En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
JeanClaudeVanDamme
Takipçi
1.209 değerlendirmeler
Takip Et!
1,5
4 Ekim 2012 tarihinde eklendi
John Carpenter film çekmediği dokuz yıllık açığı bu süre içinde çekilen tüm korku-gerilim filmlerinin klişelerini kullanarak kapatmaya çalışmış anlaşılan.Aslında hastane koridorlarındaki geniş açıları ve tedirgin edici sessizlik sahneleriyle iyi bir yönetmenin elinden çıkmış olduğu belli,teknik yönden hiçbir eksiği yok ama göreceğimiz ilginç bir şey de yok.Tamamıyla demode bir film görünümünde.
Carpenter'a yakıştıramadığım çok zayıf bir film Koğuş. Üstad bu film için yönetmen koltuğundan bile kalkmamış galiba, (filmin birçok yerinde kamera hep aynı açıdan çekim yapıyordu :) Bu filmden aklımda kalan tek şey bir insan estetikle nasıl bu kadar güzelleşir? (Amber Heard) :)
Bir çok Carpenter hayranı için keşke geri dönmeseydi dedirten, yavaş yavaş bir korku klasiğine dönen 2003 yapım Kimlik filminin kötü oynanan, kötü yazılan ve kötü yönetilen ucuz bir kopyası koğuş. Thing, Halloween gibi korku başyapıtlarını yaratan Vampires, fog, In the Mouth of Madness, Vampires, Memoirs of an Invisible Man gibi birçok modern klasiğe imza atan bir ustanın bitti filmdir Ward.
DVD'sindeki extra'lara bakmak ve röpörtajlar yerine filmin nasıl doğduğunu en gerçekçi haliyle benim ağzımdan dinlemelisiniz. Bu senaryoyu yazan (tahminen kardeş olan) Michael ve Shawn Rasmussen'ler aslında John Carpenter'ın ellerini bağlayıp mahsende işkence yaptılar. Arkalarından sallamak istemiyorum ama belki meşrebine göre sayısız kere büyük ustaya tecavüz ettiler. Bunun üzerine Carpenter ''Sizinle hesaplaşmamız beyaz perdede olacak. Gününüzü göreceksiniz!'' demiş olacak ki Rasmussen'lerin yazdığı bu ***** senaryoyu tüm çıplaklığıyla izleyiciyle buluşturmuş. Bu size inandırıcı gelmedi mi? Tamam, tekrar deniyorum. Halloween gibi bir filmden sonra The Thing'i de yaratan üst insan uzaylıların bile dikkatini çekmeye başardı. Gezegenlerden birinde hadi adı da Türkiye olsun İmparator Öz Hakiki Yeşil Sıvı gezegeninde hiç iyi sinemacılar yetişmediğinin farkındaydı. Her cuma bakanlarıyla yaptıkları sinema gecesinde dostlarına 4. kez Halloween'i seyrettikleri sırada ''Tez getirin şu adamı buraya! Bizim gezegenimiz de sanatla tanışsın!'' demiş ve Carpenter için yakalama emri çıkarmış. Bunun üzerine polis güçleri uzay mekiklerine binip 90'lı yıllarda Carpenter'ı kaçırma planları yapmaya başladı. Yerine koyacakları robotun tamamlanmasıyla beraber asıl Carpenter'ı mekiğin bagajına atıp ışık hızıyla uzaklaşmışlar. Yani artık elimizde olan ya işkence görmüş ve silah zoruyla böyle filmler çeken bir Carpenter ya da Carpenter'ın birebir kopyası olan bir robot. Bu ikisi dışında herhangi bir teoriyi kabul etmiyorum.
Film, 743. kez işlenen ve artık kabak tadı veren bir temele dayanmaya çalıştığı için oyunculuk kabiliyeti sınırlı olsa da güzelliğiyle oynadığı kötü filmleri bir nebze yukarı çekmeye başaran Amber Heard'ü bile yutup içine çekmiş. Zaten çevresindeki figürandan bozma oyuncular filmin nasıl bir tadı olduğunu açılış sahnesinde bile hissettirmişti. Film 30. dakikadan sonra öyle bir yola girdi ki devamı ne şekilde gelişirse gelişssin türe hiçbir yenilik katmayan, kendinden önceki filmlerden otlanan saçma bir film olacaktı ve öyle de oldu.
John Carpenter'ın en kötü filmi olan The Ward'un tüm yapabildiği ani ses ve görseller ile izleyiciyi korkutmaya çalışmak.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.