Bay Hiçkimse
Ortalama puan
4,0
304 Puanlama

56 Kullanıcı yorumları

5
15 Eleştiri
4
20 Eleştiri
3
7 Eleştiri
2
7 Eleştiri
1
4 Eleştiri
0
3 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
rudeonerudeone
rudeonerudeone

Takipçi 1.698 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
23 Mayıs 2016 tarihinde eklendi
Sinema ve genel anlamda sıkça ele alınan bir konudur paralel evrenler. "Mr. Nobody" baştan aşağıya paralel evrenler, insanın hayatı boyu yaptığı tercihler ve bunların sonuçları ile ilgili demiyorum. Film genel anlamda uzay-zaman, bilim-kurgu, kelebek etkisi vs. gibi popüler konulara, hatta aslında büyük ölçüde "romantizme" yaslanıyor. Bildiğiniz "aşk filmi" formatına büründüğü bölümleri mevcut. Belki süresinin bu denli uzun olmasının da başlıca nedeni işte bu sahneler. Ve çoğu kişinin gözünde farklı, dikkat çekici bir başlangıca sahip filmin temposunun düşmesine, romantizmin fazlaca detaylarına girmesi sonucu asıl konudan uzaklaşılmasına neden olan sahneler bunlar aynı zamanda. Kısmen benim de katıldığım bir fikir bu. Ama yine de filmin genel akışı içinde, belki genç oyuncuların uyumlu kimyası, belki de Jared Leto'nun göründüğü sahnelerde başarılı bir performans sergilemesinin de etkisiyle fazla göze batmıyor. Son yılların rahatlıkla tercih edilebilecek, yaratıcı tarzı, kurgusu, özellikle başlangıç dakikalarında beklentileri oldukça yükseltmesi sebeplerinden ötürü genellikle beğenilen bir film "Mr. Nobody". Bazı hamlelerinde, bahsettiğim romantik dokusunu biraz törpüleyip finale daha fazla özenilseymiş belki de modern klasikler arasına girebilirmiş gibi geliyor.
beck31
beck31

Takipçi 1.383 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
4 Temmuz 2010 tarihinde eklendi
Bahsettiği kuramlar ve teoriler doğrultusunda, gerçekliğini fazlasıyla hissettiğimiz olasılıkları göz önüne alan yaratıcı ve güzel vakit geçirten hatta biraz daha abartırsak kült statüsüne girebilecek nitelikte bir film.Müzik seçimler, dağınık gibi gözüken konunun aslında fazla düzenli oluşunun göze battıktan sonra hoş gelmesi ve birçok detayıyla zevkli bir seyirlik.8/10
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.435 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
4 Mayıs 2021 tarihinde eklendi
"Sınırları zorlayan" senaryosunu da yazan Jaco Van Dormael'in yönetmen koltuğunda oturduğu “Mr. Nobody”, 47 milyon dolarlık bir bütçe ile bilim - kurgu tarzda kurgulanan bir "illüzyon gösterisi"...

Öyle ki, plastik makyajlardan görsel efektlere, sanat yönetiminden tehlikeli sahnelerdeki dublörlerin performanslarına kadar değeri yeterince anlaşılamamış bir drama olarak çıkıyor karşımıza...

Yalnız şu "illüzyon gösterisi" saptamamızı aklınızın bir köşesine not edin lütfen...

Eğer tamamsa, hadi başlayalım...

Tarih 9 Şubat 2092...

An itibarıyla 118 yaşına giren son ölümlü insan Nemo Nobody (Jared Leto), karşısında oturmakta olan Dr. Feldheim (Allan Corduner) ile haftalık olağan görüşmesini yapmaktadır...

Ancak bizim Nemo kendi kafasında, artık her nedense 34 yaşına (Jared Leto) sıkışıp kalmıştır...

Tabii hal böyle olunca da sabah, Stefano (Benjamin Mansfield) takıntılı karısı Elise'in (Sarah Polley) yanında uyanmış ve şimdi de çocukları Eve (Emily Tilson), Joyce (Roline Skehan) ve Noah'ı (Anders Morris) okullarına götürmek üzeredir...

Ama o da nesi, bir başka yerde Nemo gözlerini açtığında Elise ile kurduğu aile gitmiş yerine oğlu Paul (Nathan Boydell) ile beraber karısı Jean (Linh Dan Pham) gelmiştir...

Derken sırada kendisini ziyarete gelen işyerinden arkadaşları (Laurent Capelluto - Harry Cleven) ve üzerinde Nemo'nun aracının da bulunduğu bir esnada köprüde meydana gelen şiddetli bir patlama...

Yeniden, Nemo'nun geçmişine dair herhangi bir kayıtın bulunmadığı gibi aynı geçmişe ilişkin kendisinin de hiç bir şeyi anımsayamadığı 2092 yılındayız...

Kafasının tamamı dövmeli doktor, hipnoz yöntemine başvururken ilginç bir tesadüf sonucunda Nemo'nun ev hanımı annesi (Natasha Little) ile TV'de hava tahmini sunuculuğu yapan babası (Rhys Ifans), Kelebek Yolunda biraraya geliverirler ve böylelikle de Nemo doğar...

Genç bir muhabir (Daniel Mays), 118 yaşındaki Nemo'ya ölümlülerin yaşadığı dünyanın nasıl bir yer olduğunu sorduğunda alacağı yanıt, "Arabalarımız kirlenirdi, sigara içerdik, et yerdik, aşık olurduk ve her türlü cinselliği yaşardık" biçiminde olur...

Durun durun...

Nemo, Anna (Diane Kruger) ile de evlenmiştir...

İyi mi...

Kafanız iyice karıştı değil mi?

Gelin daha da karıştıralım...

Nasılsa ileride toparlarız...

Ne mi olur?

Şöyle ki, dokuz yaşındaki küçük Nemo (Thomas Byrne) annesini, sevgilisi Harry (Michael Riley) ile babasını aldatırken görür...

Bu durumda aile dağılırken Nemo'nun annesi ile babası arasında bir seçim yapması gerekecektir...

Ki, seçer de...

Bunlarda ilki kendisi (Toby Regbo) henüz on beş yaşındayken yıldırım aşkıyla çarpılacağı Harry'nin kızı Anna (Juno Temple) ile tanışacağı annesi ile beraberken olur...

Ya annesiyle gitmeyip de bir tekerlekli sandalyeye bağlanmış olan babası ile kalsaydı?

Elbette karşısına önce Elise (Clare Stone) ardından da Jean (Audrey Giacomini) çıkacaktı...

Dakika 60...

Geride 81 dakikalık, her şeyin finale doğru netleşeceği baş döndürücü bir bölüm daha sizleri bekliyor...

Bitirmeden yukarıda işaret ettiğimiz "illüzyon gösterisi" saptamamıza ilave edeceğimiz son husus, "Nobody" nin Türkçe karşılığının en basitinden "Hiç kimse" olduğunu belirtmek şeklinde olacak...

Keyifli seyirler,
Ugur Tazegül
Ugur Tazegül

Takipçi 672 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
6 Ocak 2017 tarihinde eklendi
4 X 4 LÜK SİNEMA TARİHİNE GEÇMİŞ BİR BİLİMKURGU

Belgesel yönetmenliğinden gelen Jaco Van Dormael, Toto le héros (1991) ve Le huitième jour (1996) gibi iki uzun metrajlı filme imza atmıştı. 13 yıl aradan sonra çektiği Mr. Nobody, son dönem sinema tarihinin en iyi bilim-kurgu filmleri arasında yer almaktadır. Eğer son dönem bilim-kurgu filmlerinden bir başyapıt arıyorsanız doğru yerdesiniz demektir. Muhteşem bir kurgu ve 2092 yılında geçen rüya gibi bir film. Mr. Nobody, özenle yazılmış senaryosu ile olasılıkların gizemli dünyasında bizi düşündürücü bir yolculuğa çıkartıyor. Olasılık yasası, entropi, paralel evrenler ve kuantum fiziği gibi son dönemin popüler konularını bir araya getirerek olağanüstü bir film ortaya çıkartılmış. Kim demiş bilimin, aşk ile alakası yok diye! Bugüne kadar anlatılan aşk hikayelerine nispet edercesine, bilimden de yararlanılarak farklı bir olay örgüsü ve aşk hikayesi yaratılmış. Dönem filmlerindeki “Romeo ve Juliet” modeli çağ atlayarak ve zaman yolcuğu yaparak 2092 yılına taşınmış. Bir çok romantik-komedi filmlerinden izlediğimiz klasik aşk teması evrim geçirerek, adeta boyut değiştirmiş ve bilim ile olan dansı neticesinde ortaya muhteşem bir film çıkmış. Bugün “merhaba” diyeceğiniz bir kişi, ya hayatınızı değiştirecek kişiyse? Kiminle tanıştığına dikkat et, çünkü hayatını mahvedecek ya da bir rüyaya çevirebilecek kişi o olabilir. Kelebek etkisinin muhteşem dünyasına yavaş yavaş girerken, keyifli bir bulmaca gibi çözmeye çalıştığımız Mr. Nobody’in gizemli hayatına ortak oluyoruz. Düz bir çizgi üzerinde ilerlediğini sandığımız hayatımızın bir tek saniyesinde dahi aldığımız farklı bir kararın, bizi farklı dünyalara götürebileceğini kanıtlayan bu deneysel film 47 milyon dolarlık bütçesi ile de dikkat çekiyor. “Seçim yapmadığın sürece, kalan olasılıkların hepsi mümkündür” ve “Eğer patates püresi ile sosu karıştırırsan daha sonra ayıramazsın, sonsuza dek. Baba’nın sigarasından çıkan duman bir daha asla içine dönmez. Geri dönemeyiz. Seçmek, bu yüzden zordur” gibi düşündürücü replikleri ile dikkat çeken film, aşkın çeşitliliği, zaman kavramı ve yapılan tercihleri sorgulaması açısından oldukça önemli. Gerek sıcacık müzikleri (Pierre van Dormael) ile gerekse unutulmaz replikleri ile uzun süre etkisinde kalacağınız Mr. Nobody, bizlere hayatın düz bir çizgi olmadığını gösteriyor. Bazı sahnelerini seyrederken türlerimizin ürperdiği ve yüzümüzde hafif bir gülümseme bırakan filmler vardır. Her yağmurlu günde bıkmadan izleyebileceğimiz, müziklerini defalarca dinleyeceğimiz bu dünyaya ait olmayan filmler… İşte Mr. Nobody bu filmlerden bir tanesi. Jared Leto bu filmde ektiklerini Dallas Buyers Club filminde biçeceğinin haberini verir gibi oynamış. Kuantum teorisinin bir yağmur damlasına karıştığı, sıradışı seçimlerin kelebek etkisi ile yoğrulduğu ve akıl oyunlarının kusursuz kurgu ile birleştiği başyapıt. Filmin ilginç ayrıntılarına gelecek olursak; *Nemo, Latincede “Nobody - Hiç kimse” anlamına gelmektedir. *Elise karakterini canlandıran Sarah Polley, Away from Her (2006) ve Take This Waltz (2011) filmlerinin yönetmenidir. *Anna rolü Eva Green’e de teklif edildi.
volkanick
volkanick

Takipçi 683 değerlendirmeler Takip Et!

2,0
23 Temmuz 2013 tarihinde eklendi
Yorumları okuyunca 'ne filmmiş be' gerçekte iki ay önce izlemiş olduğum bu filmden çok az şey hatırlıyorum. Bu yorumları okuyan ben filmi izlemiş olsaydı çok beğenirdi demek geçen gün toprak yolda yürürken elime aldığım yaprağı üfleyerek tren raylarına düşmesine neden oldum ve bu yüzden yoldan çıkan tren Anna'nın arka bahçesine girdi ve ekinleri zarar gören Anna'nın bedduası yüzünden gelecekteki benlerden biri diğer benle karşılaşınca...
theyurdal
theyurdal

Takipçi 793 değerlendirmeler Takip Et!

2,0
7 Haziran 2016 tarihinde eklendi
filmi aşk filmi yapsalar yeridir filmin 1 buçuk saatinden sonra bıraktım filim beklediğim gibi çıkmadı
MojoRising
MojoRising

Takipçi 380 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
9 Eylül 2011 tarihinde eklendi
Deneysel bir filmin bu kadar yüksek bütçeyle kotarılması gerçekten de Avrupa sineması için bir başarı. Ama burada yine işin kötü tarafı su yüzüne çıkıyor: filmin gişede batması. Film 47 milyon dolara mal olurken gişede sadece 2.3 milyon dolar hasılat elde edebilmiş. Bu yeniden ayağa kalkmaya çalışan Avrupa sineması için gerçekten çok umut kırıcı bir durum. Ayrıca ''Avrupa'nın bir parçasıyız'' deyip bu filme ülkemizde vizyon şansı bile sunmamak ise gerçekten anlamakta güçlük çektiğim bir durum.

Filmin dış etkilerinden bahsettikten sonra gelelim filmin içeriğine. Film fizik kurallarıyla oldukça haşır neşir. Sonsuz olasılıkları, kuantumu, paralel evrenleri içeriyor film. Bu tarz şeyleri sevmeyen birisi olarak benim bile oldukça hoşuma gitti filmin bunu anlaşılır ve keyifli bir dilde anlatması. Yalnız burda da şöyle bir sorun var. Bu ''keyif'' gereğinden biraz fazla öne çıkmış sanırım. Çünkü bir süre sonra filmde fizik kuralları yerini ''biyoloji kuralları''na fazlasıyla bırakmıştı :) Tabii ki bu da filmin anlatmak istediği şeyleri fazlasıyla zayıflatmış ve sulandırmış. ''Biyoloji Kuralları'' na fazla takılmazsanız film eli yüzü düzgün, farklı, önem verilmesi gereken filmlerden. Ama dediğim gibi birçok bölümünde seyirciye yakınlaşmak için işi iyice aşka devredip, ortaya yeni birşey sunamaması filmin önemli handikaplarından.

Sözün özü; Avrupa sinemasından çıkan deneysel ve farklı bu bilim-kurguyu izlemenizi öneririm, ortaya çıkan film belki mükemmel, başyapıt falan değil eksikleri de var ama günümüzdeki ''patlamış mısır'' sinemasına alternatif olan her filmi nitelikli izleyicilerin desteklemesi, bu gibi filmin sayılarının ve niteliğinin artmasına yardımcı olacaktır.

İyi seyirler...

09.09.2011
Deniz O.
Deniz O.

Takipçi 170 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
12 Şubat 2016 tarihinde eklendi
Bu gerçeklikte bildiğimiz üç boyutta yaşıyoruz ve bu boyutta zaman için de yolculuk ediyoruz. Çoğu zaman bir seçim yaptığımızda geri dönüş olmuyor. Bu sebeple de seçim yapmak bizim zihnimiz için oldukça çelişkili ve zor bir durum haline gelebiliyor. Hayatımıza baktığımızda ise ya onu yapsaydım, ya bunu seçseydik deyip hayaller kuruyoruz. Geçmiş deneyimlerimizle gelecek hakkında tahminlerde bulunmaya ve daha iyi seçimler yapmaya çalışıyoruz.

Ancak geçmişe baktığımızda hayatımızla ilgili o kadar az şey tahmin edebildiğimizi görürüz. Çok ilginç ayrıntılar bizi hayatımızın rotasını belirlemiştir. Sanki dalgaların üzerinde hareket eder gibiyizdir. Kimisi dalgaların etkisi ile savrulur, kimisi sörf tahtasında keyfini sürer dalgaların... Direnmek kontrol etmek mümkün değildir.

Ya peki kuantum fizikçilerinin teorilerindeki gibi paralel evrenler varsa, her seçimde başka muhtemel yaşamlar yaşanıyorsa... Hem evlendiysek, hem de bekar kalmışsak, hem memleketinde kalıp hem de yurt dışında çalışsaydık... En ilginç olabilecek durum ise geleceği gerçekten görebilmek olurdu. O zaman doğru seçimleri yapabilir miydik?

Mr. Nobody filminin kahramanı Nemo, gelecekten bazı olayları görebilen ilginç bir çocuktur. İlk ciddi seçimini annesi evi terk edip yurt dışına giderken yaşar... Artık 117 yaşına geçmiş Nemo dünyada kalan son ölümlüdür. Onunla röportaj yapmaya gelen gazeteciye geçmişte yaptığı çok boyutlu seçimleri ve muhtemel hayat versiyonlarını anlatır.

“Ölmekten korkmuyorum. Korkarım, yeteri kadar yaşamadım. Her okulum kara tahtasına yazılmalı: Hayat bir oyun alanıdır – başka bir şey değil”

Seçimler
Filmin genel teması seçimlerin hepsinin doğru olacağı, her şey kötü gibi gözükse de, her şey sonunda olacağına varması... Hayat bir oyun, bir hedefi olmayan bir oyun. Sonsuz seçimlerin mümkün oluğu, ebedi güçler tarafından yönlendirilen bir oyun... Seçim endişesi yaşamadan oynanırsa keyif alınacak bir oyun...

Devamı blogta...
deckard76
deckard76

Takipçi 317 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
12 Eylül 2010 tarihinde eklendi
Gayet ilginç ve sıradışı bir yapım.Görsellik,kurgu çok iyi ve oyunculuklar olağanüstü.Kafa karıştırıcı ve izlenmesi ,takip edilmesi biraz güç olsa da sonunda nedeni ortaya çıkıyor.Deneysel,beyni çalıştıran yapımlardan hoşlananlara önerilir.8/10
AstalaVista
AstalaVista

Takipçi 315 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
4 Kasım 2010 tarihinde eklendi
tam bir beyin fırtınası olmuş.. senaryonun temelindeki mantık çok hoştu..
Free Angel
Free Angel

Takipçi 498 değerlendirmeler Takip Et!

