En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Turgay Buğdacıgil
Takipçi
2.374 değerlendirmeler
Takip Et!
2,5
16 Ocak 2026 tarihinde eklendi
Senaryosunu...
Murat Boyacıoğlu'nun kaleme aldığı ve yönetmen koltuğunda da, usta sinemacılarımızdan Kartal Tibet'in oturmak da olduğu "Dünyayı Kurtaran Adam'ın Oğlu"; eğer, 2006 tarihli değil de, 2026 tarihli olsaydı...
"Kara mizah (dark comedy)" tarzda kurgulanılmış ve kesinlikle vizyona girmesine izin verilmeyecek nitelik de olduğunu da düşündüğümüz, siyasi eleştirinin zirve yaptığı...
Şahane bir komedi olarak geliyordu karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
1982 yapımı, Türk sinemasının efsane filmlerinden "Dünyayı Kurtaran Adam"ın...
Devamı şeklinde kurgulanarak çekilen bu filme biraz daha yakından bakalım...
***
- Yıl 2055 -
Dünyayı Kurtaran Adam'ın (Cüneyt Arkın) ikiz oğullarından birisi durumundaki, uzay gemisi Ulubatlı 33'ün komutanı Kartal (Mehmet Ali Erbil)...
Asistanı Gonca'ya (Deniz Seki), uzaya ilk çıkan ve çıkar çıkmazda kaybolan Türk astronotu Gökmen'i (Burak Hakkı)..
Sekiz yıldır halen bulamamış olmaları nedeniyle...
Ciddi anlamda dert yanmak da...
***
Üstelik de...
Oksijenleri ile yakıtlarının azalmış olmasına rağmen...
Gökmen'i aramaktan, asla vazgeçmemektedir...
***
Hem de...
İkinci kaptan Osman (Misak Toros), Kazancı Cemal (Ali Erkazan), Çelik (Pascal Nouma), Doktor (Veysel Diker), Tuğçe (Günay Karacaoğlu) ve temizlik elemanı Safiye ana (Ayşen Gruda) ile robot Muzaffer'den (Yavuz Seçkin) oluşan gemi personeli...
Artık bu arayıştan, iyice sıkılıp usanmışken...
***
Derken...
Vakti zamanında...
Dünyayı Kurtaran Adam'a yenilen Uga (Burak Sergen) ise, intikamını almak için dünyaya uğramış...
Ve...
Rakibinin yeni doğmuş, ikiz oğullarından ötekisini kaçırıp...
Kendi oğlu Zaldabar (Mehmet Ali Erbil) olarak büyütmüş...
Ve bunu da sadece, sadık komutanlarından Kazu'ya (Haldun Boysan) itiraf etmiştir Uga...
***
Ama yine de...
Fimin devamına damgasını vuracak olaylar...
Bunlarla sınırlı kalmaz...
***
Zira...
Gökmen'i arayan Kartal, uzun uğraşılar sonrasında tesadüfen Lunatika adlı gezegende babası Dünyayı Kurtaran Adam ile Gökmen'i bulurken...
Kötü ve acımasız bir uzaylı olan Uga tarafından, yıllar önce kaçırılıp...
Her türlü rüşvet, yolsuzluk ve sahtekarlığa bulaşmış bir adam olarak yetiştirilmesinin yanı sıra...
Lunatika imparatoru Dogibus'un (İsmail İncekara) kendisinden hazzetmeyen kızı Maya'ya (Burcu Kara) askıntı olan Zaldabar ile dünyada kalarak astronot olarak eğitilen ikiz kardeşi Kartal, uzayda karşılaşacak...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalayacağız...
Dakika 30...
***
Gırgır, şamata ve aksiyonun hız kesmeden devam edeceği filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; ters köşe sürprizleri de bünyesinde barındıran, 80 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
tamamen boşa çekilmiş ve saçmalanmış bir film.konu berbat oyunculuk da berbat geriye ne kaldı?hiç.bu arada cünayt arkın başrolde diye yazmışlar ama hiç alakası bile yok.mehmet ali erbil başrolde ve filmi batırmış.dolayısıyla yazık olmuş.10/2
türk sinemasında artık 2 akım ortya çıkmaya başladı. 1.si tamamen gişeye yönelik içi boş filmler, 2.si entel birikime yönelik ağır filmler. bu ikinci özellik 80'li yılların başından bu yana türk sinemasına hakim olan ana düşünceydi. özellikle bizim sinemacılarımız fransız sinemasının etkisiyle entel ve halka uzak film yapmak peşindeydiler. ancak türk halkı yeniden yerli sinemayı keşfedince gişe filmleri çıktı ortaya. ancak hem içi dolu hem gişe başarısı planlayan çok az film yaptık(babam ve oğlum, takva). dünyayı kurtaran adamın oğlu gişeye oynayan ancak çok ama çok kötü bir film olmuş. evet türk sinemasının ilerlemesini ben de istiyorum ancak bu filmlerle ilerleme yaşanmaz ve yakı zamanda geriye gidiş başlayabilir. yapımcılar halkın ilgisi tekrar türk sinemasına dönmüşken bu fırsatı böyle kötü filmlerle geri tepmesinler. kısa vadede çok kazanç yerine uzuzn vadeli devamlı kazanç daha iyi bir yatırım olur!!!
