En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
rudeonerudeone
Takipçi
1.698 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
13 Eylül 2011 tarihinde eklendi
"meleğin düşüşü" beni çok sıkmıştı.günümüzde "sanat filmi" tabir edilen filmlere o filmle birlikte bayağı bir soğumuştum.dakikalarca izlediğimiz gereksiz yemek yeme sahneleri,belli başlı bir konu işlemeyen,pat diye anlamsızca biten finaller vs. vs. bilirsiniz işte sanat filmlerinin özelliklerini.fakat geçenlerde semih kaplanoğlu'nun bu çok ses getirmiş "yusuf üçlemesi"ni ne pahasına olursa olsun görmem gerektiğini düşündüm ve "yumurta" ile başladım.inanın çok beğendim.yani az önce bahsettiğim karakteristiklerin hemen hemen hepsi yine mevcut,ancak bu sefer belki de konunun benim açımdan daha ilgi çekici oluşuydu filmi beğenmeme sebep olan.benim açımdan ilgi çekici derken,yetişkin bir insanın uzun süre sonra yurduna dönmesi ve değişik duygular,özlemler içine girmesi her zaman ilgimi çekmişti.buna en güzel örnek olarak "cinema paradiso"yu verebilirim.onu da mutlaka izlemenizi öneririm hatta.yusuf karakterine ısınmamın bir diğer nedeni de nejat işler'in rolüne oturması diyebilirim.saadet ışıl aksoy da öyle.oyuncuların filmi beğenmemdeki etkisi büyük.beni sinemada en fazla etkileyen şeylerden biri de metaforlar.yönetmen filminde ara sıra bu yönteme başvuruyor (açılış sahnesinden başlayarak).beğenmediğim veya kendimce eksik gördüğüm şeyler de var aslında filmle ilgili.ancak beğendiklerim kesinlikle çok daha fazla.üçlemenin geri kalanını büyük bir merakla izleyeceğim.eğer "sanat filmi" çekilecekse işte böyle çekilsin.
Film fazlasıyla yalın ve kaliteli.Sessiz sahnelerdeki doğal gürültü olağanüstü, görüntülerde aynı şekilde harikaydı.İçindeki tutarlılığı anlamamamızı sağlayacak bir kaç detay sanıyorum ki serinin diğer filmlerini izleyince yerine oturacaktır, beğendim7.5/10
Yumurtayı büyük bir merakla izledim. Ancak filmin sonu açıkçası hayal kırıklığından başka birşey değil. yumurtanın bir üçleme olduğunu biliyorum. Üç filmlik bir serinin ilk filmi olmasına rağmen aslında sonu olduğunuda biliyorum. Yumurta üç filmin tamamını ele aldığınızda üç filmle beraber bir anlam bütünlüğüne sahip olabilir. ( Gerçi bunu şimdi bilmiyoruz. Diğer filmleride izledikten sonra anlayacağız bunu. Ama şimdilik öyle varsayalım ) Ancak unutulmamalıki bir filmi izlediğinizde o filmin kendi içindede, kendi başınada bir anlam bütünlüğü olmalı. Yumurtada bu kesinlikle yok. Film bitiyor ve biterken kendinizi kandırılmış hissediyorsunuz. 2 saatiniz çalınmış hissine kapılıyorsunuz. Bence maalesef vasat.
Semih Kaplanoğluyla tanışmama vesile olan film bu sefer kadro beni çekti diyebilirim. Çünkü meleğin düşüşü kafamı sorgulayan bir filmdi ama neler kaçırdığımı sonra anladım. Bu filmdeyse oyunculuklar harika, nejat işlerinden köylü kadınına dek performanslar üst düzey. Senaryoda bir iki lüzumsuz gibi gözüküyor ama bu olay filmin artılarını azaltmıyor. Maalesef bu filmde acımasızca eleştrilecek nuri bilge ceylan, zeki demirkubuz filmleri gibi .Bakalım bal ve süt nasıl olacak
reha erdem, yeşim ustaoğlu, nuri bilge ceylan, zeki demirkubuz gibi sanat filmleri çeken yönetmenleri sevdiğim halde semih kaplanoğlunun tarzını sevdiğimi söyleyemem.. en azından 2 filmini izlemiş biri olarak.. meleğin düşüşü çok sıkıcıydı.. yumurta o kadar kötü değil ama bu filmden de yeterince zevk almadım yeterince etkilenmedim.. en fazla 6/10.. inşallah altın ayı ödüllü bal filminden etkilenirim
Ne saçma bir filmdir bu yahu...Bir kere çok kasvetli bir film.Tüm film değişik manzaralar ve müzikler eşliğinde geçiyor.Diyalog çok az filmde.Sonra; 'yumurta' sözcüğü koca filmde 2 kere geçiyor.Bu filme ne akla hizmet Yumurta ismi verilmiş onu da anlamadım.İsim ile bağlantı kurulacak bir konu bile yok.Nuri Bilge Ceylanın filmlerine benzemiş yapı olarak.Bunaltıcı, daha çok doğa görüntüsü, az diyalog ve konusuz bir film.Nejat İşlerin oyunculuğu hatrına 6/10 verdim yoksa inanın hiçbirşey yok filmde.
zgrklck ve bob_earth90 arkadaşlarımın yorumlarına tamamen katılıyorum ve ikisinide tebrik ediyorum .her sinema izleyicisi anlayamaz semih kaplanoğlunun ve nuri bilge ceylanın filmlerini . film az diyalogla çok şey anlatıyor betimlemeler oldukça başarılı ve görselleik tabi buda oyunculuğu daha çok önplana çıkarıyor.bu yüzden bu tarz filmler ödüleri uluslarası alanda topluyor. eleştri yapan arkadaşlar normaldir.tarzlarına uygun değilse sıkıcı gelebilir. tam bir kült film 10/10
filmi bitirebilmek için baya çaba sarfettim ne zaman bir patlama bir hareket gelcek farklı bişey olcak diye çok çabaladım ama öylece bitti. gerçekten ilginç bir filmdi hiç beğenmedim bana göre tek artısı takipçisi olduğum saadet ışıl aksoyun performansı onun dışında film adına bişey göremedim..2/10
yumurta yeni dönem türk sinemasının yüz akı filmlerinden biridir desek yalan olmaz. her ne kadar semih kaplanoğlu’nun izlediğim ilk filmi olsa da, belli ki yönetmen kendine has karakteri olan ve belirli bir çizgide seyreden filmelere imza atacak. bu film de öyle. izleyicinin karşısına tarkovsky vari bir anlatımla çıkıyor. ve işte bu anlatım tarzını benimsemekle büyük bir işe kalkışıyor yönetmen, belli ki kendine güveniyor. diyalogla, olayla anlatmak yerine fotoğrafla anlatıyor, bir sesle, uzun bir planla. sen de filmde olmalısın, her sahnede zorlamalısın kendini diyor. tabi dediğimiz gibi bu yol riskli bir yol ve herşeyiyle dört dörtlük değil bu film de. üçleme olması bu şekilde bir filmde bence seyirciye biraz haksızlık. çünkü diğer filmleri görmeden seyircinin tüm konuyu kafasında toparlaması zorlaşmış gibi. zaten işi çok. ayrıca belki gene sadece ilk filmi izlemenin bir handikapı olarak filmdeki metafizik öğelerin istenildiği düzeye çıkamadığını düşünüyorum. ya da bunu iletecek kodlar yeterli değil. ama bu anlayışı türk sinemasına yansıtan her yeni yönetmene teşekkür etmek 'duyarlı' seyircinin borcudur. tüm bunlar paralelinde film popüler sinema severlere neredeyse hiç hitap etmiyor. filme yapılan eleştiriler de bu yönde zaten. film yavaş ilerliyor, bağlanmıyor, karakterler net olaylarla anlatılmıyor deniliyor. bazıları izlediğim en kötü türk filmi bile diyebiliyor. ama bu film için bence beklenir görüşler bunlar.Not: filmdeki bir sahneye değinmeden geçemeyeceğim. köpek ve nejat işler’in karşı karşıya geldiği sahne belki de son zamanlarda izlediğim en 'sağlam' sahneydi.
Durağan bir tempo olduğu doğru.. Oyuncuların her hareketini izleyebiliyorsunuz nerdeyse.. Yakın çekimlerle suratlarındaki ifadeden tutunda siyah noktalara kadar görmek mümkün.. Konusu itibari ile etkileyici ve gerçek.. Ancak yönetmenin üçlemeyi sondan başlatması biraz kafa karıştırmış gibi..Durağan tempoda film ilerlerken daha sonraki filmlerde nelerle karşılaşacağını kestirebiliyoruz , mesela Yusufun annesine ve köyüne kitaplar göndermesi gibi.. Bitik bir şair olması gibi.. Yusufun fazla konuşmaması kendisini şiirlerle anlatıyor gibi bir mesajda bırakıyor..Sanatsal açıdan puanı yüksek bir film..Ama sanat sanat için midir yoksa insan için midir sorusuna cevaben insan içindir cevabını daha layık buluyorum.. Filmde mana ararım diyorsanız kaçırmayın, yoksa olaya,konuya bakarım diyorsanız hiç durmayın..10/7,5..
Sinemada izlemek bir türlü nasip olmamıştı Dvdsi çıkınca hemen aldım ve izledim.Sade ve güzel bir filmdi,kötü diyenler yanılıyor çok anlamlıydı.Semih Kaplanoğlu çok iyi bir yönetmen ve gerçekten farklı bir tarzı var,Türkiyede ki yönetmenlerden çok daha uzak,ayrı bir yeri var.Mesela neyi göstermek istiyorsa onu gösteriyor filmde sahneler ardı ardına geçiyor kimse ne olup bittiğini anlatmıyor kendin çözmeye çalışıyorsun,bir karakter diyelim ki su içiyor onu kesmeden suyu bitene kadar gösteriyor...Gelelim oyunculuklara;Saadet Işıl Aksoy çok yakışmış,farklı bir güzellik katmış filme,Nejat İşler her zamanki gibi ağır ağır takılıyor ama burada ki rolüne yakıştığını söylemeliyim...
Filmde en güldüğüm sahnede bu oldu ; Teyze: Sen kimlerdensin? Ayla: Sizlerdenim ya Hacer Yenge
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.