Görsellik açısından mükemmel ... Gerçekçi bir yapım ... Savaşa karşıt filmler listesinde 1 numara ... 10 üzerinden 10 puan ...Askerlerdeki korku gözlerinden okunuyor. Askerlerin acı çekme sahneleri iyi yansıtılmış.Askerler birer savaş makinesi olmaktan çıkıp, hayatı,geçmişlerini, yaptıklarını sorguluyorlar.Yüzbaşı Stratos ve Er Witt, bir insanda olması gereken karaktere ve özelliklere sahip ...Filmden alıntı olan aşağıdaki sorulara tüm insanlığın samimi yanıtlar vermesi gerekiyor: Bu büyük kötülük acaba nereden geliyor? Bu dünyanın içine nasıl girmiş? Hangi kökten hangi tohumdan büyümüş? Bunu kim yapıyor? Bizi kim öldürüyor? Kim ışığımızı ve hayatımızı çalıyor? Kim bizim de düşebileceğimiz durumu görüp bizimle alay ediyor? Bizim yok olmamız dünyanın çıkarına mı? Çimenlerin büyüyüp güneşin parlamasına bir katkısı var mı? Bu karanlık senin içinde de var mı? Duyduğumuz ve gördüğümüz herşey yalan mı?
Bir belgesel tadında açılıyor Thin Red Line.Witt’in deyimiyle ’’bu dünyanın dışında başka bir dünya’’ya Malick’in kamerasıyla; lakin daha ilk karelerde başlıyor sonu gelmeyen sorular.Bu sorular doğanın eşsiz güzelliğiyle bir şiir tadında nüfuz ediyor tüm vücudumuzda.Hans Zimmer da bu yolculukta bize eşlik edecek, bir an olsun elimizi bırakmayacaktır eşsiz müzikleriyle.10.dk’dan sonra bambaşka bir dünyaya yolculuk ediyoruz.Aslında dünya yine aynı dünyadır.Doğa yine eşsiz güzelliğiyle göz kamaştırmaktadır.Ne var ki b güzellikler pek de uzun sürmeyecektir.Film sürekli karakter atlamakta, başrol değitirmekte, hayata farklı gözlerden bakıp; hayatı farklı şekillerde sorgulamaktadır.Witt’in umut ışığı, welsh’in umutsuzluğu, Tell’in hırsı,Bell’in sevdası...En çok da Witt’in umudu ve Welsh’in umutsuzluğu ana eksenini oluşturmakta.Bu ikili filmin belirli aralıklarında tartışmakta; bir sonraki tartışmalarında ’’peki şimdi noldu?’’ sorununa aldığımız yanıt koca bir ’’hiç’’tir!Bütün karakterlerin tek ve yegane özellikleri ise ’’savaş korkusu’’dur.Peki savaş her iki tarafa da ’’korku’’ saçıyorsa karlı çıkan taraf kimdir’Bu soruya Witt de cevap arıyor.Belki son karede Witt’in bakışlarında gizliydi bu sorunun cevabı.’’Kim bizim de düşüceğimiz bu durma bakıp bizimle alay ediyor?’’Bu savaşın galibi kimdir?...Buraya kadar olanları belki daha önce görmüştük.Peki tüm bu olup bitenlerden doğanın suçu nedir'Malick, tüm film boyunca kamerasını sık sık doğaya çeviriyor; her ne kadar savaşın ortasındaki yaralı kuşla yürek burksa da , su ile huzur veriyor.Tıpkı savaşın ortasındaki bir askerin ölüm anında, yaprakların arasından gelen güneş ışığıyla huzur bulması gibi.Filmin kalabalık eşsiz oyuncu kadrosundan biri de doğanın ta kendisidir.Örneğin su, bir çeşit günahlardan arınma ilacıdır.Tıpkı Ki-Duk’ın ’’Samaritan Girl’ünde günahkar olduğunu düşünenlerin duşun altında öylece oturup ağlaması gibi, japonların köyünü darmadağın edip yaktıktan sonra bir askerin ölmek üzere olan japonlardan birine havada uçuşan akbabaları göstererek ’’şunlara bak...seni diri diri yiyecekler’’ dedikten sonra yağmurlu bir günde o japonu ve kendisine haykırdığı anlamsız-ona göre anlamsız-sözcükleri hatırlar ve yağmurun altnda boğulurcasına ağlamaya başlar.Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.Kocaman bitkiler, çimenler, ağaçlar, güneş ışığı, kuşlar, maymunlar, gün ışığı, pencerenin perdesini havalandıran rüzgar ve hiçbir zaman sona ermesini istemeyeceğiniz sahnelerle örülü Thin Red Line, Malick’in mükemmelliyetçiliğiyle örgülü kusursuz bir destan; yıllarca etkisini yitirmeyecek, hatta etkisi artacak kusursuz bir Başyapıttır...
bazı filmler vardır gereğinden fazla ilgi ve alaka görürler.bir de bazı filmler vardır kıymetleri ya hiç bilinmez yada daha sonradan anlaşılır.ince kırmızı hattı ilk izlediğimde bende bu izlenimi vermişti.yani kıymetini anlamamıştım.ama şimdi defalarca izlesem bıkmayacağım favori filmlerin bir tanesi.yönetmenin çok fazla ünlü oyuncuyla çalışması ve filmin şiirsel bir dille olması kalitesini artırıyordu. askerlerin ruh halini bundan daha iyi anlatan bir film var mı?kimse bunun aksini bana iddaa etmesin.10/10
bu filmle ilgili en büyük eleştirim 10 saniyelik roluyle george clooneyin isminin afişte yer alması ve on plana çıkartılmaya çalışılması. buna rağmen john travoltanın isminin kapanış castında sonlarda yer alması şaşırtıcı üstelik 10 saniyeden çok uzun bir rol ile karşımıza çıkması da düşündürücü.
İzledğim en güzel savaş karşıtı filmlerden biriydi..Savaştaki askerlerin psikolojisini çok iyi bir şekilde anlatan bu başyapıtı mutlaka izleyin.....10/10
Sinema tarihinin en iyi savaş filmi benim gözümde.Amerikalı bir yönetmenden vietnam savaşına bu kadar tarafsız şekilde bakılması inanılmaz.Malick sadece 4 film yapmış bir yönetmen ve bu film onun başyapıtlarından biri.10/10
Savaşın insan psikolojisi ve doğa üzerindeki etkisi ancak bu kadar güzel anlatılabilir bence daha ötesi yok yani. Hele o çatışmadan sonra yaprağın üzerinde metal parçaları yüzünden oluşan deliklerin içinden güneş ışığının süzülmesi mükemmeldi.
Bu kadar gerçekçi bir savaş filmini izlememiştim. Bence Er Ryan’ı kuratarmak filmden daha iiiiii. İyi olduğu noktalar; Çekimleri, askerlerin o anki psikolokileri...
Savaş ortamı içinde insan psikolojisini bu denli irdeleyen ve bunu ustaca tasvir eden bir filme şu ana kadar rastlamadım. İnanılmaz bir anlatım tekniği var Malick ustanın... Zaten filmi bir belgesel modunda devam ettirmeyi, olanı olduğu gibi anlatırken mesajını vermeyi de ihmal etmiyor. Tüm sağlam oyuncu kadrosuna ve mükemmel müziklerine rağmen ortada bir gerçek var; o da bu film, bir yönetmenin gerçek başarısıdır... Kesinlikle bir başyapıt.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.