öncelikle bence filmin sonu denildiği kadar da şaşırtıcı değildi önceden tahmin edilebiliyor onun dışında güzel bir film ama bu kadar puanıda haketmediğini düşünüyorum belkide ben filmi yanlış anladım ama puan biraz fazla geldi.Yeni izleyecek arkadaşlara dikkatli izlemelerini öneririm ki filmi rahatça anlasınlar.Ama şu bir gerçek ki oyuncu kadrosu mükemmeldi.
Çok güzel bir konu. değişik öldürme tercihleri ile iyi bir macera filmi. yalnız bu filmi seven ile kıyaslayan çok arkadaşlar olmuş. Okadarda başarılı değildi. filmin konusu süper ama çok ağır tempoda gitiği için sıkıyor bu film. Ama sonu güzeldi.
Depresif,karanlık ve klostrofobik atmosferin bir karakter gibi sürekli filmin içinde olduğu,seyirciyi süresi boyunca rahatsız edip kendi gibi kasvetli bir ruh haline sokmayı başarabilmiş,90'ların en iyi suç gerilimlerinden.Bizim için o dönemlerden kalan ne kadar büyük bir armağan olduğu şu an izlendiğinde bile anlaşılabilir.Andrew Kevin Walker'ın başarılı senaryosundan daha çok ''Se7en''ın tam bir yönetmenlik harikası olduğunu,vizyon sahibi bir ismin ellerinde nasıl bir film ortaya çıkabileceğinin en iyi örneklerinden olduğunu düşünüyorum.
Sinemayı çok seven ve çok film seyreden biri olarak 1995 yapımı popüler bir filmi henüz izlemiş olmak bir kayıp ve ayıp benim için. Bu açıdan kendimi sorgulamam gerektiğini düşünüyorum. Bu filmi bugüne kadar nasıl seyretmedim diye. Yanlış anlaşılmasın bu sözlerimden filmi müthiş bulduğum düşünülmesin. Oraya sonra gelicem. Ama yinede bu filmi hala izlememiş olanlar varsa benim gibi ayıp etmişler demek istiyorum. Filme gelince... Evet beğendim. Hatta çok beğendim ama insanların insanlar üzerinde yarattıkları büyük beklenti varya. İşte o işi bozuyor. Bu film hakkında çok şey duydum. Özellikle finali ile ilgili. Ne müthiş bir final, ne kadar harika bir son gibi. Öyle olunca film boyunca acaba sonda ne olacak, finali nasıl bağlayacaklar gibi düşünceler içersine giriyorsunuz. Ve o finali görünce hayal kırıklığı kaçınılmaz oluyor. Bu beklentilerim yüzünden çok daha çarpıcı bir final bekledim. Halbuki film çok güzel bir sonla bağlanmış. Müthiş bir sürpriz yok ama güzel ve mantıklı bir kurgu var. İlk 5 cinayetin ardından geriye kalan 2 ölümcül günah ancak bu kadar güzel bağlanabilirdi. Ama bu final bir 6. His finali gibi insanı sarsmıyor. Anlatmak istediğim o. Oyunculara gelince Morgan Freeman benim için Anthony Hopkins ve Robert De Niro ayarında ve en az onlar kadar sevdiğim müthiş bir oyuncu. Rolünün hakkını bu kadar veren ender oyuncu. Brad Pitt filmde popüler oyuncu gereksinimi gidermek için oynamış. Bu çok açık. Kötü oyuncu demiyorum ama bana göre başrolde olmasına rağmen M. Feeman’ın gölgesinde kalıyor. Sonuç olarak Seven mutlaka izlenmesi gereken çok başarılı bir gerilim. Yalnız kafama takılan bir şey var. 7 ölümcül günah için 7 cinayet işlenmesi gerekiyordu. Ama bu sayı altıda kaldı. Bana göre yedinci ölümün gerçekleşmesi için Brad Pitt’in kendisini öldürmesi daha mantıklı olacaktı. Çok daha başarılı bir son olabilirdi. Acaba Brad Pitt’in ölmemesi devam filmi içinmi düşünülmüştü. Bunu bilemiyorum ama aradan 11 yıl geçtiğine göre böyle bir ihtimalin üzerindede durmamak gerek. Uzun lafın kısası bu filmi izleyin.
FİNALİYLE SİNEMA TARİHİNE GEÇEN KÜLT FİM 10 ÜZERİNDEN 10 ''İNSANLARIN DİKKATİNİ ÇEKMEK İÇİN ONLARIN OMUZLARINA DOKUNMANIZ ARTIK YETERLİ DEĞİL. ONLARA BİR BALYOZLA VURMANIZ GEREKİYOR.'' bu film de insanın omzuna sağlam bir balyoz indiriyor… çok iyi formülize edilmiş senaryosu, vermek istediği mesajın verme yolu ve yönetmen başarısı ile zamanında oldukça başarılı olmuş ve hala da önemli bir yerde duran önemli bir film ‘SE7EN’.Filme yüklenmiş olan kült ve psikolojik gerilimin en önemli eserlerinden biri yakıştırmalarını sonuna kadar hak ediyor. olay örgüsü son derece güzel kurgulanmış. filmin girişinden itibaren verilmek istenen gerilim insanı ilk andan itibaren etkisine almakta… Fincher, nefis bir hikâyeye ve sağlam karakter gelişimine sahip olan bu filmin görsel çözümlemesini bu kez gerçekten aşırıya kaçmadan yapıyor. Diğer bir deyişle, hikâyeyi elinden kaçırmadan, dramatik yapıya zarar vermeden ve karakterlerin önemini küçümsemeden stilize bir anlatım kurabiliyor ‘SE7EN’ de gerek hikâyesi gerekse görüntüleriyle kara film tarihinde eşine benzerine az rastlanır bir film. …Ağır ama kesinlikle sıkmayan bir tempo, film boyunca ıslak, yağmurlu bir şehir,emekliliğine 1 hafta kalmış eski kurt bir cinayet masası dedektifi ve yeni gelen çaylağın işe başladığı anda ortaya çıkan seri ve dinsel temalı cinayetler, incilde bulunan 7 ölümcül günah sırasıyla işleniyor…. 1) Oburluk 2) Açgözlülük 3) Tembellik 4) Öfke 5) Kibir 6) Şehvet 7)Kıskançlık… hikaye temel olarak yedi ölümcül günahı işliyor ama esas vurgulamak istediği ölümcül günahlar olarak adledilen şeylerin günlük yaşantının içerisinde sıradanlaşması, hayatın ritminin içerisinde sıradanlık ile adeta cehennem yaşantısı bugünün modern yaşantısı içerisinde kamufle olmasıdır.. evet filmin ana konusu her ne kadar bir seri katilin cinayetleri olarak gözükse de, aslında kötülüğün ve iyiliğin bütünlüğü ve ayrılmazlığı ne kadar birbirilerine benzedikleri aslında kötülüğün tek başına değil, iyilikle beraber olduğudur…Hikaye sürekli yağmurun yağdığı, kasvetli ve isimsiz bir şehirde geçmesi bu mekan içine aldığı insanlara kapanı kısılmışlık hissini aşılıyor, banliyö etkisi yaratıp mevcut düzenin en ufak dış tehdit ile paramparça olabileceği stresini seyirciye geçiriyor... Fincher bu unsurları çok güzel bir şekilde filme yaymış ve öyle bir atmosfer oluşturmuştur ki izleyici filmi diken üzerinde izliyor. Ayrıca filmin depresif, karanlık ve klostrofobik yapısı kendine yabancılaşmış, izole olmuş 20. yy insanın durumunu başarılı bir şekilde simgeliyor, toplumsal eleştiri yani düşünüldüğünde bir post-postmodern film gibi gelir bana...Polisiyelerden aşina olduğumuz dedektif ortaklığı şemasını kullanıyor SE7EN.. Katilin peşindeki polislerin bize hiç de yabancı gelmediğini hemen anlayabiliriz aslında. Yaşlı, tecrübeli ve soğukkanlı bir dedektif ve ona yardım etmesi için görevlendirilen genç, bütün karanlıkları aydınlatabileceğini düşünen ve kendini kanıtlamak için yanıp tutuşan başka bir dedektif. Birbirlerinin tam anlamıyla zıttı ama birbirlerini tamamlayan iki karakter. Polisiye film türünün bu klişesini Fincher filmde çok iyi kullanmış. Tabi bunda Brad Pitt ve Morgan Freemanın kimyasının tutması da önemli bir etken…Filmdeki oyuncular da rollerinin hakkını vermişlerdir . Brad Pitt'i her zaman özel hayatından çok; rol aldığı Fight Club ve Snatch'de ki üstün performansıyla hatırlarım ve buna Se7en'da kuşkusuz eklendi .. Morgan Freeman'da hangi rol olsa 40 yıldır o görevi yapıyormuş gibi hiçbir rolde sırıtmıyor. Bu filmin ikilisi birbirini bana göre çok güzel tamamlamış… Filmin en beğendiğim performansı ise filmin gizeminin bozulamaması açısından jenerikte adı yazmayan Kevin Spacey'in performansıdır. Aynı yılda çekilmiş olan ve OSCAR’ını kazandığı Usual Suspects ve üzerine bu filmdeki rolü ise 1995 Spacey'nin yılı olmuştur… Filmde ayrıca sayısız göndermede mevcuttur. Dante'nin İlahi Komedyası'ndan bir sürü farklı kaynağa farklı bir bakış atan felsefi bir seri katil filmidir.. Kurgu dalında Oscar'a aday olmuş ve farklı birçok ödüle layık görülmüştür. Kendisinden sonraki birçok gerilim filmine kaynak olmuştur. Bunların en önemlileri de kuşkusuz SAW'dır
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.