En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Marka Next Reklam Tanitim
1 değerlendirme
Takip Et!
2,5
20 Nisan 2019 tarihinde eklendi
Emeğinize sağlık, fena değil, izlenebilir, zaman öldürmek için iyi olmuş teşekkürler......................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................
Gerçekten bilim kurgu ile nokta kadar alakası olmayan ve güya felsefi bazı konulara değinen tek bir mekânda sadece bir adamın konuşmalarından ibaret bir film. Bir yandan dinleri eleştirirken bir yandan budizm propagandası yapıyor. Kendisiyle çelişen bir çok nokta bulunuyor. Şaşırtıcı bir son yakalamak çabası çok bariz ve komik bir şekilde olmuş. Tavsiye üzerine sonuna kadar izlemiştim. Yarısından sonrasını tavsiye verenden dolayı (işkence gibiydi ) izledim
Ufuk açıcı ve etkileyici bir beş yıldız! görsel bir sinema şöleni değil, bir radyo tiyatrosu. Olumsuz eleştiriler anlaşılabilir. Dinler ve insanlık tarihi herkesin inançlarını sorgulamak istediği bir alan değil.
Arka planda kalan ancak kaliteli filmler vardır. Bu film için de bunu duyuyor ve okuyordum sürekli. Beklentimi biraz yüksek tuttum haliyle. İlginç bir fikir, tek mekan, sürükleyici senaryo. Fena değil. Ancak o vurucu tarafı da yok. Olmaya yaklaşmış ama olamamış filmlerden bana kalırsa. İzlenmese de bir şey kaybedilmez. İzlenirse ufkunuz birden genişlemez, dünyaya farklı bir pencereden bakmaya başlamazsınız. Yalnızca merak duygunuz sizi 1.5 saat kadar ayakta tutar.
Bir ev, ve bilim kurgu. Aslinda cok uzak duruyor fakat basarili bir bilim kurgu cikmis ortaya. B movie denilen turden. Yani DVD filmi sadece. Vizyon da is yapabilirmis gibi geliyor. Cunku izlemeyen cok insan vardir bu filmi. IYI SEYIRLER...
Her beyin farklı düşünür. Sıradan bir insan olduğunuzu düşünüyor iseniz şayet filmi eleştirip kötü olarak yargılayabilirsiniz. Lâkin düşünen sorgulayan biriyseniz beyninizde kalan soru işaretlerine belkide bir cevap bulabilirsiniz. Müslümanlık ve Kur-an'ı Kerim'le alakalı neden konuşmadığıyla ilgili 1 kaç sorulacak sorular var tabiki lakin muhteşem diyaloglar geçiyor filmde. Kendi arkadaşlarım arasındada böyle konuşmalar yapabildiğim ve rahat olduğum için hikayeside yunan mitolojisi, eski çağlar vs girince iyiden iyide kaptırdım kendimi. Dünya görüşlerine objektif bakabilme iradesine sahipseniz eğer film izlenebilir. Sabit bir bakış açınız varsa kotanızı boş yere harcamayın derim. İlk dakikasında sıkılmaya başlarsınız.
Yönetmen aslında 3.sınıf erotik filmler çeken, bir kaç başarısız denemenin ardından 2007 tarihinde bu filmi çeken sönük bir sinemacı. Bence burada asıl önemli olan Jerome Bixby ,startrek dizilerinden hatırlayacağımız senarist. Bu filmde detaylandırılacak çok unsur var. Fakat bunlardan birkaçına değinmek istiyorum. Filmin tek bir mekanda geçtiğini herkes biliyor ve sanırım bu herkes tarafından ilginç bulunan ve hatta takdir edilen unsurladan sadece biri.. Diyaoglar, bilim adamları arasında geçtiği için akedemik düzeyde olgun ve derin diyebilirim ve fakat bu seyirciyi çokta dışlamıyor, bilakis sihirli geliyor ve içine sürüklüyor. Bu yönüyle değerlendirildiğinde filmin artılarından birisini daha yakalıyoruz. Karakterlere bakacak olursak, John Oldman en son değerlendirilmek üzere, çatlak biyolog rolündeki J.Billingsley bir çok filmde karşılaştığımız başarılı bir aktör ve bu filmde, filme bir parçada olsa hareket katmak için monte edilmiş bir karakter, başarılı buldum. Tony Todd sayısız başarılı filmde son derece iyi işler çıkarmış bir siyahi oyuncu, bu filmde konunun devamını sürükleyen meraklı bilim adamı rolünde ve en önemli karakterlerden birisi. Filmin sonunda hala, 'acaba mı' diyen tek kişi olarak audisini sağa çekip polis arabalarına bakan ama gerçeğe cesareti olmayan, dolayısıyla arabayı tekrar çeviremeyen bir adamı canlandırıyor. Bir parça hayal kırıklığı aslında, bir parçada korkuyu yansıtıyor.. Psikiyatr rolündeki Richard Riehle, gel gitleriyle ve final sahnesindeki çarpıcı gerçekle ve belki de en önemlisi olan filmin ana fikrini, vermek istediği gizli mesajı okuyan sahnenin mimarı. O sahne, insanların (her ne kadar bilim adamı olsalar da) inandıkları değerlere ne kadar körü körüne bağlı olduklarını, sorgulamak yerine gerçeğe arkalarını dönerek, inandıkları şeylerden vazgeçememe ve kolay olanı seçme eğilimini gözler önüne seren, çarpıcı bir sahne.. Filmin ana fikri belki de, ‘insanlar gözlerine bağlanan dünyayı sorgulamaktan korkarlar ve gerçeği öğrenmemek için bilinçaltında bir direniş gösterirler. Bunlar bilim adamları da olsa sonuç değişmez.’ Bu kuram, psikiyatrın uyarılarıyla her şeyin bir şaka olduğu ve insanların bildiklerinin doğru olduğu şeklinde ki yönlendirmesinin ardından, John Oldman tarafından her şeyin bir kurgudan, bir senaryodan, bir şakadan ibaret olduğu açıklamasında bulunmasıdır. Filmle alakalı olarak yazılacak çok fazla yazı, analiz edilecek çok fazla konu var fakat ne var ki buradan hepsine değinmem imkânsız görünüyor. Fakat, ilgimi çeken bir noktayı son olarak paylaşmak isterim; filmde dinler tarihinden bahsediliyor, felsefi boyutta bir takım yaklaşımlardan, Sümerler ve babil ile Hindistan öğretileri ile bir takım bağlantılar kuruluyor, kabala adı altında Yahudi tabanına atıflarda bulunuluyor.. Fakat Mezopotamya bölgesine çok uzak olmayan bir bölgede doğmuş ve günümüze dek büyüyerek gelmiş, halen büyük hızla büyüyen bir İslam dinine hiçbir şekilde değinilmemiş. Aşağı yukarı 1,57 milyar Müslüman olan bir dünyada yaşadığımızı ve en hızlı yayılan din olduğunu ve son semavi din olarak dünyada kabul gördüğünü düşünürsek, bu konuya değinilmeden, hiçbir şekilde kıyısından dahi geçmeden bu filmin tamamlanması bana ilginç geldi. Bunun sebepleri neler olabilir, İslam’a saldırı ya da en azından bir kurgu içerisinde de olsa yalanlamak, diğer dinler gibi tolere edilmediğinden mi? Ya da İslam’da yalanlanacak, çarpıtılacak şey bulunamadığından mı? Yoksa izleyici potansiyeli düşünülerek Müslüman kesimin asıl izleyici grubuna girmediği için konusunun bile işlenmediği mi? Şimdilik aklıma daha fazla soru gelmiyor. Fakat şunu söyleyebilirim ki, filmde bir eksiklik, bir mantık hatası -her ne kadar fantastik kurgu olsa da- olduğunu kabul edersek, bu kesinlikle İslam’ın dinler tarihinde konu dışı bırakılmasıdır, diyebiliriz.. Yine de filmin, bir tür sorgulama mekanizmasına atıfta bulunduğunu ve ilginç kurgusu ve yapısı ile görülmesi gereken bir film olduğunu söylemeliyim. İyi seyirler.. 10.üzerinden.8
bilimsel bir film...gerçekten etkileyici özellikle sadece sözlerle oluşan bir film olması insanı derinden etkiliyor.izlemenizi tavsiye ederim ama sıkıcı bulanları anlarım çünkü herkez anlayamaz.
İzlediğim en iyi bilim-kurgu belki,ha bilim kurgu demişken sakın ışın kılıçları,görsel efektler,başka bedenlerde başka dünyalar ya da paralel evrenler anlaşılmasın bu filmle ilgili.Bu film bildiğin bir odada bir avuç insanın kendi aralarında yaptığı muhabbetten oluşan bir film.Ama ne muhabbet !Dinler,mitler ve daha birçok konu üzerine beyin egzersizleri yapmamızı sağlayan bir beyin fırtınası mübarek.
12 Kızgın Adam gibi bir odada geçiyo ama tabi Lumetin başyapıtının yanına bile yaklaşamaz bu film amaaa...
aması hem akıcı hem bana göre keyifli bir filmdi.Dünyada bilinmeyeni sorgulama her zaman bana ilginç geldiği için ve bilinmeyen keşfedilmeyen çok şey olduğuna inandığım için bu film bana saçma gelmedi.
Saçma sapan korku - bilimkurgu filmlerinden farklı bir yerde bu film benim için : 10/7.5
bu filmi 12 kızgın adama benzeten arkadaşım, gerçek sinema ile saçmalığı karıştırıyorsun.. bence sidney lumete büyük hakaret ettin bu benzetmen ile..
arkadaşlar gerçek bir sinema filmi izlemek istiyorsanız gidin bi kubrick ya da hitchcock falan seyredin.. bu saçmalığa zaman harcamayın.. pişman olursunuz.. sırf hikayesi ile ilgi çekmeye çalışan zavallı bir film.. berbat.
Film hakkında sayfalarca şey yazılabilir. Bunun sebebini ne görsel efektleri, ne sergilenen oyunculuk, ne filmin geçtiği mekanlar,ne filmin müzikleri, ne de filmin kurgusu oluşturuyor... Bunun tek sebebi filmin senaryosu. Ortada çok basitmiş gibi gelen ancak sorgulandığında içinden çıkalamayacak bir hal alan konu var...
Film başlar başlamaz insanı içine alıyor. Özellikle bu tarz konulara meraklı biriyseniz tıpkı o odada oturanlardan biriymişsiniz gibi Johnun anlattıklarını pür dikkat dinliyorsunuz. Ama benim filme olan ilgim 50. dakikadan yani Johnun Hz.İsa olduğunu söylemesinden sonra koptu. Yani sonuçta Müslüman birisiyim. Johnun Hz.İsa'nın peygamber olmadığını söylemesi otamatikman İslamiyeti de yalanlıyor. Ve benim inancıma göre bir yaratıcı var ve bu yaratıcının 14.000 yıl boyunca yarattığı canlılarla irtibata geçmemesi gibi bir olasılık yok. O yüzden o andan itibaren sadece odadaki insanların(özellikle Hıristiyanlık üzerinde uzman olan kadının), bu duruma karşı tepkilerini gözlemledim ve senaristin absürt senaryosunu bir sonuca bağlamasını bekledim.
Ancak filmin sonlarına doğru yaşlı psikolog Willin Johna odadaki insanları çok üzdüğünü ve tüm bu anlattıklarının kurmacadan ibaret olduğunu söylemesi konusunda ısrarı ardından John, tamam tur bitti diyerek tüm bu anlattıklarını uydurduğunu söyledi. Odadaki seyircinin muazzımlığından etkilenerek (arkeolojist, antropolojist, din bilimci, psikolog) böyle bir hikaye karşısında verecekleri tepkiyi merak ettiğini ve o yüzden böyle bir bilimkurguyu yazdığını söyledi. O andan itibaren filme tekrar ilgi duymaya başladım. Çünkü umudum filmin sonunda senaristin seyirciyi "John 14.000 yaşında mıydı yoksa gerçekten de hikayeyi uydurmuş muydu?" ikileminde bırakmasıydı. Eğer böyle olsaydı film senaryo açısından çok daha geniş kitlelere (mesela Müslümanlara) hitap edebilirdi. Ancak öyle olmadı ve filmin sonunda anladık ki John yaşlı psikolog Willin babasıymış. Yani gerçekten 14.000 yıl önce doğmu ve mağra adamı, budist, şaman, İsa, Harvardda kimya hocas ve daha birçok şeymiş... Keşke bu ikilemi bıraksaydı ve senaryo olarak benim kafamda çok daha iyi bir yerde kalsaydı film... Birçok senarist filmlerde evrenselliğe, filmin herkese ulaşbilmesine dikkat edip filmin içine çok keskin savlar koymaz (İsa Mesih yoktur gibi. Ama kim bilir belki de bu filmin senaristi Hıristiyandır ama ilginçlik olsun diye böyle bişey yazmış da olabilir :) ). Ama bazı senaristler ise gelecek tepkilere aldırmadan sadece kafalarındaki neyse onu kağıda dökerler. Her ikisine de saygı duymak gerek...
Sinema adına önemli ve izlenilmesi farklı bir yapım. Özellikle ilk 30 dakikada müthiş bir beyin fırtınası yaptırıyor insana. Filmin çok uzun olmaması da izlenebilirliğini arttırıyor. 14.000 yaşındaki bi adamla bir avuç bilim adamı karşılaşsaydı nasıl enstantaneler yaşanırdının cevabı gibi film... Düşük bütçelelerle neler yapılabileceğinin bir kanıtı...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.