bu filmi ilk izlediğimde çok ama çok etkilenmilştim ki hala etkisi mevcut.david fincher'in anlatımına hayran olmamak elde değil. mutlaka izlenmesi gereken bi film , kevin spacey e laf yok zaten döktürmüş yani..
Bazıları vardır ;duygusallığın sadece romantizm -hatta cıvık olanı- olduğunu sanırlar,başka hiç bir şey onlara aşkı ya da hayatın anlamını anlatamaz.Ve bazıları vardır;"duygu neymiş,film dediğin kapkara,acımasız filan olcak" diye düşünürler.Fincher bu filmde cıvıtmadan gerçek aşkın ne olduğunu,en taş kalpleri bile eritecek kadar iyi anlatıyor,ama bunu yaparken -filmdeki pezevengin bahsettiği- "gerçek hayatı"seyircinin çıplak gözle görmesini sağlıyor.Fight Club'tan sonra sinema tarihinin en iyi filmidir.
Baya güzel filmdi. Gerek oyunculuk olsun gerek konu olsun efsaneydi. fakat tek kötü yanı sonunun tahmin edilebilir oluşu. Sonu daha farklı olsaydı daha efsane olurdu.
ben david fincherın tarzını çok beğeniyorum.yaptığı filmler gerçekten de bayağı iyi. adam her filminde zekasını ve yeteneğini biraraya getirerek mükemmel işler yapıyor.bu filmde onlardan biri...hiç unutulmayacak filmlerden biri belkide..
bu filme kötü diyebilecek bir insanın olduğunu düşünemiyorum bile.film harika,müthiş,muhteşem bir filmdi.hele filmin finali...yani adamın planını tamamlamak için brad pitt’i kullanması.çok yaratıcı bir şeydi.izlemeyenler mutlaka izlesin...
İki büyük oyuncu ve harika oyunculukları, akıcı ve merak uyandıran senaryo, sürpriz final ve sinemanın üstadı olarak gördüğüm Morgan Freeman'ın olması. Başyapıt dediğim bir film olarak arşivimdedir her zaman.
bir filmde morgan freeman ile brad pitt yanyana olunca böle bi şaheser çıkıyor ortaya film çok güzel ve sürükleyici ama kevin spacy'e iyi adam rolleri sanki daha çok yakışıyor gibi bence
bir başyapıt usta morgan freeman ve gençliğine rağmen performansı ile kendine hayran bırakan rolünün hakkını tam olarak veren brad pitt.müthiş bir ikili olmuş. aslında filmin sonuna yaklaştıkça kestirebiliyorsunuz neler olacağını.ama mesele neler olacağının kestirilip kestirilememesi değil.sonu etkileyici kılan kontrolün john doe nin eline geçtiği andaki elektriği yönetmenin ve oyuncuların verebilmesi.ve mills in herşeyi anladığındaki gidip gelmeleri.tam bir seyir zevki idi. yalnız filmi seyrettiğimde anlam veremediğim tracy nin somerset i nasıl olup ta ilk görüşmede birdenbire kendine bu kadar yakın hissettiği idi.filmin extralarını izlediğimde ancak herşeyi anlayabildim.aslında filmin çıkarılan sahnelerinden birinde herhangi evde olan bir cinayet üzerine somersat olay yeri incelemede desenini begendiği duvar kağıdından küçük kare şeklinde bir parça kesip cebine koyuyor.ve mills e yemeğe gittiğinde ceketini çıkartırken bunu düşürüyor ve tracy bu duvar kağıdı parçasını görüyor.ve bunun üzerine somerset in ince ve duygusal bir yapıda olduğunu anlıyor.o yakın hissetme burada başlıyor.çünkü kadınların şiirsel hassas bir ruhu çok küçük bir ipucundan çözebilme yetenekleri vardır.bence bu sahne önemli idi. pazartesi sabahı gün yeni ışımaya başladığındaki şehirin görüntüsü beni çok etkilemişti.şehir nasıl birhaftaya başladığını bilmeden sükunetle huzurlu bir uykuda görüntüsünü o kadar güzel resmetmişki, izleyici bile o huzura kendine kaptırıyor.ardından gelecek korkunç gizemli cinayetlerin izleyici üzerindeki etkisini pazartesi sabahındaki o huzurlu sessizlik kat kat artırıyor. polis aracındaki diyaloglar ve çekim çok etkileyici idi.john doe konuşurken kamera ile doe arasında telörgü var.bu da izleyicinin farketmeden kendisini mills yerine koymasına neden oluyor ve kendinizi o gerilimli diyalogun içinde buluveriyorsunuz. ve kevin spacey.hayranlıkla izlediğim bir oyuncu.bence john doe kareketeri en iyi performansıdır. beni en çok etkileyen görüntü ise john doe nin taksiden inip polis merkesine giderken ki kameranın yeri ve çekim açısı.müthişti.görüntü yönetmeninin etkisini ruhunuzda hissedebileceğiniz bir başyapıt.
Filmin hakkında önceden malumat almak sizi heyecanla izlenesi bir film olarak gelebilir bu gayet doğru kendi kategorisindeki filmlerden çok farklı konu klasik gibi dursada sizde farklı bir tat bırakıyor normal bir izlenim sürerken birden katilin kendini polislere teslim etmesiyle şaşırıyorsunuz ve meraklanıyorsunuz ve hiç beklenmedik bir sonla bitiyor ve ayrıca oyunculuk mükemmel klasik amerikan laf kalabalığıının dışında iyi konuşmalrın olduğu bir film
Tam bir başyapıt. İlk izlediğimde Senaryosuna hayran kaldığım ve sonraki yıllarda senaristini takip ettiğim bir film. Maalesef Andrew Kevin Walker' diğer eserlerini pek tutmam. Sadece seven için bile kalbimizde yer alabilir. Kesinlikle tavsiye ederim...
Son 20 dakikasına kadar sıradan bir gerilim filmi gibi ilerliyo fakat o son 20 dakika filmin başyapıt olması için yettiyo hatta artıyo bile ''Kuzuların Sessizliği''den sonra yapılmış en iyi gerilim günümüze kadar sadece ''Testere'' Kıyısından geçebiliyo.
Donemıne gore harika idi.12 sene oncesi az değil.Her zaman filmi çekıldı onyıla hatta yıla gore izlemekte fayda vardır kanaatindeyim. Filmin işlediği ana konu ;toplumların değer yargıları ,manevi inançların ve modernleşen şartların çatışma içine girmesi,insanların korkular ile yüzleşmedeki gösterdikleri başarısızlıklardır. 90lı yıllar için bunlar hala geçerli ve prim yapan kavramlardır.
sonundan dolayı iyi film diyenleri anlamıyorum.sonu olmadan da film harika.ortalarda dahi film bitse 3.cinayette felan yine tatmin olurduk.fakat o son 2 cinayeti beklediğimiz sahneler filmin bonusu.ve sinema tarihini en gerilimli sahnelerinden.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.