En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
beck31
Takipçi
1.383 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
28 Ağustos 2009 tarihinde eklendi
Emir Kusturica dan harika bir yaklaşım.Herşeyiyle tavan yapmış bir film.Doğal oyunculuklar, Bregovic in harika müzikleri, görüntüler, anlatım oldukça epikti.İzlenilmeli.8.5/10
Yıllar önce izlemiştim ilk kez ama yarım yamalak izlediğimi hatırlıyorum hayal meyal. Dün DVDsi elime geçince oturup tekrar izledim Undergroundu. Önceden yarım yamalak izledim dediysem Kusturicanın en iyi filmlerinden biri olduğunu unutmadım...Underground için, bir sinema eseri ile ilgili akla gelebilecek birçok şey yazılabilir aslında ama lafı çok dolandırmadan yazıp çıkacağım...Underground, tipik bir Kusturica filmi. 2. Dünya Savaşından bu yana Balkanlarda, özellikle de (eski) Yugoslavyada yaşanan dramı çarpıcı bir bakış açısıyla anlatıyor. Özellikle de mahzenden çıktıklarında hala savaşın devam ediyor olması, ancak bu savaşın ne menem bir savaş olduğu bundan daha iyi anlatılmazdı bence...Kusturica filmleri ortalama bir sinema izleyicisine genelde ağır gelir. O yüzden izlemeyen fakat izlemeyi düşünen ortalama izleyicilere hiç önerilecek bir film değil. Hoş izlemeye başlasalar da 163 dakikalık Undergroundun en iyi ihtimal yarısına kadar gelirler diye düşünüyorum. Ama şu bir gerçek ki Undergroun'Balkanlardan epik bir başyapıt'...
Kusturica stilinin belirginleştiği,sinemasal anlatımın tavan yaptığı,müthiş müziklerle bezenmiş bir sinema şöleni.Bu herif hiç kötü bir film yapmayacak mı?..
siyah ile beyaz,iyi ve kötü,yaz ve kış,komedi ve drama..evet, zıt duyguları bize aynı anda hissettiren,mükemmel bir film,bir Kusturica yorumu.Aynı zamanda gerçeklerin sinemaya uyarlaması,ciddi bir eleştiri.Bu filme hayran olmamak elde değil.
bir zamanlar bir ülke vardı adı yugoslavya idi ve müzikler hiç susmazdı kiliselerin çan sesi ile ezan sesi birbirine karışırdı herkes fakir ama neşeliydi yemekler az ama berekitliydi bu insanlar nazi almanyasına tarihin gelmiş geçmiş en acımasız en büyük soykırımını gerçekleştiren ve en çok silaha sahip ordusuna direndiler hırvatı sırpı çingenesi dünyanın gelmiş geçmiş en büyük en yıkıcı savaşının üstesinden geldiler peki sonra noldu bu insanlar tarihi boyunca aynı masada yemek yiyen aynı şarkıları söyleyen bu insanlar kapitalizmin kirli emellerine alet oldular silah satıcılarını daha da zenginleştirdiler emir kusturica dan ikinci dünya savaşından 90 lara müthiş bir yolculuk gerek hayranlık uyandıran senaryosu gerek senaryodan daha da hayranlık uyandırıcı doyurucu ve etkileyici alt metinleri gerek goran bregoviç in insanı her dinlediğinde başka alemlere götürüp boşlukta sallanıyormuş gibi içimizi kaldıran dinlemeye doyum olamayan müzikleri ve gerekse de harika oyunculuklarıyla gerçek bir başyapıt insanı her an balkanlarda hisettiren her an neşe hüzün ve tarihin birikmi kokan bu topraklarda koşma bu tupraklardan çıkar amacı güdenlere hayır deme istedği ile tutuşuyor içiniz ve evrenselliğe ölümsüzlüğe vurgu yapan bir başyapıtta da böylesi yaraşırdı dedirten harika finalle yeraltını hala izleediyseniz çok şey kaçırdınız
Yönetmenin, kendi milletinin yaşadığı toprakların tarihinden bir kesit? Kusturica'nın, II.Dünya Savaşı - Yugoslavya'nın dağılışı aralığını,müzikal,dram,komedi,savaş türlerini salata misali harmanlayarak üstünü görsel zenginliklerle soslayıp bize sunduğu bir solukta izlenilen 167 dk'lık şölen Underground. . 1941 yılında Nazilerin, Yugoslavya Krallığı'na ait toprakları işgaliyle başlar film. Gözü dönmüş faşist rejimin sağa sola saldırmasından nasibini alan çok uluslu bir krallıktır Yugoslavya Krallığı. Birbirinden farklı milletten insanları bünyesinde barındıran,farklılıklarla bir bütün olmayı başarmış topraklarda 2.Dünya Savaşı'nın başlamasıyla bombalar konuşur?Belgrad'a atılan bir bombayla şehir yerle bir olur,hayvanat bahçesindeki hayvanlar şehre dağılır. Marko ve Blacky çok yakın iki arkadaş herşeyden öte yoldaştır,aynı ideolojiye baş koymuşlardır ve topraklarını Nazilere bırakmaya hiç ama hiç niyetleri yoktur. Marko arkadaşı Blacky'i ve kendileri gibi vatanına bağlı yoldaşları silah üretmek için yeraltındaki mahzene sokar. Amaç ürettikleri silahlarla cepheye yardım etmek ve Nazileri geri püskürtmektir. Seneler sonra savaş bitmiş, istedikleri gibi Naziler püskürtülmüş, Yugoslavya Krallığı yerine Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti (bu cumhuriyet 1992 yılına yani Yugoslavya'nın parçalanışına kadar devam edecek) kurulmuş, yoldaş Josip Broz Tito başa geçmiştir. Topraklarında barış sağlanır fakat yeraltında hayat hala aynıdır, çünkü Marko faşist rejimin iktidarda olduğuna onları inandırarak artık kendisi için çalıştırmaya başlamıştır. Kendi topraklarındaki savaş bitmiş bu sefer Marko'nun silah ticaretindeki savaşı başlamıştır. Yeraltındaki yoldaşları herşeyden bihaber Marko'ya çalışadursun o yeraltındaki tüm arkadaşlarının öldüğüne inandırmıştır yer üstündeki herkesi,hatta o kadar iler gitmiştir ki Blacky'nin heykelini kahraman olarak dikmekten bile geri kalmaz. Seneler sonra yer üstüne çıktıklarında Yugoslavya'nın parçalanmış olduğuna inanmayacaklar,kabullenmeyeceklerdir? Kabullenemeyecekleri bir diğer şey ise Marko'nun kalleşliği olacaktır şüphesiz? Marko bir sahnede ?Kardeş kardeşi öldürmedikçe savaş savaş sayılmaz? diyor. Bu cümleden sonra ilerleyen sahnelerde asıl savaşın nerde yaşandığını hissediyoruz birkez daha.Boşnak yönetmenin sırpların yanında yer alışı ve Tito sempatizanlığı yapması tepkiye yol açmış. Yönetmen herzamanki gibi Goran Bregoviç ?in eline bırakmış filmin müziklerini. Son sahnede toprak parçasının anakaradan kopuşu filmde bana göre en anlamlı sekans. Parçalanmanın kabullenişi belkide? oyunculuklar olağanüstü, o kadar doğal oynamışlar ki kendinizi kaptırmamanız mümkün değil (tabi bu benim fikrim:)) Cümlelerimi son sahnedeki yitik topraklara bağlılığı vurgulayan cümlelerle noktalarken filmi çok beğendiğimi birkez daha söyleyip izlememiş olan warsa izlemelerini şiddetle öneriyorum:)-İşte tam burada yeni evler inşa ettik leyleklerin yuva yapabileceği. Kırmızı damlı ve bacalı, komşularımıza kapıları ardına dek açık olan. Burada bizi besleyen topraklara şükranlarımızı sunacağız. Bizi ısıtan güneşe de öyle. Ülkemizin yeşil otlarını çağrıştıran bu çayırlarda acı,hüzün ve neşeyle çocuklarımıza durmadan öyküler anlatacağız,bir zamanlar bir ülke vardı diye....
kusturica’nın muhteşem filmidir(her filmi gibi)bir kardeş bir kardeşi öldürene kadar savaş savaş sayılmaz sözü tarihin tüm zamanları için geçerli bir laftır...kusturica evrensel ve gudusel ve neredeyse genetik bir savastan sozediyor.filmin en duygulandıran bölümleri ivan’ın yeraltında yugoslavyanın yolunu ararken bir bosnalının ona 'nema jugoslavia' (yugoslavya yok artık) demesiyle yaşadığı dehşet ve bir de yeryüzünden yeraltına akan yugoslav kanlarıdır... yani bu film elestirilemez hakkinda yapilan tum yorumlar hic bir elestirel deger tasimayacaktir bu bir kaos filmidir. izlenilir, bir daha izlenilir, susulur, dusunulur, konusunca nasilsa ifade edilemeyecektir dusunulenler, eger kazara agiz acilmishsa eger, su istendigi felan beyan edilinebilir ornegin, tekrar izlenir film, ekran sessizce kapatilir ve uykuya dalinir...
basyapit.unutulmayacak karelerle dolu.belki cogu kimse katilmaz ama yönetmeninde kendi zirvesi.görsel bi yaygaranin ortasindasiniz ama alabildigine profesyonelce ve seviyeli mesajlarla dolu.
açık söyleyeyim bir 2. dünya savaşı filmi bekliyordum.. filmin başlarında istediğimi de aldım.. ve filmin ortalarına doğru anladım ki yugoslavya tarihinin içindeyim. 2 temel erkek karakter ve bir sarışın üzerinden aktarılan bir tarih.. ve filmin ortasını geçtiğimde çok ilginç şeyler olmaya başladı.. önce yanlış anladım diye düşündüm.. 5-10 dk geriye alıp bir daha izledim..hoop noluyoruz dedim ve devam etmeye karar verdim.. 'hadi ama artık söylesin' şeklinde bir ruh haliyle tam sıkılmaya başlıyordum ki.. Emir Kusturica amcam bana istediğimden fazlasını verdi ve zaten film böyle devam etmemeli şeklindeki talebimi net bir biçimde karşıladı.. oyunculuklara gelince.. sarışın kadın gayet başarılı oynamış.. adamın oğlu rolündekini beğenmedim.. daha içten oynayabilrmiş.. tabi biraz geriden geliyor zekası haliyle.. forrest gump taki tom hanks galdi aklıma.. belki karşılaştırma kriterini yüksek tuttum kim bilir..bu film böyle bitmemeli derken.. 20 dk daha varmış meğersem sonuna.. sıkılmaya başladım son dakikalarda.. hadi amaa diyordum.. ve emir abi sert bir sonla cevap verdi.. bir yugoslavya göçmeni olarak tarihimizden önemli bir kesiti izlemek/öğrenmek oldukça güzeldi. filme gelirsek.. biraz daha iyi bir son belki.. ve hatta son 5 dk yi filmden çıkarmak mesela.. emir amca son 5 dk da bisürü şey anlatmak istemiş olabilir belki.. ama üzgünüm.. anlamadım.. 8/10
benim için avrupa sineması denince akla e.kustrica geliyo ve onun tüm fimlerini çok beğendim undergraund benim en sevdiğim ikinci filmi ustanın çünkü çingeneler zamanı var....
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.