Bay Hiçkimse
Ortalama puan
4,0
304 Puanlama

56 Kullanıcı yorumları

5
15 Eleştiri
4
20 Eleştiri
3
7 Eleştiri
2
7 Eleştiri
1
4 Eleştiri
0
3 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.435 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
4 Mayıs 2021 tarihinde eklendi
"Sınırları zorlayan" senaryosunu da yazan Jaco Van Dormael'in yönetmen koltuğunda oturduğu “Mr. Nobody”, 47 milyon dolarlık bir bütçe ile bilim - kurgu tarzda kurgulanan bir "illüzyon gösterisi"...

Öyle ki, plastik makyajlardan görsel efektlere, sanat yönetiminden tehlikeli sahnelerdeki dublörlerin performanslarına kadar değeri yeterince anlaşılamamış bir drama olarak çıkıyor karşımıza...

Yalnız şu "illüzyon gösterisi" saptamamızı aklınızın bir köşesine not edin lütfen...

Eğer tamamsa, hadi başlayalım...

Tarih 9 Şubat 2092...

An itibarıyla 118 yaşına giren son ölümlü insan Nemo Nobody (Jared Leto), karşısında oturmakta olan Dr. Feldheim (Allan Corduner) ile haftalık olağan görüşmesini yapmaktadır...

Ancak bizim Nemo kendi kafasında, artık her nedense 34 yaşına (Jared Leto) sıkışıp kalmıştır...

Tabii hal böyle olunca da sabah, Stefano (Benjamin Mansfield) takıntılı karısı Elise'in (Sarah Polley) yanında uyanmış ve şimdi de çocukları Eve (Emily Tilson), Joyce (Roline Skehan) ve Noah'ı (Anders Morris) okullarına götürmek üzeredir...

Ama o da nesi, bir başka yerde Nemo gözlerini açtığında Elise ile kurduğu aile gitmiş yerine oğlu Paul (Nathan Boydell) ile beraber karısı Jean (Linh Dan Pham) gelmiştir...

Derken sırada kendisini ziyarete gelen işyerinden arkadaşları (Laurent Capelluto - Harry Cleven) ve üzerinde Nemo'nun aracının da bulunduğu bir esnada köprüde meydana gelen şiddetli bir patlama...

Yeniden, Nemo'nun geçmişine dair herhangi bir kayıtın bulunmadığı gibi aynı geçmişe ilişkin kendisinin de hiç bir şeyi anımsayamadığı 2092 yılındayız...

Kafasının tamamı dövmeli doktor, hipnoz yöntemine başvururken ilginç bir tesadüf sonucunda Nemo'nun ev hanımı annesi (Natasha Little) ile TV'de hava tahmini sunuculuğu yapan babası (Rhys Ifans), Kelebek Yolunda biraraya geliverirler ve böylelikle de Nemo doğar...

Genç bir muhabir (Daniel Mays), 118 yaşındaki Nemo'ya ölümlülerin yaşadığı dünyanın nasıl bir yer olduğunu sorduğunda alacağı yanıt, "Arabalarımız kirlenirdi, sigara içerdik, et yerdik, aşık olurduk ve her türlü cinselliği yaşardık" biçiminde olur...

Durun durun...

Nemo, Anna (Diane Kruger) ile de evlenmiştir...

İyi mi...

Kafanız iyice karıştı değil mi?

Gelin daha da karıştıralım...

Nasılsa ileride toparlarız...

Ne mi olur?

Şöyle ki, dokuz yaşındaki küçük Nemo (Thomas Byrne) annesini, sevgilisi Harry (Michael Riley) ile babasını aldatırken görür...

Bu durumda aile dağılırken Nemo'nun annesi ile babası arasında bir seçim yapması gerekecektir...

Ki, seçer de...

Bunlarda ilki kendisi (Toby Regbo) henüz on beş yaşındayken yıldırım aşkıyla çarpılacağı Harry'nin kızı Anna (Juno Temple) ile tanışacağı annesi ile beraberken olur...

Ya annesiyle gitmeyip de bir tekerlekli sandalyeye bağlanmış olan babası ile kalsaydı?

Elbette karşısına önce Elise (Clare Stone) ardından da Jean (Audrey Giacomini) çıkacaktı...

Dakika 60...

Geride 81 dakikalık, her şeyin finale doğru netleşeceği baş döndürücü bir bölüm daha sizleri bekliyor...

Bitirmeden yukarıda işaret ettiğimiz "illüzyon gösterisi" saptamamıza ilave edeceğimiz son husus, "Nobody" nin Türkçe karşılığının en basitinden "Hiç kimse" olduğunu belirtmek şeklinde olacak...

Keyifli seyirler,
yasin k.
yasin k.

Takipçi 4 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
18 Haziran 2018 tarihinde eklendi
Film insanın küçükken yaptığı ve büyüdükçe yapma olasılığı olan her farklı tercihin farklı noktalara gideceğini ifade ediyor. Ama bununla birlikte tüm farklı tercihlere rağmen varılan sonucun ya da elde edilen hayat kazanımının çok da farklı olmadığını göstermek istiyor. Hayata farklı bir bakış açısı kazandırmak isteyen ama senaryosu kötü, içeriği boş bir film. Gereğinden fazla uzun ve çok zekice planlandığı düşünülerek yapılmış. Aslında öyle olmayan bir film. Şizofren yönetmen David Linch'in ve birkaç yönetmenin bu tarz filmlerini izledim. Kesinlikle onlara göre ilkokul düzeyinde bir film. Filmin sonu klasik batı düşüncesinin tüm medeniyeti üzerine oturdu bireysel mutluluğa ve bireysel mutluluğu da karşı cinsle olan yoğun ilişkiye vurgu yaparak bitirdiği bir film. Mesela İran yapımı olan " Elma ve Selma" filmindeki karşılıklı duygu çok çok daha güzel ifade edilmişti. Karşı cinsi sevmenin yansıtılabileceği daha güzel durumlar olabilirdi. Hayat üzerine sorgulatma yapmak istediğiniz bir filmi oturtabileceğiniz başka bir duygu değer ya da anlam çerçevesi yok mu diye sorasım geliyor yönetmenlere. Ama maalesef Batı düşüncesinin hayata dair temel referansları yanlış ve eksik olduğu için yönetmen de bu noktada alternatif bir şey üretememiş. Antik Yunan düşüncesi mitolojik, duygusal ve abartılıdır.
Filin sonunda "her tercih doğrudur" diyor. Yani neyi tercih edersen et doğru yapmış olursun diyor. Yaptığın şeyin bir sonu vardır ve önemli olan bunu bilerek seçmektir demek istiyor. Oysaki basit bir aklın dahi kabul etmeyeceği bir durum bu. Sonuçta İnsanlar yanlış tercihte bulunur ve bunun sonucunda mutsuz olur, başarısız olur kafayı duvara toslar. Ama Batı psikolojisi "seçtiğin sensin sonucuna katlan ve mutlu ol" mesajı verdiği için söyleyecek başka bir şeyleri de açıkçası yok.
Ayrıca hayatta karşılaşacağınız şeyleri bilmemenin yani Tanrının özelliğine sahip olmamanın insan için bir lütuf olduğunu alt mesaj olarak vermek istemiş. Bu açıdan bakıldığında ise Benjamin Button ve Bisiklet filmi çok daha kaliteliydi. Ayrıca birkaç konuyu daha ifade etmek istiyorum.
Çocuğun ailesi ile girdiği ilişki tarzı benim pedagojik olarak sürekli eleştirdim tripli, edepsizce bir tarz. Film gencin yaşadığı sorunda aileyi suçluyor. Anne baba çocuğu anlamadığı için suçludur imajını veriyor. Oysa ki anne babanın bütün iyi niyetli tavırlarına karşın çocuk iç dünyasını açmıyor ve 17-18 yaşında. yani zihinsel olgunluğa erişmiş birinin kendini açmamasının suçunu bütünüyle anne babayı yüklemek klasik batılı algının bir tezahürü. Tüm suçu anne babaya at ve neoliberal-kapitasit manipülasyonları, kurguları devre dışı bırak kolaycılığı yani.
Ayrıca çocuğun yaşadığı iç gerilimi iyi yansıtamamış diye düşünüyorum. Gerilimi yaşamasının gerekçesi "yaşayacağın şeyi önceden bilmiş olması" olarak gösteriliyor filmde.
Ama her şeyin olacağını bilen birinin yapma ihtimali olan şeyler bana göre çok daha derinlikli bir şekilde ifade edilebilirdi. Saçma, abartılı ve anlamsız bir içe dönüklük ile gösterilmiş bu duygu.
Yani çıkış noktası olarak doğru düşünülmüş ama senaryosu oldukça kötü olan, psikolojik tahlilleri son derece zayıf, felsefi derinliği neredeyse yok denecek kadar az olan bir filmdi.
Burak Tuncer
Burak Tuncer

5 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
21 Ekim 2013 tarihinde eklendi
Konu muhteşem ama 2. defa izleyince hala eksik bişeylerin olduğunu sizde anlayacaksınız çok daha iyi olabilirdi.
rayaz
rayaz

32 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
31 Temmuz 2012 tarihinde eklendi
Senaryonun bir bölümünün "Circula de polar" filmiyle birebir benzemesi beni hayal kırıklığına uğrattı. Herhangi bir kategoriye sokamadığım bir film olması nedeniyle, özgünlüğü için bile izlenir.

spoiler: Belkide bir çocuğun hayalinde yaşıyoruz.
Ogulcan B.
Ogulcan B.

Takipçi 236 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
13 Ekim 2012 tarihinde eklendi
Uzun zamandır bilgisayarımda duran bir filmdi ve bugün izledim.Filmi izlemeden önce beklentilerim vardı hem yorumlardan olsun hem izlediğim birkaç sahnenin yapmış olduğu referanslar olsun ama filmi izledikten sonra pek beklentilerimi karşılamadı,öncelikle filmin ilk 40-45 dakikası hariç film ağır tempoda geçiyor ve benim filmi izlerken zaman zaman sıkıldığım anlar oldu.Filmin konusu kısaca hayattaki seçimler,bu konunun bence en güzel işlendiği film Kelebek Etkisi ama her ne kadar aynı konuyu işleselerde olaylar,karakterler,anlatım tarzı,müzikler birbirinden çok ama çok farklı neyse filme dönelim film gerçekten karışık ve yorucu bir film ama genel olarak filmi dikkatli bir şekilde izlerseniz neler olduğunu az çok anlarsınız.Film garip ve farklı olmasına rağmen zaman zaman sıkan yeter artık dedirten bir film çünkü hem ağır temposu olsun hem de süresi olsun izleyeni sıkıyor ve film bence herkese hitap etmiyor.Film kesinlikle daha iyi olabilirmiş daha heyecanlı daha sürükleyici bir film olabilirmiş çünkü bu haliyle biraz sıkıcı.Çekimler ve filmin müzikleri gerçekten güzel.Garip çok garip bir film Mr.Nobody izleyin desem mi demesem mi diye kendimle çelişiyorum eğer uzun süreli filmlere tahammül edebiliyorsanız ve gerçekten farklı bir film izlemek istiyorsanız izleyin derim ama sakın çok heyecanlı sürükleyici bir film beklemeyin.Puanımı filmin sonu ve farklı bir film olduğu için biraz daha fazla veriyorum.

7/10
MojoRising
MojoRising

Takipçi 380 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
9 Eylül 2011 tarihinde eklendi
Deneysel bir filmin bu kadar yüksek bütçeyle kotarılması gerçekten de Avrupa sineması için bir başarı. Ama burada yine işin kötü tarafı su yüzüne çıkıyor: filmin gişede batması. Film 47 milyon dolara mal olurken gişede sadece 2.3 milyon dolar hasılat elde edebilmiş. Bu yeniden ayağa kalkmaya çalışan Avrupa sineması için gerçekten çok umut kırıcı bir durum. Ayrıca ''Avrupa'nın bir parçasıyız'' deyip bu filme ülkemizde vizyon şansı bile sunmamak ise gerçekten anlamakta güçlük çektiğim bir durum.

Filmin dış etkilerinden bahsettikten sonra gelelim filmin içeriğine. Film fizik kurallarıyla oldukça haşır neşir. Sonsuz olasılıkları, kuantumu, paralel evrenleri içeriyor film. Bu tarz şeyleri sevmeyen birisi olarak benim bile oldukça hoşuma gitti filmin bunu anlaşılır ve keyifli bir dilde anlatması. Yalnız burda da şöyle bir sorun var. Bu ''keyif'' gereğinden biraz fazla öne çıkmış sanırım. Çünkü bir süre sonra filmde fizik kuralları yerini ''biyoloji kuralları''na fazlasıyla bırakmıştı :) Tabii ki bu da filmin anlatmak istediği şeyleri fazlasıyla zayıflatmış ve sulandırmış. ''Biyoloji Kuralları'' na fazla takılmazsanız film eli yüzü düzgün, farklı, önem verilmesi gereken filmlerden. Ama dediğim gibi birçok bölümünde seyirciye yakınlaşmak için işi iyice aşka devredip, ortaya yeni birşey sunamaması filmin önemli handikaplarından.

Sözün özü; Avrupa sinemasından çıkan deneysel ve farklı bu bilim-kurguyu izlemenizi öneririm, ortaya çıkan film belki mükemmel, başyapıt falan değil eksikleri de var ama günümüzdeki ''patlamış mısır'' sinemasına alternatif olan her filmi nitelikli izleyicilerin desteklemesi, bu gibi filmin sayılarının ve niteliğinin artmasına yardımcı olacaktır.

İyi seyirler...

09.09.2011
fantomasds
fantomasds

26 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
17 Ocak 2011 tarihinde eklendi
Enteresan ve kült olmya yaklaşmış bir flim. Filmi başkalarına da seyretmeleri için tavsiyede edecektim. Ancak adamlar dayanamamış yine edepsizlikten uzak duramamışlar. Filimde cinsel içerikli sahneler imanın ötesine geçmiş. Yazık olmuş. Oysa çok değişik mevzulu bir filimdi. Tam ailece izlenebilecek bir filim olabilirdi.
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler