En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
kemerlee
Takipçi
693 değerlendirmeler
Takip Et!
1,5
11 Temmuz 2011 tarihinde eklendi
Görüp görebileceğini en tuhaf en sıkıcı en mantıksız bilimkurgu filmlerinden biri.Filmi seğrettikten sonra sahne planlamasını yapamayan bu kadar uçuk bir yönetmen nasıl olmuşta 12 maymun gibi bir başyapıt çıkarmış diye düşünmeden edemiyorsunuz.
Sıkıcı bir filmdi sonunu zor getirdim diyebilirim. Bu kadar abartılmasın anlamadım. Ayrıca Robert De Niro'yu doya doya izlerim diyorsanız yanılırsınız filmde çok az görünüyor?
cnbc-e de yayınlanacağını duyunca üzülmüştüm ama filmi sinemada izleyince doğru bi karar verdiğimi anladım.brazil gerçekten güçlü bi hikayeye sahip-ne de olsa 1984 izleri war-ve inanılmaz bir görsellik hakim ne war ki tek kusuru birçok aksiyon sahnesi içermesine arğmen bi türlü istediim tempoya ulaşamaması,bazı sahnelerin fazla uzatılması.yine de görsel açıdan,hikaye açısından ve gerçekten komik esprileri ile ilgiyi hakediyor
Filmin sıkıcı olması normal çünkü; çok sıkıcı bir konuyu anlatıyor bürokrasi!! ilk başlarda bu ne böyle desemde film ilerledikçe aslında anlattığı ya da anlatmaya çalıştığı şeyleri düşününce filme haksızlık etmek istemedim...
1984'ün dünyasına daha fantastik ve renkli bir bakış gibi. ama ütopyasını anca hayallerinde yaşatabilen protagonistimiz için sonuç yine hüsranla bitiyor. tabi filmin 2 saat 20 dakikalık director's cut versiyonundan bahsediyorum. sanırım prodüksiyon şirketinin zoruyla filmin daha kısa ve mutlu sonla biten bir çeşidi de mevcutmuş.. ben izlemedim onu henüz.
ne diyebilirim ki aslında. imaj zenginliği bir yana, filmin her bir karakteri bile ayrı bir bombadır.. anti-kahraman tesisatçı harry tuttle, mario bros benzeri devlet tesisatçıları, heber alma teşkilatında önlerinde müdürleriyle tozu dumana katıp yürüyen memurlar, güzellik sevdasıyla kafayı bozmuş anne ve arkadaşı, sam'in yan odasında masasını paylaştığı meslektaşı.. filmde gerçekten sıradan bir karakter yok. ve bu özellik filmin zenginliğinin sadece bir öğesi. bir de her yerde borular vardır bu filmde, sebebini çözemedim henüz ama gilliam abimizin bir bildiği vardır. neyse, izlenmesi gereken bir film olduğu kesin. özellikle back to the future, blade runner gibi steampunk tarzı bilim kurgular, 1984, brave new world gibi distopya filmleri ya da kara mizah sevenler hiç kaçırmasın derim.
Sürrealist usta sinemacı Terry Gilliamın ve sinema tarihinin en başarılı ve en özgün filmlerinden birisi Brazil...Yönetmen filmi kesmek isteyen şirkete karşı gelip kendi piyasaya çıkarmıştı bence iyi de yaptı...Brazil muhteşem bir sinema deneyimi olmakla beraber Terry Gilliamın muazzam yükselişine de tanık oluyoruz...Bir Terry Gillim sevenseniz onun örnek aldığı Jan Svankmajerı da incelemeniz gerekir...
...Terry Gilliam'in kendine has bir stille yarattigi gorselligi beyazperdeye aktardigi "Brazil", yiilar sonra bile ozgunlugunu koruyabilen, siradisi bir bilimkurgu. Ozellikle ilk bir saatinde karakterlerinin etkisiyle komedi dozaji yuksek bir film olan yapim, sonrasinda karamsar bir finale dogru yola cikarken bendeki etkisini bir parca kaybetti acikcasi. Yine de tek tuk film ceken Gilliam'in filmografisinin nadide taslarindan biri olan "Brazil"i herkes gormeli diyorum...(6/10)
- Gelecekteki Şehir; ?Brazil? -Gelmiş geçmiş en çılgın ve en farklı yönetmenler kimlerdir diye düşünsek, herhalde aklımıza ilk gelen isimlerden olur Terrry Gilliam. Gilliam'ın tarzına baktığımızda gerçek üstü ve absürtlükle karşılaşıyoruz. Filmografisine baktığımızda, yine kendi tarzıyla ortaya çıkardığı ?Brazil? çoğu zaman öne çıkıyor diğer filmlerine nazaran.Brazil; hangi zamanda geçtiğini kestiremediğimiz gibi tamamıyla mekanı da açıklayamadığımız bir gelecekte geçiyor. Bu gelecek, teknolojinin elinde olan ve insanlığın git gide zayıfladığı bir gelecek. Gilliam, anlatmak istediği geleceği o kadar güzel resmetmiş ki? Bu gelecek tasviri bugün baktığımızda günümüzden pek de farkı yok. Bilgisayarların hayatımızı kontrolü, kadınların estetik merakı, devlet dairelerindeki karmaşa, çeşitli yerlerdeki terör saldırıları gibi? Bu resmedilen geleceğe bakıldığında karamsar bir portre ortaya çıksa da yönetmenin kendine has anlatımıyla anlatımı ile gayet eğlenceli bir hale dönüşmüş. Rengarenk bir yer Brazil. Kullanılan renklerin yanında, kurgulanan devasa mekanların da buna etkisi büyük. Film; devlet memuru Sam Lowrey'nin rüyalarında gördüğü kızla karşılaşması ve suçlu durumdaki kızı temize çıkarma çabasını anlatıyor, absürt bir şekilde. Sam Lovrey; yaşadığı dünyadaki karmaşanın, anlamsızlığın içerisinde kendini kaybetmiş, kendisini hep aynı kişiyi gördüğü rüyalarında buluyor. İçerisinde bulunduğu sistemdeki tutsaklığından kurtul(a)mayan Lovrey, rüyalarında uçarak belki de özgürlüğüne kavuşuyor. Var olan sisteme rüyalarındaki kızla tanışa kadar koyamamış karakterimiz, o güne kadar ki yapmak istediklerinin cevabını buluyor. Ancak rüyalarında aşkı bulsa da bunu gerçek yaşama yansıtmak isterken içindeki kıvılcım ateşleniyor. Etraftaki borulardan, devlet memurlarının tutumundan, insan yaşamının basitliğinden bıkmışlığın bir yansıması. Karakterimiz bir rüyasında, yine o hep gördüğü kızı görürken tam ona doğru giderken, o doğal güzelliğin üzerinde süzülürken, yerden bir anda yükselen gökdelen benzeri yapılar ve ikilinin birbirini kaybetmesi, bulamaması. Sistemin birey üzerindeki etkilerinin rüyamsı bir şekilde verilmesi de filmin etkisini artırmış. Evet, Terry Gilliam filmde büyük bir eleştiri içerisinde film boyunca. Dünyaya ve dünyanın gideceği, gitmekte olduğu yola. Bunu kendi tarzıyla betimlemiş. Yer yer komik, yer yer hüzünlü ve fantastik. Yönetmenin kurduğu mekanlar ve resmettiği dünya, sinema tarihindeki en itinalı mekan çalışmalarından kuşkusuz. Filmdeki sanat yönetimi ile müziklerin kullanımı da çok başarılı. Özellikle filmin adıyla aynı olan ?Brazil? parçası filmi açıklar nitelikte. Terry Gilliam'ın senaryosunu da yazdığı film, oyuncu yönetimi bakımından da başarılı gözükmekte. Sam Lovry rolüyle izlediğim Jonathan Pryce'ın başarılı ve tutarlı oyunculuğunun yanında onun yardımına koşan, bir gözüküp kaybolan tamirci olarak izlediğimiz Robert De Niro ise bu kadar renkli olan bir filme bile renk katmayı başarmış.Yönetmenin tarzını kabullenmeyenlerin pek de hoşlanmayacağı bir film olsa da, tabii yönetmenin filmografisinde daha absürt ve aykırı filmler de mevcut olduğunu unutmayalım, en azından ortaya konan ütopik yaklaşımıyla yapılan eleştiriler için izlenmeli. Filmi ya da yönetmeni sevmesek de ?Brazil? ile ileri görüşlülüğünü kanıtladığından saygı duyulacak bir yönetmen konumunda Terry Gilliam. Görünümde rengarenk, esasen karanlık bir dünyanın taşlaması ?Brazil?. Özellikle de düşündürücü finali akıldan hemen çıkmayacak cinsten. Bazı sinefiller tarafından çok beğenilen ?Brazil? yönetmenin en iyi çalışmalarından ve kült film takipçileri için kaçırılmaması gereken bir fırsat.- Mutlaka bir şeyler istiyorsundur. Senin de umutların, hayallerin, rüyaların olmalı!- Hayır hiçbiri yok. Rüyalarım bile. - Brazil / Terry Gilliam (1985) -
stanlay kubrick ten alıştığımız müthiş ve düzenli mekanlar,tim burton la sevdiğimiz garip yaratıcı aletler,ve emir custirica nın absürt espri anlayışı..aslında bir filmde aranabilecek çoğu şey var brazilya da..ama bir şeyler olmamış filmde,çok fazla zevk alarak izlenemiyor....10/9
Başarılı bulduğum bir kara ütopya filmi. Mizah, metaforlar, göndermeler, can yakan gerçekler, acıtan düşler ne ararsanız mevcut. 1984'ü okuduktan sonra kitabın bir de filme çekilmiş halini görmek isteyenlere şiddetle tavsiye edilesi bir filmdir.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.