Adam gibi film olmasını umut edebilirdim.Ama oyuncu olarak seçilmiş kişiye bakın.Ya Mehmet Ali Erbil in oyunculuunu veya onun bulunduu bi filmi kim sevebilir acaip merak ediorm.Seven varsa da bunun sebebi nedir.Hayatımda bu kadar antipatik bi adam görmedm.O bi tarafa türk sinemasının her filme yan tür olarak komediyi yüklemesini ve bu türün ana tür olarak yüzeye çıkmasını hazmedemiorm.Nedir,nedendir'Böyle mi olması gerekior'Türk seyirci profili bu mudur'Bunu deiştirmek için çok geç midir'Bu soruları biri benim için cevaplayabilecek midir'Ben mi bu düzeni çok sorguluorm yoksa kimse bu zahmete girmek istemior mu'Açıkçası ben artık aynı şeylere gülmekten bıktım.Ki zaten artık gülmüorm.Türk sinemasının ilerlemesi için, herkesin sinemaya gitmesi için komedi filmi yapıolar ama ben komedi olduunu duyunca hiçbi türk filmine gitmiorm.Beni yargılayanlarla da sonuna kadar tartışırım,sonuna kadar kinimi kusarm.Bu kadar gereksiz filmlere bu kdr lüzumsuz oyunculara para harcıyacaınıza türk sinemasının bir an önce ayaklanması için daha eli yüzü düzgün filmlere imza atılmalı.Madem böyle bi film yapacaksınız daha komik birini koysanıza.Cem yılmaz veya başka komik birini.Bu adamı koymakla nasıl bi iş çıkarmayı umuyorsunuz.Kusura bakmayn ama böyle yapımlar çıkacaksa hiç çıkmasn derim ve hatta sinemamız başka türde film çıkarma özürlüsüyse varsn yıkılsn bu camia...
En azından Gora’yı yakalayabilecek bir film olarak görmüştüm.Gerek senaryo,gerekse de efekt olarak ne derece ilerlemişiz diye merak ettim.Sonuç elde var sıfır,goranın yanına bile yaklaşamayan bir film.
Konu Türk filmleri olunca dikkat ediyorumda arkadaşlar ne kadar acımasız oluyorlar..Nedense en saçma sapan Amerikan filmlerinde bile mantık arıyan bu arkadaşlar bu filmi tv. için rayting uğruna yapılmış selena dizisiyle bile kıyaslamışlar..Tamam kabul belki 10 numara bir film değil ama ben hiçte kötü vakit geçirmedim izlerken espriler oldukça dozundaydı..Hani şu çok beğendiğiniz Goradan ne farkı vardı allah aşkına hatta daha iyi bile diyebilirim..Cüneyt Arkın az görünmüş demişsiniz bugün dünyanın en zirve oyuncuları bu tarz filmlerde zaten az görünür!!Zaten biz millet olarak kendi içimizden çıkan birşeyi aşağı çekmeye bayılırız bu yüzden de eller aya giderken :)) biz hala yerimizde sayıyoruz..Amerikan sinema filmlerini abartacağınıza Türk filmlerine destek vermenizi öneririm onlar zaten kendini kurtarmış ama bizim önümüzde daha aşmamız gereken yollar var.Bizim oyuncularımızda dünya sineması içinde yer almasını istiyorsanız biraz destek lütfen!!
Baştan belirteyim, kurallara mümkün olduğunca uygun yazmaya çalışacağım...Şunu çok net olarak söylemek istiyorum; Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu, ömrü hayatımda izlediğim en kötü filmlerden biri, muhtemelen de en kötüsü. Ne elle tutulur bir oyunculuk, ne doğru düzgün bir espiri var filmde, ne mantık, hiçbirşey...Filmin komedi şeklinde çekilmesi zaten başlı başına bir hata bana göre. Bari komediyi de doğru düzgün yapmış olsalar. Bir de filmin başına 'Cüneyt Arkın’a İthaf Edilmiştir' yazmışlar. O da eminim telif hakkını ucuza getirmek içindir :)))Bu filmi izledikten sonra Dünyayı Kurtaran Adam’ın o kadar da kötü bir film olmadığını düşünmeye başladım...
Yarı Gora yarı da Dünyayı Kurtaran Adam...Alın size Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu...Senaryo namına, oyunculuk namına, görüntü namına ve komedi namına hiçbir şey yok filmde...5/10
bu filmin birincisi zaten dünyanın en kötü filmleri listesinde bir numara yani bu filmin devamına çok güzel olur diye gitmek zaten akıl karı değil..kartal tibette belki yıllar yıllar sonra buda kült olur ilkinden geri kalmıycak kapasitem var diye çekmiştir...yaniçektiği filmlerden zaten kendini ispatlamış bir yönetmen(iyi film yapmam ben mabında)ondan dolayı beklediğimden farklı bi film çıkmadı...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.