En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
rudeonerudeone
Takipçi
1.698 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
14 Mayıs 2015 tarihinde eklendi
Edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden biri olarak görülür her zaman Orwell'ın "1984"ü. Öyle ki, bahsettikleri ile yaratmış olduğu etkinin yanı sıra, günümüzde de kullanmaya devam ettiğimiz bazı kavramlar, bazı kelimeler dahi katmıştır haznelere. Kitabın yarattığı etkiyi bazı bölümlerde, özellikle finale doğru seyirciye aktarabildiğini gözlemledim. John Hurt'ün, yine özellikle finale doğru, büyük performanslar vermesi, filmin ruhuna birebir hizmet ediyor. Aslında bu derece etkili bir eseri sinemasal anlamda değil de, içeriği hakkında tartışmak, konuşmak, değerlendirmek geliyor insanın içinden daha çok.
kanımca kötü bir kitap uyarlaması. bir uyarlamanın başarı ölçüsü kendi kendine ayakta durabilmesine bakar. ve bence filmin bunu tek başına yapabilmesi çok zor. sadece konunun, kurgunun eksikliklerinden ya da örtüşmeyen yerlerinden bahsetmiyorum. "2 minutes hate" sahnelerindeki duygu eksikliğinden tutun da winston smith'in tam olarak ne düşündüğü, partiye ya da geçmişe dair ne hissettiği filmde o kadar sönük ki film boyunca protagonistimizin ne amacı, ne duyguları, ne de içinde bulunduğu dünya belirsiz. en basit örneğiyle "i love you"larının gittiği yerler bile muamma. bu filmde kurgu bütünlüğünden çok bir duygu bütünlüğü eksikliği var bana kalırsa. winston'ın hissettikleri ve iç dünyasındaki çırpınmalar zerre kadar izleyiciye geçmiyor. ayrıca kitapta george orwell'in öne çıkardığı highlightlar da bu filmde yok. julia'yla son karşılaşmaları, rüyalarındaki altın ülke teması, buharlaşmalar, proleterlerin dünyası, tarihin çarptırılması ve geçmişe duyulan özlem çok silik kalmış. daha çok özel hayat ihtiyacı ve savaş psikolojisi üzerinde durmuş film, açılamamış daha fazla. kısacası büyük bir hayal kırıklığı yarattı film bende. postmodern edebiyatın bu başyapıtını okumayanlar için pek bir şey ifade etmeyen bir deneme.
George Orwell'in romanından uyarlanan yapım tam romanın adı olan yıl çekilmesi güzel olmuş. Filmdeki dünya gerçekten de korkutucu. Bir anlığına öyle bir dünyanın içinde yaşadığımı hissettiğimde şu anki dünyanın ne kadar güzel bir yer olduğunu bir kez daha anlıyorum. O dünyada; tele-ekranlar vasıtasıyla izleniyorsunuz, ayrıca ne zaman ekran başına gelecekleri bilinmiyor. Sizi istemedikleri bir anda da yakalayabilirler. Düşünce suçu diye bir şey var. Eğer istemedikleri bir şeyi düşündüğünüzde sizi hapse atabiliyorlar. Gerçekten de korkunç bir yer. Dünya 3 ülkeye ayrılmış. Biz filmde Okyanusya'yı izliyoruz. Winston Smith dış partide çalışan biridir. Gazete haberlerini değiştirerek partinin isteklerine göre düzenler. Bir gün partinin yalan söylediğine ait kanıtlar bulunca bu sistemi sorgulamaya başlar. Bir kıza aşık olur. Onunla defalarca cinsel ilişkiye girer ki parti için bu da suçtur. Cinsel ilişkiyi azaltarak yapay insanlar oluşturmayı hedefliyorlardır. Smith ve Julia, gizli bir kamera vasıtasıyla yakalanırlar. Polis ikisini de alır. Smith'e işkenceler yaparlar. Başında olan kişi O'Brien'dir. Onun partiye itaat etmesine çalışıyorlardır. Uzun ığraştan sonra başarırlar. Smith her şeyin başı olduğu söylenen Big Brother'ı sevdiğini söyler ve sisteme boyun eğmiş bir şekilde film biter. Orwell bu romanı 1940'larda yazdı. Romana 1984 adını verdi ama o yıldan 35 yıl geçmesine rağmen böyle bir dünya şu anlık yok. Ama bu olmayacağı anlamına gelmiyor. İnsanın bitmek bilmeyen hırsı dünyayı böyle bir bataklığın içine çekebilir. Senaryo açısından iyi olsa da diğer yanları hiç iyi değildi. Filmin seyir zevki neredeyse hiç yoktu. Çok donuk bir filmdi. Bu filmin öyle olması daha iyi olabilir ama yine de sürükleyici bir yapı olması lazımdı. Oyunculuklar için diyecek bir şeyim yok. Başrolde oynayan oyuncu özellikle iyi bir performans sergilemiş. Kurgusu da fazla iyi değildi. Sahne geçişleri iyi yapılmamış. Filmin hafiften gizemli bir yapısı vardı ama böyle bir senaryoda daha gizemli ve etkileyici bir yapı oluşturabilirlerdi bence. 1984, gelecek için distopik bir dünya oluşturan, her türlü özgürlük hakkının kısıtlandığı, her şeyin bir parti ve Big Brother için yapıldığı sistemi gözler öne süren sinematik açıdan pek beğenmediğim bir yapım oldu. Filme verdiğim puan= 6,2
kitabını da okuduğum gerçek bir siyasl eleştiri de getirmiş olan film...maalesef hiçbir zaman böyle birşey olamaz dedirtemeyecek kadar ciddi bir korku ütopyası örneği.yazarın diğer kitaplarını da okumanızı tavsiye ederim...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.