1,5
13 Şubat 2019 tarihinde eklendi
Yorumlardan sonra büyük bi hevesle izlemeye koyuldum fakat maalesef beklentimi karşılamadı. Belkide filmdeki varoluş, hiçlik, yaradılış gibi temalarla çok ilgilenip artık bu konuları eskittiğim için yani bu arayış ve sorgulama benim için artık bayatlamış bi konu olduğu için yeterince etkilenmedim. Buna rağmen konu ve verilmek istenen mesaj güzeldi fakat çoookkk gereksiz bi şekilde uzatılmış. Alakasız konular saçma hayaller karmaşık duygular...
iki buçuk saat yerine bir buçuk saatte bitmiş olsaydı belki daha çekilebilir olabilirdi. Sıkı bi bilimkurgu takipçisi olmama rağmen ve çok zorlamama rağmen sarmadı beni. Bir buçuk saatten sonra Allah aşkına artık bitsin diye yalvarmaya başladım. Yinede belki son on dakikada toparlayıp mantıklı bi sonuca ulaştırırlar diye sabrettim fakat nafile sonuda boş. Hepsine rağmen bana kazandırdıkları varmı evet seçimlerimi tekrar sorgulamama sebep oldu ve bazı sahneler gerçekten görsel olarak güzeldi. Ama bu filme iyi diyebilmem için yeterli değil. Ayrıca cinsel içerikli temalar mütemadiyen 15 yaşındaki çocuklar üzerinden işlendi. Ve bu iğrençti. Son olarak beni en çok etkileyen ve vereceğim puanıda onun hatrına vereceğim cümlelerden biri şuydu "Ölmekten korkmuyorum, yeterince yaşamamış olmaktan korkuyorum"...
Ogulcan B.
Ogulcan B.

Takipçi 236 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
13 Ekim 2012 tarihinde eklendi
Uzun zamandır bilgisayarımda duran bir filmdi ve bugün izledim.Filmi izlemeden önce beklentilerim vardı hem yorumlardan olsun hem izlediğim birkaç sahnenin yapmış olduğu referanslar olsun ama filmi izledikten sonra pek beklentilerimi karşılamadı,öncelikle filmin ilk 40-45 dakikası hariç film ağır tempoda geçiyor ve benim filmi izlerken zaman zaman sıkıldığım anlar oldu.Filmin konusu kısaca hayattaki seçimler,bu konunun bence en güzel işlendiği film Kelebek Etkisi ama her ne kadar aynı konuyu işleselerde olaylar,karakterler,anlatım tarzı,müzikler birbirinden çok ama çok farklı neyse filme dönelim film gerçekten karışık ve yorucu bir film ama genel olarak filmi dikkatli bir şekilde izlerseniz neler olduğunu az çok anlarsınız.Film garip ve farklı olmasına rağmen zaman zaman sıkan yeter artık dedirten bir film çünkü hem ağır temposu olsun hem de süresi olsun izleyeni sıkıyor ve film bence herkese hitap etmiyor.Film kesinlikle daha iyi olabilirmiş daha heyecanlı daha sürükleyici bir film olabilirmiş çünkü bu haliyle biraz sıkıcı.Çekimler ve filmin müzikleri gerçekten güzel.Garip çok garip bir film Mr.Nobody izleyin desem mi demesem mi diye kendimle çelişiyorum eğer uzun süreli filmlere tahammül edebiliyorsanız ve gerçekten farklı bir film izlemek istiyorsanız izleyin derim ama sakın çok heyecanlı sürükleyici bir film beklemeyin.Puanımı filmin sonu ve farklı bir film olduğu için biraz daha fazla veriyorum.

7/10
enesnail
enesnail

Takipçi 221 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
23 Nisan 2011 tarihinde eklendi
tercihlerimizden doğan yaşamımızı, ve ortaya çıkabilecek olasılıkları sorgulayan harika bir film. bence kült seviyesine çok yaklaşmış birkaç absürt sahne olsaydı tam kült film olmuş diyecektim. mutlaka izleyin derim. ama filmin süresi konuya göre biraz uzun olmuş.
fearless
fearless

Takipçi 190 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
6 Şubat 2012 tarihinde eklendi
Gerçekten sıradışı bir film, insanı etkiliyor doğrusu...
yasin k.
yasin k.

Takipçi 4 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
18 Haziran 2018 tarihinde eklendi
Film insanın küçükken yaptığı ve büyüdükçe yapma olasılığı olan her farklı tercihin farklı noktalara gideceğini ifade ediyor. Ama bununla birlikte tüm farklı tercihlere rağmen varılan sonucun ya da elde edilen hayat kazanımının çok da farklı olmadığını göstermek istiyor. Hayata farklı bir bakış açısı kazandırmak isteyen ama senaryosu kötü, içeriği boş bir film. Gereğinden fazla uzun ve çok zekice planlandığı düşünülerek yapılmış. Aslında öyle olmayan bir film. Şizofren yönetmen David Linch'in ve birkaç yönetmenin bu tarz filmlerini izledim. Kesinlikle onlara göre ilkokul düzeyinde bir film. Filmin sonu klasik batı düşüncesinin tüm medeniyeti üzerine oturdu bireysel mutluluğa ve bireysel mutluluğu da karşı cinsle olan yoğun ilişkiye vurgu yaparak bitirdiği bir film. Mesela İran yapımı olan " Elma ve Selma" filmindeki karşılıklı duygu çok çok daha güzel ifade edilmişti. Karşı cinsi sevmenin yansıtılabileceği daha güzel durumlar olabilirdi. Hayat üzerine sorgulatma yapmak istediğiniz bir filmi oturtabileceğiniz başka bir duygu değer ya da anlam çerçevesi yok mu diye sorasım geliyor yönetmenlere. Ama maalesef Batı düşüncesinin hayata dair temel referansları yanlış ve eksik olduğu için yönetmen de bu noktada alternatif bir şey üretememiş. Antik Yunan düşüncesi mitolojik, duygusal ve abartılıdır.
Filin sonunda "her tercih doğrudur" diyor. Yani neyi tercih edersen et doğru yapmış olursun diyor. Yaptığın şeyin bir sonu vardır ve önemli olan bunu bilerek seçmektir demek istiyor. Oysaki basit bir aklın dahi kabul etmeyeceği bir durum bu. Sonuçta İnsanlar yanlış tercihte bulunur ve bunun sonucunda mutsuz olur, başarısız olur kafayı duvara toslar. Ama Batı psikolojisi "seçtiğin sensin sonucuna katlan ve mutlu ol" mesajı verdiği için söyleyecek başka bir şeyleri de açıkçası yok.
Ayrıca hayatta karşılaşacağınız şeyleri bilmemenin yani Tanrının özelliğine sahip olmamanın insan için bir lütuf olduğunu alt mesaj olarak vermek istemiş. Bu açıdan bakıldığında ise Benjamin Button ve Bisiklet filmi çok daha kaliteliydi. Ayrıca birkaç konuyu daha ifade etmek istiyorum.
Çocuğun ailesi ile girdiği ilişki tarzı benim pedagojik olarak sürekli eleştirdim tripli, edepsizce bir tarz. Film gencin yaşadığı sorunda aileyi suçluyor. Anne baba çocuğu anlamadığı için suçludur imajını veriyor. Oysa ki anne babanın bütün iyi niyetli tavırlarına karşın çocuk iç dünyasını açmıyor ve 17-18 yaşında. yani zihinsel olgunluğa erişmiş birinin kendini açmamasının suçunu bütünüyle anne babayı yüklemek klasik batılı algının bir tezahürü. Tüm suçu anne babaya at ve neoliberal-kapitasit manipülasyonları, kurguları devre dışı bırak kolaycılığı yani.
Ayrıca çocuğun yaşadığı iç gerilimi iyi yansıtamamış diye düşünüyorum. Gerilimi yaşamasının gerekçesi "yaşayacağın şeyi önceden bilmiş olması" olarak gösteriliyor filmde.
Ama her şeyin olacağını bilen birinin yapma ihtimali olan şeyler bana göre çok daha derinlikli bir şekilde ifade edilebilirdi. Saçma, abartılı ve anlamsız bir içe dönüklük ile gösterilmiş bu duygu.
Yani çıkış noktası olarak doğru düşünülmüş ama senaryosu oldukça kötü olan, psikolojik tahlilleri son derece zayıf, felsefi derinliği neredeyse yok denecek kadar az olan bir filmdi.
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler