Köpeklerin Günü
Ortalama puan
4,2
420 Puanlama

72 Kullanıcı yorumları

5
15 Eleştiri
4
36 Eleştiri
3
10 Eleştiri
2
8 Eleştiri
1
3 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Kadirtorun
Kadirtorun

Takipçi 8 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
13 Aralık 2025 tarihinde eklendi
Al Pacino'yu o her zamanki tiplemelerinden biraz daha farklı bir tiplemede görmek güzeldi. Film akıcı hızlı başlıyor ama sonlara doğru giderken artık film gereksiz uzuyor gibi hissettim. Onun dışında genel olarak güzel bir film ama muhtemelen Al Pacino olmasa ne ben bu puanı verirdim ne diğer insanlar.
Muhammed aydın
Muhammed aydın

43 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
20 Eylül 2025 tarihinde eklendi
Gerçekten harika bir filmdi konuyuda ilerleyişide kessinlikle harikaydı sonları daha iyi olabilirdi ama yılına görede ilerleyiş şeklide süperdi sonda bir terk köşe yaşansaydı tam puan verirdim ama cidden harikaydı ve kaliteside tam yerindeydi, biraz daha iyi bir sonuç elde edebilirdi ama kessinlikle izlenir.
Muhammed Dalpalta
Muhammed Dalpalta

Takipçi 23 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
25 Haziran 2021 tarihinde eklendi
spoiler: Filmin cesur ve doğal olması günümüzde hala iyi anılmasını sağlamış bana göre. 1975 yılında, henüz LGBTİ haklarının gündemde olmadığı, eşcinsel bireylerin yönelim yerine hastalık kelimesiyle tanımlandığı bir çağda bu filmin çekilmesi tam bir cesaret örneği. Amerikan halkının zihnine bir trajedi olan kazınmış olan Vietnam Savaşında çarpışmış bir askerin eşcinselliğini sinemaya aktarmak bariz şekilde risk almaktır. Dönemin hassasiyetleri çerçevesinde -her ne kadar gerçek bir olaydan esinlenilmişse de- bu anlatı beraberinde tepkiyi de getirebilir. Zaten bu durumu Godfather filminden tanıdığımız John Cazale'nin canlandırdığı karakter üzerinden anlatmaktadır. Bu karakter soyguncu olarak anılmaktan çekinmezken haber bültenlerinin 'banka soyan iki eşcinsel' ibaresine çok bozulmuştur. Toplum gözünde ‘öcü’ olan cinsiyet kavramları filmde sık sık görülür. Filmin doğallığı ise gerçek mekânda çekilmesi, diyalogların ve senaryonun büyük ölçüde doğaçlama ile ilerlemesinden kaynaklanır. Bu sayede filmi izlerken olayın gerçekliğinden kopuş bir an olsun yaşanmaz. Film, başlangıcından kapanış sahnesine kadar Al Pacino'nun muhteşem oyunculuğunun da katkısıyla ana karakteri bize insani ve kısmen haklı gösterebilmiştir. Oysaki anlatılan kişi bir banka soyguncusudur. Fakat bu suçlunun hem siyah hem de beyaz yüzü gayet ortada olduğundan seyirci karakter ile empati kurabilir. Diğer oyuncular da ele aldıkları karakterleri kendi üslupları ile iyi yoğurmuş ve doğal bir şekilde yansıtabilmiştir. Filmde bu sebeple karakter tasarımı bakımından çapak yoktur. Ana karakterin filmin başında soygun niyetiyle girdiği bankada hata üzerine hata yapması filmi gerçekçi kılmıştır. Hollywood filmlerinde sık sık gördüğümüz kusursuz soygun sahneleri yerine eli ayağı birbirine dolaşan, son anda suç işlemekten kaçan karakterler görmek daha güzel bana kalırsa. Filmin devamında da astım hastası güvenlik görevlisi daha fazla acı çekmesin diye polise teslim edilmesi, rehineler için yemek sipariş etmesi, onlarla adeta arkadaş olması da suç temalı bir filmde eşine az rastlanır sahnelerdir. Tabii ki bunlar karakterin ‘iyiliğinin’ altını çizen hususlar olsa da filmin genel akışı içerisinde çok güzel yedirilmiş kısımlardır. Filmin politik ve sosyo-ekonomik alt metni de birden fazla konuya temas eder. Al Pacino'nun hayat verdiği Sonny karakterinin para saçarak onu izleyenleri galeyana getirmesi dönemin ekonomisine küçük bir ışık tutar. Yoksulluk ile boğuşan halkın sisteme karşı çıkan aykırı kişilere olan bağlılığını da bu sahnede görürüz. Moretti karakterinin Attika Olayı'nın tekrar yaşanmaması için hem emri altındaki polisi hem de Sonny'i sakinleştirmeye çalışması da iyi polisin nasıl olması gerektiğine dair bir portre çizer. Bu durum iki tarafın kesin çizgilerle ayrışmadığını, iyinin ve kötünün bağlama göre öne çıktığını gösterir bana göre. Sylvia (Penelope Allen) ve Mulvaney (Sully Boyar) üzerinden ise suçlu konumuna itilmiş bir insanla iletişim kurmanın nasıl olacağını, ayrıca arkadaşlarını korumanın önemini anlatır. Filmin ilerleyen kısımlarında Sonny ile rehinelerin kırk yıllık arkadaş gibi sohbet edip vakit geçirmesi de suç işlemek zorunda bırakılan kişi ile kurbanların aynı kazanda piştiği, suçun sorumlusunun düzen olduğunu düşündürür. Bu gibi örnekler filmde sık sık görüldüğünden izlenmesi ve üzerine okumalar yapılması gereken bir film olmuştur.
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.435 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
3 Mayıs 2021 tarihinde eklendi
Senaryosunu, P. F. Kluge’ın LIFE Dergisinde 22 Eylül 1972 tarihinde yayınlanan, 22 Ağustos 1972 tarihinde Brooklyn’de gerçekleştirilen bir banka soygununu anlattığı "The Boys in the Bank" isimli makalesinden esinlenerek Frank Pierson’un yazdığı “Dog Day Afternoon”, Sidney Lumet’in yönetmen koltuğunda oturduğu bir drama…

