En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Ceylan Yücel
1 değerlendirme
Takip Et!
5,0
2 Nisan 2025 tarihinde eklendi
Filmi yıllar önce izlemiştim; yüreğimde bıraktığı sızı hala nerde karşılaşsam hatırlatıyor kendini. Garip bir durağanlıkla ilerleyen, insanı içine çeken, aslında Yusuf'un çaresizliğini,sessizliğini, güzel yaşama umuduyla gittiği, uzaklaşınca mutlu olacağını sandığı ama sistemin pençesine düşmesi ile bir ömrün ziyan edilişini; ertelenmiş ,yaşanılacak her şey için zamanının olmaması, ömrünün bir garip ziyan gibi yansıtılması, anlaşılmadığını bildiği ve yine de ölümü için doğduğu yere yani köklerini saldığı yere dönüşünü ve ölümü sukün bir bekleyiş ile anlatan ya da benim öyle yorumladığım ince, etkileyici bir film.
Karadenizli olduğum için şanslı ve mutlu hissettirdi ayrıca gürcüyüm de. Daha güzel yaşayamazdım bir filmi. Sakin ve sevdiğim kalabalıklıktaydı. Film sıkıcı değildi izleyen bir kaç kişi böyle düşünse bile benim için yeterince düşünceli ve yoğun geçti. Bazı güzel kararlar aldım. Bazı güzel anılarımı hatırladım. Yaşadığım çoğrafyanın mükemmelliğini ve çıplaklığını gördüm. Depresip ve zor hareket ettirdiğim vücudumla kalkıp bir şeylerle ilgilenmek istedim bir şeyler yapmak istedim bundan sonra ki zamanda. Planlar yaptım küçük çaplı. Farklı duygular hissettim. Herzaman hissettiğimiz duyguları daha net görüp bunu kağıda dökebildim. Güzel senaryolar yazdım. Güzel resimler çizdim kafamda. Taslaklarını bile çizdim defterime. Bazı farkındalıklar yaşadım aralarda manzaralara dalarken sessizlikle sakinlikle sevişirken.
İzledikten sonra etkisinden kurtulamadığım ve belirli aralıklarla defalarca izlediğim bir film. Başta yönetmeni ve oyuncuların her biri mükemmel bir iş çıkarmış.
hayranlikla izledigim karadenizin büyüleyici doga sahnelerine tipatip uyumlu müzikler öylesine yakismis ki; kendini samimi ve bir o kadar da uzak hissettiren, izlerken kokusunu dahi duyabileceginiz el degmemis bir belgesel gibi. yusuf hapisaneden çikip memleketine geldiginde, yagan yagmurdan korunmak için bir çardagin altindayken, seyirciye o çardagin altina hapsoldu izlenimi vermesi hiç bir zaman tam olarak özgürlügüne kavusamayacaginin da ilk adimlarini gösteriyor yönetmen bize.ve gittigi köyü de Yusuf için hapisaneden farkli degil.fakat aaah ask sen nelere kadirsin.bu özgür hapisanede tam da tutunabilecegi bir dal yakalamisken, düsmeye devam ettigini anladiginda anliyor ancak bu dalin ne kadar kirilgan oldugunu.hepimiz her zaman kendimizi arariz.fakat buldugumuzda bundan o kadar ürkeriz ki, an kolay yoldur artik oradan hizlica uzaklasmak Ve bir yönetmen zekasi ve becerisi.Tek basina iskeleye gittiginde karadenizin o öfkeli dev dalgalarinin korkunç bir yaratikmiscasina iskeleyi ardi ardina dövmesi ve bu sahnenin hemen önünde çaresiz duran Yusuf.müthisbir görsel sölendi diyebilirim. Ve son sahne… Sahnede Yusuf var.kamera yavasça yusufdan ayrilip pencereye dogru yaklasiyor.disarda huzur veren dolu dolu yemyesil bir doga manzarasi.agaçlarin arasinda tam seçemediginiz bellibelirsiz yavas ilerleyen bir hareketlilik var.o an insanin ta derinlerine kadar isleyen, iç burkan ve ayni zamanda da tedirgin eden, sabit tonda ve kesintisiz tulum sesine; kaçinilmaz sonu hatirlatircasina sabit araliklarla eslik eden tek darbelik davul sesleri.ölümün bir müzigi olsa bundan baskasi olamazdi. hem senarist hem yönetmen özcan alperin eline yüregine saglik.ayrica görüntü yönetmenini de yürekten kutlamak gerek.türk sinemasina böyle bir saheser kazandirdiginiz için sizlere minettariz.
Filmi bu hafta sonu dvd izleme fırsatı buldum arada yazılan yorumları okudum benim yorum ise evet filim oldukça durağan ama ama benim film için düşüncelerim ise bir adamın hapiste çektiği acıların bitmesi için yani ölümünü beklemek için köyüne dönmesi ölümü beklereken aşkı tatmak neyse toparlıyamadım konuyu nihayetinde filmi ben beğendim bide onur saylakın ilk sinema filmi olmasına rağmen oldukca başarılı buldum
neden böyle kaliteli filmler yapmıyor bizim türk sineması?? ewet izleyenler biliyor çok ağır ilerliyor... ama müzikleri anlattığı gerçeklere dayalı hikayesi sıradan ama bunu çok kaliteli bir dille atlatmış bi film. hele hele sondaki liman sahnesi ve sonrasında rizemin tulumu ve son... bitirdi beni ya gerçekten bitirdi. 10/10
Bu filim bu puandan çok daha fazlasını hak ediyor.Çünkü şuana kadar bizi gerçek anlamıyla yansıtan ilk ve tek filim olma özelliğini taşıyor.Ve Karadeniz yaylalarının o güzelliği ve etkiliyici yapısı izlenmeye değer.İyişallah bu tür filimlerin (Bizi yansıtan) devamını bekliyoruz...Rizeden slmlar...
Zevkler ve renkler tartışılmaz ama ben bu filmi izlerken huzur buldum. Karadenizin o eşsiz doğası ile bu kadar güzel bir film yapılabilir. Bence 10 üzerinden 10
tek kelimeyle mükemmel. filmi durağan diye beğenmeyenlere yorum yapmak çok güç, bence onlar "ekşın" film izlemeli. film siyaset, kültür ve özellikle insana verdiği umut süper açısından eşsiz bir başyapıt..
Her daim düşlerinin peşinden koşan, sabırsızlık zamanlarının yürekli çocuklarına.Böyle diyordu sanırım film biterken Özcan Alper.Bu film son dönemde izlediklerimin en iyisiydi. Şiir gibi işlenmiş bir konu,Karadenizin eşsiz doğal dokusuyla iç içe geçmiş.Emeği geçen herkese teşekkürler. Yönetmenin ve de Onur Saylak ın bundan sonraki filmlerini sabırsızlıkla bekliyorum.Ayrıca anne rolünü de yöre halkından biri canlandırmış,çok iyiydi doğrusu..Tebrikler..
hayatını yudum yudum tüketen bir adamın hayatını sorgularken bizlere son bir defa selam verdiği başyapıtın adı "sonbahar" gerçekten hayatının son baharını buruk bir şekilde yaşayan bir adamın öyküsü özcan alper in ilk sinema filmi hiçde bir "ilk film" gibi değil kendi türünde yani bağımsız ilk filmler tarzında da oldukça farklı bir film "sonbahar" kendini ispat etme alegoriler kurma izleyicisini derin sosyo-psikolojik tahlilere itme yada kendini bunları yapıyormuşcasına ambalajlamak gibi bir kaygısıda yok film salt personalist bir biçimde öyküsünü anlatıyor bizlere yusuf un tükenişinin sebeblerini ve kendine bile itiraf etmekten sakındığı bazı gerçekleri öylesine yalın ve etkileyici işliyor ki film burada hemen onur saylak ın harika ötesi performansının altını çizmekte fayda var gerçi tüm oyuncular çok başarılı filmde ama saylak çok zor ve kendi içerisinde nevrotik bu karakteri başarılı işlemiş yusufu ciğerlerinden önce onu tüketen başka bir sorun vardır acaba bu yaptıklarının yaşadıklarının amacı neydi? gerçekten amaç mı yoksa arkadaşının söylediği kaderine yazılan bir yazımıydı bu eka nın ona acıyan gözlerle bakarak" hayatının en güzel yıllarını sosyalizm için mi hapiste geçirdin" sorusu işte bu soru filmi özetliyor du bence düşlerinin peşinden koşmanın bedelini ağır ödemişti yusuf ama hala o devrimci ruhundan bir şey yitirmemişti bunu azgın dalgalara korkmadan giderken sigara dumanı altında ki varoş meyhanerle ki orada ki uçarılıkları hiç onaylamayan bakışlarıyla karadenizin o eşşiz manzarasını içine sindirirken hep var o devrimci ruh bir umuttur amaç onun için bu film hakında daha yazılacak çok yazı söylenecek çok söz var ama eka nın dediği gibi yusuf adeta bir raskalnikov adeta kirilov adeta prens mişkin filme byük beklentilerle gittim ve beklentilerimden çok çok fazlasını aldım son üç dört yılda çıkan(buna üç maymun da dahil olmak üzere) en etkileyici türk filmi hatta bu film türk sinemasının hep olmasını arzuladığımız hayal ettiğimiz o noktaya çoktan ulaşmış ve karadenizin eşşiz manzarasında yusufun dağları izlemesi gibi şimdi yerlerde sürünen türk sinemasını recep ivediğin tekrar izleyici rekorları kırdığı türk sinemasını izliyor bulunduğu tepeden
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.