En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
ill-key
Takipçi
211 değerlendirmeler
Takip Et!
2,5
6 Mart 2009 tarihinde eklendi
İlk yarım saat sıkıyor, sonrasında telefon görüşmesinde olan sahneler çok iyiydi. Diyalogları beğendim bu sahnelerde. Daha sonra ise hafif romantizm,ihanet,acıma gibi unsurlar ekseninde yoluna devam ediyor ve finalinde ne olmaya çalıştığı belli olmayan bir film çıkıyor ortaya...10/6,5..
şunu öğrendim ki sanırım brugesde polis,kanun,insanlık diye birşey yok.hele ki polis molis hiç yok,filmi izleyenler anlamışlardır özellikle son 15 dakikayı kastediyorum.bu garip durumu görmezden gelirsek,filmi oldukça beğendim.ön plana çıkmamış ama rahatlıkla izlenebilen filmlerden.colin farrellı hiç mi hiç sevmem,ama bir düşününce ray rolünü de ondan başkasına yakıştıramıyorum.brendan gleeson ise gerçekten bir harika.ralph fiennes her zamanki gibi.cümlelerin yüzde sekseni küfürden oluşuyor ancak kulak tırmalamıyor ve senaryoya çok iyi oturtulmuş.bazı filmler vardır ya başyapıt veya şaheser diyemezsiniz ama düşünür düşünür bir kusur da bulamazsınız,gayet beğenmişsinizdir,işte in bruges de öyle bir filmdi bana göre.ve tabii ki herşey bir yana filme adını da veren belçikanın tarihi bruges kentini de anmamak olmaz,güzel görüntülerin arasına yerleştirilen klasik müziklerle daha da bir hoş olmuş.
Bu film burda nasıl vizyona girmez...nasıl sinepuana kapalı olur..aklım almıyor...neyse,kısaca yorumuma gelince...eğlenceli bir aksiyon filmi gibi duruyor..ama aslında dram ağırlıklı...2 kiralık katilin Belçikada Bruges deki durumunu anlatan bir film...oldukça etkileyici buldum...Colin Farrell ve Brendan Gleeson ikilisi oldukça uyumlu...zaten ödüllü bir filmmiş...eğlenmek,iyi zaman geçirmek için ideal bir seçim olur...(8/10) :))
In Bruges (Brüjde) üç ayrı kötü adamın, üç ayrı vasfı üzerine bina edilmiş. Birincisi Ray'in üzerindeki bu işlerin adamı olmamasından dolayı ortaya çıkan bir çocuk katilinin ?vicdan azabı? hali. İkincisi Ken'in yaşadığı itaat ve merhamet çatışması ve son olarak Harry Waters'in prensiplerine bağlılığının verdiği taassup. Bu üç temel mefhum etrafında yine bir takım metafizik değerlerin insandaki tezahürünü irdeliyor Martin Mcdonagh. Filmin dikkat çekici bir yönü ise, İki kötü adamın (Ken ve Harry Waters) gözünden kentin mimarisine, tarih dokusuna göndermeler yaparak çok derin estetik mülahazarda bulunulması, böylelikle üst-estetik görgüyü kötülük peşindeki bilinçlerden sunarak deyim yerindeyse onu nötürleştirmesidir.
Colin den çok şey umduğumdan ve bahsi geçen şehrin tarihi falan umrumda olmadığından pek beğenmedim açıkcası. Konu yavaş akıyor,sona doğru da lokomotifi körükleyip üst üste bindiriyor olayları ki stabil bi yapısı yok.Ama evde zaman geçirmek adına izlenebilinir.10/6
Çok olumlu yorumlar almasına rağmen ben de artı birşeyler uyandırmadı.Sanatsal olarak yaklaşan arkadaşlar,diyalogları,senaryoyu ve Farrelli beğenseler de ben de aksine Brendan Gleesonı daha başarılı buldum.Büyük ihtimalle filmin ya hastası olacaksınız ya da nefret edeceksiniz.Ben 2.gruptayım...5/10
bence brugesi tanıtmak populerite kazandırmak için yapılmış ))..çok sıkıcı ve sıradan..aynı şeyi istanbul için yapıp birkaç star getirip istanbl temalı güncel bir film yapsak daha iyi bir iş çıkarırdık
Arkadaşlar sırf vakit öldüreyim.Küfürden ve küfür edenlerden hoşlanırım diyorsanız izleyin.Ayrıca filmde Elizabeth Berrington (Natalie) böyle bir karakterde oyuncuda yok ben aradım bulamadım:)10üzerinden 5 bilemedin 6
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.