Zindan Adası
Ortalama puan
4,3
2776 Puanlama

347 Kullanıcı yorumları

5
92 Eleştiri
4
164 Eleştiri
3
34 Eleştiri
2
40 Eleştiri
1
6 Eleştiri
0
11 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.435 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
6 Mart 2021 tarihinde eklendi
Senaryosu Laeta Kalogridis tarafından "Mystic River"ın da (2001) yazarı olan Dennis Lehane'nin aynı isimli romanından (2003) uyarlanarak kaleme alınan “Shutter Island”, büyük usta Martin Scorsese'nin yönetmen koltuğunda oturduğu 138 dakikalık süresine rağmen merak ve ilgiyle izlenerek tamamlanan sürprizlerle dolu, parçacıklarının içinde bulunduğu orijinal kutusunu görmediğiniz için finalde karşınıza nasıl görüntünün çıkacağını bilemediğiniz bir "puzzle" gibi...


İşin daha da iyisi, insanın içini daraltan karanlık ve kasvetli atmosferinin yanı sıra bir türlü dinmek bilmeyen yağmuru ile Scorsese'nin filmi Lehane'nin romanına sadık kalarak "neo - noir" tarzda kurgulamış olması...

Haydi gelin başlayalım...

Boston Harbor Adaları, 1954...

"Su" ile arası pek hoş olmayan adli polis Teddy Daniels (Leonardo DiCaprio) ve yeni ortağı Chuck Aule (Mark Ruffalo), tedavisi zor akıl hastalarına ev sahipliği yapan Ashecliffe Hastanesinin bulunduğu adaya doğru yol almaktadırlar...

Şu "su" olayını lütfen aklınızın bir köşesinde tutun...

Zira ileride bulmacanın çözümünde işinize fazlasıyla yarayacak...

Neyse devam edelim...

Kendilerini adada, üç farklı bloktan oluşan hastaneye götürmek üzere yardımcı gardiyan McPherson (John Carroll Lynch) ve gerginlikleri Teddy'nin gözlerinden kaçmayan ekibindeki silahlı gardiyanlar karşılar...

Girişte silahlarını teslim ettikten sonra Dr. John Cawley'in (Ben Kingsley) yanına götürülürler...

Yolda zincirlere vurularak bahçe işlerinde çalıştırılan hastaları da görürler...

Dr. Cawley'in yanına vardıklarında ikilinin, son yirmi dört saat içinde kimselere görünmeden tesisten kaçmış olan Rachel Solando (Emily Mortimer) için adaya geldiklerini öğreniriz...

Ki anlatılanlara göre bu Rachel, üç çocuğunu da evinin arkasındaki gölde teker teker boğarak öldürmüş olan bir cani olup son derece tehlikelidir...

Ancak aynı Rachel, çocuklarının öldüğü gerçeğini reddederek tesisteki odasını evi olarak kabul etmenin yanı sıra etrafındaki herkesi sütçü, postacı vs. gibi insanlar olarak addetmektedir...

Yani tam anlamıyla kafasında yarattığı bir hayal dünyasında yaşamaktadır...

Üstelik tüm aramalara karşın adanın hiçbir yerinde bulunamadığı gibi parmaklıklı penceresi ve kilitli kapısı olan odasından nasıl çıktığına da akıl sır ermemektedir...

Hep birlikte odasına gittiklerinde Teddy, yerdeki gizli bir bölmede Rachel'ın yazdığı çok "özel" bir not bulur...

Yetmez, yedi görevlinin poker oynadıkları yemekhanenin içinden geçerek kaçmış olduğunu da duyunca Dr. Cawley'e, bütün personel ile görüşmek istediklerini söyler...

Yemekten sonra hepsi bir araya toplanarak sorgulanır...

Anlaşıldığı kadarıyla zayıf halka, yapmaması gerektiği halde nöbet yerini terk ederek tuvalete gitmiş olan Glen Miga'dır (Joseph Sikora)...

Bir de Rachel'ın psikiyatristi olan Dr. Lester Sheehan'ın (sürpriz) adı gündeme gelir...

Ama o da sabah feribotla adadan ayrılarak izine ayrılmıştır...

Hava koşulları nedeniyle kendisine telefon ile de ulaşılamamaktadır...

Teddy ve Chuck akşam Dr. Cawley'in saray yavrusunu andıran evine gittiklerinde personelin dosyalarını görme isteklerini reddeden Dr. Jeremiah Naehring (Max von Sydow) ile de tanışırlar...

Bunun üzerine asabı çok bozulan Teddy, ertesi sabah adadan ayrılma kararı alır...

Fakat rüyasında gördüğü karısı Dolores (Michelle Williams) Teddy'i, "Rachel adadan hiç ayrılmadı ve işin içinde (kendisinin dumandan boğularak ölümüne yol açan) 'kundakçı' Andrew Laeddis'in de (Elias Koteas) bulunduğu" şeklindeki uyarısının ardından fikrini değiştirir...