Prömiyeri, 19 Eylül 1975’de San Sebastián Film Festivalinde (İspanya) yapılan ve 21 Eylül 1975 tarihinde Amerika’da vizyona giren filmin, 8.0/10 (238.165 oy) ve 4.2/5 (100.000 üzeri oy) olan IMDB ve Rotten Tomatoes izleyici puanı ortalamalarıyla 8.6/10 (47 yorum) ve 86/100 (15 yorum) olan Rotten Tomatoes ve ”Mutlaka İzlenmeli” etiketine de sahip olan Metacritic yorum ortalamaları oldukça etkileyici…

Ama biz yine de 1,8 milyon dolar gibi oldukça mütevazı bir bütçeyle çekilen ve 50 milyon dolar gibi o yıllar için oldukça iyi sayılabilecek bir hasılat rakamına ulaşmış olan bu filmi, her zamanki gibi önceliği oyuncu kadrosuna vermek suretiyle bizzat kendimiz mercek altına alarak inceleyecek ardından da puanlamaya çalışacağız…

Bunun için de 6 kategoride Academy, 7 kategoride Golden Globes ve 6 kategoride de BAFTA ödüllerine aday olan ve bunlardan da (1 Academy ve 2 BAFTA olmak üzere) yalnızca üçünü kazanan filmin ayrıntılı incelemesine geçmeden önce filme ilişkin ilk tespitimizi, sonrasında da naçizane ilk önerimizi paylaşalım istiyoruz…

Bu bağlamda da işe; karşımızdakinin, 2009 yılında ABD Kongre Kütüphanesi tarafından “kültürel, tarihsel veya estetik (değerler) açısından önemli” kabul edilerek National Film Registry tarafından koruma altına alınan Amerikan “neo – noir” tarzının önde gelen filmlerden biri olduğunu söyleyerek başlayabiliriz…

Zira seversiniz veya sevmezsiniz, şunun şurasında topu topu 500 yıllık bir tarihi geçmişleri olmasına rağmen Amerikalılar, sonraki nesillere bırakacakları bir miras olarak geçmişlerindeki bütün önemli eserleri koruma altına almışlar ve almaya da devam ediyorlar…

Doğrusunu isterseniz bizde, 1950'li ve 1980'li yıllar arasında çekilen kaç yerli film, ülkemiz Kültür Bakanlıkları tarafından ehil ellere restore ettirilerek koruma altına alınmıştır çok merak ediyoruz…

Ki, sinema kariyeri 1919 yılında “Samson” ile başlamış olan Muhsin Ertuğrul’un filmografisine hiç girmiyoruz bile…

Kültür ve sanat mirasımızın akıbetine dair bu küçük serzenişten sonra filmin kendisine gelecek olursak…

“Dog Day Afternoon” un 1972 yılında yaşanmış gerçek bir olaydan esinlenilen ve ağırlıklı olarak da kapalı tek mekânda çekilen bir dönem filmi olması nedeniyle, bugün bile bundan daha iyisinin yapılamayacağını 1973 yılında yaşanan bir başka banka soygununun hikâyesini anlatan “Stockholm” (2018) filmi vesilesi ile yakınlarda görmüştük de zaten…

Şöyle ki, “Stockholm” (2018) de de filmi izlenilir kılan asıl husus, hikâyesi kadar oyuncuların performansı ile dönemi doğru yansıtan kostüm, makyaj, dekor vs. gibi tasarımlardı…

“Dog Day Afternoon” da özellikle de kostüm, makyaj, dekor vs. gibi detaylarda Sidney Lumet ve ekibi, Robert Budreau ile ekibinden çok daha şanslıydılar…

Çünkü onlar, 1972 yılında yaşanmış bir olayı neredeyse sıcağı sıcağına 1975 yılında beyaz perdeye uyarlamışlardı…

Böylelikle de iç mekân çekimleri için bir deponun banka biçiminde dekore edilmesinin dışında filmde kullanılan polis otolarından kablolu masa telefonlarına, oyuncuların kılık kıyafetlerinden saç kesimlerine kadar hiçbir şey için özel bir arşiv çalışması yapılmasına gerek kalmamıştı…

Gördüğümüz kadarıyla, filmin oyuncu kadrosu içinde o günden bugüne sinemadaki yoluna aynı hızla devam eden iki önemli isim var: Al Pacino ve Lance Henriksen…

Filmde, (18 yaşındaki) Sal karakterini canlandıran (39 yaşındaki) John Cazale, yakalandığı kanser illetinden kurtulamayarak 1978 yılında hayatını kaybettiği için onu, üçü “The Godfather Trilogy / Baba Üçlemesi” olmak üzere oyunculuk kariyeri boyunca birbirinden değerli 6 sinema filminde izleyebildik ne yazık ki...

Eğer hayatta kalmış olsaydı, Philip Seymour Hoffman, Steve Buscemi, Sam Rockwell ve Michael Fassbender gibi önemli isimlere de ilham kaynağı olduğu söylenilen Cazale’nin çok daha farklı performanslarına da tanık olabilirdik…

Belki, yine klasik bir laf olacak ama diğer yorumlarımızda olduğu gibi yaptığımız açıklamalar sonrasında meraka kapılarak filmi izlemeye karar vereceklerin ağzının tadını kaçırmış olmamak adına “spoiler vermeden” yazılmayanları yazmaya, anlatılmayanları anlatmaya, söylenilmeyenleri söylemeye çalıştığımız bu satırlar filme ilişkin ilk tespitimiz olsun…

İlk önerimize gelince:

O hakkımızı da bu kez; nitelikli film izlemeyi alışkanlık haline getirmiş olan sinemasever dostlarımıza, “The King of Comedy” (1982) filminin yorumunda yazdıklarımızın bir kısmını tekrarlamış olmak pahasına, “Hollywood stüdyolarının Marvel evrenine sıkışıp kaldığı günümüzde Amerikan sinemasının bu türden klasikleşmiş filmlerini de izleme listelerinizden eksik etmeyin” diye seslenerek kullanmak isteriz…

Sonuç olarak, her ne kadar Al Pacino’nun “Sonny” olarak canlandırdığı gerçek adı John Wojtowicz olan banka soyguncusu, 1975 yılında “The New York Times”a gönderdiği bir mektupta filmde anlatıların “sadece %30’u doğru” biçiminde bir iddiada bulunmuş olsa da kendi değerlendirme sistemimiz içinde puan olarak 4 verdiğimiz bu film için önerimiz de aradan geçen bunca zamana rağmen eğer halen izlemediyseniz bu arşivlik Sidney Lumet filmine “mutlaka bir şans da siz verin” şeklinde olacak…

Keyifli seyirler…
rudeonerudeone
rudeonerudeone

Takipçi 1.698 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
25 Ekim 2016 tarihinde eklendi
Bir başyapıt. Yönetmenlik, oyunculuk ve senaryo şaheseri. Al Pacino'yu Al Pacino yapan filmlerden. Bakmayın son yıllarda hem o hem de Robert De Niro'nun kalitesiz aksiyon veya komedi filmlerinde rol aldığına, onlar çağımızın ve sinema tarihinin en büyük oyuncularından oldukları işte bu 70'li 80'li yıllarda kanıtladı zaten, pek çok defa hem de. Tek başına sürüklüyor yine bu filmi de. Şimdiye dek pek çok banka soygunu filmi izledik, ancak tüm izlediklerinizi unutun, bu bambaşka bir soygun. O kadar sürükleyici ki, gerçekte ne yaşandığını, karakterlerin akıbetinin ne olduğunu araştırıp öğrenmemek için zor tuttum kendimi. Bir sinema şöleni. Çok fazla şey söylemeye gerek yok, kesinlikle izlenmesi gerekiyor.
eMünazyr
eMünazyr

24 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
15 Ocak 2011 tarihinde eklendi
10/7

Diyaloglardaki gariplikler gözden kaçmıyor, sanırım metin yazarı biraz problemliymiş.

Kotlu, kumaş pantolonlu, Eşofmanlı v.s. birçok kişinin polis ve her önüne gelenin eline silah aldığı bir film.

Al Pacino ismi yeterli oluyor, inanılmaz bir oynuculuk, eminim bugün kaliteli oyunculuklar izleyebiliyorsak bunun en büyük sağlayıcılarından biridir..

Benzer bir film için bakınız: "John Q" (Denzel Washington)
-alp-
-alp-

Takipçi 195 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
2 Ağustos 2010 tarihinde eklendi
Al Pacinonun en iyi oyunculuklarından birine rastladığımız Dog Day Afternoon, sadece bunun için bile başyapıt sayılabilecek nitelikte.. Seyircisine ilk andan itibaren, vietnam savaşının izleri, cinsel özgürlükler, polis zorbalıkları gibi dertlerini başarıyla anlatan yapıt, kesinlikle görülmeyi hakkediyor...
Jet-Li-2
Jet-Li-2

Takipçi 89 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
22 Temmuz 2010 tarihinde eklendi
Abartısı olamayan ama Al Pacinosu olan bi film!
sasili
sasili

Takipçi 162 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
4 Şubat 2010 tarihinde eklendi
filmi izlerken başlarda çok sıkıldığımı rahatlıkla ifade edebilirim ama gittikçe saran bir oyküsü ve derin sessizlik yaşamanıza neden olacak bir sonu var. 10/8
sinema
1 ziyaretçi
4,0
3 Şubat 2010 tarihinde eklendi
İzlenebilecek sıradışı bir yapım. Ama biraz işleyişte sorun var gibi geldi. Anlamlandıramadığım. Eksik değil aslında. Ama daha da iyi olabilirmiş gibi bir düşünce.
savascetinkaya55
savascetinkaya55

21 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
20 Ekim 2009 tarihinde eklendi
Al Pacinoyla oyunculuk dersleri..mükemmel oyunculuk..filme gelince tek mekan ama hiç sıkılmadan izlettiriyor..8/10
alba42
alba42

Takipçi 333 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
17 Temmuz 2009 tarihinde eklendi
Film hep aynı mekanda geçmesine rağmen hiç ama hiç sıkılmadım.Bunda en büyük etken Al pacino ve rol arkadaşında.İkiside döktürmüş.Filmde mükemmel
dolunay946
dolunay946

Takipçi 106 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
13 Mayıs 2009 tarihinde eklendi
filmi bu kadar büyük yapan al pacino isminin geçmesi kesinlikle bana göre...neredeyse 30 yıl önce çekilmiş bir film,şimdiki soygun filmlerini düşününce tabiki basit bi yapısı war ama 30 yıl öncesini göz önünde bulundurduğumuzda hiç de hafife alınmayacak bir yapım.filmin yaşanmış bir olaydan esinlenilerek çekilmiş olması ayrı bir artı.john cazalein yüz ifadesi filmin her anına nakış gibi işlenmiş...hani kelimeler yetmez,görüp hissetmeniz gerekir ya bu da onun gibi bişey işte.filmin dram kısmını yaşamak için cazalei izlemek we al pacinonun gözlerine bakmak yeterli...performansları gerçekten başarılı buldum,izleyiciye soygunun streside,espriside,dramıda,çaresizliğide...fazlasıyla werilmiş...10/8
beck31
beck31

Takipçi 1.383 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
12 Kasım 2008 tarihinde eklendi
soygun filmlerinin en iyilerinden. pek çok takipçisine örnek olmuş olan film al pacinonun muhteşem oyunculuğu ile dikkat çekiyor. bu tarz filmleri sevenler kesinlikle kaçırmamalı.
r0ckn-r0ll
r0ckn-r0ll

34 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
27 Temmuz 2008 tarihinde eklendi
Kurgu çok iyiydi fakat gereğinden fazla uzun ve sıkılabiliyorsunuz ama Al Pacino mükemmel bir oyunculuk sergilemiş ve senaryo ne kadar gerçekse oyunculukta o kadar gerçek gibiydi yine sadece onun için izlemeye deyecek bir film ama izlemezseniz çok ta bişey kaybettiniz diyemiyecem
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler