En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Rogojin
Takipçi
30 değerlendirmeler
Takip Et!
5,0
22 Aralık 2018 tarihinde eklendi
Elveda Las Vegas'i dün akşam izledim. Çok seneler önce kaybettiğim yakın bir arkadaşımın en sevdiği filmdi ve bana çok bahsetmişti, onu anmak adına izledim. Çok beğendim Elveda Las Vegas'ı. Alkolik, işini ve ailesini kaybetmiş, ama içi garip bir neşeyle dolu bir adamla las vegas'ta fahişelik yaparak çalışan bir kadının yollarının kesişmesini anlatıyor film. Daha doğrusu, kronolojik akış böyle. Ancak; filmi izledikçe, kronolojik akışın sadece konuyu anlamak için bir bahane olduğunu, yaşanan hislerin ve duyguların aktarılması için bahane edildiğini görüyoruz; film kasıtlı olarak, yönetmen Mike Figgis'in kendi müzik çalışmasının ve bol bol seçilmiş caz parçalarıyla, bol bol kısa sekansların bulunduğu yani bir şekilde durağanlığı bırakıp hareketli kısa görüntülerin geçtiği, filmin duygusuna zıt gibi görünen bir hareketlilik hissinin verildiği, ritmik, bol diyaloglu bir eser olarak sürüyor ve ortaya gerçekten çok etkileyici bir duygu yoğunluğu çıkıyor. Adamın neden ölmek istediğini, neden böylesine ölümüne içtiğini anlayamıyoruz ve anlamak için önümüze konan kırıntılar bir türlü bizde net bir bilgi oluşturmuyor. Bunu yönetmen neden yapıyor? Burada Haneke'nin şu sözünü hatırlamak iyi olabilir: hollywood ürünü iki saatlik bir filmde insan davranışlarına dair ortaya konan sebepler ve gerekçeler seyirciyi aldatmak, kandırmak ve film sonunda rahatlatmak için ortaya sürülmüş yalanlardır. Seyirciler 2 saat boyunca gerilir ve film sonunda rahatlatılarak, sorunların çözüldüğü, aile kavramının mesela yeniden güçlendirildiği gibi bir alt metinle veya mesajla huzur içerisinde sinemadan gönderilir. Bu yüzden Haneke filmleri aslında sonu olmayan filmlerdir. Aynı şekilde Elveda Las Vegas'ta da seyirci rahatlatılmıyor, sorunlar çözülmüyor ve rahatlama duygusuyla filmi bırakamıyoruz. O halde yönetmen izlediğimiz insanların sorunlarının köklerinin dışarda, mesela las vegas'ın ışıklı, renkli güzel dünyasında baksak da göremediğimiz bir şekilde var olduğunu, ve bunun sürüp gittiğini, bazen ve belki de her daim insanların sorunların üstesinden gelemeden yaşamaya ve hayatta kalmaya çalışan canlılar olduğunu söylüyor, belki de sorunların kendisi bu ışıltılı, şiddet ve adilik dolu, güçlü olanların haklı olduğu ve yaşamayı başardığı dünyanın kendisidir demek istiyor. Film boyunca karşımıza çıkan tipik, kaba, klasik insanların dolup taştığı bir dünyada duygularının yıpranmışlığı sebebiyle yaşayamayan ya da yaşamayı kasıtlı olarak seçmeyen insanların bir aradalığında tutunacak tek şeyin sevgi olduğunun hissettirilmesi ve bu sevginin hiç birşeye yetmemesi hakikaten can acıtıyor. Yönetmen belki de adamın sorununun ne olduğunu anlamamızı değil, onun hislerinin ne olduğunu, acısının nasıl bir acı olduğunu anlamamızı ve onu seven kadının yaptığını yapmamızı istiyor, yani empati kurmamızı. Bir anlamda magazinel olanı bir kenara koyarak davranışların sebebini öğrenmemiz değil, hislerin gerçekliğini tecrübe etmemiz isteniyor ve yönetmen Figgis aynen Stefan Zweig hikayelerinde olduğu gibi, "insan duygularıdır ve insan yaralarıyla hisseder" demek istiyor, belki de. Kendi adıma artık sevdiğim 20 film arasında görüyorum Elveda Las Vegas'ı. mutlaka izlemelisiniz.
çok sıkıcı ve vasat bi film.filmde heyecan yok akıcılık yok.filmi nicholas cage ve elizabeth shue bile kurtaramamışlar.izlenmesede pek bişey kaybedilmez.10/5
Baştan sona kasvetli bir atmosfere sahip olmasına rağmen Nicolas Cage ve Elisabeth Shue ikilisinin uyumu ve aşkları filmi nedense benim için çokta iç karartıcı kasvetli kılmadı o yüzden film bana çokta kasvetli gelmedi evet atmosfer olarak iç açıcı değil ama genel olarak bence çokta kasvetli bir film değil en azından benim yaşama sevincimi falan almadı.Filme gelirsek bir aşk draması ve baştan sona film nerdeyse iki karakter üzerine yoğuşlaşmış olsa da ben izlerken hiç sıkılmadım fazla olay olmamasına rağmen baştan sona sürükleyici bir film tabi bunda Nicolas Cage ve Elisabeth Sue ikilisinin çok iyi uyumu ve oyunculukları da etkili tamam Nicolas Cage iyi oynamış ama bence filmin dramatik kısmında Elisabeth Shue daha çok ön plana çıkıyor ses tonu yaşadığı olaylar vs.İzlerken zaman zaman biraz da olsa dramı hissettim ama filmi bitirdikten sonra nedense filmden çokta etkilenmediğimi hissettim bunun nedeni bence müziklerinin her ne kadar birkaç tanesi güzel olsada daha sağlam soundtrackler olmayışı ve filmde dramatik-trajik olayların az oluşu,dramatik sekansların kısa tutulmasından dolayı da olabilir yani film sürükleyici,keyifli fakat dram bakımından sade olmuş gibi geldi bana.Bu film bir sarhoş ve hayat kadının hikayesi olduğu kadar bence iki yalnız insanın da hikayesi yani iki yalnız karakterin birbirlerine aşık olup birbirlerine sıkıca sarılma hikayesi yani kısacası bu film yalnız insanların filmi diyebilirim.Son olarak ben beğendim aslında daha fazla puan verirdim ama filmi bitirdikten film üzerimde çok etki bırakmadığı için puanımı biraz kırdım.
bence elisabeth shue da oscar almalıymış. yazık olmuş.O sene S.Sarandon-Dead Man Walking ile almış!!! Shuenun hiç böyle iyi bir performansını izlediğimi hatırlamıyorum. Özellikle dialoglardaki gerçeklik hayatın ve sokağın dili... Hep acaba Sera için deneyecek mi diyoruz ama... yapmıyor, yapamıyor...
oyunculuk gerçekten olağsütüydü özellikle cage nin ben cage yi hiç mi hiç sewmem bir türlü ısınamadım adama ama bu filmde rolünün hakkını fazlasıyla vermiş ve oscarıda hak edmiş bence...film genel olarak bakarsak fena değil ben8 verdin izlenmeli bence...
10/6....nicholas cage rolünün hakkını vermiş... ama ben çok beklentiyle izlememe rağmen bu filmi sevemedim... biraz insanı boğan bi yanı var filmin...bir an önce bitse dediğim bi film..ama sıkılmaktan ziyade konu ve atmosferin boğmasından kaynaklı
Bir filmin olabildiğince dokunaklı olmasını sağlayan her şey mevcut Leaving Las Vegasta.Senaryosu,oyunculukları (özellikle Nicolas Cage),müzikleri,yakaladığı o mükemmel melankoli havası... Aşk hakkında bir yığın film çekilir her sene ama iki kişinin ilişkisini bu kadar vurucu anlatabilmesi bu filmi unutulmaz kılan unsur.
Hayatimin filmlerinden diyebilirim rahatlikla. Gercek bir alkolik gibi yasamis Cage rolunu. Cok zaman once izlemistim. Yorum yapmayi cok istemis ama beyazperde sayfalarinda gorememistim bu filmi ve gercekten bu filmini nasil es gectiklerine anlam verememistim. Gec de olsa burada gormek ve yorum yazabilmek guzel. Bununla beraber izleyeceginiz seyler caninizi sikabilir hazirlikli olun.
Nicolas Cage i seviyorsanız ve bu filmini izlemediyseniz onu izlemek sanıyorumki her filminden daha çok etkileyecek, çok başarılıydı.Aynı şey Elizabeth Shue içinde geçerli.Acı verici ve zaman zaman istemsizce özendiric, etkileyici Mike Figgis filmi.
Arkadaşlar lütfen yorumlara kanıp izlemeyin, Cage in oyunculuğundan bahsediliyor tamam kötü değil ama Oscar lık da değil (ki keza o senenin hakedeni Nixon ile A. Hopkins tir)
Gerçekten filmde alkolik bir adam var, tanımadığı halde onu eve alan bir kadın var; var ama; ben bile inanamıyorum başka hiçbir şey yok...
Yani bu kadar güzel bir konu, çok çok daha güzel işlenebilirdi.
Bence hiç izlemeyin, o güzel vaktinize yazık. 6/10
erotik birçok sahneyi içinde barındıran filmlere puan vermek beni rahatsız ediyor.İçki içen bir adamın ne hale düştüğünü gösteren bu film bence arşive koymak için yeterli değil.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.