şimdi umarsızca bu filmi beğenmeyenleri eleştirmek, ağıza alınmayacak ifadeler kullanıp siteden atılmak vardı ama neyse efendim kendimizi tutuyor ve her koyun kendi bacağından asılır diyip bu atasözünü de bir kenara yazmayı ihmal etmiyoruz.şimdi; cem yılmaz toplumun büyük bir kısmına mallolmasından mütevellit, mizahda çok seçiciymiş gibi hareket eden, ucuz amerikan espirilerine gülüp, amerikan sosyo-kültürel yapısının klışeleriyle dolu dizileri efsaneleştiren, türkiyede yapılan kaliteli işleri görmezden gelip, toplumun büyük beğeni ile takip ettiği şeyleri sırf kendinden aşağı gördüğü bireylerin beğeni alanına girdiği için elinin tersiyle itebilen -diğer sanat alanlarında örnekleri olduğu gibi- cem yılmaza karşı bi kitle zaten oluşmuş durumda. bu açıklamam da sözüm meclisten dışarı. sonuçta herkesin üzerine dikileni zaten giyer.yine şöyle devam etmek isterim ki; mizahta argoyu, küfürü bir mizah anlayışı olarak kabullenemeyip, sanki hayatın hiç yaşanmamışı, duyulmamışı olarak varsayan her defasında bu incir çekirdeğini doldurmayacak mevzu hakkında türk sinemasını kurtarırcasına tartışmalara girmek -kabul ediyorum sadece küfürle güldürme yolunu seçip gişe beklentisi çok yüksek olan kalitesiz yapımlarımız mevcut- cem yılmazın ilk filmi gorayı küfürlerle dolu diye yerin dibine vurup, hokkabazını çalıntı senaryo dedikoduları ile al aşağı etmeye çalışmak, arogunu da bu kadar para harcayacak ne vardı diyerek bu kaliteli görsel şölenini, mizah fırtınasını üstelik koca iki saatlik filmde küfürlü sadece iki sahne varken, görmezden gelen kıskanç mahlukları her an televizyonda, sokakta, sinema çıkışında, internette, gazetelerde görmek benim garibime gittiği gibi belki de cem yılmazın da hoşuna gidiyordur. yıllardır giriştiği her işin üstesinden kalkan, türkiyede mizaha sınıf atlatan, zekasıyla, yetenekleriyle kendine hayran bırakan cem yılmaz insanını bu harika filme girişme cesaretini gösterdiği için önce tebrik ediyor, sonra da ayakta alkışlıyorum. muroların, desterelerin, osmanlı cumhuriyetlerinin, maskeli beşlerin gişe yaptığı türk sinemasında kendine has bir yer edindiği için binlerce kez kendisine teşekkür ediyorum.meyve veren ağaç taşlanır. bunu da yazın bi kenara, güzel sözmüş hakketen...