanmıs nitekim burada aslında bize katilin kim oldugunu söylüyor.. mükemmel bir isim seçimi.. olayları anlatarak videoya cekilen toplam 7 kişi var ancak aslında 6 bir tanesi yanlızca 1 defa görünüyor olay ifadesi verirken ve o da zaten katil.. kendi ifadesinde belirttiği üzere polise ilk haber veren kişi.. ve gene sadece kendi belirttigi gibi namazında niyazında sabah namazına giden biri.. cıplak oldugunu gördüm vs. ve hemen polise haber verdim diyor en sonunda abdestte gitti diyor.. yani cemaat onu sabah namazında görmemiş.. velhasıl kelam önce kirpiye tacavüz ediyor ve sonrada öldürüyor.. ayrıca kirpinin hamile oldugunu filmin en sonunda öreniyoruz ve buda yani kimden hamile kaldııda havada kalıyor ancak merak etmeyin onu da cözdüm.. hamile bırakan amerikalı ve bunu da gerek verdigi son ifadeden "okadar tatlıydıki sevecendiki vs.." gerekse de kayanın annesinin baslarda amerikalıyla bile yatıyodu dedikodularından anlıyoruz.. Bir zamanlar hakikatende sırf polis basından olayı atmak ve olayı kapatmak için filmdeki ibi ulaşları döverek işlemedikleri sucu kabul ettirdiklerinden polise atılan taşa bayıldım..
bayıldım filme arkadaslar bu kadar zeki bir yönetmen uzun süredir görmemiştim.. En cok hayranlıkla karsıladıgım yanı ise katili aslında söylüyor ama farkına varılmayacagını biliyordu.. en cekici yanı ise eleştirilmeyi göze ala ala apacık söylemiyor ve aslında filmin dikkat cekmesini istedigi yanının bu olmadıgını suratımıza vuruyor olmasıydı..
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.