En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
KaliteTAKİP
Takipçi
895 değerlendirmeler
Takip Et!
5,0
22 Mart 2011 tarihinde eklendi
arkadaslar esaretin bedelinden sonra hop oturup hop kalktigim en iyi kacip filmi diyebilirim cok guzell bu filme diyecek laf yok russell yine super oyunculuk sergilemis siddetle tavsiye ediyorum 10/10
Son birkaç yıldır sinema açısından verimli geçer oldu. Kadro süper. Russell Crowe ara vermeksizin başarılı projelere imza atmaya devam ediyor. Sabırsızlıkla bekliyorum.
The Next Three Days: 3 Vakte Kadar… Aşk nedir? Çocuk sevgisi nedir? Peki ya ”kol düğmesi” nedir? Olmak ya da olmamak arasında ki ya da daha belirgin anlatmam gerekirse 20 yıl hapisle ”freedom” arasında ki ince çizgiyi belirleyen şeydir kol düğmesi ve bu filmde kapıyla arasında kaldı diye yaşlı bir bayanı itebilecek bir Frankenstein yaratandır.
Aşk, dram, aksiyon, suç hepsi bu filmde. Hapishane ve kaçış kelimeleri aynı cümlede buluştuğu anda belki çoğu seyircinin aklına Esaretin Bedeli’nden başlamak üzere onlarca skalada film gelecek. Ama bu film hepsinden de öte güzellikte. Zeka parıltısı içeren Law Abiding Citizen’den tutun Sylvester Stallone’nin Escape filmine kadar onlarca muazzamlık bu filmde buluşmuş. Son yıllarda izlediğim türünün en iyi örneği. Ayrıca bu film; Amerikalıların ne kadar da showmen olduğunun bir kanıtı da. Romantik Fransızlar bu filmin orijinal ismini ‘Aşk Uğruna” koymuşken Amerikalılar aksiyonu çağrıştıran ” The Next Three Days” demişler.
Biraz da filmin derinine inecek olursak, çoğu filmde görmeye aşina olduğumuz hatasız ve eli titremeyen robotsal adamlar yerine (buradan Jason Statham’a selam çakalım) saflığına kurban gidip dayak yiyen, duyduğu heyecandan dolayı kalp atışını bizim bile hissedebildiğimiz bir baş kahraman yaratınca seyirci de o adamla empati kurabiliyor. Filmin aksiyonu az diyenler olmuş ama bu adam lisenizde tarih anlatan öğretmeniniz gibi bir adam. 3 ayda öğretmen adamdan bir Jason Statham beklemek yersiz olur. Oğlunu nereye koyacağını bilemeyen bir baba, karısına yabancılaşan bir baba ve youtube’dan sahte anahtar yapmaya çalışan bir baba. Çok iyi oyunculuk sergileyen Russel Crowe, lunaparka son 10 metre kala sizin ne karar vereceğinizi düşündürten bir film, hiç bitmeyen çaresizlik ve mükemmel geçen bir 130 dakika.
Son olarak, aynı durumda ben olsam ne yapardım? Çocuğumun arkadaşı sayesinde parkta tanıştığım ve bana yeşil ışık yakan Olivia Wilde ile evlenir giderdim. The End!
Uzun Zamandır yorum yazmıyordum. Ama bu film yorumsuz geçilemez. Belki "yorumsuz" yazıp geçebilirim sadece... Olması gereken gibi bir film. Belki beğenmeyen çıkmıştır diye yorumları okumadım. Son yıllarda en çok zevk aldığım filmlerden biri. Müthiş müziklerini de es geçmemek gerekir...
puanının 8in altına düşmesinin tek nedeni, gördüğüm kadarıyla, filmin önceki versiyonlarını izleyen arkadaşların tüm senaryoyu bilerek filmi sonuna kadar izleyip sonra da "sarmadı yaa" demekle kalmayarak filme değerinin altında puan vermeleri olmuş. tabii bu durum beyazperde.com için geçerli. imdbdekinin nedeni sonlarda değineceğim şey olabilir.
karşımızda çok üstün bir yapım olduğunu söylemiyorum yanlış anlaşılmasın ama insanlar filme verilen puanı görüp de izlemekten vazgeçmemeliler. hele de bu filmden vazgeçip sitede 8 üstü puan almış çokça beyhude yapımlardan birine yönelirlerse büyük hata etmiş olurlar. zira seyir zevki çok üst seviyelerde olan, yalnız hikayedeki birkaç boşluk yüzünden seyredeni arasıra kaybetme eşiğine gelen, hemen sonrasındaysa muhteşem dokunuşlarla koltuğa kitlemeyi başaran bir film bu. hele hele ki bir araba sahnesi var ki o sahneyi eve geldikten sonra bir yerlerden bulup buluşturup defalarca izledim. beni inanılmaz etkiledi. filme en yakışan sahneydi kuşkusuz.
filmin ismine gelince... ancak filmden çıktıktan sonra isminin ne kadar yerinde olduğunu fark edebildim (orijinal isminden bahsediyorum: the next three days). aslında filmin hemen başında yönetmenin verdiği ipucunu alsaymışım neyden üç gün sonra olduğunu anlayıp daha merakla izlermişim. siz benim yaptığımı yapmayın; filmin orijinal ve kendisine yakışan isminin "sonraki üç gün" olduğunu unutmayın :) şu an bu çok anlam ifade etmiyor belki ama o atmosferin içindeyken çok daha farklı olacaktır.
nitekim, daha önceki bir versiyonunu izlediyseniz veya prison breaki hatmetmişseniz senaryo sizi çok tatmin etmeyebilir, çünkü tatmin eşiğinizi çok yükseklere taşımışsınızdır bir kere. onun dışında tereddütsüz gidin izleyin. paranızı ve daha da önemlisi vaktinizi hak edecek az filmden biri.
Soluksuz izlenecek bir film. Zaman zaman heyecandan yerimde duramadım. Kesinlikle tavsiye ederim. Özellikle filmin sonlarında heyecan doruklara çıkıyor.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.