Ve her biri ayrı birer vaka olan Rachel ile aynı terapi grubundaki hastalarla tek tek görüşmeye başlarlar...

Ezberletildikleri şeyleri anlatan hastalardan Bridget Kearns (Robin Bartlett), kaşla göz arasında bulduğu bir fırsat esnasında Teddy'nin not defterine"KAÇ" diye yazar...

Derken...

Teddy Chuck'a, Nazi toplama kampı Dachau'yu özgürleştirdiklerinde SS'lere yaptıklarını itiraf eder...

Tabii adaya geliş nedeni ve ada da yürütülen çalışmalara ilişkin tahminini de...

Bütün bunlar yaşanırken birdenbire, çok kısa bir süre önce sırra kadem basmış olan Rachel'da sapasağlam olarak ortaya çıkıverir...

Dakika 52...

Yalnız halen, her yanı çıkmaz sokaklarla dolu bir labirenti andıran bir "puzzle"a benzettiğimiz filmin hikayesinin nereye varacağını kesinlikle öngöremeyecek ve bir tahminde bulunmaya kalktığınız anda da yanılarak hüsrana uğrayacaksınız...

Bu durumda ne mi yapmanız gerekecek?

Elbette ki, filmi tamamlamak...

Emin olun Leonardo DiCaprio'nun şahane bir performans sergilediği film bittiğinde, "izlediğime değdi" diyeceksiniz...

Keyifli seyirler,
l-i-l-a-H
l-i-l-a-H

Takipçi 2.129 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
14 Kasım 2010 tarihinde eklendi
Finaliyle, ters köşeye yatıran bir Scorsese gerilimi...
rudeonerudeone
rudeonerudeone

Takipçi 1.698 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
26 Mart 2010 tarihinde eklendi
scorsese ve dicaprio.ayrı ayrı bile kariyerleri boyunca yaptıkları neredeyse tüm işler tavana vurmuş,dilden dile dolaşmış,çok beğenilmiş olan bu ikilinin yine bir araya gelmesi sonucu olacakları kestirmek pek de zor değildir herhalde.etkileyici bir psikolojik film.evet bu bir alt tür olacak ise bunun en iyi örneklerinden biri shutter island.öncelikle ilk saniyeden itibaren inanılmaz bir leonardo dicaprio performansı var,bir karakter bu kadar yaşanabilir ve aktarılabilir.ona eşlik eden başlıca inanılmaz bir ben kingsley ve inanılmaz bir mark ruffalo var.mekanlar ancak bu kadar olabilirdi,henüz filmin ikinci dakikasında gemi adaya yanaşırken bile durup dururken bir geriliyorsunuz.tabii bu durumda müzik kullanımı inanılmaz önem taşıyor.ve bu bahsettiğim gerilim film boyu özellikle bazı sahnelerde doruğa ulaşarak devam ediyor.izlenmesi,görülmesi gerekir.üzerine yorum yapılması gerekir.tabii ki sinema kültürüne sahip olanlar tarafından yapılmalı bunlar.bunu biraz açayım madem bir örnekle;filmi beğenmediğini,sıkıcı bulduğunu,finaldeki sürprizin bayat olduğunu söyleyenler,eminim çoğunuz yanılıyorsunuz ve zannettiğiniz final sürprizi asıl final sürprizi değil.sizin bahsettiğinizi anlamak henüz filmin ilk yarısında bile yapılabilen ve benzer örneklerini önceki yıllarda da görmüş olabileceğimiz bir iş.fakat asıl çarpıcı olan o değil bana göre.Which would be worse, to live as a to die as a good man'belki de ağır bir film ha'çünkü düşünmek gerekiyor.
jamesbond-2
jamesbond-2

Takipçi 1.684 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
31 Ocak 2011 tarihinde eklendi
İlk başlarda sıradan bir film havasında başlıyor ama sonradan çok gizemli ve ilgi çekici bir hal alıyor ve hep bir sonraki sahnede ne olacağını soluksuz bekliyorsunuz bu da tabi martin scorsesenin eseri olsa gerek.Sonu çok ilgi çekici ve tartışmaya açık özellikle son 1 saatinde gelen sürprizlerle hep acabalar kafanızdan geçiyor ve finalla o acabalar doruk noktasına ulaşıyor.Biraz akıl oyunlarını anımsattı bana tabi bu da kendine özgü özelliklere sahip.9/10
Engin Yüksel
Engin Yüksel

Takipçi 1.470 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
19 Şubat 2012 tarihinde eklendi
iyi oyunculuklarla bezeli sonu tahmin edilebilir tarzda bir yapim 3,5/5
beck31
beck31

Takipçi 1.383 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
16 Mart 2010 tarihinde eklendi
Bana kalırsa fazlasıyla etkileyici bir filmdi.Olağanüstü ve dozunda görsellikler, müthiş oynayan Di Caprio, Scorcese in paha biçilmez detayları ve klişe şu bu gibi gözüksede öyle olmayan çok çekici bir sürükleyiciliğe sahip uzun zamandır izlediğim en iyi filmlerden bir tanesi.8.5/10
Ilknur K
Ilknur K

Takipçi 1.258 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
11 Haziran 2010 tarihinde eklendi
Filmi daha ilk yarısında tahmin edebiliyorsunuz. ama bu filmde amaç herşeyi son 15dak. sığdırmak değildi. isteseler kimsenin tahmin etmesine izin vermezlerdi. filmin konusunu geniş zamana yaymak istemişler. ama sona da bir kaç sürpriz saklamayı başarmışlar. leo harika bir oyuncu. tek geçerim.
JeanClaudeVanDamme
JeanClaudeVanDamme

Takipçi 1.209 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
6 Temmuz 2011 tarihinde eklendi
Başka bir yönetmenin elinde bir B filmi olabilecekken Martin Scorsese gibi bir ustanın elinde bir filmin nerelere gelebileceğinin en iyi kanıtı.Filmlere yönetmenlerin katkısını görmek için daha iyi bir seçenek olamaz herhalde.Özellikle ilk yarım saati ve dedektiflerin adaya gelişleri sırasındaki kadraj ve fonda çalan müzik benim için unutulmaz bir deneyim oldu.Zaten bir Martin Scorsese filmi demek de Shutter Island için yeterince açıklayıcı olacaktır.
odinhan
odinhan

Takipçi 1.029 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
11 Nisan 2010 tarihinde eklendi
Senaryo çok bilindik olsada,matematiği ve işlenişi enfes bir filmdi.Hemen hiç bir açık nokta vermeden,seyirciye zaman zaman gerekli ipuçlarını bırakarak saçma geçişler,son dakika ters köşe yapma basitliğinden çok uzak,anlamlı bir finale sahip,düşündürücü çok iyi sürükleyici bir gerilim.10/9
nskmourinho
nskmourinho

Takipçi 998 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
6 Mart 2010 tarihinde eklendi
Bu inanılmaz ikilinin yeni projesini kaç zamandır beklemekteydim ve açıkçası beklediğime değdi.Şurdan başlayalım bir Departed beklemeyin çünkü film bir başyapıt değil çünkü öyle bir amacı yok. Bazı sahneleri beni rosemarys baby e götürdü,bazı sahneleri the sixth sense e.Klişelerin mevcut olduğu sahnelerde var fakat film bittiğinde gayet gerilmiş ve tekinsiz bir tat kalıyor ağzınızda bu da sanırım yeterli 8/10
Chev
Chev

Takipçi 952 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
27 Mart 2010 tarihinde eklendi
Açıkçası sık film izleyen ve bu tarz seneryolara alışık biriyseniz,sonunda hiç bir sürpriz yaşamazsınız,hatta öyle ki seneryonun akışını ve sonunu tahmin edebildiğiniz için anlatılan konudan zevk bile alamayabilirsiniz.O yüzden benim için öyle müthiş bir film olmadı.Leo ise rolüne yakışmış ve hakkını vermiş.
Ahmet Büke
Ahmet Büke

Takipçi 935 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
11 Temmuz 2021 tarihinde eklendi
akıl hastenesinde çocuklarını öldüren bir adamın müthiş supriz gelişmeleri barındıran süper sürükleyici filmi.. Ama dönem dönem gereksiz sahnelerle anlaşılması güçleşiyor.. Net anlaşılması için 2 sefer seyredilmesi gereken filmlerden
Demirtas
Demirtas

Takipçi 888 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
17 Ağustos 2010 tarihinde eklendi
Atmosferi ile büyüleyen bir film olmuş Zindan Adası. Oyunculuklar çok iyi. Filmin geçtiği dönem çok iyi yansıtılmış. Çekimler görüntüler şahane. Konusud çok başarılı. Filmin sürpriz sonu her ne kadar kendini belli etsede yinede kesinlikle izleyin derim.
KaliteTAKİP
KaliteTAKİP

Takipçi 898 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
23 Mayıs 2013 tarihinde eklendi
konusu farklı oyunculuk ve görsel kalitesi çok üst seviyede olduğu sağlam bir film tavsiye ederim iyi seyirler...
volkanick
volkanick

Takipçi 683 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
8 Nisan 2010 tarihinde eklendi
Martin Scorsese den iyi bir film daha.Aslında ucu açık bir final gibi dursada her şey bence çok net.Yönetmen seyirciler için diğer ihtimalinde gerçek olabileceğine dair dayanaklar sunmuş fakat bence olaylar seyircinin yada en azından benim istemediğim gibi gelişmiş..acı ama gerçek.Başarılı bir müzik kullanımı var bence filmde ve özellikle rüya sahneleri çok başarılı ve kaliteli bir görselliğe sahip.Bu yıl sinemada izlediğim en iyi film olmasına rağmen çok fazlada abartılmaması gerektiğini düşünüyorum.Ve aynı soruyu bende kendime soruyorum.-Bir canavar olarak yaşamak mı daha korkunç yoksa iyi bir adam olarak suçsuz yere ölmek mi?
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler