Gelin!
Ortalama puan
3,1
7 Puanlama

4 Kullanıcı yorumları

5
1 Eleştiri
4
0 Eleştiri
3
2 Eleştiri
2
0 Eleştiri
1
1 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.421 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
16 Nisan 2026 tarihinde eklendi
Senaryosunu da...

Kapsamlı bir yorumunu, yine bu mecrada paylaştığımız ilk filmi "The Lost Daughter"da da (2021), kendisinden pek de umulmadık bir şekilde...

Sıra dışı nitelikteki bir performans sergileyen, "yeni ve zorlu bir nesil" olarak tanımladığımız sinemacılardan Maggie Gyllenhaal'ın...

***

Yine kaleme almasına ilaveten yönetmen koltuğunda da oturmak da olduğu "Bride!"; gerilim dozunun giderek arttığı...

Ve...

Kısmen "kara mizaha da (dark comedy)" yelken açan, romantik bir drama olarak geliyor karşımıza...

***

Gelin isterseniz...

80 milyon dolarlık bir bütçeyle çekilerek...

İşlediği mevzu itibarıyla, alışıldık klişelerin fazlasıyla ötesine geçilerek, yerleşik ezberlerin yerle yeksan edilmesi sebebiyle, sıradan sinema izleyicisinin hışmına uğrayarak...

Brüt 23,4 milyon dolarlık bir hasılat rakamıyla, umarsızca gişeye çakılıp kalan bu filme...

Biraz daha yakından bakalım...

***

1818 yılında "Frankenstein; or, The Modern Prometheus" isimli romanı yazan Mary Shelley (Jessie Buckley)...

Henüz 53 yaşındayken, beyin kanserinden öldüğünde...

Korku ve aşk temalarını, aynı anda kapsayan...

Anlatacak bir şeylerinin daha bulunduğundan söz ederek...

***

Konuyu birden...

Yeni hikayesinin merkezinde olmasının yanı sıra...

Ruhunu ele geçirerek kontrolden çıkmasını sağlayacağı...

Namı diğer "Gelin" karakteri Ida'ya (Jessie Buckley) getirir...

***

Ki bu çerçevede de...

Mafyatik arkadaşlarıyla birlik de...

Bir restoranda yiyip içip eğlenirlerken...

Birden değişen tavırlarıyla, işin tadını ziyadesiyle kaçırarak...

Başta da söz konusu mafya grubunun lideri Lupino (Zlatko Burić) olmak üzere etraftaki, hemen herkesi rahatsız eden aynı Ida...

***

Lupino'nun talimatıyla...

Adamları, James (Matthew Maher) ve Clyde (John Magaro) tarafından restorandan çıkartılarak...

Sakinleştirilmeye çalışılırken...

Dengesini kaybederek, binanın merdivenlerinden aşağıya düşer...

***

Ve...

Böylelikle de...

Hayatını kaybeder...

***

Aynı esnada...

Yani, 1936 yılının Chicago şehrinin bir başka köşesinde...

Yaklaşık yüz küsur sene önce, Ingolstadt, Bavyera'da Dr. Frankenstein'ın yarattığı canavar olarak bilinen Frank (Christian Bale)...

Dr. Cornelia Euphronious'un (Annette Bening) ziyaretine gider...

***

Zira...

Artık yalnızlıktan iyice sıkılan...

Bu nedenle de, eş olarak edinebileceği bir kadınla ilişki yaşamak isteyen Frank...

Bu konuda, Dr. Euphronious'un yardımını arzulamak da...

***

Hal böyle olunca da...

Enstitüde, konuk olarak kaldığı süre boyunca...

Zamanını, (yönetmen ve senarist Maggie Gyllenhaal'in erkek kardeşi Jake Gyllenhaal'in canlandırdığı) film yıldızı Ronnie Reed'in dans dolu maceralarını konu alan romantik komediler izleyerek geçirmek yerine...

Doktoru güçlükle ikna eden Frank...

Onunla beraber, kazdıkları bir mezardan çıkarttıkları Ida'nın cesedini...

Canlandırma ameliyesi amacıyla, doktorun asistanı Greta'nın (Jeannie Berlin) şaşkın bakışları arasında enstitüye getirirler...

***

Derken...

Çok geçmez ve başarılı bir operasyonun neticesinde...

Geçmişine dair hiçbir şeyi anımsamayan Ida...

Frank'in Gelin'i olarak yeniden dünyaya getirilir...

***

Ancak...

Geleneksel üslubumuz gereği...

"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...

Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...

Burada noktalarız...

Dakika 36...

***

Konuya...

Aynen polisçe aranan, elleri silahlı "Bonnie ve Clyde" (1967) çifti misali Frank ile Gelin'in de peşlerine düşen dedektif Jake Wiles (Peter Sarsgaard) ile dedektif Myrna Malloy'un da (Penélope Cruz) dahil olacakları...

***

Ve elbette bu sayede...

Adeta, bir yıldızlar resmi geçidine de dönüşecek filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; ters köşe sürprizleri de bünyesinde barındıran, 90 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...

***

Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...

"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...

Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...

25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...

Keyifli seyirler,
Mert H
Mert H

Takipçi 1.617 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
20 Mart 2026 tarihinde eklendi
Frankenstein’ın gelinini merkezine alıyor ama bunu bildiğimiz hikaye gibi anlatmıyor. Fikir aslında çok tanıdık ama film bunu daha stilize ve farklı bir atmosferle anlatıyor. Renkler, kostümler ve mekânlar çok özenli. Yer yer tiyatral bir havası var ama bu rahatsız etmiyor, aksine filmi daha özel kılıyor. Fakat beni de içine tam alamadığı gibi herkese hitap etmeyebilir. Hikaye akışı çok yavaş ve bazı sahneler gerçekten fazla soyut kalıyor. Ortalama.
Berkay Ş.
Berkay Ş.

1 değerlendirme Takip Et!

1,0
12 Mart 2026 tarihinde eklendi
Genel hatlarıyla sürükleyiciliği düşük bir filmdi. Oyunculuk anlamında güzel işler çıkartılmış olsa da seyirciyi hikayeye sürükleyici bir şekilde bağlayamadıklarını düşünüyorum.
Elçin
Elçin

1 değerlendirme Takip Et!

5,0
12 Mart 2026 tarihinde eklendi
Hayatımda daha derinlikli bir şey daha görmedim, özellikle bir kadın gözü ile izlemenizi tavsiye ederim. Duygusal zekası çok farklı ve içten, harika bir iş!
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler