Dune:Çöl Gezegeni
Ortalama puan
3,9
267 Puanlama

66 Kullanıcı yorumları

5
13 Eleştiri
4
11 Eleştiri
3
5 Eleştiri
2
9 Eleştiri
1
11 Eleştiri
0
17 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.429 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
8 Nisan 2024 tarihinde eklendi
Senaryosunu da, Frank Herbert'ın aynı isimli romanının (1965) bir kısmını, "Birinci Bölüm" olarak uyarlayarak, Jon Spaihts ve Eric Roth ile birlikte yazan, "Sicario" (2015), "Arrival" (2016) ve "Blade Runner 2049" (2017) gibi filmlerden de tanıdığımız Denis Villeneuve'nin yönetmen koltuğunda oturduğu “Dune / Dune: Part One”, destansı bir bilim - kurgu filmi olarak geliyor karşımıza...

Gelin isterseniz; 165 milyon dolarlık bir bütçeyle oldukça zengin bir oyuncu kadrosunun yanı sıra görsel efekt ve yeşil perde teknolojilerinden de fazlasıyla yararlanıldığı, Origo Film Stüdyoları (Budapeşte, Macaristan), Ay Vadisi (Ürdün), Stad Yarımadası (Norveç) ve Liva Vahasında (Birleşik Arap Emirliği) çekilmiş olan filmimize biraz daha yakından bakalım...

Bir Fremen kadını olan Chani'nin (Zendaya) anlatımıyla:

140 dereceye kadar çıkan günün yakıcı sıcaklığından korunmak amacıyla, baharat çıkartma işini Kraliyet adına üstlenmiş olan Harkonnen'lerin kontrolü altındaki Arrakis gezegeninde, baharat hasat makineleri, akşamın karanlığında ortaya çıkmakta ve yerli halk ne kadar direnerek karşı koysa da, Harkonnen'ler zenginleşmeye devam etmektedir...

Ama bir gün, Uzay Loncasının da talebi sayesinde aynı Harkonnen'ler, bir İmparatorluk kararıyla gezegenden, aniden uzaklaştırılıverirler...

*Yıl 10191 ve Atreides Evinin Ana Dünyası Caladan'dayız...

Sabah kahvaltısı vesilesiyle kadınlara özgü, çok özel bir yetenek olan "Gesserit becerilere" sahip olmadığı düşünülen genç Paul Atreides (Timothée Chalamet) ve "Bene Gesserit" (beceriye yeterince sahip olan) annesi Lady Jessica (Rebecca Ferguson) ile tanışır ardından da, metali kesecek güçteki kum fırtınaları ve tehlikeli hava olaylarının hakim olduğu Arrakis gezegenine çölü, boyları 400 metreye kadar ulaşabilen dev kum solucanları (Shai - Hulud) ile paylaşan ve adı Fremen olarak bilinen yerli kabilelerin, hayatta kalabilecek kadar iyi adapte olduklarını öğreniriz...

Ki, söz konusu baharata uzun süre maruz kalmak, tehlikeli ve güvenilmez olarak da tanınan bu kabileye, karakteristik mavi (Ibad'ın) gözlerini de vermiş olup, onu kutsal bir ürün saydıklarından, hasadını da zora sokmaktadırlar...

Ancak yıldızlar arası yolculuklar açısından olmazsa olmaz nitelikteki, uyuşturucu ve insana geleceği görme özelliği de kazandıran baharat; İmparatorluk tarafından, evrendeki en değerli madde olarak görülmektedir...

O yüzden de Arrakis gezegeninin kontrolü, bizzat İmparatorlukğun kendisince, "Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü" dedirtircesine, durup dururken Dük Leto Atreides'in (Oscar Isaac) liderliğini yaptığı Atreides ailesine verilir...

Yani Harkonnen'lerin yerini Atreides'ler alacaktır bundan böyle gezegende...

İlk keşif görevi de, ailenin usta savaşçılarından ve gezegen hakkında sürekli "rüyalar" gören Paul'ün eğitmenlerinden Duncan Idaho (Jason Momoa) ile ekibindedir...

Çok istese de, "Dükalık varisi" olması sebebiyle, Duncan ile beraber Arrakis'e gitmesine izin verilmeyen Paul'ün yeni silah eğitmeni de, Gurney Halleck (Josh Brolin) olur...

*Aynı esnada kazanların fokurdamakta olduğu, Harkonnen Evinin Dünyası Giedi Prime'dayız...

Baron Vladimir Harkonnen'in (Stellan Skarsgård) yeğeni Glossu Rabban (Dave Bautista), baharat çıkartma ayrıcalıklarını, İmparatorluk kararı ile Dük Leto'ya devrederek Arrakis gezegeninden ayrılmaya zorlandıkları için hem çok üzgün hem de ziyadesiyle kızgındır...

Bu arada İmparatorun "Bene Gesserit" Rahibelerinden Gaius Helen Mohiam (Charlotte Rampling), gelecekten öngörüler içeren rüyalarından haberdar olduğu Paul ile onu test etmek üzere tanışmak istemektedir...

Testin sonucuna göre Paul, sadece kadınlarda bulunması gereken yetenekleri, genetik yol ile annesinden kapmıştır...

Derken...

Thufir Hawat'ın (Stephen McKinley Henderson) öncü ekibi güveniği sağlamış ve ardından da Dük Leto ile mahiyetindeki heyet Arrakis gezegenine varmıştır...

İlginç olan husus, genç Paul'ün yerel halk tarafından, Lisan El - Gaip vurgusu ile kendilerine vaad edilen "Mesih" şeklinde karşılanmasıdır...

Neyse...

Saraya geçildiğinde Lady Jessica kendine, yerel halktan Shadout Mapes'i (Golda Rosheuvel) yardımcı olarak seçer...

Seçer seçmesine de, Harkonnen casuslarından biri Paul'ü öldürmeye yeltenirken enseleniverir...

Bunun üzerine Rahibe Gaius Helen Mohiam, Baron Vladimir Harkonnen'den, özellikle ana oğul Atreides'lere dokunulmayacağına dair bir söz alır...

Yalnız baharat üretiminde de henüz, bir türlü istenilen seviyelere ulaşılamamıştır...

Zira Harkonnen sabotajları bir türlü bitmek tükenmek bilmemektedir...

Şimdi Dük Atreides için sırada, gezegenin gerçek sahibi olan Fremen kabilesi ile uzlaşmak vardır...

Bu amaçla da kabilenin reisi, geleneklerine sıkı sıkıya bağlı olan Stilgar (Javier Bardem) ile bir görüşme organize edilir...

Sonrasında, da Arrakis gezegeninde görevli, kendisi de bir Fremen olan İmparatorluk ekolojist ve değişim yargıcı Dr. Liet-Kynes (Sharon Duncan-Brewster) ile biraraya gelinerek, baharat üretim alanlarına gidilir...

İşte tesadüf bu ya, Dük'ün talimatı ile hem de ciddi anlamda bir üretim kaybı göze alınarak, aniden arızalanan Delta Ajax 9 kodlu paletteki yirmi bir çalışanın kurtarılma operasyonu gerçekleştirilirken, yalnız kendisine görünen Chani'nin "hayali siluetinden" büyülenerek donup kalan Paul, Gurney Halleck sayesinde son anda yırtarak kendini helikoptere atıverir...

*An itibarıyla, Baron Harkonnen'in komutanlarından Piter De Vries'ın (David Dastmalchian), İmparatorun da onayladığı şekilde Sardaukar Bashar'dan (Neil Bell) üç tabur seçkin lejyoner asker istediği, İmparatorluk Ordu Gezegeni Salusa Secundus'tayız...

Önceden ve gizlice tasarlandığı anlaşılan, sinsi bir planın uygulamaya konulduğu bu görüşmenin ardından, Atreides evindeki bir hainin de yardımı ile Arrakis gezegenin savunma kalkanı düşer ve Dük'ün Sarayı, Harkonnen ile İmparatorluk ortaklığının, göklerden başlattıkları yoğun saldırısının altında kalır...

Dakika 75...

Geride, Atreides dükalığının hayatta kalan fertlerinin, Harkonnen ve İmparatorluk birliklerine karşı verdikleri ölüm kalım mücadelesinin anlatıldığı 80 dakikalık bir bölüm daha mevcut...

Fakat hemen belirtelim ki, yorumumuzun en başında da vurguladığımız gibi oldukça uzun olan süresine karşın "Dune" hikayesi, bu filmde noktalanamıyor...

Nihai sonu görmek için devam filmi, "Dune: Part Two"yu beklememiz gerekecek...

Keyifli seyirler,
Mert H
Mert H

Takipçi 1.632 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
7 Ocak 2022 tarihinde eklendi
Kitaplarını okumadan seriye daldım fakat öyle sanıyorum ki sırf seri mümkün olduğunca devam etsin diyerek filmi çok durağan ve yavaş işletiyorlar. Oyunculuklar, mekan, kullanılan kıyafetler muazzam seviyede olsa da bu kadar sevilen bir bilim kurgu serisinin beyaz perdeye daha iyi aktarılacağını düşünüyordum. İyi bir film ancak tam anlamıyla bana hitap etmedi.
TEK T
TEK T

47 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
18 Kasım 2021 tarihinde eklendi
Filmi sinemada seyretmez güzel bir deneyimdi, özlemişiz sinemada büyük yapım izlemeyi. Film açıkçası benim beklentimi karşıladı ama abartıldığı kadar da muhteşem miydi, bence değildi. Belki de serinin ilk filmi olduğundan bir şeyler eksik kalmıştır ama yine de izlenilebilir bir film olmuş. Beklentinizi arşa çıkarmadan giderseniz keyif alırsınız.
Can Eyüp
Can Eyüp

84 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
23 Nisan 2024 tarihinde eklendi
Bilim-kurgu filmlerine dair bence insanların da kafasında netleştirmesi gereken çok şey var. Öncelikle bilim-kurgu sevenler ve film sevenler arasında ciddi bir uçurum var. Bu yüzden bir film, ilk kitleyi çok memnun ederken, ikinci kitlenin salonu erken terk etmesine sebep olabiliyor. Şahsen ben de bütün kategorilerden film izleyen biri olarak, bilim-kurgu filmlerini hem bir bilim-kurgu filmi hem de bir film olarak değerlendiriyorum. En başta da senaryo tutarlılığı her zaman olduğu gibi ilk odak noktalarımdan biri oluyor ve en çok bu konuda muzdarip oluyorum.

Filme görsellik anlamında hiçbir olumsuz yorum yapamayız diye düşünüyorum. Gerçi çok fazla karanlık odalarda çekili sahne olduğu için gündüz vakti izlenmeye asla müsait değil, bunu eklemem gerek. Oyunculuklar bazında da olumlu veya olumsuz bir vurgu yapmayı gerekli görmüyorum ancak iş senaryoya geldiğinde mutlaka söyleyecek iki çift lafım var.

Teknoloji bambaşka bir seviyeye gelmiş, uçan gemiler ile adeta İstanbul kadar insanı bir gemiye toplamak mümkün. Tek tuşla kilometreler öteden füzeler göndermek gibi bir teknoloji (bu günümüzde bile artık mevcut) var ancak hâlâ piyade sistemi ile savaş var! İnsanlar ufacık bir oda içerisinde elinde kılıç olan bir adam tarafından doğranıyor falan...

Çöl solucanı senaryo içerisinde neden var, senaryoya nasıl bir katkısı var merak ediyorum. Bahsi geçen canlı evrim geçirerek devasa boyutlara ulaşan bir canlı mı, yoksa insan yapımı bir şey mi? Her ikisiyse de neden açıklaması zayıf ve daha önemlisi neden bir çözümü yok? Bahsi geçen teknoloji de gerçekten sismik hareketleri kısıtlayan bir ayakkabı veya direkt vücuda takılan bir cihaz üretimi zor olmamalı.

Filmin büyük kısmı geleceği görmekle geçiyor zaten, bence bu da filmin süresini gereksiz üreten bir parametre olmuş. Yönetmenlerde çok fazla zamanı ileri-geri alma fantezisi başladı, vay halimize. 20 senedir başlayan filmin sonunu izleyiciye tahmin ettirme ve fazla gizem katma olayına girmiyorum bile. O kadar iş-güç kafa dolu bir şekilde film izleyeceksin ve bir de oturup Inception'un sonunda olduğu gibi "Son sahne acaba gerçek miydi, değil miydi?" tartışacaksın. Arkadaşlar sizin kaleminizden çıkan bir senaryoda oturup teori üretmemiz ne kadar makul sizce...

Filmin sürükleyiciliği de iyi diyemem, ben şahsen ara ara koptum. Bir türlü içerisine tam anlamıyla girebildiğim bir film olmadı. Ki hep derim, bir filmin iyi veya kötü olup olmamasını belirleyen şey en sade şekilde sürükleyicilikten ölçülür. Dolayısıyla benim nezdimde 7 bandının üstüne çıkabilen bir film olmadı. Bilim-kurgu senaristleri ve yönetmenlerinin kafalarında tasarladıkları yeni dünyanın genelde güncellemesi yarıda kalmış gibi duruyor çoğu filmde. Her şeyi yeterince üst teknoloji olarak hayal edemiyorlar. Hologram üzerinden telefonla konuşuyorlar ama yan odadaki casusu görebilecekleri bir kamera sistemi olmuyor vs vs.
TAHA ŞABAN DİLMAÇ
TAHA ŞABAN DİLMAÇ

72 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
19 Nisan 2023 tarihinde eklendi
Macera olarak iyi olabilir, görüntü kalitesi olarak iyi olabiir ancak abartıldığını düşünüyorum. Avatarla kıyaslanması saçma. Avatar'ın yanından bile geçemez. Izlemeye değer. Eleştirimi okuduğunuz için teşekkürler.
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler