İnce Kırmızı Hat
Ortalama puan
4,2
529 Puanlama

76 Kullanıcı yorumları

5
20 Eleştiri
4
37 Eleştiri
3
5 Eleştiri
2
12 Eleştiri
1
1 Eleştiri
0
1 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.435 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
21 Mart 2021 tarihinde eklendi
Senaryosunu da James Jones'un aynı isimli romanından (1964) uyarlayarak yazan Terrence Malick'in yönetmen koltuğunda oturduğu savaş karşıtı “The Thin Red Line”, toplam 7 kategoride aday olmasına rağmen aynı yıl Spielberg tarafından çekilen ve savaşlar ile pek fazla bir derdi bulunmayan "Saving Private Ryan" (1998) karşısında, Academy Ödülleri Jürisince havlu attırılmış bir film olarak gelmişti İstanbul'da izlediğimiz salonlara...

Hani gerçi durum, Londra'da, Berlin'de yahut New York'ta da çok farklı değildi...

Zaten 52 milyon dolarlık bir bütçe ile çekilerek brüt 98,1 milyon dolarlık hasılat rakamı ile gişeye çakılmış olması bunun en açık göstergelerinden biri...

Halbuki 70 milyon dolarlık "Saving Private Ryan", 482,3 milyon dolara ulaşabilmişti...

Neden mi?

Bir kere, savaş öncesindeki sivil hayatında avukatlık yapan Yüzbaşı Jim Staros (Elias Koteas) ile özellikle de profesyonel asker olan Kıdemli Çavuş Edward Welsh (Sean Penn) ağızlarını her açtıklarında, savaşlar ve savaşlar da ölmenin anlamsızlığından dem vurup duruyorlar...

Zira onlara göre, öldükten sonra içinde yaşamakta olduğumuz yerküre dışında gidilebilecek ve yeniden yaşama dönülebilecek bir öteki dünya asla mevcut değildir...

Yani savaşlarda pisi pisine ölmek, mesnetsiz bir hamaset ile kutsanmaya çalışılmamış Malick'in ustalıkla kurguladığı bu hikayede...

Doğrusunu isterseniz, tüm zenginliklerini ve bu zenginliklerinin, artarak süren bir ivme devamının nesiller boyunca sürdürülmesinin, insanları savaştırmadan mümkün olamayacağını bilen kapitalist bir sınıf, bu türden savaş karşıtlıkları ve inançsızlıklar dan haz etmeyeceklerdir...

Ve etmemişler de "En İyi Yabancı Film" kategorisindeki SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) ödülünü alan bu filme...

Gelin isterseniz vakti zamanında sinema salonunda bir kaç kez izlediğimiz bu sıra dışı filme biraz daha yakından bakalım...

Film, Er Tella (Kirk Acevedo) ile beraber Yüzbaşı Staros'un yönetimindeki Charlie Bölüğünden firar ederek Güney Pasifikteki bir ada da Melanesia yerlileri ile birlikte yaşamakta olan Er Robert E. Lee Witt'in (Jim Caviezel) doğa ve ölümü sorguladığı anlatımı ile başlar...

Bunu da kendisini divan-ı harbe göndermek yerine yaralıları sedye ile taşımakla görevlendiren Çavuş Welsh'ten öğreniriz...

Şimdi her ikisi de kendilerini adadan alan devriye botunun hücresinde, ana gemiye götürülmektedirler...

Bu arada Tuğgeneral Quintard (John Travolta) ve ondan pek hoşlanmadığını fark ettiğimiz tipik bir "savaş makinesi" olan Yarbay Gordon Tall (Nick Nolte), Japonların üzerinde hava alanı inşa ettikleri Guadalcanal adasına doğru ilerlemekte olan geminin güvertesinde sohbet ederlerken alt kamaralardaki askerler ile de birer birer tanıştırılıyoruz...

Nihayet hava kuvvetleri destekli çıkartma da başlar ve Yüzbaşı Stros'un ekibi kayıp vermeksizin adaya ulaşır...

Diğer kuvvetler de eklendikten sonra Yarbay Tall Yunan asıllı Stros'a, önlerindeki makineli tüfekler ile donatılmış Japon sığınaklarının bulunduğu 210 isimli tepenin alınması talimatını verir...

Aslında Japonlar da siperlerinde, sabırla onları beklemektedir...

Derken o siperler yoğun bir topçu ateşine tutulur...

İlk saldırıya geçecek takım Çavuş Keck'inkidir (Woody Harrelson) ...

Tabii Japonlar da öylesine oturup beklemezler ve onlar da başlarlar ateş açmaya...

Elbette ölenin haddi hesabı da belli değildir artık o andan itibaren...

Öyle ki, Yüzbaşı Stratos Yarbay Tall'ın doğrudan saldırı emrini geri çevirmek zorunda dahi kalır...

Yoksa kendisi dahil bütün askerler Japonlarca avlanacaktır...

O nedenle de sağ taraftan dolanarak saldırı izni istemektedir Yarbayından...

Ama yine kabul ettiremez fikrini...

Ve durumu kendi gözleriyle görme kararı veren Yarbay, yanlarına doğru yola koyulur...

Ancak işin çözümünü kolaylaştıracak olan şey, Er Jack Bell'in (Ben Chaplin bizzat) hayatını tehlikeye atma pahasına yerinde yaptığı tespit sonrasında Yüzbaşı John Gaff (John Cusack) ve altı adamının girişimi ile mümkün olabilecektir...

Dakika 80...

Bugüne kadar izlememiş olanlar ile bizim gibi aradan geçen uzun yılların ardından anılarını bir kez daha tazelemek isteyen sinefillere kesinlikle önereceğimiz, zengin oyuncu kadrosu ile de göz kamaştıran filmin devamı, her zamanki gibi yine sizlerde...

Keyifli seyirler,
Ugur Tazegül
Ugur Tazegül

Takipçi 672 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
28 Aralık 2016 tarihinde eklendi
10 ÜZERİNDEN 10 LUK BİR BAŞYAPIT
"ŞU ANDA KENDİNİ YOK ETMEYE ÇALIŞAN BİR DÜNYADA YAŞIYORUZ. BÖYLE BİR DURUMDA GÖZLERİNİ KAPATIP GÖRMEZDEN GELİRSİN.. KENDİNİ KORURSUN" Filmde tamamen bu söz vurgulanmış durumda. Savaş; hayat alıyor, yaşam sahamızı yerle bir ediyor, aşkımızı öldürüyor, hayallerimizi mahvediyor... Bizden her şeyimizi alıyor. Film; bize doğayı, kendi yaşadığımız çevreyi nasıl yok ettiğimizi, evrensellikten giderek nasıl uzaklaştığımızı, savaşın benliğimize sokmaya çalıştığı yeni kimliği bize gösteriyor. Bu açıdan tarzıyla diğer savaş filmlerinden sıyrılan bir başyapıta dönüşüyor film.
İnce Kırmızı Hat (1998) Kimin yaşayacağına kim karar veriyor? Kimin öleceğine kim karar veriyor? Bu savaş anlamsız.. Bana bakın, burda duruyorum ve üstüme tek bir kurşun bile gelmiyor.. Bi tane bile gelmedi.. Neden? Peki neden hepsinin ölmesi gerekiyor? Burda durabiliyorum, görüyorsunuz.. Yönetmenliğini Terrence Malick üstlenirken oyuncu kadrosunda Jim Caviezel, Nick Nolte, Sean Penn, John Cusack ve Adrien Brody gibi isimleri izleyeceksiniz.. Film Dram- Savaş türlerini barındırıyor.. Konusuna gelecek olursak, İkinci dünya savaşında geçen film Amerikalı askerler ile Japon askerlerin savaşta birbirlerini nasıl yok ettiklerine şahit olacaksınız.. Yönetmen Terrence Malick başlamak gerekirse sanatsal şiirsel anlatımıyla psikolojik ağırlıklı bir savaş filmine imza atmış süresinin üç saati bulmasına rağmen sıkılmadım diyebilirim.. Daha çok yönetmen çekimleri ile seyirciye doğayı göstermek istemiş ve içinde yaşayan insanları savaşda insanların birbirlerini gereksiz yere öldürmelerini gözler önüne seriyor.. Askerler savaş sahasında neden bulunduklarını bilmeden karşı taraftaki insanları katletmeleri içinde bulunduları psikolojik durumları yani savaş daha iyi tanımlanamazdı.. O yıl oscarda aynı türde güçlü bir aday daha vardı.. Er Ryan'ı Kurtarmak oscarları toplarken, İnce Kırmızı Hat 7 dalda aday olurken hiç birini kazanamadı.. Her şeyden önce yönetmen Terrence Malick En İyi Yönetmen ödülü gitmeliydi diye düşünenlerdenim.. Birde başrolde albayı muhteşem performansı ile canlandıran Nick Nolte oscara aday bile gösterilmemesi enteresan ama benden Oscar aldı.. Oyuncu kadrosu oldukça sağlam kaliteli oyunculardan oluşuyor hepsi elinden geleni yapmış.. John Travolta ve George Clooney gibi ünlü iki ismide kadroda görmeniz mümkün ama çok az bir rolleri olduğunu belirtmekte fayda var.. Filmin görseliğine diyecek bir şey yok yönetmen doğanın yeşilini çok iyi kullanmış.. Doğa savaştan daha ön plandaydı.. Efsane yönetmen Andrei Tarkovsky filmi izliyormuş gibi bir izlenime kapıldım.. Savaş filmi olarak ele alındığında daha çok aksiyondan ziyade savaşın insanı ne duruma getirdiğini anlatan yani tam anlamıyla savaş karşıtı bir film.. Eski yeni bir çok savaş türünde film izleyen bir seyirci olarak şunu diyebilirim ki zaten yapılan savaş filmleri genelde savaş karşıtıdır.. Alışagelmiş Amerikan savaş filmlerinden farklı olduğunu zaten filmden sonra anlayacaksınız.. Milliyetçilik kahramanlık kavramları film ile uzaktan yakından bir alakası yok.. Filmin İmdb puanı: 7.6 olduğunu ve müziklerini Hans Zimmer yaptığını söylemekte fayda var.. Terrence Malick elinen çıkan bu psikolojik yönü ağır basan savaş filmini siz sinemaseverlere tavsiye ederim.. 8.6 Şu anda kendini yok etmeye çalışan bir dünyada yaşıyoruz.. Böyle bir durumda sadece gözlerini kapatıp görmezden gelirsin.. Kendini korursun.. Aşk acaba nerden geliyor? Bizim içimizdeki bu ateşi kim yaktı? Hiçbir savaş onu söndüremez, onu ele geçiremez.Ben bir mahkumdun sen beni serbest bıraktın?
Chev
Chev

Takipçi 952 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
17 Mart 2011 tarihinde eklendi
Başarılı bir film. Askerlerin psikolojileri çok iyi yansıtılmış.
oboztepe87
oboztepe87

18 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
3 Aralık 2010 tarihinde eklendi
Roosevelte sövmeleri filmin en ilgi çekici yeriydi.
sinema
1 ziyaretçi
4,0
3 Şubat 2010 tarihinde eklendi
hayatımda izlediğim en harika filmlerin başında gelir. Film boyunca değişik kişilerden gelen iç ses savaşın anlamsızlığını ne kadar da güzel yansıtıyor.
alba42
alba42

Takipçi 333 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
22 Temmuz 2009 tarihinde eklendi
Terrence malickin diğer filmleri gibi görsel olarak tam bir sanat eseri, mükemmel görüntüleri vardır. oyunculara gelince uncut olan versiyonu yaklaşık 7 saatir ve çok daha fazla ünlü insan rol almıştır.amerikan politikasını yeterince yalayıp yutsa idi er ryanı kurtarmaktan daha fazla ses getirirdi.mermilerin izleyicinin üzerine geiyo hissi uyandırdığı film olarak hafızamda yer etmiştir. sean penn için bişi demiyorum.
hozzot
hozzot

83 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
24 Haziran 2009 tarihinde eklendi
çok gerçekçi olmuş :)

sıkılmıştık çünkü savaş flimlerindedaki cesur askerlerden.

amerikan askerini çok iyi sunmuş bu flim.

amerika - japonya savaşını anlatıyor.

amerikan askerlerinin adaya ilk ayak bastıklarıklarında gözlerinde korku halk tabiri tırsması çok gerçekçi.

izlenmesi gereken bir flim
rudeonerudeone
rudeonerudeone

Takipçi 1.698 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
6 Aralık 2008 tarihinde eklendi
bir savaş başyapıtı daha.kadro harika,pek çok kez işlenen konulardan biri ancak yine de sıkmadan 3saat izletiyorsa kendini o film kalitelidir.
fa1744
fa1744

1 değerlendirme Takip Et!

4,0
14 Mayıs 2008 tarihinde eklendi
mükemmel. bilindik savaş filmlerinden cok farklı. hiç taraf tutmadan savaşı sorgulayan 3 saat boyunca kendi kendinize düşünmenizi saglayan bi başyapıt.
adofina
adofina

Takipçi 38 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
9 Nisan 2008 tarihinde eklendi
şiir gibi film, ikide bir insanın aklına gelir sahneler.
renkliruyalaroteli80
renkliruyalaroteli80

11 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
15 Ocak 2008 tarihinde eklendi
savaşın psikolojisini ruhunuza kazıyan ender filmlerden biri. kesinlikle izlenmeli...Bazı yönlerden Er ryan dan daha iyi bence. notu: 10/8
pislick07kaan
pislick07kaan

75 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
18 Eylül 2007 tarihinde eklendi
savaş yönünden çok drama yönü daha ağır basıyor filmde.insan düşünceleri son derece iyi bi şekilde anlatılıyo.ölümler de son derece karizmatik.sonuçta iyi bi film...
tarhansimsek
tarhansimsek

Takipçi 592 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
12 Eylül 2007 tarihinde eklendi
İzleyebilecek en iyi 10 savaş-dram türünden filmler içine alınabilecek bir film. Dün gece saat 03 e kadar izledim. tek kelime ile harika bir yapım. Mümkünse dublajından kaçının altyazı ile farklı bir tad alınıyor.
beck31
beck31

Takipçi 1.383 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
14 Temmuz 2007 tarihinde eklendi
Oyunculuklar harika, sıkılmadan izlenilebilir bir 2,5 saat, gercekten kusursuz bir film.
jangabanga
jangabanga

1 değerlendirme Takip Et!

4,0
2 Temmuz 2007 tarihinde eklendi
Film her ne kadar bir savaş filmi gibi görünse de kanımca isminin anlamını taşıyor. İnce kırmızı hat.
ince olan şey, insanı hayata bağlayan ince cizgi, zor olan kötü olan her şey ile iyi olan hayatı güzelleştiren şeyler arasındaki çizgi. zaman zaman çizginin öteki tarafına geceriz ve hayatı anlamsız görürüz, yaşamak için bir anlam bulamayız, kaygı, karamsarlık ve kötü olan herşey kaplar ruhumuzu. zaman zamanda hayatı anlamlı kılan herşeyi yaşadığımız ve hissettigimiz diger yana geceriz.
film aslinda bunun üzerine kurulmuş bir savaş filmidir,aslında savaş bir maskedir, iç dünyamızın dışa çıktığı olayların sergilendiği bir sahne. Savaşı yaratan, yaşayan, sevinen yada pişmanlık duyan yine insan, yine ruhlar. Gazap çeken ruhları izliyoruz filmde, hüzünleri, arzuları, insanı insan yapan yada insanı insanlıktan çıkaran her şeyi.
Aşkı izliyoruz bir o kadarda, insanı hayatta tutan aşkı, uzaklarda bir yerde varlığını hissettiğimiz aşk bizi haytta tutuyor, incecik bir iple, işte o anda ince kırmızı ip oluveriyor aşk, kaybedince aşkı , ip kopuveriyor, hayatta kalmanın da anlamını yitiriyor.

Film muhteşem bir psikolojik film. Bence tarzının en iyi filmi.
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler