En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Demirtas
Takipçi
888 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
19 Haziran 2009 tarihinde eklendi
Sessiz, suskun, derin ve çok yalın bir film Sonbahar. Karadenizin muhtşem görüntüleri arasında kafanızı ve kendinizi dinlemek istiyorsanız bu filmi izleyin. Filmi kışın izlemenizi öneririm. Sonlara doğru olan iskele ve kızgın dalgalar sahnesine ve finaldeki vedayı dikkatle izleyin. Çok etkileneceksiniz.
Yusuf üniversite yıllarında siyasi olaylara karışması sonucunda ızdıraplı hapishane yılları başlıyor. Hapisten çıkınca memlekete dönüyor ve hayata adaptasyon sürecinde buluyor kendini Yusuf. Filmin siyasi boyutu bir yana, Karadenizin büyülü atmosferi melankolik bir yapıda işlenmiş. Durağan bir film olmasına rağmen etkileyici sayılır.
insanı rahatlatan bir film. durgunluğunu ara sıra karadenizin hırçın iklimi bozuyor ve iyi de yapıyor. bence amaç siyasi bir mesaj falan vermek değil. filmin son müziği de oldukça güzel.
durağan, sade, ama gerçekçi bir film. renkler, çekimler bence çok güzeldi filmde. son sahneyi bağlayış biçimi ayrı güzeldi. başı ve sonu olan filmlerden zevk alanların sevmeyeceği, daha çok kesit anlatan bir film, ama bence izlenesi.
Manzara,mekan ve müzik seçimler son derece kusursuzdu ancak yönetmen filmini fazla serbest bırakmış gibime geldi.Yine de filmi begendim diyebilirim 6.5/10
Fikirlerime antiparalel bir çizgide kurgulanmış bu filmi başarılı bulduğumu söylemesem kendimi kandırmış olacağım.. Film her ne kadar ağır aksak ilerlesede insanı filmde ki Yusuf karakterine karşı empati kurmaya zorluyor. Görsel anlamda harikulade bir film olmuş. Yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi olmasına rağmen gelecek için umut vadediyor. Hayatta hiçbir şey dört dörtlük olmuyor maalesef bunun için bu ülkede her kesimden insan ezildi ve hala hor görülmeye devam ediyor. Gönül isterdiki bunca kıyımlar ve isyanlar olmasaydı. Yazık bunca geçen elem dolu yıllara... İnsanın filmi seyrederken üzüntü duymaması neredeyse imkansız. Ben çok beğendim zaten birçok ödül alması bunun ispatı..Tebrikler
Psikolojiyle ilgilenmiyor ve genelde aksiyon filmlerinden zevk alıyorsanız bu filmden çok sıkılırsınız.Tıpkı uymurta ve Zeynep in sekiz gününde olduğu gibi.Zaten senarist ve yönetmenin de amacı sizi heyecanlandırmak ya da merakta bırakmak değil düşündürmek.Doğu karadenıize hiç gitmedim ama hep merak ettiğim bir yerdir manzaralar harikaydı.Oyunculuklar abartıdan uzak son derece doğaldı.Tek eleştirim keske yabancı konusmaların altına türkçe alt yazı koysalarmış.Çünkü nerdeyse filmin yarısı bu konusmalardan oluşuyor.belki ne konusulduğunu anlamamak filmin bütünlüğünü bozmuyor ama insan yine de bilmek istiyor.
Fena değildi, ödül alabilecek nitelikte belki ama durağan..(genelde durağan, çekim açıları dikkate değer filmler ödül alıyor) filmde en güzel taraf karadeniz-artvin manzaraları..
Fİlm müzikleri bir harika, Filmin durgunluğunu biranda değiştiriyor . Aynı zamanda karadeniz in harika manzarası filmi daha da güzelleştirmiş. Aynı zamanda toplumun kanayan bir yarasını aşklada süsleyeyip anlatan toplumsal-gerçekci bir film.
Bu filme izlemeye gidenler konusunu ne bekliyorlardı bilmiyorum bi aşk filmi bi dram yada vb bir konuyla giderseniz anlaşılmaması çok normal fakat filmin insanın içini okşayan bir senrayosu var,görsellik çok güzeldi,oyuncular başarılıydı ve bence çok güzel bir senaryosu vardı.tabiki kimse beğenmek zorunda değil ama kötülemek zorunda da değil,başarısız denmesi kötü denmesinden daha iyi bbir yorum olur Bence film çok başarılıydı emeği geçen herkese teşekkürler...
Bu tarz filmleri çok severim ama filmi izlerken sanki Nuri Bilge Ceylanın "Uzak" filminin değişik bir versiyonunu izliyor gibiydim.Yine de başarılı buldum.
Ödüllü Türk fimleri beni sıradan Hollywood filmlerinden daha çok cezbettiği için merak ettim ve final sınavımın bitiminde güzel bir etkinlik olur düşüncesiyle arkadaşlarla filmi görmeye gittim.Açıkçası beklentim biraz daha fazla olacak ki;iyi oyunculuk(özellikle başrol oyuncusu Onur Saylak)ve sahnelerin doğallığı dahi benim tatmin olmama yetmedi.Öncelikle bu önemli iki etkenin başarılmış olmasından dolayı filmde emeği geçen herkesi içten kutluyorum ama bir filmde her zaman bir mesajın olması gerektiğine inanırım.Ve malesef bu filmdeki mesajı ya ben göremedim ya da benim düşündüğüm gibi cidden yok.
Öncelikle Türk sinema tarihinin en ust duzey filmlerinden olan "uzak" filmin karadenizde çekilen ve karadeniz insanından motiflerle süslenilmis, belli bir çıkış noktası yakalayıp hiç bir yere götürmemiş senaryosuyla 2. sınıf bir film olmuş. Sosyalizmi konu alacak gibi girip, bir kahraman mı yaratılıyor? sorusunu soranı ters köşeye yatırmış. baş rol oyuncusumu takdir ettim müthiş iş cıkarmıs.
gerçekten filmde ne konu war ne sonuç sözde hayallerinizin peşinden koşun diye bir mesaj amacı var filmin ama filmdeki başrolün bir hayali olduğunu görmedim olaylar o kadar sıradan ve yüzeyselki bu fikmin sıkıcı olamasına yetmiş. film bittikten sonra herkes bir şaşkınlık içindeydi kimse çıkmıyordu salondan acaba yazılardan sonra bişeymi olacak diye ama dediğim gibi filmde hiçbişey yok boşuna zaman kaybı.
Ben filme dün gittim ve konusunun güzel olmasına rağmen bana göre iyi kurgulanmamıştı. Nedenlerimi sorarsanız; . Senaryoda boşluklar vardı. Bundan kastım bir olayı sadece bir sahnede anlatıp yaşanmış gibi gösteriyordu. Sadece bir bakışta adam büyük bir aşk acısı çekecek hale geliyordu. Yine sadece bir yaylaya çıkmayla adam gençliğinde yaşayamadığı günleri yaşıyor anlatılmak isteniyordu. Bunu yapmak bu kadar kolaysa sadece cümle yazsın aşk yaşıyor siz derinleştirin, gençliğini yaşıyor siz anlayın vs die. . Annesinin tavırlarını pek gerçekçi bulamadım aslen o yerlerde büyümüş olmama rağmen oğlunun hasretinde anlatığı gibi ne hale gelen bir anne hiç yoktansa 10 yıldır görmediği oğlunu görünce biraz daha cana yakın davranırdı. . Film bir fotoğraf karesi, biraz tik-tak sesi ve seyircinin o fotoğrafa bakış açısı şeklinde ilerlerken bence bir filmin sahip olması gereken en büyük özelliği akışkanlığını kaybetmiş. Her zaman gittiğim sinemalarda biri olmasına rağmen şuana kadar hiç olmayan bir şey oldu ve millet kendi arasında muhabbete başladı. Film her ne kadar sanatsal olursa olsuna veya her ne kadar seçici seyirci isterse istesin bence bu filmi merak edipte gelenlerin üzerinde bu sıkılgan havayı bırakmamalıydı. . Filmin kullanmış olduğu siyasi suçlulara yapılan işkenceler, o zamana ait olayları gösteren sahneler çok yapaydı. Ben en çok burada eleştirirdim filmi. Yani bir film yapıyoruz ana konusunun dayandığı temel noktalardan biriside o yıllarda karşılaşılan cezaevi şartları oluyor ve biz bu noktayı göstermek için her zaman tvde gördüğümüz, ve genelde dışarıdan bakan bir kameraman gözüyle çekilmiş sahneleri gösteriyoruz. Kişi bu işkenceleri çeken birisi değil mi, kişi açlık grevine kalan kişi değil mi neden kişi hayal kurarken bunları görmüyorda dışarıda ki kameramanın çektiği görüntüleri görüyor buna anlam veremedim aynı hayali ben tvde ki olayları izledikten sonrada kurabilirdim. Sonuç olarak ilk baştada söylediğim gibi konusu çok güzel, o eşsiz manzaralar ve elbette yakalamış olduğu fotoğraflar(kareler) ama heralde sinema ve fotoğraf sanatı arasındaki farkdan bahsetmeme gerek yok. Çok derin olaylar bir sahnede yaşanıp bitiriliyor, hiç gerçekçi olmayan (son sahne hariç) bir anne modeli sürekli karşımıza çıkıyor, fotoğraflara dalıp filmin akışı gidiyor, ve başrol oyuncumuz yaşadığı şartları hatırlarken hep TRT kayıtlarını görüyor. Biliyorum belki biraz fazla yazdım ancak bunun bir nedenide burada bu denli yüksek puan alan bir filmin hiç eleştrilmemiş olmasıdır. Ancak şunu belirteyim filmin son sahnesi ölüm sahnesi bence muhteşemdi. Sadece bu sahne için bile görmenizi tavsiye edeceğim bir film.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.