"9,2 IMDb puanı, 3 Oscar ödülü, muhteşem serinin ilk filmi, olağanüstü bir senaryo, akıl almaz oyunculuklar, tarihe geçmiş muzikler, replik ve karakterler... The Godfather, Vito Corleone ile gerçek mafya babalarına bile ilham kaynağı olmuş bir filmdir. Filmi 3 ay önce izledim ve izlemeden önce film hakkında pek çok önyargım bulunuyordu. Ancak yüksek IMDb puanı, eleştirmenlerce tarihin en iyi filmi olarak gösterilmesi ve elde ettiğim bir kaç bilgi sayesinde filmi izlemeye karar verip izledim. Açılış sahnesi bana göre sinema tarihinin en başarılı açılış sahnesi olmakla birlikte Vito Corleone karakteri bana kalırsa bu sahneyle birlikte efsaneler arasına girdi. Hele ki o doğaçlama yapılarak kedinin son anda senaryoya dahil edilmesi de bambaşka bir lezzet katıyor bu enfes filme. Genellikle mafya filmleri fazlasıyla ilgimi çekmezdi, fakat bu filmi izledikten sonra sempatim arttı bu tür filmlere. Marlon Brando o zamanlar o kadar popüler bir oyuncuymuş ki; Luca Brasi rolündeki Lenny Montana Marlon Brando ile çalışırken öyle heyecanlanır ki repliklerini unutur. Yönetmen Coppola da bu heyecanı çok doğal bulduğundan çekime müdahale etmez. Unutulan replikleri dublajla tamamlatır. Marlon Brando, bulldog gibi görünmek için deneme çekimlerinde ağzına pamuk takmıştır ve bu beğenildiğinden, Don Corleone karakterini daha karizmatik kıldığından Brando dişçisine ağızlık taktırmıştır. Al Paçino'nun da filmde olağanüstü bir performansı vardır ve filmin büyük bir kısmında kendisi rol almıştır. Coppola çekimlere öyle dikkat etmiştir ki, Sonny'nin Carlo'yu dövdüğü sahnenin çekimleri toplam 4 günde tamamlanmıştır. Film bir çok ödül kazanmış, Marlon Brando ve Al Paçino'nun oyunculukları takdir edilmiştir. Vito Corleone karakterinin dilinden düşen her kelime, sinema tarihine geçecek replikleri oluşturuyordu. Bu karakter o kadar karizmatik bir karakterdi ki, yüzünü kaşıma şekli bile olay olmuş ve bir çok mafya babasının bu şekilde davranmasına neden olmuştu. İlk filmin çekimi tamamlanmadan beklentiler o kadar yüksekmiş ki ikinci filmin planları yapılıyormuş. Filmle ilgili ilginç bilgilerden bir tanesi de; Genç Sylvester Stallone, Carlo Rizzi rolü için seçmelere katılmış ama reddedilmiştir. Bunun gibi birçok filme kabul edilmeyen İtalyan asıllı aktör kendi senaryolarını yazmaya başlamış, Rocky filmiyle dünya çapında ün kazanmıştır. Al Pacino canlandırdığı Michael Corleone karakteriyle 35 bin dolar kazanmış, serinin devam filminde ise ücretini 600 bin dolara çıkarmıştır. The Godfather bereketli bir film olmuştur çünkü pek çok ödül, pek çok adaylık ve gelecek filmlere ilham kaynağı olmuştur. Filmde ki karakterler ve replikler o kadar çok seviliyormuş ki, CIA kayıtlarına göre gerçek mafya babaları Don Corleone gibi davranıp, Don Corleone'nin repliklerini kullanırmış. "Ona reddedemeyeceği bir teklifte bulunacağım" repliği gibi. Kült at kafası sahnesinin provalarında maket, çekimlerinde ise civardaki köpek yemi fabrikasından gerçek at kafası alınıp kullanılmıştır. Sahne gerçekçi olsun diye John Marley'e haber verilmemiş, aktör de gerçekten çığlık atmıştır. Bu yüzden film zamanında hayvanseverler tarafından protesto edilmiştir. Ne ilginçtir ki The Godfather 2 filminde Vito Corleone'yi canlandırmasıyla en iyi oyunculuk performanslarından birisini sergileyen Robert De Niro, Sonny Corleone rolü için seçmelere katılmış ancak kabul edilmemiştir. Filmde Michael zeki, soğukkanlı ve tedbirli olmasıyla bilinirken diğer kardeşleri Sonny fevri, Fredo saf, Hagen ise bilgili ve tecrübe sahibidir. Sonny'nin fevriliği, Fredo'nun saflığı izleyenlerin bildiği gibi çok büyük belalar açmıştır başlarına. Ancak Hagen, Michael ile birlikte ailenin varislerinden birisi olmuş ve Michael'ın en güvendiği kişi konumuna girmiştir. Başarı üstüne başarı kazanan bu tarihi filmin ikinci filmi bir çok ünlü sitelerce tarihin en iyi devam filmi olarak kabul edilmektedir. Ayrıca filmin bir sahnesi vardır ki, meşhur "vaftiz cinayetleri" olarak bilinir ve gerilimin bu derece arttığını daha önce hiç bir filmde görmedim korku filmleri de dahil. Son sahnesi ise, ikinci filmin olacağının sinyalini veriyor gibiydi. Gelecek nesilin tek dert ve amacı gişe hasılatı olan filmlere kafa yoracağı ve böyle bir filmden kendini mahrum edeceği acı bir gerçek olsa da, bu filmin bize bir miras olarak kaldığı ve bu mirası yaymamız gerektiği de mutluluk verici bir gerçek. Bu film aslında bir aile dramıdır, çünkü konu Vito Corleone ve herşeyden çok önem verdiği "aile kavramı"dır. Bence filmde Don Corleone'nin karısına biraz daha fazla yer verilebilirdi, çünkü nede olsa bu ailenin oluşmasını sağlayan ve Don Corleone'nin en zor günlerinde yanında olan kişiydi kendisi. Ancak bu boşluğun yeri Michael ve Kay aşkıyla dolduruldu diyebilirim, fakat Apollonia gerçeği de var. Film her yönüyle seyirciyi sanki film değilde gerçek bir hikayeyi izliyormuş gibi etkiliyor."