film sadece bir tabutun içinde geçmesine rağmen seyirciyi filme bağlıyor. bir bölüm ce bir insanla film çekmek her yiğidin harcı değidir. genel olarak ortalama bir filmdi, kötü değildi filmin sonu değişik bitti bu beni etkiledi film orta güzellikte olmasına karşın daha daha güzel olabilirdi. seyirciyi filme bağlıyor lakin o tedirginlik ve korku duygusunu seyirciye daha etkili bir biçimde verilebilirdi..ayrıca şu repliği güzeldi: asker misin.?. hayır.. Amerikalı değil misin.?. evet Amerikalıyım... o zaman askersin...
spoiler: 3 yıldız vermemin tek nedeni sonuydu. yoksa benden 5 yıldızı alırdı. bana göre hem gerilim dolu hemde ağlamaklı bir filmdi. ağladığım yerlerde oldu. hatta acaba ailesi mi yaptırıyor ders vermek için falan dedim. ama alakası dahi yokmuş ne yazıkki. tamda konusu gibiymiş. oyunculuğunun mükemmeliğini bir daha kanıtlamış oldu ryna. ama keşke sonunda kurtulsaydı. çoook üzüldüm sonuna. klişelerden kaçınmışlar doğruda insanı üzmeye değer mi ya?! bir daha bu tarz film izlerken 2 kez düşünücem. üzülmek istemiyorum çünkü.
Tek oyuncu, tek mekân filmlerini her zaman iddialı bulmuşumdur. Öyle ki; bu kadar az malzemeyle seyirciyi tatmin etmek zordur. Filme bu açıdan yöneldiğimizde, zoru başarmış gözüyle bakılabilir. Elbette filmin duraksadığı yerler oldu fakat kimi zaman da kendimi kaptırmış vaziyette buldum. Git gide oksijenim azalıyormuş hissine kapıldığım da oldu. Filmin kendine has bir sürükleyiciliği olduğu inkâr edilemez. Ryan Reynolds filmin tek oyuncusu olarak tüm yükü sırtında taşıyor. Başarılı bir performans sergilemiş fakat zorlayıcı bir rol olduğunu düşünmüyorum. Senaryo açısından pek fazla şaşırmayı beklemeyin. Şahsen yüzeysel olarak beklediğim şekilde ilerledi. Bu demek değildir ki sıkıcı ilerliyor. Hayır, gayet akıcı ilerliyor ve ustaca işlenen “umut” temasıyla sık sık meraklandırıyor izleyicisini. Tek mekân filmleri ilginizi çekiyorsa Buried bu türün başarılı örneklerindendir. iyi seyirler
NEFES ALAMIYORUM…NEFES ALAMIYORUM ( DÜŞÜNCESİ BİLE KÖTÜ
Tek mekan çekimli filmlerin zorluluğu tartışılmaz, izleyiciyi filme adapte etmek kolay değildir. Buried tüm zorluluklardan kolayca sıyrılmayı başarmış, son derece iyi bir yapım. Bugüne dek, tek mekan konulu fazla film seyretmedim ama 12 Kızgın Adam ilk aklıma gelenlerdendi artık buna Buried’de eklendi. Film ilk dakikasından, son dakikasına kadar, tek mekan, tek oyuncu olmasına rağmen, heyecanını korumayı başarıyor, gerilimi Paul Conroy gibi iliklerinize kadar hissetmeniz mümkün. Umudu çokça yeşertsemde yüreğimde, finali beklediğim gibiydi. Şüphesiz ki ülkeler arası savaşlarda, en büyük zararı masum insanlar ve aileleri gördü, hak etmedikleri bedeller ödediler, ülke’lerin ileri gelenleri, insan hayatından daha çok, siyasi kaygılarını düşündüler, çoğu insanın canı, hayatı, aileleri, düşleri hiçe sayıldı, Paul Conroy’da hak etmediği bedeli ödeyen masum insanlardan sadece biri, hayali bir kurgu olsa dahi, savaşın boyutu, insanlar üzerindeki etkisine iyi bir gönderme yapıyor….Bir tabutta canlı canlı gömülmenin düşüncesi bile beni tırsıtırken, yaşamanın verdiği ağırlığı kaldıramayacağıma eminim, Paul Conroy’un çaresiz hallerini izlerken bile sağlama gerildim….Ryan Reynolds’tan oyunculuk şöleni, bundan ala gerilim mi olur diyorum ben, buyurun izleyin…
Bir fimin tamamı aynı mekanda geçermi ? Birde o mekan bir mezarsa ! Geçirmişler ! Çok mu başarılı olmuş ? Hayır. Kötümüydü ? Hayır. İzlemelimisiniz ? Siz bilirsiniz.
Sinemasal bir devrim.Klostrofobisi olanlar izlememeli bence.Daha önce izlediğiniz hiç bir filme benzemiyor.Aklınızdan hiç çıkmayacak bir deneyim olacak.
Gerilim sinemasinin duayeni hitchcock un ip (the rope) filmi gelmis geçmis en iyi klostrofobik filmdir bana göre.Sinirlarla çevrili bir mekanda çekilen film sikismislik ve nefes darligi hissi veren bu tür filmler bence gerilim sinemasinin en etkilileridir.özellikle ip filminde bir odadayni odanin içinde bir sandiktaki cesedi de oda içinde oda yaratarak klostrofobiyi 2 katina çikarararak daha etkili hale getirmistir. Fakat toprak altinda filmi bu klostrofobiyi vermekle kalmiyor ayni zamanda günümüz dünyasinda paranin insan hayatindan çok daha degerli oldugunu bizleri uyarircasina bir tokat gibi yüzümüze vurarak zavalliligimizi gözler önüne seriyor. Tüm filmin sadece tek kisi ile 1 metreküp bile olmayan bir mekanda geçmesi ve izleyiciyi hiç sikmadan filmin ilerleyisi ve diyaloglarin akiciligini verebilmesi yönetmenin becerisini gözler önüne sermektedir.O 1 metreküp bile olmayan yerde tüm dünyayi yani emperyalizmin acimasizligini ; emperyalizm pençesindeyken bile isgal atindaki ülkenin insanlarinin yasamak için neler yapabilecegini ; vahsi kapitalizmin insan hayatini insan ruhunu hiçe saymasini igrenerek izliyorsunuz.Paul un yardim istemek için yillardir çalisip emek verdigi isyeri ile yaptigi görüsmede ; öldükten sonra ailesinin yasamasini devam ettirecek tek umut kaynagi parayi, tabuttaki bir insana bile baslaniçta yardim edecekmis gibi davranip aslinda tuzak kurarak ; sirket için hiç de önemli olmayan miktarda parayi vermemek için nasilda adilestigini kendinizin ve çocuklarinizin geleceginden korkarak izliyorsunuz. Özellikle son sahnedeki heyecan ve ardindaki sürpriz çok etkileyici idi. Marilyn Monroe nun vahsi kapitalizmin en etkili araçlarindan birisi olan Hollywood için ''Hollywood bir öpücügünüze 10 bin dolar, ruhunuza 5 cent verdikleri yerdir'' sözü ile sadece ve sadece paranin hersey olacagini tüm degerlerin önüne geçecegini ve kapitalizm vahsetinin yakin zamanda tüm dünyayi nasil da pençesi altina alacagini balyozla kafamiza vururcasina özetlemistir.
Başıdan sonuna kadar toprağın altında bir tabutta geçen filmden ne kadar gerilim olur dedim kendi kendime;ama baya baya oluyormuş.İzlerken klostrofobik bir etki bırakabilir,filmi izlerken bazı sahnelerinde odamdaki oksijenin azaldığını hissediyordum.
cortesin önceki işlerinden izlediğim olmamıştı ancak bildiğime göre deneysel filmlerden hoşlanan bir yönetmen.buriedi de bu kategoriye rahatlıkla sokabiliriz zira filmi en iyi tanımlayan kelimeler "tek oyuncu,tek mekan".mekanımız daracık bir tabut ve oyuncumuz da ryan reynolds.öncelikle deneysellikten bahsedeceksek izlediğim en iyilerinden biri değildi buried.eğer bu tarz bir film çekecekseniz kesinlikle senaryonun büyük önemi vardır,diyaloglarda ne bir harf fazla ne bir harf eksik olmalıdır.buried bazen çarpıcı diyaloglar kullanıyorsa da bazen de oldukça yavanlaşabiliyor.ancak bu genel olarak baktığımızda çok da göze çarpan bir sorun değil.filmin en beğendiğim özelliği finale doğru son beş dakika inanılmaz artan temposu.bir film için bu çok önemlidir.salonda izlendiğinde sanırım klostrofobi daha net hissedilecek ve film sizi daha da boğmayı başarabilecektir ancak ev ortamında bu his biraz daha az etkileyici oluyor.genel olarak beğendim ancak çok farklı ve "deneysel" bir film izlemek isteyenlere ilk tavsiyelerimden biri her zaman lars von triernin "dogville"i olur.buried yaratıcı olan,ancak biraz daha sağlam çekilmiş olabilecek bir film.yine de çarpıcı son beş dakikası filmi beğenmenize yetecektir.
Ryan Reynolds oldukça iyiydi.Tek bir oyuncu ve mekan da tabut olunca kulağa çok hoş gelmiyor.Ama film,farklı senaryosu ve gerilimiyle kendini izlettirdi.Yalnız,oksijenin kısıtlı olduğu bir yerde hele bir de cep telefonu ışığı mevcutken,çakmağın bu kadar çok kullanılmasına bir anlam veremedim...7/10
Düsük bütçeyle çekilebilecek, en iyi olmasada iyi bir gerilim filmi. Bu tür filimlere alisik olanlar benimde tahmin ettigim gibi yasli kadinin filmin sonu oldugunu çokda rahat tahmin edebilir. Iyi seyirler.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.