Bu filmin özgün bir senaryosu yok! Filmin başarılı sayılabilmesi, olanı olduğu giibi vermesinden ve cesur yaklaşımından başka bir şey değil. Film, "Gemide" filminin barda geçen hali biraz. Serdar Akar, yönetiminde çoğunlukla şiddeti barındırdı. Ama ne adına? Mesaj verme kaygısı mı? Sanmıyorum..Sadece bu var ve bunlar uluyor dedirtmek için. Herkesin hissetmesi gereken ve farkına vardıkça da gözlerini çevirdiği şiddet; sabaha karşı kapanmakta olan bir barda tüm krılganlığıyla boynumuza sarılıyor. Ama hiç nefessiz b ırakmıyor izleyenleri. Çünkü film sadece şiddet filmi. Olan film. Olağan film. Nedenleri sordurtmuyor..Bizi psikopatın kalbine gömmüyor, ona anlayamıyoruz bir türlü. Bütün suçu da nerdeyse psikopatların kullandığı uyuşturucu haplara atıyoruz. Acaba filmin yönetmeni barda başgösteren bu şiddetin ne gibi sebeplerle yaratıldığını ve bunda kendisinin parmağının az da olsa olup olmadığını düşünmüş müdür hiç? Sanmıyorum..
Serdar Akar'ın yönettiği Kurtlar Vadisi dizisinde, bu filmde sergilenen şiddetten çok daha fazlasını idrak etti gençler ve bu günün Ogünleri! Eline silah alarak bara girip genç kızlarımıza musallat olan ve erkek arkadaşlarını dövüp öldüren de Polatın benzerleri kanımca...
Şimdi sayın Akar, bara giden gençlerin uğradığı işgal ve şiddeti, şiddete uğratan kayıp-lümpen gençliğin, psikopat şahsiyetlerin açgözlülüğüyle boyamakta. Tersi bir durum hiyerarşisi yaratarak, iyi savcı ve kötü hakimle suçu olanlara cezalarını veriyor yargı yoluyla. Nasılsa girip ve çıkacaklar azılı suçlular cezaevinden. Ama yasal tertipden çıkan kinci ve şiddeti özendirici savcı müdahalesiyle tersi yapılıyor filmde. Söyler misiniz, hangi savcı suç işlemiş olanı cezalandırmak için yanar tutuşur ve gerekirse yasaları dahi ihlal eder ve bu uğurda dava hakiminden zılgıt yer. Hangi savcının gözünü kan bürür de hapistekilerin öldürülmesini tetikler. Benim bildiğim, pankart asanlara, yazı yazanlara celallenenler var vurdulu kırdılı savcılardan.
Adam öldürmeyle kurulmuş böyle bir davaya Asliye Hukuk Hakiminin bakması da filmin diğer ilginçliği!
Filmin oyuncuları (Nejat İşler ve Orçun hariç) çok kötü. O derece işkence ve öldüresiye dayak, tecavüz sahnelerinde bile evlerine gelen misafirlerle muhabbet ediyor havasındalar. Filme de dehşete düşmeleri gereken sahnelerde bile gözleri olağanı yansıtmakta. Gözleri bize normaliteden bahsetmekte. Oysa o gözbebekleri yerinden çıkmalıydı! Küfürlü diyaloglar öylesine sanki. Küfretmek için, ortama uydurmak için. Sebebi yok! Yeni ve taze oyunculuğun, bu tür sinemaya yaramadığı aşikar.
Keşke filmde bizi havaya sokacak diyaloglar ve replikler de olsaydı. Ya da mantık silsilesi nedenlerden, sonuçlara vardıracak kadar iyi işleşeydi. O zaman seçilen konunun, şiddetin, toplumsal histerinin, sınıfsal ayrımın yarattığı karmaşanın, eğitimsizlik ve insafsızlığın altını çizer ve " Ne güz dile getirilmiş " derdik.
Haa bir de gözlerini kapayarak, filmde cereyan eden şiddetin dozuna dayanamadıklarından filmden çıkanlara bir şey söyleyeyim! " Sizin gözlerinizi kapatarak izlemek istemediğıiniz görüntülerin çoğu yaşandı, yaşanıyor.. Yoksa öldürülen bir gazetecinin yerine geçmek sempatisini, empatisini gösterebilmiş halkın üzerine bu derece kılıç çekilmezdi! "
Şiddet aslında barda değil arkadaşlar, BUrda!! Var mı ele alacak bir yönetmen?