uğur tazegül..........................film hakkındaki yorumum..................10 üzerinden net 8.5.....................Tür sinemasının başından beri politik altmetinlere sahip olduğu bilinir. Her biri toplumsal kaygıların ya da sınıfsal korkuların dışavurumudur. Son dönemde tür sinemasının içinde hareket eden sinemacılar, kendilerinden önceki yönetmenlere nazaran bu durumun çok daha farkındalar. Bilimkurgunun kodlarını politik altmetni için kullanan District 9 bunun en güzel örneği. Bir başka örnek de Spierig Kardeşlerin Hollywoodda çıkış yaptıkları Daybreakers filmi.Michael-Peter Spierig adlı ikiz kardeşlerin yönetmenliğini yaptığı Daybreakers, vizyona girmeden önce tanıtım çalışmaları nedeniyle ikinci bir 30 Days of Night olarak görüldü. Afiş tasarımının da bunda etkisi oldu. 30 Days of Night gibi vahşi bir vampir filmi beklentisi ile sinema salonlarını dolduran izleyicilerin Daybreakersın bambaşka bir minvalde yol aldığını görünce şaşırmalarının nedeni de bu ön hazırlık hiç kuşkusuz.Vampir temasını kendi anlatısı içinde bir metafor olarak kullanan Daybreakers, aslında korku sinemasının bu alt türünün kökenlerine geri dönmekte. Edebiyattan sinemaya transfer olan vampirler gün geçtikçe kendi sınıfsal göstergelerinden arındırılmış olsa da, bu korku karakterleri aslen ölmekte olan bir sınıfın -aristokrasinin- işaretlerini taşır. Bir bakıma vampir teması daha en başından itibaren sosyo-politik yan anlamlarla bezenmiş bir alt tür. Şimdilerde hayli figüratif bir kullanımla karşımıza çıksalar da, kan emicilikle özdeşleşmiş vampirler bir sınıftan duyulan gizil korkuları betimler aslında. İşte Daybreakersın yaptığı tam da bu. Genç kız melodramlarının melankolik yakışıklı vampirlerine değin artık türsel anlamlarından soyutlanmış ve bir etiket olarak kullanılan bu temayı Daybreakers, sağlam bir politik okuma adına yeniden özüne döndürmekte.Korkunç bir salgının ardından artık herkesin vampirleştiği distopik bir toplumun karanlığını bize aksettirmeyi başaran Daybreakers, vampir temasının o bilindik politik göndermelerini bu kez içinde yaşadığımız ekonomik ve sosyo-politik sistemi tanımlamak için kullanıyor. Kan emiciliği sömürü ile özdeşleştiren Daybreakersta vampir temasının özgün bir kullanımına şahit olmaktayız. Gerçek insan kanının en değerli 'şey' haline geldiği bu dünyada vampirlik tamamen içselleştirilmiş, insanın yeni doğası haline gelmiş bir durum arz etmekte. Elbette bunun çaresini araştıran bilim adamları var. Ama onların da masumiyeti şaibeli. Tekelci kapitalizmin hakim olduğu karabasanı andıran bu dünyada hala daha fazla kar sağlama güdüleri hakim. Anlayacağınız şu an içinde bulunduğumuz sistemin karanlığının metaforlaştırılmış bir yansıması söz konusu.Ethan Hawke ve Willem Dafoenin birbirine uyum gösteren oyunculuklarının yardımı ile ritmi hiç aksamadan ilerleyen Daybreakers, kan kokulu bir aksiyon filmi arayanlar için bir sükut-u hayal olabilir. Ancak doğal olanın aleyhine tercih edilen yapaylık, kıtlık sistemi, sınıfların marjinal şekilde kutupsallaşması, açlık, sefalet ve yoksulluğun suçla ilişkisi gibi çok katmanlı bir sistem eleştirisine meyleden Daybreakers, yeni bir District 9 keyfi yakalamak isteyenler için biçilmiş kaftan.
ölümsüzlük ve insanlık arasında muhteşem bir savaş.yıllardır izlediğimiz dandik (twilight serisi mesela) vampir filmlerinden sonra gerçekten de harika bir yapım.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.