Takva
Ortalama puan
3,8
1336 Puanlama

224 Kullanıcı yorumları

5
27 Eleştiri
4
100 Eleştiri
3
39 Eleştiri
2
33 Eleştiri
1
15 Eleştiri
0
10 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
fearless
fearless

Takipçi 190 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
23 Mayıs 2007 tarihinde eklendi
Filmde gerçeği yansıtmayan sahneler ve abartılar vardı,zikir sahnesi gerçeği yansıtmıyor bir kere, zikir mi çekiyorlar halaymı çekiyorlar belli değil ordan biri alkışlaya alkışlaya destek veriyor,bence daha iyisi olabilirdi yani kurtlar vadisi ırak filmindeki zikiri kafamda canlandırdımda bununla bir ilgisi yok,aralarında bir fark var,nedir biliyor musunuz'kurtlar vadisi ıraktaki islama yakınlaştırıyor en azından insanın ilgisini çekiyor,takvadaki zikir ise islamdan soğutuyor dikkat edilmesi gereken bir durum.
zgrklc
zgrklc

Takipçi 131 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
25 Mart 2007 tarihinde eklendi
film sade ve yalin anlatimli susten püsten uzak bence basarılı ve arsıvlere eklenmesı gereken bır fılm
ekinnn
ekinnn

Takipçi 77 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
2 Aralık 2006 tarihinde eklendi
oyunculuk gerçekten bomba, yönetmen, görüntüler falan da öle... bütün ödülleri gerçekten haketmiş bu film...
monopoly
monopoly

Takipçi 283 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
30 Aralık 2006 tarihinde eklendi
filmin izlenimi çok sürükleyici gerçekçi konulara değinmeside cabası kesinlikle izlenilmesi gerekli ,filimden edinim çıkarılmalı
seher-parsana
seher-parsana

Takipçi 95 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
18 Mart 2007 tarihinde eklendi
din gibi hassas bir konu çok güzel işlenmiş.erkan can a hayranlığım fanatikliğe dönüşmeye başladı.bu filmde artık kariyeri önlenemez yükselişe geçmiş durumda.seyrederken hiç ama hiç sıkılmadım.tam tersi insanın nefsiyle mücadelesi öyle güzel msjlar verilerek anlatılmış ki emeği geçen herkesin ellerine,yüreğine,beynine sağlık...
ozgurblk
ozgurblk

Takipçi 37 değerlendirmeler Takip Et!

1,0
24 Mart 2007 tarihinde eklendi
Abartmışlar..Konu olarak fena değil ama film daha iyi işlenip sunulabilirdi..filmin sonu tam bir fiyasko..tamam erkan can iyi rol yapmış hakkını verelim ama daha iyi olabilirdi..
lovejunkie
lovejunkie

Takipçi 212 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
6 Ocak 2007 tarihinde eklendi
sonu biraz askıda kalmış ama erkan can tam annamıyla bir oyunculuk dersi vermiş 10/9
Eskiden Beri
Eskiden Beri

Takipçi 23 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
7 Temmuz 2011 tarihinde eklendi
Muharrem dergâhtaki görevine atandıktan sonra şeytan devreye girmektedir. Antiparantez, işin bu kısmı beni başta çok heyecanlandırmıştı. Engin Günaydın’ı (Çuval satın alan Erol rolünde) gördüğümde olaylar giriftleşecek ve Muharrem şeytanla amansız bir mücadeleye girecek belki de şeytana yoldaş olacak ve saire gibi David Lynch tarzı bir izlek bizi bekliyor diye düşünmüştüm ancak o bölüm tam anlamıyla boğuldu ve kişinin ruhsal çözümlemelerini, bireysel gelgitlerini dramatize etmek yerine tribüne oynanarak dergahtan, şeyhten zikirden dem vuruldu böylece benim hevesim de kursağımda kaldı.
perinpoolbringer
perinpoolbringer

Takipçi 7 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
10 Aralık 2006 tarihinde eklendi
film çok etkileyiciydi,özellikle ikinci perde.Müzikler iyice geriyordu izlerkerken.Zikir sahnesinde davulların da girmesiyle öyle bi içine giriyorsunuz ki tüğleriniz diken diken oluyo.Ben mi öyle anladım bilmiyorum ama güven kıraç işi iyice rap yapmaya götürmüş,kendinden geçiyodu,elini falan şıklatıyodu,güldüm ona:)muharremin değişimi çok gerçekçiydi.o acı çektikçe tövbe ettikçe ben üzüldüm.mutlaka izlenmeli.son zmanlarda türk sieması çok çekiliyo ama izlenesi az film var bu da onlardan biri.araya kaynayıp gitmemeli.iyi seyirler
AKIN ŞENEL
AKIN ŞENEL

Takipçi 22 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
20 Aralık 2024 tarihinde eklendi
Gösterime girdiği dönemde hem yerel hem de uluslararası ölçekte dikkat çeken Takva filmi, özellikle İslami hassasiyetleri modern kent yaşamının gereklilikleriyle harmanlayarak farklı bir perspektif sunar. Bu film, inancın günlük pratiklerle sınandığı bir öykü kurarak izleyicinin zihin dünyasında derin bir iz bırakmayı hedefler.

Hikâye, mütevazı bir hayat süren, dindar ve içine kapanık bir adam olan Muharrem’in etrafında şekillenir. Muharrem, İstanbul’un kenar sokaklarında sakin ve geleneksel bir yaşantı sürdürürken, bir tarikat tarafından kendisine verilen yeni bir görevle hayatını değiştirmek zorunda kalır: Tarikata ait gayrimenkullerin kira tahsilatını yapacaktır. Bu beklenmedik görev, onun uzun yıllardır özenle koruduğu manevî saflığı ve iç huzurunu giderek zorlamaya başlar. Bir yandan kendisini manevi bir yücelişin eşiğinde hisseder, diğer yandan modern dünyanın maddi çekim gücü ve alışkın olmadığı sorumluluklar ruhunda bir ikilem yaratır. Muharrem, bu iç çatışmaların ortasında, dünyevi kaygılarla tasavvufi bağlılığı arasındaki dengeyi korumaya çabalar.

Tasavvufi Derinlik: Sahnelerle Derinleşme
Filmde tasavvufun derin sularına inen yolculuk, belirli sahnelerde imgesel ve anlatısal olarak vurgulanır. Bu sahneler, sadece hikâyeyi ileri taşımakla kalmaz, aynı zamanda izleyiciyi de içsel bir sorgulamanın eşiğine getirir. Her detay, tasavvuf yolunun inceliklerini, nefs terbiyesinin sancılarını ve dünyevi sınavların manevî boyutunu simgeler.

Örneğin, filmin erken sahnelerinde Muharrem’in hayatını gözler önüne seren detaylar, zahiri dinginliğin ardındaki batıni hassasiyeti hissettirir. Sade döşenmiş küçük odasında huşû içinde namaz kılışı, tesbihi yavaşça elinde çevirirken yüzündeki huzur ve tevazu, izleyiciyi dervişane bir atmosferin içine çeker. Bu an, tarikat ehlinin gündelik yaşam pratiğinin, dünyevi koşuşturmanın ötesinde Allah’ı sürekli hatırlayarak (zikrullah) yaşamayı hedefleyen bir konsantrasyon olduğuna işaret eder. Bu sahne, tasavvufun dünyevi kaygıları nötralize eden içsel sükûnetini dolaylı yoldan aktarır.

Sonraki sahnelerde Muharrem’in tarikat tarafından kendisine verilen görevle birlikte yaşadığı dönüşüm, tasavvufun en çok vurguladığı "nefs ile mücadele" temasıyla iç içe geçer. Mesela, Muharrem ilk kez kira tahsilatı yapmak için kiracıların kapısını çaldığında, kapı aralığından görünen kiracıların gündelik gaileleri, birbirine karışan insan sesleri ve bekleyen ödenmemiş borçlar, tasavvufun öngördüğü iç huzuru tehdit eden dünyevi gerçekliği yansıtır. Bu dış dünyanın baskısı, Muharrem’in yüzünde beliren tereddütlü ifade, titreyen elleri ve söylemekte zorlandığı cümlelerle açığa çıkar. Sahnede paranın, malın ve mülkün sembolize ettiği her şey, tasavvufun manevî boyutunda aşılması gereken bir engele dönüşür.

Ayrıca zikir sahneleri, filmin tasavvufi özünü kristalize eden anlardan biridir. Dar, loş bir odada toplanmış dervişler, hep birlikte Allah’ın isimlerini anarken oluşan ses titreşimleri, kameranın yaklaşan ve uzaklaşan hareketleri, izleyiciye manevî bir boyuta geçiş duygusu verir. Bu sahnelerdeki tempo, nefes ve ses düzeni, tasavvufta hatırlamanın, hatırda tutmanın (zikrin) insanın iç yapısını arındırıcı gücüne göndermede bulunur. Bir yandan da Muharrem’in yüzünde beliren huşû ve gözlerindeki nem, bu deneyimin ruhunda yarattığı titreşimleri görünür kılar.

Daha sonraları, Muharrem’in iç dünyasında kopan fırtınaların dışa vurumu, tasavvufi terbiyenin zorlu bir sınavıdır. Kiraları topladıkça elinde biriken paranın ağırlığı, onun ilahi düzende kendine sorduğu soruları artırır. Bir sahnede, gece vakti odasında elindeki paraları titreyen ellerle sayarken yüzündeki huzursuzluk, tasavvufta "maddeden sıyrılma" idealinin tam karşısında durur. Bu an, onun takva anlayışının keskin bir virajdan geçtiğini gösterir. Tarikatın kuralcı yapısı, toplumsal beklentiler ve dünyevi yükümlülükler, maneviyatın sığınılacak bir liman olmaktan nasıl bir mücadele sahasına dönüştüğünü hissettirir.

Muharrem’in bir ara dönüp tarikatın merkezine, şeyhin huzuruna sığınma anı ise tasavvufi rehberliğin önemine işaret eder. Bu sahnede onun sessizce şeyhinin önünde oturuşu, bakışlarındaki boyun eğiş ve içinde kopan sorular, tasavvuf yolcusunun rehbere muhtaçlığını sembolize eder. Bu yüzleşme anı, tasavvufun bireysel bir tefekkür süreci olmasının yanı sıra bir mürşidin kılavuzluğuna da işaret ettiğini anlatır.

Son bölümde Muharrem’in ruhsal buhranları, giderek bir çılgınlığa yaklaşan içsel gelgitlerle dışa vurulduğunda, tasavvufun en temel sorusunu yeniden duyarız: Takva, yani Allah korkusu ve sevgisi, dünyevi imtihanlarla zedelendiğinde insanın içsel dengesi nasıl korunur? Muharrem’in bakışlarında beliren tedirginlik, onun nefsinin direnci ile teslimiyet arasındaki sınırda savrulduğunu gösterir. Bu final sekansları, tasavvufun yaşamın her anında süregelen dinamik bir süreç olduğunu, sabit bir mertebeye ulaşmaktan ziyade sürekli bir çaba, sürekli bir uyanıklık gerektiğini vurgular.

Bu sahneler boyunca Takva, tasavvufun içsel mücadele, derin sorgulama, nefs terbiyesi ve Allah’a yakınlaşma arzusunu bir dramatik anlatıya dönüştürür. Film, dünyevi ile uhrevi arasındaki gelgiti, soyut tasavvufi kavramları somut yaşam kesitlerine taşıyarak anbean resmeder. Böylece izleyici, tasavvufun teorik boyutunu izole bir metin gibi değil, bir insanın gündelik yaşamında çatırdayan, yeniden kurulan, kanayan ve iyileşen bir ruh iklimi olarak deneyimler.

Takva, hem geleneksel inanç pratiklerinin modern yaşamın talepleriyle iç içe geçtiği bir dönemde şekillenen, hem de tasavvufun derinliklerine bir pencere aralayan bir yapımdır. Maddi dünyanın ağırlığıyla ruhun özgürleşme çabasını aynı karede sunarken, izleyiciyi de kendi iç yolculuğunu düşünmeye iter. Bu film, sadece bir insanın yaşadığı iç ikilemi değil, toplumun genelinde inanç ve kimlik meselelerinin nasıl bıçak sırtında dengelendiğini hatırlatarak kalıcılığını korur. Gösterdiği manevi karmaşa, tasavvufun dingin gölgesinde modern hayata dair sarsıcı sorular sormaya devam eder.
mindarlee
mindarlee

Takipçi 5 değerlendirmeler Takip Et!

2,5
3 Nisan 2007 tarihinde eklendi
filmin başlangıcı çok iyi ortalara kadar ama film sona yaklaştık basitleşmişkonuda kapanmamış sonu muallakta kalmış sonu çok daha iyi olabilirdi..
sadece tarikatların aşağı yukarı işleyişini anlattığı için güzel..
giiizem60
giiizem60

Takipçi 6 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
18 Ağustos 2007 tarihinde eklendi
filmde erkan can olması zaten başlıca izlenme sebebi..güven kıraç da fena değildi..bi sahne vardı şeyh geliodu dükkana ali beyle konuşuyo muharreme öğleden sonra izin ver ben kefilim allah için işleri var die,şeyh gittikten sonra ali bey muharremden çay istiyo sonra bi karmaşaya düşüo muharrem efendimi deseydim şimdi sana flan die:)o sahne hoştu..bi de malum zikir sahneleri vardı onlarda çok ilgimi çekti açkçası..film gayet güzel izlemeye değer..
akcayaykut
akcayaykut

Takipçi 7 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
14 Ekim 2006 tarihinde eklendi
festivalde ödülü alamadı ama çok iyi bir film olduğu kesin.. vizyona girmeden cok konusuldu. zannediyorum vizyona girdiğinde cok kişi tarafından begenilecek ve izlenecek. zaten erkan canın cok iyi bir oyuncu olduğu tartışılmaz ve ayrıca konusuyla ilgi çeken bu filmi erkan canın müthiş bir oyunculukla zirveye taşıyacağına eminim....
erboz-3
erboz-3

Takipçi 4 değerlendirmeler Takip Et!

2,5
12 Aralık 2006 tarihinde eklendi
güzel bi konu yakalanmasına karşın seneryo yeterince dolu değil daha iyi işlenibilrdi yinede erkan can ve güven kıraç çok başarılı
yasmink-888
yasmink-888

Takipçi 2 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
3 Nisan 2008 tarihinde eklendi
filmi harikaydı,ülkemizde gerçekleri yansıtmaları bakımından çok güzeldi.filmin sonunu en sondaki dizelerle mükemmel bağladıklarını düşünüyorum
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler