coyotee arkadaşa katılıyorum. cinselliğe hiç gerek olmayan bir filmde abartı cinsellik işlenmiş. konu manyak olmuş ama julıanne harici diğer karakterler filmi kaldıramamış ve akıcı bir şekilde başlangıç-gelişme-sonuç işlenememiş. herşey rağmen sadece körlerin dünyasını anlamak için izlenebilir bu film. gözünüze gözünüz gibi bakıyorsunuz filmden sonra ve şükrediyorsunuz:)
Son zamanlarda izlediğim en ilginç ve akıcı filmlerden biriydi..Farkılı bir konu ve müthiş bir yönetmen var ortada..Mekanların tasarımına hayran kalıyosunuz koca şehiri kullanmışar film için..Film beni sardı yazılan kötü yorumlara katılmayıp izlemenizi tavsiye ediyorum..
son derece başarılı resimler ve geçişler var..evet zaman zaman zor ve yavaşlayan bir tempo ama gerek sembollerle gerekse konusuyla düşündüren bir film..oyuncular çok iyi..AMA bu film daha 'derin' ya da 'uzun' bir finali hakediyor bence
Her yerde kaos ortamı var ama (hasta insanları biryere tıkıştırıp) sokaktaki insanları normal hayatına devam ediyor gibi göstieriyor filmin başında. İşinin ehli olan(!) çekik gözlü bakanımız kendini görevlileri(tıbbi araştırmacılar vb.) ayrı odalara atıp karantinaya almak yerine, ofiste havalı havalı dolaşıp üstüne birde "bende kör oldum" diye basın açıklaması yapıyor. İnan psikolojisini işlemek uğruna 1-2 tane neyse ama ekipin yarısının birbirine aşık olup-aldatarak olayı entrikaya kaydırmaları biraz garip olmuş Belki "asıl olay hastalık değil insan psikolojisi diyeceksiniz ama ben beyazperdeye başarızız bir uyarlama yapsaydım en azından hastalık başlangıç-bitiş sebebini kurgulardım. En azından küçük bir kitle daha fazla tatmin olabilirdi. Kitapseverler için de hikayeyi değiştirmeyen küçük bir ekstra sorun olamazdı. Boşvermişliğe yoruyorum.
0.5 vermememin tek sebebi, kitaptaki insan psikolojisini çok iyi anlattığı söylentisi. O da kitabın marifeti zaten.
Kitabını çok beğenmiş ve "keşke senaryolaştırılsa ve filmi çekilse" demiştim 3 yıl önce.Film ne zaman vizyona girecek bilmiyorum ama ben de dayanamayıp netten izleyenlerdenim:) Benim kitabı okurken de en çok hoşuma giden körlüğü çok güzel anlatması ve insan zaaflarını çok ii ortaya koymasıydı.En ufak detay bile atlanmamıs ve emınım kı böyle bır olay gerçekleşse bundan daha farklı olmazdı.Erkeklerın yemek vermenın karsılığında kadınları ıstediği sahne korkunçtu resmen kanım dondu izlerken...Senaryoya sadık kalınmıs ve oyuncular da gayet başarılıydı.8/10
Bilim adına çok yararlı olabilecek kahramanımız ne yapıyor körlerle takılıyor, orda ne iş yapıyor diğer körlere kendi grubunu götürüp getiriyor ordada bi işe yaramıyor.Zaten başta gördüğümüz 6-7 karakterin aynı yere düşmesi yeteri kadar saçmaydı.Sanki sırayla bunlar hasta oldu, hemende bunlara ulaşabildiler.Tek derdi M.E.S.A.J vermek olan, insanlara, siz busunuz, bakın insanlık ne hale geldi demek için çekilmiş gereksiz bir film.
Gözleri gören kadın, tecrit edilmiş enfeksiyonel körleri gözlemlerken, insanoğlunun çıplak, ilkel ve hayvani taraflarına acımaktadır. Toplumdan hükümet zoruyla soyutlanmış bu insanlar kapalı ve kısıtlı bir alanda birlikte yaşayabilmenin kurallarını gelişi güzel yerleştirmeye çalışmaktadırlar. En baştan, yeniden başlatılmış bir birlikte yaşama normu, izleyici için şaşırtıcı olmayan sonuçlar doğuruyor. Çünkü kötüler kötücül karakterlerinin izinden giderek, normal yaşamdaki gibi fitne çıkarmakta zorlanmıyorlar.
"Körlük" isimli kitabın yazarı Jose Saramago yıllardır hiç bir sinema yönetmenine emanet edemediği eserini Meirellesin ellerine teslim etti. Ve çok az yazara nasip olacak bir şeye sahip oldu. Meirelles daha baştan tüm " Körleri" karşına alma pahasına, kaynak olarak kullandığı metne büyük bir saygı duruşunda buluyor.
nobel ödülleri toplayan ya da ortada oscar bırakmayan eserlerin filmlerin çok çok azını beğenir favori listeme eklerim..çnk hep bi ödül kovalayan havaları vardır. "Körlük" başından itibaren tek kelimeile mükemmel bi eserdir ve ben sanırım iki ya da üçüncü kez "kitaptan uyarlanmış filmler asla kitaplar kadar başarılı olamazlar" cümlemi yemiş bulunuyorum..kitabı okurken gözümde canlandırdığım kişiler değil oynayanlar ama ben ne neden mooreu ya da ruffaloyu düşünemedim die hayıflandım çünkü çok başarılılar..filmin ortasında bir durağanlık yaşanıyor..hani sanki olaylar tıkanıp kalacakmış ya da kitabı bilmeyenler için..olay bundan ibaretmiş gibi düşünüyor izleyen ancak insanı onikiden vuran sinir bozucu gelişmelerle yeniden hız kazanıyor ve film aynı etki ile son buluyor..insanın doğası, dünyanın düzeni, salgın hastalıklar vs gibi konular yeni değil sinema için ama bu film bambaşka açılardan, çok farklı bir kurgu ile anlatmaya çalışıyor bizi bize..kaçırmayın derim..aksiyon gerilim aşk..hiç bir kategoriye sokmadan, "iyi bir film izlicem" beklentisi ile giderseniz..filmin vermek istediğini keyifle alırsınız ;)
insana gercekten ama gercekten sükür ya ben daha ne isteyim dedirten bi film..izleyin..izleyin ve insanlıgın ufacık 2 uzuv tarafından ayakta kaldıgına tanıklık edin;) 9/10
Kimler vermiş bu 7.4 lük beğeni oranını artıracak oyu merak ettim doğrusu. (ben 4 verdim)Aynı tarz olan "28 gün sonra" filmi vardı hani süper ben çok beğenmiştim, devamında çekilen "28 hafta sonra" çok kötüydü ya, bu ondan da kötü. Neresi kötü diye yazmaya başlasam epey sayfa sürer ve ayrıca değmez. Tam bir hayal kırıklığı yani
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.