olayların geçtiği şehir olsun , karakterler olsun , diyologlar olsun her şeyiyle özgün bir film In Bruges ... durağan bi film olmasına rağmen 1 saniye olsun sıkılmadım ...colin farrel , brendan gleeson ve ralph fiennes in perfomansları şapka çıkarttıracak cinster :) :D ... müzikleri,yönetimi,esprileri,atmosferi,görüntüleri,senaryosu vs. kusursuz :D ... kesinlikle izlenmesi gereken bir film ... favori filmlerim arasına girdi ... 10/10 ...
in bruges,bugüne kadar çekilen filmler arasında benzeri olmayan bir film.usta oyuncuların bedenlerinde can bulan harika karakterler,muhteşem müzikler ve arka fonda tüm güzelliğiyle bruge kenti.filmde geçen satırlar yazarın kaleminden döküldüğü anda kendi bağımsızlıkları kazanmış,filmin içinde adeta kendilerine ait bir yer bulmuşlar.siyahlarla beyazlar arasındaki savaşlar,cüceler,kiralık katiller ve kendi dünyalarında oluşturdukları etik kuralları.tüm bunlarla In Bruges son yıllarda çekilmiş en iyi bağımsız film.ve en iyi filmlerden biri.sırf kilisede geçen pederle konuşma sahnesi için bile izlenir.
yorumları okurken gülsem mi ağlasam mı bilemedim. tarihin en güzel filmlerinden olması bi kenara, tarihin belki de en iyi oyunculuğunu bünyesinde barındırıyor in bruges. colin farrellı daha öncesinde sevdiğimi söyleyemeyeceğim. hatta o var diye dudak büküp biraz önyargıyla izlemeye koyuldum bu filmi. sonra ne mi oldu? hayatımda izlediğim en sanatsal (sanat filmi dedikleri şey kesinlikle bu) filmi izlemekte olduğumu anlamam uzun sürmedi. farrellın oyunculuğunu bırakın beğenmeyi hayran kaldım, ağzımın suyu aktı adamı izlerken. eminim konservatuvarlarda yönetmenlik ve oyunculuk bölümlerinde hocalar ders olarak bu filmi izlettiriyorlardır öğrencilerine.senaryo kitap olarak yayımlansa kesin best seller olurdu. özellikle de diyaloglar öylesine zekice, öylesine eğlenceli ve öylesine ironik ki kelimeler birer birer beyninize işliyor istemeseniz bile.filmin müziklerine gelince de; requiem for a dream 1, bu da 2 numara kesinlikle. filmi geçen yıl tam 8 kez izledim, müziklerini de hala telefonumda zil sesi olarak kullanıyorum.sanat adamıysanız tiryakisi olacağınız, birinciden sonra 5 kez daha izleyeceğiniz bir film bu. aklınızda tutmanız gereken tek şey in brugesu herhangi bir kategoriye dahil edip filmi o beklentiyle izlememeniz gerektiği. in bruges bir sanat filmidir. film izlemeyi sadece vakit öldürmek, eğlenmek vs. olarak görenlerin katiyen uzak durması gereken muazzam bir sanat filmi. notum kıt olduğu için 10/10.
Filmin süresi 1 saat 47dk ve izlerken asla sıkılmıyorsunuz.
Ayrıca film her ne kadar Brüj'de geçse de İngiliz filmi. Yani Amerikan şakaları yerine tatlı İngiliz esprileri içeriyor ki bu uzun zamandır hasret kaldığım bir şeydi.
Başrolünde Colin Farrel abimiz, aşırı güzel oyuncu Clemence Poesy, Brendan Gleeson, Ralph Fiennes gibi oyuncular oynuyor. Ve bu oyuncular gerçekten sıra dışı bir oyunculuk çıkarmışlar.
Colin abimiz benim gözümde hep, neredeyse efsane olacakmış da son anda bunu kaçırmış filmler yapan biri olmuştur. Maalesef bu film de efsane film olmayı az bir farkla kaçırmış gibi. Esaretin Bedeli, Forrest Gump gibi filmlerin bi tık altında. Ama yine de 2019 yılında bile ben bu filmi izliyorum ve izlemeyenlere şiddetle tavsiye ediyorum.
Filmin konusu güzel, iki tetikçi Brüj'e gönderiliyor. Ama tetikçi dediysek aklınıza sert tipler gelmesin. Garip prensipleri olan, garip zevkleri olan, bazen çok kibar ve iyi kalpli ama en nihayetince katil olan iki garip insan bunlar. E bu iki garip insanın başına garip olaylar gelmesi de normal. Daha fazla bahsedersem film zevkinizi azaltırım diye buradan sonrasını spoiler uyarısıyla belirtiyorum,
spoiler: Filmin açılış sahnesinde Ray'in abartılı Brüj nefreti ve kullandığı dil çok komikti. Gerçi bütün film boyunca kullanılan dil çok komikti. Harry'nin telefonda Ken ile konuşma şekli, Harry ile Ray'in oteldeki iki efendi insan gibi anlaşıp birbirlerine söz vermeleri vs. Gerçekten film kaliteli İngiliz mizahıyla doluydu.
Ancak İngilizlerin en iyi şey olan kovalamaca sahnesini pek çekememişler, sondaki kısımdan bahsediyorum. Zaten filme 10 yerine 9 puan vermemin sebebi de filmin son 20 dakikasının diğer kısımlara göre kötü olmasıydı. Yani Ken abiyi bacağından vurdular, yetmedi boğazından da vurdular. Ona rağmen adam te çatıya çıktı, oradan atladı. Ama hayır, adam orada bile ölmedi yahu. Kafası parçalandı falan sanıyorduk ama gitti Ray'e son birkaç söz daha söyledi.
Ayrıca Harry aşırı kötü nişan alıyor. Ray'i kovalarken saçma sapan bi ton ıskaladı.
Filmin sonunda Harry'nin kendini öldürmesi de gayet beklenen bir şeydi ve işin içine Jimmy'yi de katmaları bile sahneyi kurtarmadı.
Dediğim gibi Colin abi hep kıl payı kaçırıyor. Şu filmin sonu çok daha güzel çekilebilirdi. Hadi aksiyon sahnesini çekemediniz, en azından senaryosu iyi olabilirdi.
Ama son 20 dakikası için filmi aşırı kötülemeye gerek yok. Dediğim gibi diğer kısımlar fazlasıyla mükemmel.
Mesela Ray'in Ken arkadan yaklaşırken kendi kafasına silahı dayaması oldukça beklenmedik ve mükemmel bir sahneydi. Ondan sonraki konuşmaları, Ken'in Ray'in silahını alıp vermemesi falan çok hoştu .
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.