Ortalama puan
2,9
3 Puanlama
5
0 Eleştiri
4
0 Eleştiri
3
1 Eleştiri
2
0 Eleştiri
1
0 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
Filtrele:
Hepsi
Toplumsal gerçekçiliğin...
Bir "Umut" (1970) kadar olmasa da, "ilk kırıntılarını" taşıyan senaryosunu da kaleme alan Atıf Yılmaz ile filmdeki Abu karakterini de canlandıran Yılmaz Güney'in yönetmen koltuğunda oturdukları "Zavallılar"; aynı sınıfsal kökendeki üç farklı kişiye ait, üç değişik kriminal hikayeyi bir araya toplayan...
Ve tüm eleştirilerimize karşın...
En azından, kırsaldan kente göçün hızlandığı yılların İstanbul'unun da resmedildiği...
Çarpıcı bir drama olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Müziklerinde, 1970 ve 1980'li yılların...
Hafızalardan asla silinmeyen unutulmaz popüler melodilerine damgalarını vuran Atilla Özdemiroğlu ile Şanar Yurdapan'ın imzalarının bulunduğu bu filme...
Biraz daha yakından bakalım...
***
Üç gün sonra cezaları bitip de...
"Kapıdan baktırıp, kazma kürek yaktıran" bir Mart ayının başında, hapishaneden tahliye edilecek olan Abuzer "Abu", Hacı (Yıldırım Önal) ve Arap (Güven Şengil) isimli üç yakın arkadaş...
Ziyadesiyle kara kara düşünmektedirler...
***
Zira...
Bu beş meteliksiz halleriyle...
Kendilerini dışarıda...
Soğuk, açlık ve polis gibi felaketler beklemek de...
Üstelik...
Sığınarak yatıp uyuyabilecekleri, herhangi bir yer yahut mekanları da bulunmamaktadır...
***
Zaten...
Sırf bunun için de...
Bir çaresini bulup...
Hiç değilse Mayıs ayına kadar, "ekmek elden su gölden" tarzı işleyen bir biçimde içeride kalmalıdırlar...
***
İşte bu nedenle Abu...
Gerçek de, bilinen bir huyu olmamasına rağmen...
Şansını denemek gayesiyle...
Mahkumlardan birilerinin baklava tepsisini kapıp kaçsa da...
Bunun hiçbir faydasını görememesinin yanı sıra...
Hapishane müdürü (Muzaffer Yenen) tarafından, aksine saçları kabak olacak şekilde tıraşa da mahkum edilir...
***
Bu işlem yapılırken de Abu...
Vakti zamanında...
Yine suç işlediği için saçlarının kesildiği...
Çocukluk günlerine (Göktürk Demirezen) geri döner...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalarız...
Dakika 20...
***
Yukarıda adlarını verdiğimiz bu üç kafadarın...
Hapishaneye düşüş sebepleriyle...
Hapishaneden çıkmalarının ardından yaşadıklarının anlatılarak, gözler önüne serileceği filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; ilgiyle izlemeye devam edeceklerinden emin olduğumuz, 60 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,
Bir "Umut" (1970) kadar olmasa da, "ilk kırıntılarını" taşıyan senaryosunu da kaleme alan Atıf Yılmaz ile filmdeki Abu karakterini de canlandıran Yılmaz Güney'in yönetmen koltuğunda oturdukları "Zavallılar"; aynı sınıfsal kökendeki üç farklı kişiye ait, üç değişik kriminal hikayeyi bir araya toplayan...
Ve tüm eleştirilerimize karşın...
En azından, kırsaldan kente göçün hızlandığı yılların İstanbul'unun da resmedildiği...
Çarpıcı bir drama olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Müziklerinde, 1970 ve 1980'li yılların...
Hafızalardan asla silinmeyen unutulmaz popüler melodilerine damgalarını vuran Atilla Özdemiroğlu ile Şanar Yurdapan'ın imzalarının bulunduğu bu filme...
Biraz daha yakından bakalım...
***
Üç gün sonra cezaları bitip de...
"Kapıdan baktırıp, kazma kürek yaktıran" bir Mart ayının başında, hapishaneden tahliye edilecek olan Abuzer "Abu", Hacı (Yıldırım Önal) ve Arap (Güven Şengil) isimli üç yakın arkadaş...
Ziyadesiyle kara kara düşünmektedirler...
***
Zira...
Bu beş meteliksiz halleriyle...
Kendilerini dışarıda...
Soğuk, açlık ve polis gibi felaketler beklemek de...
Üstelik...
Sığınarak yatıp uyuyabilecekleri, herhangi bir yer yahut mekanları da bulunmamaktadır...
***
Zaten...
Sırf bunun için de...
Bir çaresini bulup...
Hiç değilse Mayıs ayına kadar, "ekmek elden su gölden" tarzı işleyen bir biçimde içeride kalmalıdırlar...
***
İşte bu nedenle Abu...
Gerçek de, bilinen bir huyu olmamasına rağmen...
Şansını denemek gayesiyle...
Mahkumlardan birilerinin baklava tepsisini kapıp kaçsa da...
Bunun hiçbir faydasını görememesinin yanı sıra...
Hapishane müdürü (Muzaffer Yenen) tarafından, aksine saçları kabak olacak şekilde tıraşa da mahkum edilir...
***
Bu işlem yapılırken de Abu...
Vakti zamanında...
Yine suç işlediği için saçlarının kesildiği...
Çocukluk günlerine (Göktürk Demirezen) geri döner...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalarız...
Dakika 20...
***
Yukarıda adlarını verdiğimiz bu üç kafadarın...
Hapishaneye düşüş sebepleriyle...
Hapishaneden çıkmalarının ardından yaşadıklarının anlatılarak, gözler önüne serileceği filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; ilgiyle izlemeye devam edeceklerinden emin olduğumuz, 60 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,
- En son Beyazperde eleştirileri
- En İyi Filmler
- Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler