bu yılki en iyi film adaylarından şu ana kadar izlemiş olduklarım bile kararın ne kadar zor verileceğini kanıtlar nitelikte.david fincher gibi kariyerinde şimdiden sinema tarihine geçmiş efsanevi eserlere imza atmış bir yönetmenin bu filmde de farkını ortaya koymasını zaten bekliyordum.filmin,konunun,konunun ele alınış biçiminin,zaman atlamalı kurgunun,senaryo ve diyalogların yerli yerinde ve çarpıcı olacağını tahmin ediyordum yani.beni asıl şaşırtan genç oyuncuların harika performansları oldu.örneğin andrew garfield eduardo saverin rolünde gerçekten de uzun zaman hatırlanacak bir gösteri sunmuş.tabii ki jesse eisenberg de öyle.film boyunca "gıcık" olabilmek ve bir saniye dahi olsa seyirciye sempatik gelmemeyi başarmak bile eisenbergin başarısını kanıtlamaya yeter.diğer tüm genç oyuncular da kusursuzdu.yaşadığımız çağın bir numaralı konularından birini ele alıyor yönetmen.aslında çekmek ve anlatmak istediği şey facebookun nasıl kurulduğundan ziyade çağımızın üniversite,yani gençlik kültürünün genel bir gözlemi sanırım,fakat bunlardan da bağımsız olarak aslında the social networkü baştan sona bir "mahkeme",daha doğrusu bir "dava" filmi olarak da okuyabiliriz.bu yönden de doyurucu çünkü.hangi açıyla bakarsak bakalım kesinlikle ortada tatmin edici bir iş var.belki film bitince ilk düşünceniz "normal bir filmdi çok büyütüldü" yönünde olabilir fakat aslında biraz detaylara dalarsak ortalamanın oldukça üzerinde,komple ve başarılı bir film izlemiş olduğumuzun farkına varırız.her yönüyle kaliteli,görünürde bir kusur yok.sürükleyici.
hemen hemen hepimizin üye olduğu facebookun kuruluşunu öğrenmemizi sağlayan yararlı bir film.Olağanüstü,oskarlık bir yapım değil ama güzel olmuş hani aslında bir anlamda zuckerberg denilen çocuğun arkadaşlarına falan attığı kazıkları da görmüş olduk.8/10
Bu film facebookun ne amaçla kurulduğunun ve onların kurucusu (larının) hikayesini (lerini) anlatıyor, özellikle de Zuckebergin ancak yine de otobiyografik film olduğu söylenemez. İşin ilginci Facebookun ilk önce hangi amaçla kurulduğu bu bilgiyi filmden aldığınızda belki de biraz şok geçirecek hayal kırıklığına uğrayacaksınız. Film David Fincher filmi olduğu için herkesin beğenmeyeceği bir film. Filmde mesela sürekli arka planda olan ve tekrarlanan irrite edici bir müzik var, filmin akışı çok hızlı bazen takip etmekte güçlük çekiyorsunuz ve son olarak ta Zuckeberg karakterinin hızlı konuşması bunlar filmden sizleri itebilir. Ancak yine de bunlara rağmen başarılı bir film. Oscarlara aday olacağı hatta ödüller alacağı söyleniyor bence aday olabilecek bir film ama ödül alma konusunda ben hakkımı diğer adaylardan kullanırdım. 8/10.
Film tamamen gerçeği yansıtıyor mu yansıtmıyor mu bilmiyorum ama gerçekten güzeldi.Hele Sean Parkerı canlandıran Justin Timberlake daha iyiydi. Birde kafama bir şeye takıldı bu filmde;Zuckerberg sen Facebookun kurucusu değil misin?Filmin sonunda neden hala friend requestle uğraşıyorsun,admin girişi yok mu bu sitenin ya da ne bileyim yaz bir kod hemen arkadaşı ol,onu da biz mi öğretelim sana ;)
Hikaye çok güzel kurgulanmış,sıkıcı bir filmdir diye düşünüyordum ilk önce fakat David abimiz çok sağlam bir çalışma ortaya koymuş.Justin T. süper oynamış cidden.Sinemada seyredilirse çok daha güzel olur,9/10
tamamen bir diyalog filmi ama konu o kadar güncel ki bir dakikasında bile sıkılmadan izliyorsunuz konuşmalar uzun ve hızlı olduğu için mümkünse türkçe dublajlı izlemenizi tavsiye ederim. ve hikaye gerçekten süper milyar dolar kazanmak bu kadar kolay olabiliyor demek
Sağlam filmdi. Jesse Eisenberg cidden çok başarılıydı. İfadeleri ve oyunculuğuna bayıldım. Anlatılan konunun gerçeği yansıtıp yansıtmadığı bir kenara fazlasıyla ciddi geçişleri, akılcı ve sürükleyiciliği, uzun diyalogların çekiciliği ve birçok detayıyla karşımızda yılın en güzel filmlerinden biri var. Fincher başarmış bir kez daha. Söylemeden geçemem; dahi Trent Reznor ve Atticus Ross müzikleri bir başka olağanüstülük. 9/10
bence konusu bakimiyla oldukça orjinal bir filmdi ve gerek oyuncular gerek yönetmen iyi is çikarmis ama oscara aday olacak kadar olup olmadigi tartisilir.Keyifli bir film olmus. 15 yas sinirlamasi da oldukça gereksiz
Mark Zuckerberg bir nevi Yüksek Şatodaki Adamdır dünyanın en genç milyarderi olarak para ve şöhrete kavuşmasına rağmen tek arkadaşını kazıklayıp sevdiği kızı ebediyen kendinden uzaklaştırıp yalnız ve kaybetmiş bir modern zaman çocuğudur.Sevgiyi,ilgiyi,arkadaşlığı monitorlarda arayan bir neslin mutsuzluğu ve yalnızlığının resmidir. Baba 2 filminin sonunda Michael Corlenonun halini hatırlayın.Aynı son Mark Zuckerberg içinde geçerlidir. Dövüş kulübünde kapitalist toplumun çarklarında öğütülmüş erkekler sevgi ve ilgiyi kavga kulübünde dövüşerek birbirlerine dokunup rahatla yoluyla ararlar.İnternet nesli daha kötü bir durundadır.Sosyal ilişkileri bitmiş bir şekilde plastik klavye tuşlarına dokunup bir cam ekran karşısında hep özlemini çektiği kaybettiği bir şeyi aramaktadır.
Fincher usta yine bir neslin trajedisini yansıtmış.Tebrikler.
Her ne kadar iyi yönetmenlik yapsada,Finchere yakışmadı bu film.Halbuki tamda kendisine yakışır bir konu..207 ülkede 500 milyondan fazla üyesi olan facebook un kuruluş hikayesi, tamamen sitenin finansal yükselişini konu alıyor.Paralar gittikçe dudak uçurtuyor,site gittikçe daha fazla yayılıyor vs..Bunlar gerçekten olan şeyler ama fincher gibi elinden sağlam popüler kültür eleştirisi çıkmış bir yönetmenin Facebook un hikayesini sadece finansal ve popülerliğini ele alarak anlatmasını kendisine yakıştıramadım.Ciddi eleştiriler beklerdim açıkçası,bu sitenin insanlar üzerinde etkisi,sanal ortamda insanların nasılda değiştiği ve neden bu kadar yaygınlaştığını sert bir dille eleştirebilirdi,tamam bu sitenin yükselişinide göstersin,göstermesin demiyorum ama bir yandanda eleştirili bir bakış açısı katabilirdi.Bu yönden The Social Network,film olarak kötü bir seyir sunmasada gayet sıradan bir gerçek yaşam öyküsü olmuş.8/10
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.